ASAYİŞ - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 12:03

İnegöl’ün karateci ailesi: Bu ailede kemer kuşaktan kuşağa geçiyor

A
A
A
İnegöl’ün karateci ailesi: Bu ailede kemer kuşaktan kuşağa geçiyor

Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşayan Kocal ailesi, karateyi yalnızca bir spor değil, adeta bir yaşam biçimi haline getirdi. Yıllardır Kyokushin-Kan branşında mücadele eden aile, kazandıkları Türkiye, Avrupa ve dünya dereceleriyle dikkat çekiyor. Anne, baba ve 6 çocuğun tamamının milli sporcu olduğu aile, şimdi ise üçüncü kuşağı yetiştiriyor.


İnegöl’de 1983 yılında karateye başlayan 51 yaşındaki İsmail Kocal, yıllar içinde sporculuktan antrenörlüğe uzanan kariyerini ailesiyle birlikte sürdürdü. Eşi Özlem Kocal(46) ile birlikte çocuklarını da küçük yaşlardan itibaren karateyle tanıştıran Kocal çifti, bugün Türkiye’nin örnek sporcu ailelerinden biri olarak gösteriliyor.


Ailenin büyük kızı milli karateci İrem Sena Efe(27), 2021 yılında milli karateci Murat Efe ile evlenerek sporcu bir aile geleneğini sürdürdü. 2 çocuk annesi olan Sena Efe, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında üst üste Türkiye şampiyonu olurken "En Teknik Sporcu Ödülü"ne layık görüldü.


Ailenin oğullarından Furkan Osman Kocal(26), bölgesel, ulusal ve uluslararası organizasyonlarda önemli dereceler elde etti. Aybüke Seda Kocal(21) ise 2 kez dünya şampiyonu olarak büyük başarıya imza attı. Berra Su Kocal(17) da 2024 yılında milli takıma seçilerek aile geleneğini sürdürdü. Ailenin diğer çocukları Aynisa Sema ile Muhammed İbrahim Kocal da karate sporuyla aktif olarak ilgileniyor.


"Torunlarımı hazırlıyorum"


1983 yılında İnegöl’de karateye başladığını ifade eden İsmail Kocal ise yıllar içinde sporculuktan antrenörlüğe uzanan bir süreç yaşadığını belirtti. Kocal, ailesinin de bu branşta önemli başarılara imza attığını dile getirdi.


İsmail Kocal, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Adım İsmail Kocal. 1983 yılında karateye başladım İnegöl’de. 83 yılından 94 yılına kadar İnegöl’de sporcu olarak sporuma devam ettim. 94 yılında antrenörümüz şehir değiştirdiğinden dolayı işin başında en yüksek temel olarak ben kaldım ve o gün bugündür de antrenörlüğe devam ediyorum. 96’da askere gittim. Askerlik görevimde yine karatanrönlük yaptım. Askerlikten geldikten sonra da spor salonu açtım. Spor kulübü işletmeye başladım ve o gün bugündür de antrenörlüğüme devam ediyorum. 6 çocuğum var. En ufakından en büyüğüne hepsi Türkiye, Avrupa, Dünya dereceli. Hepsinin Türkiye, Dünya ve Avrupa şampiyonlukları var. Yine eşimin dünya şampiyonluğu var. Dünyanın birçok ülkesinde mücadelelere katılarak Türkiye adına ve hepsi bayrağımızı dalgalandırdı. Şu an torunlarımı hazırlıyorum. 3 tane torunum var. Biri 1 yaşında, diğeri 3 yaşında. Onları da yine bu spora adapte ettik. Bu sporu yapıyorlar ve Kyokushin kan branşında Türkiye temsilciliği yapıyorum. Kyokushin kan branşında hayatımıza nakşettik. Hayatımızın bir parçası oldu. Bir yaşam biçimimiz oldu. Bu yaşam biçimini benimsedik. Bununla da yaşamaya devam ediyoruz. Allah uzun ömür verdiği sürece biz bunları yapacağız. Torunlarıma, torunlarımın torunlarına bu sporu devam ettirmeye çalışacağım."


Yaşam tarzımız oldu


Evliliğinden bu yana Kyokushin Kan ile ilgilendiğini belirten Özlem Kocal, aktif sporculuğun yanı sıra antrenörlük ve hakemlik görevlerinde de yer aldığını söyledi. Kocal, karateyi yaşamlarının bir parçası haline getirdiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: " Ben Özlem Kocal, 1980 doğumluyum. Eşimle evlendiğimden beri bu sporla uğraşıyorum. Kyokushin kan yaşam tarzımız oldu. Yıllardır aktif sporculuk yapıyorum. Bunun yanında antrenörlük yapıyorum. Hakemliklerde görev alıyorum, yurt dışı maçlarında kamplara katıldım. Avrupa ve dünya derecelerim var. Bunun yanı sıra bölgesel maçlarda dereceler aldım. Türkiye şampiyonluklarım var, bu bizim için yaşam tarzı oldu. Sporu tüm ailelere tavsiye ederim. Çünkü ben çocuklarımla, torunlarımla birlikte spor yapıyorum ve spor yapmaktan zevk alıyorum. Kyokushin kan bizim yaşam tarzımız oldu. Bir sürü derecenin yanında en çok motive eden yanı çocuklarla bir arada ahlaklı bir temel kurmak hedefimiz. Bu yönde de ilerlemeye çalışıyorum. Burada velilerimizin de sporcularımızın da çok katkısı oluyor."



İnegöl’ün karateci ailesi: Bu ailede kemer kuşaktan kuşağa geçiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Alevlerin sardığı evde can pazarı: Yaşlı çift son anda itfaiye ekiplerince kurtarıldı Isparta’nın Yalvaç ilçesinde çıkan yangında iki katlı ahşap ev alevlere teslim oldu. Evde bulunan 7 kişiden biri camdan atlayarak, 4 kişi ise çevredeki vatandaşların battaniye yardımıyla yaptığı müdahaleyle kurtulduğu öğrenildi. Evde mahsur kalan yaşlı çift ise itfaiye ekiplerinin merdivenli araçla gerçekleştirdiği operasyonla son anda tahliye edildi. Yangının ilk anları cep telefonu kameralarına saniye saniye yansırken, yaşlı çiftin kurtarılma anları da anbean kaydedildi. Yangın, Isparta’nın Yalvaç ilçesi Leblebiciler Mahallesi Boyacı Sokak’ta bulunan iki katlı ahşap ve kerpiç evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mehmet D.’ye ait müstakil evde henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm evi sararken, yükselen dumanları fark eden vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yangının ilk dakikalarında çevredeki esnaflar da seferber oldu. Dumanları fark eden vatandaşlar, battaniye açarak evde bulunan Filiz D., Adem D. ile torunlar Mehmet Eren D. ve Ata D.’nin güvenli şekilde tahliye edilmesine yardımcı oldu. Ev sahibinin oğlu İbrahim Ethem D.’nin ise camdan atlayarak kurtulduğu öğrenildi. Yaşlı çiftin kurtarılma anları anbean kaydedildi Yangının büyümesi üzerine evde mahsur kalan ev sahibi Mehmet D. ile eşi Nuriye D., itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle merdivenli araç kullanılarak kurtarıldı. Yangında dumandan etkilenen 7 kişiden 6’sı ambulanslarla Yalvaç Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayda can kaybı yaşanmazken, iki katlı ahşap ve kerpiç ev tamamen kullanılamaz hale geldi. Alevler çevredeki evlere sıçramadan söndürüldü İtfaiye ekipleri yoğun çalışmanın ardından yangını kontrol altına alarak alevlerin bitişikte bulunan diğer ahşap evlere sıçramasını önledi. Yangının ardından bölgede soğutma çalışmaları sürerken, yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı. Öte yandan, evin alev alev yandığı ve yaşlı çiftin itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldığı anlar kameralara anbean yansıdı.
İstanbul Bayramın son gününde Adalar vapuruna koştular Kurban Bayramının son gününü ve sıcak havayı değerlendirmek isteyen İstanbullular, Adalar’a gidebilmek için Kabataş İskelesi’nde yoğunluk oluşturdu. Öğle saatlerinde iskelede yoğunluk oluşurken, o yoğunluk kameralara yansıdı. İskele önünde bekleyen iki arkadaş ise röportaj esnasında Adalar’a gitmeye karar verdi. İstanbul’da Kurban Bayramı tatili ve güneşli hava birleşince vatandaşlar kendilerini sahillere attı. Bayramın son gününü değerlendirmek isteyen ve güneşli havanın tadına varmak isteyen vatandaşlar, Adalar’a gitmek için Kabataş İskelesi’ne akın etti. İskeleye gelen vatandaşlar vapurlar önünde yoğunluk oluştururken, turnikelerden geçen yolcular koşarak vapurlara bindi. İskele önünde bekleyen iki genç ise İHA muhabirinin röportajı esnasında Adalar’a gitmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte Adalar’a gitmek için Kabataş’a gelen Sena Dursun, "Ailecek adalara gidelim dedik. Bayram tatilini değerlendirelim dedik. Bu güzel havayı kaçırmayalım dedik. Çok güzel yani, hava güzel, bayram güzel. Bayram çok çok güzel geçiyor. Hep gezdik. Hiç evde durmadık yani. Bu fırsatı değerlendirelim dedik. Adalara daha önce hiç gitmedim. İlk defa gideceğim. Büyükada’ya gidelim dedik, deneyimlemiş oluruz hem" şeklinde konuştu. Bursa’dan İstanbul’a geldiğini dile getiren Talha Şenyiğit, "Bursa’dan geldim. Dün Sayın Cumhurbaşkanımızın programı vardı. Sabah Ayasofya’daydık. Daha sonrasında Haliç Kongre Merkezi’ne geçtik. Bayramlaştık. Sayın Cumhurbaşkanımızı da orada gördük. Selam verdik. Tabii oranın hem manevi hem de atmosferi çok mükemmeldi ki Ayasofya gibi bir yerde şu an bayramın neticesinde mükemmel bir atmosfer vardı. Şimdi burada adalar olsun, buradaki kalabalık olsun İstanbul’un huzurunu yaşatıyor. Onun ardından gezdik. Biraz da buranın atmosferini de yaşadık. Buradan Mudanya’ya geçeceğiz, Bursa’ya. Daha sonrasında da işimize bakacağız inşallah" ifadelerini kullandı. Bayramlarda İstanbul’u çok sevdiğinden bahseden Furkan Diner, "Ben İstanbul’dayım, buradayım. İstanbul’u çok seviyorum. Özellikle bayramda bir başka seviyorum. Çünkü İstanbul’umuz bomboş oluyor, trafik sorunu olmuyor. Bir yandan da denizin rengi de şu an turkuaza döndü. Tam böyle fotojenik bir İstanbul’u izliyoruz. Manzarası mükemmel, insanları mükemmel. Yani bayramda İstanbul gezilir bence. Mükemmel bir yer. Dün de arkadaşımın da dediği gibi programlara katıldık. Çok rahat bir şekilde İstanbul’u gezebiliyorduk" dedi. Diner ve arkadaşı Talha Şenyiğit konuşmalarının devam ederken birlikte Adalar’a gitmeye karar verdi. Diner, "Bir yandan da İstanbul’da şimdi adaları da gezmek istiyorum. Oralar da çok hoş yerler. Adaları da gezeceğim. İnşallah bayramı bu şekilde dolu dolu geçireceğiz. Buradan adalara geçeriz değil mi? Geçeriz. Bence adalara geçelim. Bence de adalara geçelim" şeklinde konuşarak anlaştılar.