MAGAZİN - 30 Ocak 2026 Cuma 13:10

Makine sektör temsilcilerinden BTSO’da dev buluşma

A
A
A
Makine sektör temsilcilerinden BTSO’da dev buluşma

Makine sektör temsilcileri BTSO’da buluştu. 700’den fazla sektör temsilcisinin yoğun katılım gösterdiği genişletilmiş sektörel analiz toplantısında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, dünyanın köklü bir dönüşüm sürecinden olduğunu belirterek, "Yapay zekâ ve dijitalleşme ile birlikte sanayi devriminin çok ötesinde bir dönüşümün içindeyiz. BTSO olarak hedefimiz, bu yıkıcı dönüşümü en az hasarla atlatmak ve Bursa’nın önümüzdeki 50 yılda da küresel gücünü korumasını sağlamaktır." dedi.


Bursa’da makine sektörü temsilcileri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde düzenlenen 8. ve 35. Meslek Komiteleri Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı’nda bir araya geldi. BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen toplantıya sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. 700’ü aşkın makine sektör temsilcisinin katıldığı toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, makine sektörünün sanayi, üretim ve ihracat odaklı kalkınma modelinin temel taşı olduğunu vurguladı. BTSO olarak bu farkındalıkla hareket ettiklerini belirten İbrahim Burkay, "Üretimle, sanayiyle ve ihracatla kalkınmayı hedefleyen her ülkenin kendine yetebilen yerli ve milli teknolojiye sahip olması gerekiyor. Aksi halde küresel rekabette varlığınızı sürdürebilmeniz mümkün değil. Makine sektörümüz de bu anlamda stratejik bir konuma sahip. Biz stratejik planlarımızda bunu çok net ortaya koyduk ve makine sektörünü en başa yazdık." diye konuştu.


"Her sektörde ayak izi var"


Makine sektörünün yalnızca kendi alanıyla sınırlı olmadığını, savunma sanayinden havacılığa kadar pek çok sektöre doğrudan etki ettiğine işaret eden Burkay, dünyadaki makine ihracatına ilişkin veriler paylaştı. Başkan Burkay, "Bugün dünyadaki toplam makine ihracatının yüzde 60’ını yalnızca 5 ülke gerçekleştiriyor. Bu ülkeler aynı zamanda dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ına sahip. Çünkü makine olmadan üretim olmaz. Üretmek istiyorsanız, mutlaka makineye sahip olmanız gerekir. Kendi alanının dışında birçok alana hitap eden savunma sanayinden havacılığa, enerjiden otomotive kadar pek çok alanda sizlerin emeği, ayak izi var. Bu sektör bu yüzden çok kıymetli. BTSO olarak bu sektörün öneminden farkındayız. Bu vizyonla projeler geliştiriyor, sektörlerin yurt dışına açılmasına yönelik çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.


"Üretmeyen ülkelerin ne nale geldiğini pandemide gördük"


Pandemi sürecinin üretimin stratejik önemini açık biçimde ortaya koyduğunu vurgulayan Burkay, Türkiye’nin bu dönemde gösterdiği performansın güçlü sanayi altyapısının bir sonucu olduğunu belirtti. 2020 yılında pandemiyle birlikte tüm dünyanın çok net bir tablo gördüğüne işaret eden İbrahim Burkay, "Üretmeyen ülkelerin ne hale geldiğine birebir şahit olduk. Şükürler olsun ki Türkiye olarak çok kısa sürede, maskeden tek kullanımlık sağlık ürünlerine kadar her şeyi kendi imkânlarımızla üretebildik. Bu, paranın değil üretim gücünün belirleyici olduğu bir dönemdi. İşte bu yüzden üretim bu kadar önemli, bu üretimin olmazsa olmazı olan makine sektörü de bu kadar stratejik nitelikte." diye konuştu.


"Sanayi devriminin ötesinde büyük değişimin içerisindeyiz"


Küresel ölçekte yaşanan dönüşüme de değinen İbrahim Burkay, dünyada büyük bir servet transferi olduğunu belirterek, "Sanayi devrimi ile oluşan sermaye el değişiyor. Buna ister yapay zeka diyelim ister dijital çağ diyelim. Küresel dengelerin tamamen değiştiğine hep birlikte tanıklık edeceğiz. Sanayi devriminin çok ötesinde, çok daha büyük bir dönüşümün içindeyiz. Öyle bir ana tanıklık ediyoruz ki önümüzdeki süreçte göreceğiz. Bizler BTSO olarak bu yıkıcı dönüşümü en az hasarla atlatmak istiyoruz. Kentimizin ve ülkemizin önümüzdeki 50 yılda da dünyada gücünü devam ettirmeyi amaçlıyoruz. Bütün projelerimizin temelinde bu var." dedi.


"Dünyada lojistik bitmez"


Bu sürecin sanayi ve makine sektörü açısından zorluklar kadar fırsatlar da barındırdığını dile getiren Burkay, asıl hedeflerinin Bursa ve Türkiye’nin bu dönüşümden güçlenerek çıkması olduğunu söyledi. Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonuna da değinen Burkay, bu yapının Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu tarafından kurulan ilk fon olma özelliğini taşıdığını hatırlattı. İbrahim Burkay, "Dünyada lojistik bitmez. GSYF ile üyelerimizi bir araya getirdik. Fonun mantığı da bu. Bu projenin yenileri de gelecek. Yeni iş modelleri üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu projeleri hep birlikte yapacağız. Bundan sonra da üretimi, lojistiği ve sanayiyi güçlendirecek yeni iş modellerini birlikte hayata geçirmeye devam edeceğiz." diye konuştu.


"BTSO vizyoner çalışmalara imza atmaya devam edecektir"


Bursa OSB Başkanı ve BTSO Meclis Üyesi Hüseyin Durmaz ise makine sektörünün son yıllarda BTSO ve diğer sivil toplum kuruluşları nezdinde daha güçlü bir ses haline geldiğini belirterek, "Sektörümüzdeki birlik ve beraberlik bizleri onurlandırıyor. Burada böyle güçlü ve nitelikli bir topluluğu görmek son derece mutluluk verici. Makine sektörünün sesi bugün daha gür çıkıyorsa, bunda Başkanımız İbrahim Burkay’ın destekleri ve sizlerin birlikte ortaya koyduğu duruşun büyük payı var. İnşallah önümüzdeki dönemlerde de BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın bizlere sektöre katkılarıyla çok daha vizyoner projelere imza atmak için yine beraberiz. Sektörümüzden gelen her talebi Odamız çözmeye çalışacaktır. Sektörümüz krizlerden en fazla etkilenen alanlardan biri olsa da yapmış olduğumuz üretim insanlığa sağladığı fayda nedeniyle son derece kıymetli ve kutsaldır. İnşallah önümüzdeki dönemde de çok daha güçlü projelere birlikte imza atacağız." diye konuştu.


"Bursa’nın makine ihracatı türkiye ortalamasının iki katı"


Toplantıda, makine sektörüne yönelik BTSO faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştiren BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, Bursa’nın makine ihracatındaki güçlü konumuna dikkat çekti. Şener, "Bursa’nın makine ihracatı, Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katı seviyesinde. Bursa, Türkiye’nin makine ihracatının yaklaşık yüzde 12’sini tek başına gerçekleştiriyor. Bu çok önemli bir rakam. Bursa ihracatçı bir şehir. Bu, makine sektörünün kentimiz için ne kadar stratejik bir alan olduğunu gösteriyor." dedi. Son 12 yılda makine sektöründeki üye ve ihracatçı firma sayısında önemli artışlar yaşandığını belirten Şener, "2013 yılından bu yana üye sayımız yüzde 121 artmış. İhracatçı firma sayımız yüzde 350 arttı. Bu artış, firmalarımızın artık küresel pazarlara entegre olduğunu ortaya koyuyor. Dünyanın farklı coğrafyasına ihracat odaklı çalışmalar yaptık. Makine sektörümüze yönelik yurt dışı alım heyeti ve b2b programları yaptık. 18 ülkede 25 farklı şehirde 38 b2b ve fuar ziyareti gerçekleştirdik. Makine sektörü olarak yaptığımız seyahatin toplamı 20 dünya turuna eşit. Tüm bu ziyaretlerimiz bizlere önemli iş fırsatları sundu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay’ın sektörümüze destekleri olmasa bu çalışmalar olamazdı. Başkanımıza katkıları için teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.


Konuşmaların ardından komite üyelerinin aktardığı sorunlar ve çözüm önerileri paylaşıldı. Toplantıya BTSO 8. Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Topak, 35. Meslek Komitesi Başkanı Meral Ertürk, BTSO Meclis Üyeleri Cem Bozdağ ve Bülent Şener de katıldı.



Makine sektör temsilcilerinden BTSO’da dev buluşma

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’un dört bir yanına Büyükşehir imzası Samsun Büyükşehir Belediye (SBB) Başkanı Halit Doğan, görev alanı dışında kalmasına rağmen ilçe belediyelerinin yetişemediği hizmetlere destek verdiklerini belirterek, "Siyasi parti ayrımı yapmadan Samsun’un ihtiyacı olan her noktada varız" dedi. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2025 mali verilerine göre Samsun Büyükşehir Belediyesi, yüzde 118,99 bütçe yeterliliği oranıyla "mali şampiyonlar" arasında yer aldı. Mali disiplini ön planda tuttuklarını vurgulayan Başkan Doğan, bu güçlü yapıyla ilçe belediyelerine verilen desteğin 2026 yılında artarak süreceğini söyledi. Belediye imkânlarının dikkatli ve planlı şekilde yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Doğan, ilçe belediyelerinin sorumluluğunda olan yerel hizmetler konusunda da vatandaşlardan yoğun beklenti geldiğini ifade etti. Vatandaşların kendisine telefon, sosyal medya ve çağrı merkezi aracılığıyla ulaştığını dile getiren Doğan, şehir içindeki ara sokaklar ve kaldırımların durumunun farkında olduklarını söyledi. Personel alımında son derece hassas davrandıklarını belirten Doğan, "İmkânları doğru yönetmek zorundayız. Personel almaya kalksak belediyeyi doldururuz ama yarın maaşını veremeyiz. Çalışmayan personeli verimli hâle getirmeye, mümkün olmazsa başka alanlarda çözüm üretmeye çalışıyoruz. Kaynağı etkin ve verimli kullanmak hem bizim hem de diğer belediyelerin sorumluluğu. Sonrasında da hizmet geliyor" diye konuştu. "Dışarıdan gelen vatandaşlar, hangi yolun hangi belediyeye ait olduğunu bilmez" Amaçlarının Samsun’un daha güzel bir şehir olması olduğunu belirten Başkan Doğan, "Büyükşehir’in yol ağlarının bittiği yerlerde, ilçelerde zaten giriyoruz şu anda. Bu sene Atakum’da da, İlkadım’da da, merkezdeki ilçelerimizde de, çevre ilçelerimizde de çalışma yaptık. Tabii çok böyle gözle görülür olmamış olabilir. 2026’da bunu daha da artıracağız. Meclisten de bir karar aldık, ‘Samsun Büyükşehir Belediyesi ara sokaklarda da çalışma yapabilir’ diye. Görev alanı dışındaki çalışmalarda yüzde 10’u geçemiyoruz. Yüzde 10’a göre geçen yıl çalıştık. Bu yıl da çalışacağız. Olabildiğince biraz şu bizim de işte ana arterlerde yol sorunlarımız var. Yani yol konforumuz çok iyi değil. Dolmuş hat güzergâhlarımız kötü. Özellikle bu sene 100. Yıl Bulvarı’nı yenileyeceğiz. Atakum’da İsmet İnönü Bulvarı’nı yenileyeceğiz. Atatürk Bulvarı’yla ilgili bir proje çalışmamız var. Onu tam netleştireceğiz. Ondan sonra ilan etmeyi planlıyoruz. Çünkü orada orta refüjü kaydırmak, yan yolları daha stabil hâle getirmek gibi biraz zahmetli bir işimiz var. Biraz da uzun sürecek, 18 ayı bulabilecek bir iş. Bunları yaparken de ilçe belediyelerimizin üzerindeki yol ağlarına da destek vermeye devam edeceğiz. İnşallah imkânlarımız arttıkça bu destek artacak. Bu destek arttıkça insanlarımızın mutluluğu artacak. Çünkü Samsun’a gelen, Samsun’da yaşayan birisinin bu yol Büyükşehir’e mi ait, bu yolun ilçe belediyesine mi ait bilme durumu yok, bilme zorunluluğu da yok. Birbirimize destek olarak arkadaşlarla çalışacağız. Bütün belediye başkanlarımızla ilişkilerimiz çok iyi. Yani biz seçimi bitirdikten sonra artık iktidar, muhalefet vesaire olarak bakmıyoruz. Bütün herkes Samsun halkının iradesiyle seçilmiş, görevinin başında belediye başkanımızdır. Biz de ona göre bir ilişki kurarak yolumuza devam ediyoruz. Herkesin ne sıkıntısı varsa çözmek için gayret ediyoruz. Abi-kardeş ilişkisi içerisinde şehre hizmet etmeye çalışıyoruz. Olması gereken bütün talepleri buradan bir şekilde geçirmeye de gayret ediyoruz. Biz de fikirlerimizi söylüyoruz, istişare ediyoruz" diye konuştu. "Atakum’a benzinlik alanı oluşturduk, Tekkeköy’den arsa aldık, işçi maaşlarını ödediler" Personel maaşlarını ödemekte zorlanan belediyeler ve diğer ilçe belediyelerine yardım elini uzattıklarını ifade eden Başkan Doğan, "Yakın zamanda Atakum Belediyesi yetkilileri ile bir araya geldik. Tekkeköy’de bir arsa satın aldık. Tekkeköy Belediyesi’nin bir arsası. Biraz maaşı ödediler oradan. Destek veriyoruz, arkadaşlarımızın ne konuda bir destek talepleri olursa. Atakum’a bir tane benzin istasyonu yeri oluşturduk imarda. Satacak, oradan bir gelir elde edecekler. Yani tıkandıkları, önlerini açmamız gereken her noktada yardımcı oluyoruz. Olabilecek her işlerinde biz yanlarındayız. Samsun’un mutluluğu önemli. Benim de evim Atakum Belediyesi’nin yol ağı sorumluluğunda nihayetinde. Çöpümüzü Atakum Belediyesi topluyor. Atakum Belediyesi ne kadar güçlü olursa biz o kadar mutlu oluruz. Bizim buna ya güçlü olsun güçsüz olsun, seçilsin seçilemesin benim böyle bir derdim yok. Bu seçmen tercihidir. Siz ne istediğiniz değil, nasibin ne olduğu önemli. Dolayısıyla da biz arkadaşlarımızla beraber el birliğiyle çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Atakum, Tekkeköy ve her ilçede şu anda şantiye gibi Büyükşehir’in bir çalışması olduğunun altını çizen Doğan, "Yakakent’ten girin, Terme’den çıkın. Olmadığımız ilçe yok, olmadığımız yer yok. Hiçbir şey yapmıyorsak park yapıyoruz. Hiçbir şey yapmıyorsak yol yapıyoruz. Daha kalıcı işler yapmak isteyen arkadaşlarla kalıcı işler yapıyoruz. Terme’de kadınlar plajı yapıyoruz. Alaçam’da büyük bir millet bahçesi yapıyoruz. Yakakent’e şimdi gireceğiz. Bafra’da 20 dönümlük bir millet bahçesi yapıyoruz. 153 restoran yaptık. Çarşamba’da bir 153 restoran için yer oluşturduk. Yine bir tane Petek Kafe yapıyoruz, Çarşamba’da yerini oluşturduk. Bafra’da başladık, bir tane Petek Kafe yapıyoruz üniversite ve lise öğrencilerimiz için. Samsun Atakum’da bir tane daha Petek Kafe’ye başlayacağız. İlkadım’da balık restoranı yapıyoruz. Canik’te çalışıyoruz. Bir taraftan Şehir Hastanesi’ne tramvay hattımız gitmiş olacak. Canik’teki Ulus Caddesi, Mesut Birinci Caddesi’ni bu yıl yenileyeceğiz. 100. Yıl Bulvarı’nı Canik devamlılığına kadar bitirmiş olacağız. Her ilçede gayretle çalışıyoruz. Belediye başkanlarımız da gayretle çalışıyor. İnşallah hep beraber Samsun’umuza hizmet etmiş oluruz" ifadelerini kullandı.
Antalya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte paramızı ödediğimiz halde alamadığımız ürünleri bugün dünyaya satıyoruz" Antalya’da düzenlenen Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayisinde önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, "Geçmişte paramızı ödediğimiz halde bize satılmayan ürünleri bugün dünyanın dört bir yanına parası mukabilinde satar hale gelmiş durumdayız" dedi. Antalya’nın Serik ilçesindeki Belek Turizm Merkezi’nde 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı başladı. Çok sayıda ihracatçının katılım sağladığı konferans, açılış konuşmalarıyla başladı. "Dünya yapısal bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel düzeyde güvenlik endişelerinin ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğine dikkat çekti. Dünyada güç dengelerinin değiştiğini vurgulayan Yılmaz, yaşanan gelişmelerin belli siyasi tercihlerden çok daha öte, yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi. Jeopolitik gerilimlerin ve yapay zekâ başta olmak üzere teknolojik dönüşümün güvenlik alanını doğrudan etkilediğini belirten Yılmaz, NATO ve Avrupa Birliği’nin savunma harcamalarına yönelik hedeflerinin de bu dönüşümün somut göstergeleri olduğunu ifade etti. NATO’nun harcama hedeflerini artırdığını söyleyen Yılmaz, "Jeopolitik gerilimlerin, belirsizliklerin arttığı, teknolojik dönüşümün yapay zeka merkezli hızlandığı bir ortamda stratejilerimizi belirlemek durumundayız. Bunu somut olarak NATO’nun hedeflerinde görüyoruz. 2035’te milli gelire oranla yüksek oranda harcama hedefleri konmuş durumda. Bunu yine Avrupa Birliği’nin tartışmalarında görüyoruz. Avrupa’nın güvenliği şu anda çok yoğun bir tartışma sürecinden geçiyor. Avrupa, başkalarına güvenerek yola devam edemeyeceğini, kendi çarelerini aramak gerektiğini gördü. Rusya-Ukrayna çatışması bağlamında özellikle. Bir taraftan da ABD’nin ’Artık bu maliyeti ben tek başıma yüklenmek istemiyorum’ yaklaşımını görmüş durumda. Dolayısıyla Avrupa, savunma alanına çok daha fazla kaynak ayıracak" dedi. "Savunma sanayi güçlü siyasi irade olmadan gelişemez" Bir ülkenin güvenliğinin yalnızca silahlarla ölçülemeyeceğini dile getiren Yılmaz, ekonomik, kültürel, idari ve hukuki yapının da güçlü olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin savunma sanayisinde avantajlı bir konumda olduğunun altını çizen Yılmaz, bu avantajın erken dönemde ortaya konulan güçlü siyasi iradeden kaynaklandığını vurguladı. Yılmaz, savunma sanayinin önemine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu alana erken dönemde verdiği güçlü desteğin Türkiye’yi küresel ölçekte avantajlı bir noktaya taşıdığını ifade etti. "185 ülkeye ihracat yapan bir savunma sanayimiz var" Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, 3 bin 500’ü aşkın firmanın faaliyet gösterdiğini, bin 400’ün üzerinde projenin yürütüldüğünü ve yaklaşık 100 bin kişiye nitelikli istihdam sağlandığını belirtti. Yakın gelecekte istihdamın 150 bine çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi. Savunma sanayisinde yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranına ulaşıldığını kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin 185 ülkeye ihracat yaptığını belirterek, "Ürün çeşitliliği artmış bir savunma sanayi söz konusu. Geçmişte paramızı ödediğimiz halde bize satılmayan ürünleri bugün biz dünyanın dört bir yanına parası mukabilinde satar hale gelmiş durumdayız. Aslında bu Türkiye’nin bence son çeyrek yüzyılını özetliyor" dedi. "10 milyar doları aşmak yeni sorumluluklar getiriyor" Savunma sanayi ihracatının 10 milyar doları aştığını hatırlatan Yılmaz, bu başarının yeni bir muhasebe yapılmasını zorunlu kıldığını belirtti. Türkiye’nin artık çift haneli ihracat yapan ülkeler arasında kalıcı bir şekilde yer alması gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Satın alma gücüne göre dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz. Savunma sanayisinde ise ilk 10 ihracatçı ülke arasına girmiş durumdayız. Yeni hedefler belirlememiz lazım. Artık bu yeni teknolojilerin, yapay zekanın çok daha etkili şekilde sisteme girmesi gerekiyor. Ürün bazlı ortaklıkların daha fazla gelişmesi lazım. ABD dünyanın en zengin ülkesi, orada bile bir ürün geliştirirken birçok ülkeyi işin içine dahil ediyorlar. Başkalarının ürettiği sistemlerle ülkelerin nereye kadar yürüyebileceğini çevremizdeki bazı örneklerden görmüş olduk. Kendi ürünlerimizi geliştirmek durumundayız. Savunma sanayisi güçlü olmayan bir ülkenin uluslararası politikada bağımsız tutum alması zor" diye konuştu. Savunma sanayisinin cari açığın düşmesine destek olduğunu belirten Yılmaz, "Bizim ekonomimizde en büyük mesele, cari açık meselesidir. Hem ihracat artışıyla hem ithalat ikamesiyle savunma sanayimiz cari açığın kalıcı bir şekilde düşmesine ciddi katkı sunuyor. Önümüzdeki dönemde bunu çok daha belirgin bir şekilde görmüş olacağız. Nitelikli istihdamla, katma değeri yüksek üretimle daha büyük gelir oluşturmuş oluyoruz. Savunma sanayisinde gelişen teknolojiler bir süre sonra sivil endüstrilere de sirayet ediyor. Neden sağlık endüstrilerinde de savunma sanayiinde olduğu gibi yerli ve milli üretimi çok daha yükseklere taşımayalım" şeklinde konuştu. "Kartlar yeniden karılıyor, dengeler yeniden kuruluyor" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, küresel ölçekte savunma, ekonomi ve ticaret alanlarında köklü bir dönüşüm yaşandığını belirterek, mevcut uluslararası düzenin ciddi şekilde aşındığını söyledi. "Kartlar yeniden karılıyor, dengeler yeniden kuruluyor" diyen Bolat, "İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan savunma, ekonomi, nakli ve ticaret rejimlerinde ciddi aşınmalar, hatta çatırdamalar var. Davos’ta yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda da dünya liderleri bunu açık şekilde itiraf etti. Gümrük vergisi savaşları başladı, ticaret savaşları başladı. Rekabetçilikte ve fiyatlama davranışlarında çok önemli değişiklikler yaşanıyor" dedi. Türkiye’nin Batı’daki karmaşa ile Doğu ve Uzak Doğu’daki hızlı ilerleme arasında bulunduğunu vurgulayan Bolat, "Biz bu tabloya göre stratejilerimizi çiziyoruz ve sürekli dinamik bir politika üretme süreci içinde hareket ediyoruz. Avrupa Birliği’nin Hindistan’la ve Mercosur ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmaları önemli gelişmeler. Ancak unutulmamalı ki Avrupa Birliği’nin zaten 75 serbest ticaret anlaşması var. Bizimle de 30 yıldır gümrük birliği mevcut ve bu süreçten çok iyi şekilde istifade ettik" ifadelerini kullandı. İhracatın Türkiye ekonomisindeki kritik rolüne dikkat çeken Bolat, "2025 yılında 396 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatıyla yılı kapattık. Mal ihracatında 11,7 milyar dolarlık net artış sağladık. İhracat, büyümemizin en önemli motorlarından biridir. Göreve geldiğimden bu yana savunma sanayi ihracatımız neredeyse yüzde 100 arttı ve 10 milyar 54 milyon dolara ulaştı. Türk savunma sanayi ürünleri gittiği her yerde kalite, teknoloji ve sağlamlıkla anılıyor" dedi. Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak savunma sanayii ihracatçılarını tüm destek mekanizmalarından faydalandırdıklarını vurgulayarak, "Orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı yüzde 43,5’e yükseldi. Bu tablo, başardıklarımızla iftihar etmemiz gerektiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. "2025’te ihracat yüzde 48 artışla 10,54 milyar dolara ulaştı" Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise "Savunma ve havacılık sanayii ihracatına genel bakış" başlıklı konuşmasında sektörün ihracat performansını ayrıntılı verilerle paylaştı. Görgün, bölgesel dağılıma ilişkin şu bilgileri verdi: "2025 yılında savunma ve havacılık sanayii ihracatımız 10,54 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 48’lik artış anlamına geliyor. Avrupa’ya 4,3 milyar dolar, Orta Doğu’ya 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Slovakya oldu." Savunma sanayiinin Türkiye’nin toplam mal ihracatı içindeki payının hızla arttığını belirten Görgün, "2022 yılında bu oran yüzde 1,7 iken, 2025 itibarıyla yüzde 3,6 seviyesine yükseldi. Uluslararası endeksler de Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişini teyit ediyor. Yayınlanmış verilere göre Türkiye, dünyada son 10 yılda bir önceki 10 yıla oranla ihracatını en çok artıran ülke olmuştur" diye konuştu. Hizmet ihracatına ilişkin ilk kez veri toplandığını da açıklayan Görgün, "2025 yılında mal ihracatına ek olarak 184 milyon dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdiğimizi tespit ettik. 2025 yılında sektörümüz, bir önceki yıla göre yüzde 79 artışla toplam 17,9 milyar dolarlık yeni sözleşme imzaladı. Bu sözleşmelerin önümüzdeki yıllarda teslimata dönüşmesiyle yeni ihracat rekorları göreceğiz. 2021 yılında kişi başına düşen ihracat cirosu 45 bin dolar seviyesindeydi. 2025’te bu rakam 100 bin dolara ulaştı. Küresel ölçekte ihracat başarısı bulunan yabancı şirketlerde ise bu rakam, kişi başına yaklaşık 300 bin dolar civarındadır. Bizim de verimli bir ihracat için, sektör ortalamasında 300 bin dolar seviyesini yakalamamız gerekiyor" dedi. Sivil sektörlere açılımın önemine dikkat çeken Görgün, "Savunma sanayi firmalarının sivil alandaki satış oranları küresel ölçekte yüzde 50’ler seviyesinde. Biz de sektör olarak, sahip olduğumuz teknolojileri sivil pazarlara da çözüm üretecek şekilde ürünleştirmeye daha fazla kafa yormalı, strateji oluşturmalı ve kaynak ayırmalıyız" ifadelerini kullandı. İhracat şampiyonlarına ödül Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen Savunma ve Havacılıkta 2025 İhracat Şampiyonları Ödül Töreni’nde başarılı ihracatçılara ödülleri takdim edildi. Programa; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Demiroğlu, Antalya milletvekilleri ve çok sayıda ihracatçı katıldı.
İstanbul Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor Sanatı, toplumsal gelişimin ve düşünsel dönüşümün vazgeçilmez bir parçası olarak konumlandıran Tosyalı, kültür ve sanat alanındaki destekleriyle yalnızca üretimde değil, değer oluşturmada da sorumluluk üstlenmeye devam ettiğini duyurdu. Endüstri ile sanat arasında kalıcı bağlar kurmayı hedefleyen bu yaklaşım doğrultusunda Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisine katkı sundu. Kültür ve sanat alanındaki çalışmalarını sürdüren Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın "The Grand Excess" adlı kişisel sergisi için hazırlanan kitabın sponsoru oldu. Pilevneli Dolapdere’de 29 Ocak’ta kapılarını açan ve 28 Şubat 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan "The Grand Excess", Lal Batman’ın sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorguladığı, geçmişin estetik zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştirdiği kapsamlı bir anlatı sunuyor. Sergide Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik yaklaşımlarıyla bir araya geliyor. Batman’ın eserleri; dijital ile plastiği yan yana getirirken mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlarda buluştuğu zengin bir malzeme diliyle hayat buluyor. Bu çok katmanlı yapının, izleyiciye yalnızca görsel değil, yoğun bir duyusal deneyim de sunduğu belirtildi. "The Grand Excess", geçmişin estetik değerlerini çağdaş bir bağlamda yeniden ele alan bir görsel manifesto olarak öne çıkıyor. Tosyalı, sergiye eşlik eden yayının kitap sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında ilham verici ve kalıcı bir bağ kurulmasına katkı sunduğunu aktarırken; kültürel üretimin sürdürülebilirliğine verdiği önemi de vurguladı.