SAĞLIK - 10 Şubat 2026 Salı 11:20

Nilüfer Belediyesinden sigaraya karşı bilimsel söyleşi

A
A
A
Nilüfer Belediyesinden sigaraya karşı bilimsel söyleşi

Nilüfer Belediyesinin düzenlediği söyleşide, sigara ve elektronik sigara bağımlılığı bilimsel veriler ışığında ele alındı. Uzmanlar, özellikle gençler üzerindeki risklere dikkat çekti.


Nilüfer Belediyesi, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü kapsamında "Bağımlılık Şekil Değiştirir mi? Sigara, Elektronik Sigara ve Akciğer Sağlığı" başlıklı söyleşi düzenledi.



"Her yıl 8 milyon insan sigaradan hayatını kaybediyor"


Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Yeşim Uncu, 9 Şubat’ın sigara kullanan bireylerin, bırakma konusunda kendilerini sorgulamaları açısından anlamlı bir gün olduğunu ifade etti. Uncu, her yıl dünya genelinde 8 milyon kişinin tütün ve tütün ürünlerine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Bu sayının, Covid-19 pandemisinde yaşanan ölümlerle kıyaslanabilecek düzeyde olduğuna vurgu yapan Uncu, "Sigara karşısında bir mücadele var ve bu mücadelede elimizdeki tüm imkânları kullanmamız gerekiyor. En önemli adım karar vermek. Bu kararın ardından Türkiye’nin her yerindeki sigara bırakma polikliniklerinden ücretsiz destek alınabilir" dedi.



Çocuklar büyük risk altında


Uzman Dr. Güler Yürekli ise sigaranın, esrar ve kokain gibi maddelerle kıyaslandığında çok daha hızlı bağımlılık geliştirdiğini belirtti. Sigaranın, yasal düzenlemelere rağmen her yaş grubundaki birey tarafından kolaylıkla ulaşılabilir olmasının büyük bir risk oluşturduğunu söyleyen Yürekli, "Sigara tüm sistemleri etkiliyor ancak en büyük hasar akciğerlerde görülüyor. KOAH, akciğer kanseri ve çeşitli enfeksiyonlara yol açıyor. Kalp-damar sistemi açısından ise kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı ve hipertansiyon riskini artırıyor. Ağız, gırtlak ve mide kanserleri açısından da ciddi bir risk faktörü. Pasif içicilikte ise özellikle çocuklar büyük tehlike altında. Astım ve orta kulak enfeksiyonları bu çocuklarda daha sık görülüyor" diye konuştu.


Sigaranın bir alışkanlık değil, doğrudan bir bağımlılık ve hastalık olduğunu vurgulayan Yürekli, günde içilen sigara sayısının önemli olmadığını, bırakmanın önündeki en büyük engellerden birinin ise ürüne kolay erişim olduğunu dile getirdi. Sigara kullanan her 10 kişiden yalnızca birinin kendi başına bırakabildiğini belirten Yürekli, "Bağımlılık psikolojik, davranışsal ve biyolojik boyutları olan çok ayaklı bir süreçtir. Bu nedenle mutlaka bir sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır. Başarısız denemeler motivasyonu düşürmemeli. Sigara dumanında bulunan 7 bin toksik maddenin en az 80’inin kanserojen olduğu biliniyor. Puro, nargile, pipo ve elektronik sigara da aynı riski taşır" ifadelerini kullandı.



Yeni tehdit elektronik sigara


Bağımlılığın yeni bir boyutunun elektronik sigaralar olduğunu belirten Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşı ise elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Son yıllarda sigara kullanım oranlarının düşmesiyle birlikte tütün endüstrisinin kârlılığının tehdit altında kaldığını ifade eden Dilektaşı, bu nedenle elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin "yenilik" olarak sunulduğunu belirtti. Tütün şirketlerinin "zarar azaltma" söylemiyle hareket ettiğini vurgulayan Dilektaşı, bunun yıllardır uygulanan bir endüstri stratejisi olduğunu kaydetti.



Hedef pazar: Gençler


ABD verilerine göre her 5 lise öğrencisinden birinin ve her 20 ortaokul öğrencisinden birinin elektronik sigara kullandığını dile getiren Dilektaşı, gençler arasındaki kullanım oranının hızla arttığına dikkat çekti. Elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu iddiasının bilimsel verilerle çürütüldüğünü ifade eden Dilektaşı, "Geleneksel sigaralarda bulunan zararlı maddelerin tamamı elektronik sigaralarda da yer alıyor" dedi.


Söyleşinin sonunda verilen ortak mesajda, tüm tütün ve nikotin içeren ürünlerden arınmış bir dünya hedeflendiği vurgulanarak, bu mücadelenin yalnızca sağlık ve eğitim sistemleriyle değil, toplumsal bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiği ifade edildi.


Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, konuşmacılara katkılarından dolayı teşekkür etti.


Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen söyleşiye, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyenlerinden Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşı ile Uzman Dr. Güler Yürekli konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiyi Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de takip etti.



Nilüfer Belediyesinden sigaraya karşı bilimsel söyleşi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Şahin, çalışmaları yerinde takip etti Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kent genelinde etkili olan ve süper hücre olarak adlandırılan doğal afetin ardından yürütülen çalışmaları yerinde takip ederek ekiplerle birlikte incelemelerde bulundu. Yürütülen çalışmalarla ilgili açıklama yapan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, yaşanan afet nedeniyle vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Şahin, "Dün yaşanan süper hücre diye adlandırdığımız, gerçekten şehri 40 dakikada altüst eden felaketin, afetin sonrasında bütün teknik ekiplerimizle mahalle mahalle dolaşıyoruz. Gördüğünüz gibi ağaçların kökünden söküldüğü gerçekten çok zor dakikalar, saatler yaşadı şehir. Ama hamdolsun en büyük tesellimiz cana bir şey gelmedi. Şimdi hızlı bir şekilde toparlıyoruz. Çok güçlü bir ekibimiz var. Herkes sahada. Hızlı bir şekilde toparlıyor. Ama bireysel olarak ‘Başkanım evimde şöyle sıkıntım var’ dediğiniz ne varsa da ALO 153 Hattı üzerinden bize ulaştığınızda arkadaşlarımız çok hızlı bir şekilde geri bildirim yapıp ihtiyaçlarınızı gideriyor" ifadelerini kullandı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde etkili olan süper hücre olarak adlandırılan doğal afet sonrası tüm birimleriyle temizlik ve tamir çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hasar tespitinin ardından ekipler devrilen ağaçları kaldırdı, tabelaları tamir ederken trafik lambalarının bakımlarını tamamladı. Ekipler ayrıca kapanan köy yollarında çalışma yürütürken şehir merkezinde ise yolların temizliğini yaptı, mazgalların temizliklerini tamamladı. Yaşanan su baskınlarına karşı çalışmalar yürüten ekipler ayrıca oluşan çatı uçmaları, apartmanların sökülen dış cephe kaplamalarının temizliklerini yaptı.
Düzce Dünyada 350 milyon astım hastası var DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Ege Güleç Balbay Dünya Astım Günü’nde yaptığı açıklamada astım hastalığının kontrol atına alınabildiğini belirterek Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyon astım hastası olduğu söyledi. Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Ege Güleç Balbay, "Dünya Astım Günü" dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Astımın kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Ege Güleç Balbay, doğru tanı, düzenli tedavi ve inhaler ilaçların doğru kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Astımın akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen ve hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Balbay, "En sık görülen belirtiler; tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüktür. Doğru tanı için yalnızca şikâyetlerin değerlendirilmesi değil, solunum fonksiyon testleriyle hava yolu daralmasının gösterilmesi büyük önem taşır" dedi. "Küresel bir hastalık" Astımın küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Balbay, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunduğunu ve her yıl 400 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise her 10 çocuktan birinde astım görüldüğünü belirten Balbay, "2024 yılında bin 300’den fazla ölüm astıma bağlı nedenlerle gerçekleşti. Bu nedenle farkındalık büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "Tedavide anahtar: kortizon içeren inhalerler" Astım tedavisinde temel hedefin şikayetleri kontrol altına almak ve atakları önlemek olduğunu vurgulayan Balbay, "Yalnızca ilaç başlamak yeterli değildir. İlaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılması gerekir" dedi. Güncel rehberlere değinen Balbay, özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda yalnızca kısa etkili rahatlatıcı ilaçların tek başına kullanılmasının önerilmediğini belirterek, "Bu ilaçlar geçici rahatlama sağlar ancak hastalığın temelindeki iltihabı tedavi etmez. Bu nedenle tedavinin temelini kortizon içeren inhaler ilaçlar oluşturur" ifadelerini kullandı. "Yanlış kullanım tedaviyi etkisiz hale getiriyor" İnhaler ilaçların doğru kullanımının tedavide kritik rol oynadığını söyleyen Balbay, "İlaçlar doğrudan hava yollarına ulaştığı için daha düşük dozlarla etkili olur. Ancak yanlış teknikle kullanıldığında yeterli fayda sağlanamaz" dedi. Hastaların inhaler kullanım tekniklerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirten Balbay, kortizon içeren ilaçların kullanımından sonra ağız ve boğazın su ile çalkalanmasının da önemli olduğunu vurguladı. "Astım kontrolü yaşam kalitesini belirler" Astım kontrolünün; gündüz ve gece şikayetlerinin olmaması, kurtarıcı ilaç ihtiyacının azalması ve atak yaşanmaması anlamına geldiğini ifade eden Balbay, kontrolü bozan faktörleri şöyle sıraladı: "Düzensiz ilaç kullanımı, yanlış inhaler tekniği, enfeksiyonlar, alerjenler ve sigara dumanı." Balbay, "Sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve temiz hava ortamı sağlamak astım kontrolünü destekler" dedi. Astım yönetiminde eğitimin en az ilaç tedavisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Balbay, hastaların hastalıklarını tanımalarının ve doğru müdahale yöntemlerini bilmelerinin hayati olduğunu belirtti.