POLİTİKA - 25 Mart 2025 Salı 20:00

Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Eyleme katılan arkadaşlarımıza gerekli adli ve idari işlemleri başlatacağız"

A
A
A
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Eyleme katılan arkadaşlarımıza gerekli adli ve idari işlemleri başlatacağız"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Çocuklarımızın eğitim öğretim hakkının kullanılmasını sağlıklı bir şekilde kullanmasını engelleyen, engellemeye teşebbüs eden her kim varsa bunu kendilerine yönelecek yaptırımları da katlanmakla da mükelleftir. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu eylemlere katılan arkadaşlarımıza, gerekli adli ve idari mekanizmaları işleterek hukuki sınırlarımız içerisinde gerekli yaptırımlar uygulayacağız" dedi.

Bursa’da ziyaretlerde bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bursa Valiliğinden basın mensuplarının sorularını cevapladı. Sokaklara çıkarak eylemlere katılan sendikalar ve eğitimciler hakkında konuşan Bakan Tekin, "Eğitimci olarak mevzuya bakmanın yanı sıra, üniversite de yıllarca anayasa hukuku siyaset bilimi dersi anlattım. Mevzuya, temel hak ve hürriyetler açısından da bakmak gerekiyor. Bir eğitimci olarak okullarımızda eğitim öğretimin aksatılmasından rahatsızım. Bunu durdurmak için yani eğitim öğretimin aksamadan devam etmesini temin etmek için her türlü tedbiri alacağımızı da açıkladık. İnsan hakları teorisi açısından baktığımızda da temel hakla hürriyetlerle ilgili bütün uluslararası literatürü kabul ettiği skala ve değerlendirme kriterleri vardır. Bütün insanların vazgeçilmez devredilemez temel hak ve hürriyetleri vardır. Hayat hakkını ve vücut bütünlüğünün korunma hakkı devredilemez. Bu türden haklar vardır. Kişinin kişiliğine sık sıkıya bağlı haklarıdır. Eğitim öğretim de bu anlamda anayasamızda güvence altına alınmış bir haktır. Yine uluslararası literatürde üzerine basa basa tekrarlamamız gereken bir şey var. Bir temel hakkın kullanımının ana kıtası bir başkasının hakkının engellenmemesidir. Bir başkasının temel hakkı elinden alınmamasıdır. Dolayısıyla sendikal hürriyetlerde anayasamızda ve ilgili mevzuatta güvence altına almıştır. İnsanlar sendika özgürlüklerini kullanabilir. Kullanmalılardır. Devlet de bu hakları güvence altına almak durumundadır. Ben de bir akademisyen olarak Milli Eğitim Bakanı olarak sendikal özgürlükleri kullanmasını garanti altına almakla mükellefim. Ancak benim yapmam gereken başka bir şey daha var. İnsanlar sendika özgürlüklerini kullanırken, başka birisinin temel hak hürriyetini elinden almaması gerekir. Bunu temin etmekte benim görevimdir. Dolayısıyla bana hiç kimse, ‘Sendikal hürriyetimi kullanıyorum. O yüzden bugün okula gelmeyeceğim. Vatandaşların çocukları da ne yaparsa yapsınlar. Başına ne gelirse gelsin’ diyemez. Bunu diyen kişi, temel hak ve hürriyeti kullandığını iddia ediyorsa yanılıyor. Bu bir başkasının temel hakkı hürriyetinin elinden alınmasıdır. Bir anayasal suçtur. Kanunlara aykırı bir davranıştır. Ben de Milli Eğitim Bakanı olarak bizi emanet eden çocuklarımızın en temel haklarından bir tanesi olan eğitim hakkının sağlık şeklinde kendilerine verilmesini temin etmekte mükellef bir görevliyim. Dolayısıyla bu anlamda çocuklarımızın eğitim öğretim hakkının kullanılmasını sağlıklı bir şekilde kullanmasını engelleyen, engellemeye teşebbüs eden her kim varsa bunu kendilerine yönelecek yaptırımları da katlanmakla da mükelleftir. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu eylemlere katılan arkadaşlarımıza, gerekli adli ve idari mekanizmaları işleterek hukuki sınırlarımız içerisinde gerekli yaptırımlar uygulayacağız" dedi.

Öğretmen atamalarında haksızlık yapıldığı iddialarıyla ilgili soru üzerine Bakan Tekin, şöyle konuştu:

"Yaklaşım farklılığından kaynaklanan bir durum söz konusudur. Çocuklar bize emanet ediliyor. Bize emanet eden çocuklara ders verecek öğretmenlerimiz seçmek için çok sayıda aday arasından en iyisini seçmek için mülakat uygulaması yapacağımızı ilan ediyoruz. KPSS sınavına ilave olarak. Bu mülakatı da kimsenin hakkını yemeyecek şekilde yapacağız. Mağdur olduğumu iddia eden arkadaşlarımız, ‘biz mülakata karşıyız o yüzden mağduruz’ bu mağduriyet değil. Şöyle mağduriyeti varsa ‘Mülakata girdik. Ama bize adaletsizlik yapıldı’ diyen arkadaşımız varsa bu mağduriyette mağduriyet gidermek için biz üstümüze düşeni yaparız. Bu tür mağduriyet oluşmaması için birçok tedbir aldık. Mülakata davet ettiğimiz kişiye Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde hangi sınıfın müfredatında soru soracağımızı da resmi olarak ifade ettik. Yani ortaöğretim ve matematik öğretmeni olarak atacağımız arkadaşımıza, ‘siz bütün matematikten değil sadece 9. sınıf matematiğinden sizi mülakata alacağız’ dedik. Mülakata girecek adayın kişisel bilgilerini adı memleketi babasının adı üzerine yorum yapabileceğimiz hiçbir kişisel bilgiyi, mezun olduğu üniversite de dahil, jüri üyeleri bilmiyor. Yani siz mülakata girerken adınız yok. Sizin 11 haneli size tanımlanmış bir numara var. Sizi sınava alacak kişi kime aldığını bilmiyor. 11 haneli ismi olan bir adayı mülakatı oldu sizi tanımadığı için sizin aleyhinize veya lehinize bir karar veremez. Aday da mülakata girdiği jüri üyeleri hakkında hiçbir bilgi sahip değil. Aday, salona girdiğinde elektronik ortamda bir tuşa bassın, bunun karşılığında kendisine 9. Sınıf matematik sorusu çıksın. Size verdiğimiz soru kağıdının altına size mülakatta sorulan soruları nasıl cevapladığınız dair bir el yazısıyla ben de şu cevapları verdim diyerek zarfa koyuyorsunuz. Yine de hakkınızın yendiğinizi düşünüyorsanız. Kamera kayıtlarından izleriz. Mağdur oldum diyen arkadaşlarımızın tamamını da hakkını aramaya davet ediyorum. Hukuksuzluk yapıldıysa hak yendiyse eğer ben de gereğini yapmaya açığım" diye konuştu.

Abdullah Çibir

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.