EKONOMİ - 07 Ocak 2026 Çarşamba 09:48

Kraliçe incirinin ihracatında kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu

A
A
A
Kraliçe incirinin ihracatında kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu

Bursa’da geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Kraliçe iniciri olarak bilinen Bursa siyah incirinde ihracat 2024’e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı.İhracatta kilogram başı değer 1 dolar artışla yüzleri güldürdü.


Uludağ İhracatçı Birliklerinden alınan bilgiye göre, Ege’den Marmara’ya, Akdeniz’den Anadolu’ya uzanan bereketli topraklara sahip Türkiye, hem taze hem de kurutulmuş incir üretiminde dünya lideri olarak ihracattan önemli pay alıyor.


Yüzyıllardır bu topraklarda yetişen, doğallığıyla, eşsiz aromasıyla ve yüksek besin değeriyle Bursa’nın dünyaya armağan ettiği bir kültür mirası olan Bursa siyah inciri, birçok ülkede sevilerek tüketilen meyvelerin başında geliyor.


"Bursa Karası" olarak da bilinen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 3 Mayıs 1990’da "Bursa siyahı" olarak tescil edilen Bursa siyah inciri, Avrupa Birliğinden resmi tescilini 24 Eylül 2024’te aldı.


Tanımlı coğrafi alanı Bursa’da toplam 151 köy/mahalleyi kapsayan Bursa siyah inciri, Türkiye’nin toplam incir ihratacının yüzde 70’inden fazlasını karşılıyor.


Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Bursa siyahında ihracat 2024’e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı.


İhracatta kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu


2024’te kilogram başına 3,46 dolardan ihraç edilen Bursa siyahı, 2025’te yaklaşık 1 dolar değerlendi ve kilosu 4,43 dolardan yurt dışına gönderildi.


Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin (UYMSİB) bu üründeki geçen yıl ihracatı ise 33,6 milyon dolar olarak gerçekleşti.


En fazla ihracat Almanya’ya


Bursa siyahında en fazla ihracat 21 milyon dolarla Almanya’ya yapıldı. Bu ülkeyi, 7,8 milyon dolarla Avusturya, 6 milyon dolarla Hollanda, 5,8 milyon dolarla Birleşik Krallık ve 4 milyon dolarla İsviçre izledi.


UYMSİB Başkanı Senih Yazgan, zirai don ve kuraklık nedeniyle oluşan kalitesiz ürün yüzünden ihracatın bu rakamlarda kaldığını belirterek, "Miktar olarak ihracatımız 18 bin tonlardan 15 bin tona geriledi. Kaliteli ürün olsaydı çok daha iyi rakamlara ulaşabilirdik" dedi.


Yazgan, Bursa siyahının Türkiye’nin farklı bölgelerinde yetiştirilmeye başlandığını belirterek, "Aydın bölgesinde, İzmir, Manisa ve Denizli’de üretiliyor. Bursa daha kalın kabuklu raf ömrü daha uzun, diğerleri ince kabuklu. Erkenci olması dolayısıyla pazarda avantajlı oluyor, çiftçi de kazançlı gördüğünden üretiyor" diye konuştu.


Yaşanan olumsuzluklara rağmen 70 milyon doları geçen bir ihracata imza atılmasının başarı olduğunu vurgulayan Yazgan, Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin yüksek olduğunu ancak yeterince değerlendirilmediğini söyledi.



Kraliçe incirinin ihracatında kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Muş Muş’ta çiğ süt soğuk zincir projesi hayata geçti Muş’un Yeşilova beldesinde kurulan süt toplama merkeziyle birlikte çiğ süt, piyasanın üzerinde 24 TL’den alınmaya başlandı. Muş’un Yeşilova beldesinde süt toplama merkezinin faaliyete geçmesiyle birlikte üreticiler rahat bir nefes aldı. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında, çiğ sütler piyasa fiyatının üzerinde değerlendirilerek çiftçiye ekonomik katkı sağlanıyor. Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA)’nın finansman desteğiyle hayata geçirilen "Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi" kapsamında köylerde üretilen sütler modern sistemlerle toplanarak soğuk zincirle muhafaza ediliyor. Normal şartlarda mandıralarda yaklaşık 16 TL’den alıcı bulan süt, bu proje sayesinde 24 TL’den üreticiden alınmaya başlandı. Piyasanın üzerinde belirlenen alım fiyatı, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin yüzünü güldürürken, projenin bölge genelinde yaygınlaştırılmasıyla hayvancılık sektörüne önemli katkı sunması bekleniyor. Muş Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cemal Aral, Merkezlerde toplanan sütlerin, paydaşlar ve üreticilerle yapılan anlaşmalar doğrultusunda gerçek değeri üzerinden alındığını ifade ederek, "Bugün çiftçilerimizle birlikte kurduğumuz süt toplama merkezlerinde, Muş Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (DAKA) katkılarıyla süt toplama merkezlerini hayata geçirdik ve sütleri burada topluyoruz. Gerek paydaşlarımızla gerek çiftçilerimizle yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda sütün değeri ne ise o fiyattan alıyoruz. Mandıralar sütü 14-15 liradan alırken, Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyat ne ise biz de o fiyattan alıyoruz. Bunun altında asla alım yapmıyoruz. Bu da çiftçinin kazancıdır. Çiftçi sütten para kazandıkça hayvancılığını genişletiyor ve hayvan sayısında artış yapıyor. Sütün yağ oranı ne kadar yüksek olursa fiyat da o kadar yükseliyor. Şu anda 4 yerde süt toplama merkezimiz var. Bu merkezlerin sayısını yavaş yavaş 17’ye çıkarmayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte daha da artırmayı ve tüm köylerde açmayı düşünüyoruz" dedi. Yeşilova Kültür Mahallesi Muhtarı Ömer Karabulut ise "Ben de daha önce sabahları, burası açılmadan önce sütümü mandıraya veriyordum. Tabii ki bu durum bizim için büyük bir memnuniyet oldu. Devletin verdiği desteklerden gayet memnunuz. Bu desteklerle birlikte hayvancılığımız artmıştır. İnşallah bu şekilde devam edeceğiz" şeklinde konuştu.