GÜNDEM - 29 Ocak 2026 Perşembe 12:19

Osmangazi’de edebiyat ve hayat buluşmaları

A
A
A
Osmangazi’de edebiyat ve hayat buluşmaları

Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitim faaliyetleri kapsamında hayata geçirdiği "Edebiyat ve Hayat Buluşmaları" kitap okuma atölyesinde, William L. Randall’ın "Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler" adlı eseri ele alındı.


Edebiyatseverleri bir araya getiren atölye çalışması, Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirildi. Doç. Dr. M. Emin İlhan’ın konuşmacı olarak katıldığı programda, kitaptan bölümler okunarak konular üzerine tartışmalar yapıldı. Etkinliğe katılan kitapseverler, edebiyatın günlük yaşamla kesiştiği noktaları keşfetme ve kendi yaşam hikayelerini değerlendirme fırsatı buldu.


Etkinlik kapsamında incelenen "Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler" adlı kitap, bireyin kendini bir anlatı üzerinden nasıl inşa ettiğini ele alırken, katılımcılara çok yönlü ve derinlikli bir tartışma ortamı sundu.


"Kitaptan bölümler aktarıp üzerine tartışmalar gerçekleştirdik"


William L. Randall’ın "Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler" kitabı üzerine değerlendirmelerde bulunduklarını ifade eden Doç. Dr. M. Emin İlhan, "Edebiyat ile hayatın bir buluşması olması amacıyla bir araya geldik. Kitap, bizi biz yapan hikayelerin ‘kendimizi geliştirme’ süreci üzerinden nasıl oluştuğunu ele alıyor. Kendimizi inşa ederken hikayeler yoluyla nasıl var olduğumuzu, bireysel olarak ve ortak anlatıların bir parçası halinde nasıl konumlandığımızı sorgulayan zor ama son derece hayati bir eser. Temel olarak şu soruyu soruyor: Bu hayatta nasıl tutunabiliyoruz? Bunun cevabının da hikayeler aracılığıyla verildiğini görüyoruz. Biz de bu doğrultuda kitaptan bölümler aktarıp, metin üzerine tartışmalar gerçekleştirdik" şeklinde konuştu.


Kitap okuma atölyesine katılan Osmangazili kitapseverler ise keyifli ve bilgilendirici çalışmalar düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.



Osmangazi’de edebiyat ve hayat buluşmaları

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten 35 milyar TL’lik rekor net kâr Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, 2025 yılında istikrarlı büyümesini sürdürerek 35 milyar TL rekor kâr elde etti. İki şirket, 2020 yılındaki yaklaşık 900 milyon dolarlık piyasa değerinden, 2025 yıl sonu itibarıyla 5,8 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı. Türkiye Varlık Fonu’nun 2020 Eylül ayında 900 milyon dolarlık yatırım ile kurduğu Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik şirketleri 5 yılın sonunda 5,8 milyar dolar piyasa değerine ulaşarak hayat ve hayat dışı sigorta sektöründe öne çıktı. "5 yıllık yolculuğumuzda birleşerek büyüdük, büyüyerek başardık" Sürdürülebilir finansal başarılarının yanı sıra sigortaya erişilebilirliği kolaylaştırmayı ve ihtiyaca yönelik ürünlerle sigortalı sayısının artmasını hedeflediklerini belirten Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak şu tespitlerde bulundu: "Şirket olarak; 5 yıllık yolculuğumuzda ilhamımızı tıpkı adımız gibi ülkemizden aldık ve bu yolculuğu 5 kavramla özetledik: Birleşme, Büyüme, Başarı, Birliktelik ve Bir adım ötesi Birleşerek büyüdük; büyüyerek birlikte başardık. 2025 yılını güçlü bir kapanışla tamamlayarak hem kendi rekorlarımızı kırdık hem de sektörün üzerinde bir performans sergiledik. Hayat dışı sigorta sektöründe 147,1 milyar TL prim üretimi ile en yakın rakibimizle aramızda yaklaşık 32 milyar TL prim farkı oluşturduk. BES fon büyüklüğünde 494,1 milyar TL ile en yakın rakibe kıyasla 92 milyar TL daha yüksek bir fon büyüklüğüne ulaştık. Hayat prim üretimimizi ise 2 katına çıkararak 29,3 milyar TL’lik prim üretimi gerçekleştirdik. Tüm bu başarılarla birlikte her branşta liderliğimizi sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sektörün geneliyle karşılaştırıldığında yangın branşında her 5 poliçeden 1’i Türkiye Sigorta güvencesi altında. Ayrıca sağlık, kasko gibi bireysel ürünlerde sigortalı sayımız her geçen gün artıyor. Yıl sonu itibarıyla sağlıkta 1 milyon poliçeyi aştık, kaskoda ise 1 milyona yaklaştık." "Enflasyonun altında fiyat politikasıyla sigortayı herkes için daha erişilebilir kılıyoruz" Sigortayı herkes için erişilebilir kılma hedefi doğrultusunda enflasyonun altında fiyat politikası benimsediklerini söyleyen Çakmak sözlerine şöyle devam etti: "2025 yılında şirket olarak kasko, konut ve sağlıkta sigortalılarımıza sunduğumuz peşin fiyatına 12 taksit ve indirim uygulamalarımızla sigortalılarımızın bütçelerini destekleyen ve ödeme kolaylığı sunan kampanyalarımızı hayata geçirdik. Türkiye Hayat Emeklilik tarafında ise 20 bin TL’ye varan ek fayda kampanyalarımızla katılımcılarımızın birikimlerine destek olduk. Bu kampanyalarımız ile sadece ödeme kolaylığı sunmuyor, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran ve toplumsal sorumluluğumuzu yansıtan bir yaklaşım sergiliyoruz." "Bireysel kasko ve sağlıkta ilk çeyrekte 2025 fiyatlarıyla devam ediyoruz" Çakmak, "Bireysel ürünlerimiz arasında yer alan kasko ve sağlık ürün grubumuzda müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini göz önünde bulundurarak sigortaya erişilebilirliği ve ulaşılabilirliği kolaylaştırmak adına 2026 yılının ilk çeyreğinde fiyat artışına gitmeden, 2025 yılı fiyatlarıyla ilerleme kararı aldık. Ayrıca, vatandaşlarımıza ödeme kolaylığı sağlama hedefimiz doğrultusunda bireysel kasko, sağlık ve konut sigortalarımızda 12 taksit uygulamamızı sürdürüyoruz" ifadeleriyle yılın ilk çeyreğinde fiyat artışı yapılmayacağının altını çizdi. "Katastrofik korumamızı 1,8 milyar dolardan 2,4 milyar dolara çıkardık" Ülkedeki doğal afet risklerinin farkında olduklarının ve bu doğrultuda koruma kapasitelerini artırdıklarını belirten Çakmak, "Ülkemizin katastrofik risklerini biliyor, gerekli risk analizlerimizi yaparak ülkemize ve insanımıza güvence sunuyoruz. Güçlü reasürans kapasitemiz ile 2025 yılında da kurumsal ve ticari segmentte rekor üretim ve kârlılığa damgamızı vurduk. Katastrofik koruma kapasitemiz 2025 yılında 1,8 milyar dolar iken bu yıl 2,4 milyar dolara ulaştı. Yangındaki reasürans kapasitemiz 190 milyon dolar iken inşaattaki reasürans kapasitemiz ise 138 milyon dolar seviyesinde" dedi. "Katılımcılarımıza güçlü getiri sunarak fark oluşturduk" Türkiye Hayat Emeklilik’in finansal performansıyla ilgili de açıklamada bulunan Çakmak, şunları söyledi: "Yılsonu itibarıyla yaklaşık 11,5 milyar dolar değerinde fon büyüklüğüne ulaşarak ülkemizin ekonomisine kaynak sağladık ve tasarruflara katkı sunduk. 2025 yılında sektörün ortalama fon getirisi yüzde 58 iken, katılımcılarımıza ortalama yüzde 65 getiri sunarak sektörün üzerinde getiri sağladık." Fon büyüklüğü ve fon getirilerinin yanı sıra katılımcılarına sunduğu yatırım enstrümanları çeşitliliği ile de fark oluşturduklarını belirten Çakmak, "Altından hisseye, kira sertifikalarından tarım ve gıda emeklilik yatırım fonlarına kadar geniş bir fon yelpazesi ile katılımcılarımıza sunduğumuz fon portföyümüzü yenilikçi temalarla zenginleştiriyoruz. Her yatırım profiline uygun 48 fonumuz ve 10 milyon TL’den 100 milyar TL’ye uzanan fon büyüklüklerimiz ile sektördeki en geniş fon yelpazesine sahibiz" dedi. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak önemli odak noktalarından birinin hizmet kalitesinin artırılması olduğunu belirten Çakmak şöyle devam etti: "Sektörde bir ilk olarak bireysel kasko hasarlarında yüzde 100 orijinal parça kullanım taahhüdü vererek sigortalılarımıza sunduğumuz güvenceyi daha da ileriye taşıyoruz. Oto branşında hasarların yüzde 90’ına ilk 5 gün içerisinde onarım onayı veriyor, onarımların yüzde 40’ını ise 15 gün içinde tamamlayarak müşteri memnuniyetini önceliklendiriyoruz. Türkiye’nin dört bir yanındaki yaygın anlaşmalı sağlık kurum ağımız ve yapay zekâ destekli hızlı provizyon hizmetimiz sayesinde ‘Sağlıkta Milyonların Güvencesi’ olmaya devam ediyoruz. Sağlık branşında yapılan başvuruların yüzde 90’ını yapay zekâ desteği ile 5 saniye içinde, kalanını ise ortalama 4 dakika 51 saniye içerisinde değerlendiriyoruz. 2026 yılı odaklarımız arasında müşteri deneyimi ve operasyonel süreçleri geliştirmek ve mükemmelleştirmek yer alıyor. Bu doğrultuda daha gidecek yolumuz var. Hedefimiz, müşterilerimizin operasyonel süreçlerini iki günün altında sonuçlandırmak." "Güçlü öz kaynak yapımız ve sermaye disiplinimizle sürdürülebilir temettü dağıtıyoruz" Çakmak, "Sigortayı herkes için ulaşılabilir ve erişilebilir kılma vizyonumuzla milyonlarca birey ve işletmeyi güvencemiz altına alıyor, ülke ekonomisine sürdürülebilir katkı sağlamaya devam ediyoruz. 2020 eylül ayından bu yana 11,2 milyar TL karşılığında 465 milyon dolar temettü dağıttık. Güçlü öz kaynak yapımız ve sermaye disiplinimizle sürdürülebilir temettü dağıtımına devam ediyoruz. 2026 yılında da pazar liderliğiyle dengeli büyümeyi, güçlü bilanço ve sürdürülebilir kârlılığı, erişilebilirlik ve toplumsal etkiyi, dijital liderlik ve müşteri deneyimini artırmayı hedefliyoruz" dedi. "5 yılda kârlılığını 13 kat artırdı" Yapılan açıklamaya göre şirket, geçen yılın aynı dönemine göre net kârlılığını yüzde 53 artışla 19,4 milyar TL’ye taşırken; prim üretiminde de yüzde 45 artışla 147,1 milyar TL’ye ulaştı. Türkiye Hayat Emeklilik ise 2025 yılsonunda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 82 artışla 494,1 milyar TL fon büyüklüğüne, 5 milyon katılımcı sayısına ve yüzde 67 artışla 15,5 milyar TL net kârlılığa erişti. Hayat prim üretimini ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 105 büyümeyle 29,3 milyar TL’ye ve poliçe sayısını da 7,1 milyon adete yükseltti. İki şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 büyümeyle, toplamda 35 milyar TL net kâr elde etti. Böylece bir önceki yılın net kârı olan 22 milyar TL’yi aşarak, kendi rekorunu bir kez daha kırdı. 5 yılda kârlılığını 13 kat artırarak 2025 yılında 35 milyar TL kârlılığa ulaştı. Art arda 8 çeyrekte teknik kâr elde eden şirket, yılsonunda teknik kârında yüzde 129 oranında artışla 9,6 milyar TL’ye, özsermaye büyüklüğünde yüzde 80 oranında artışla 51,6 milyar TL’ye ulaşırken; Türkiye Hayat Emeklilik ise teknik kârında yüzde 79 oranında artışla 13,6 milyar TL’ye, özsermaye büyüklüğünde yüzde 73 oranında artışla 31,9 milyar TL’ye ulaştı. Her iki şirkette de birleşik rasyo, son iki yıldır yüzde 100’ün altında seyretmeye devam ederken; öz kaynak kârlılığı Türkiye Sigorta’da yüzde 48, Türkiye Hayat Emeklilik’te ise yüzde 62 seviyesinde gerçekleşti.
Çanakkale Çanakkale’de uyuşturucu operasyonu: 28 şüpheli yakalandı Çanakkale’de jandarma ekiplerince gerçekleştirilen operasyonlarda 28 şüpheli yakalandı. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde ile Mücadele çerçevesinde, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 20-27 Ocak tarihleri arasında sorumluluk bölgesinde operasyonlar gerçekleştirildi. Uyuşturucu suçlarına yönelik Narkotik Vaka Analiz Sistemi (NARVAS) üzerinden icra edilen 150 uygulamada yapılan 4 bin 760 şahıs ve bin 232 araç sorgulandı. Denetimler sonucunda Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti yaptıkları ve kullandıkları tespit edilen 28 şüpheliye ait 15 adreste adli makamlardan alınan arama kararı doğrultusunda narkotik köpeğinin de katılımıyla 78 personel ile 15 operasyon gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen aramalarda; 910 gram kubar esrar, 25 gram sentetik kannabinoid (bonzai), 16 gram metamfetamin, 35 gram kenevir tohumu, 91 adet sentetik ecza, 5 adet ecstasy, 2 adet hassas terazi, 9 milimetre çaplı ruhsatsız tabanca, 10 adet 9 milimetre çaplı tabanca fişeği, 10 adet ruhsatsız av tüfeği, 7 adet uyuşturucu kullanma aparatı (payp), 3 adet uyuşturucu kullanma aparatı (bong), 4 adet uyuşturucu öğütme aparatı, 4 adet uyuşturucu madde paketleme ve fişeklemede kullanılan naylon poşet ve 12 adet cep telefonu ele geçirildi. Yapılan operasyonlar neticesinde 28 şüpheli yakalanarak haklarında Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti’, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak, Bulundurmak’, ‘6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna Muhalefet’ suçları kapsamında adli işlem başlatıldı. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti’ suçundan adli makamlara sevk edilen 1 şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakılırken 2 şüpheli ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Çanakkale Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildi.
İstanbul Serdal Adalı: "Görevimin başındayım ve mücadele edeceğim" Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, görevi bırakmayı düşünmediğini ve camia içindeki pusu kültürüyle mücadeleye devam edeceğini söyledi. Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, siyah-beyazlı camianın gündemine ilişkin Tüpraş Stadyumu’nda basın toplantısı düzenledi. Başkan Adalı, son günlerde yönetim kurulundan istifalar olduğuna yönelik çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Son günlerde camiamızda cereyan eden olaylar ve yaşanan ortam üzerine bugün sizlerin karşısındayım. Özellikle iki gün önce yine sosyal medyada oluşan bilgi kirliliği ve dört yönetim kurulu üyemizin istifa ettiği haberlerinden ve asıl gündem olması gerektiği halde ne hikmetse hiç yokmuş gibi davranılan önemli bir gelişmeden başlamak istiyorum. Bilmenizi isterim ki yönetim kurulumuzda istifalar olduğu haberleri başta olmak üzere, hazırlanan bazı sosyal medya kampanyaları tamamen asılsızdır, taraftarımızı tahrik etme çabalarıdır. Neredeyse her basın toplantısında belirttiğim üzere, maalesef ki yine dedikodularla ya da yalan haberlerle gündem oluşturma amacı taşımaktadır. Bu yalan haberler gündem olurken, üzülerek söylemek istiyorum ki diğer yandan da aslında ortalığı ayağa kaldırmamız gereken başka işler dönüyor. Biz bu tarz suni gündemlerle uğraşırken sadece ve sadece birkaç gün önce, SPK tarafından Beşiktaş hisselerindeki şüpheli işlemlerle alakalı tarihin en büyük cezaları verildi. Sermaye Piyasası Kurulu, vakti zamanında Beşiktaş Futbol Yatırımları A.Ş. hisselerindeki piyasa bozucu eylemler nedeniyle çok sayıda kişiye çok büyük para cezaları uyguladı. Yani Beşiktaş hisselerini manipüle etme suçundan, tarihin en büyük borsa cezaları kesildi. Ama ne hikmettir ki sosyal medyada dört dönen gruplar bu konunun lafını dahi etmedi. Bu kampanyaları düzenleyenler, bu yalan haberleri yayan ve bunlara yorum yapanlar bu konuları hiç mi görmediler? Hiç mi denk gelmediler? Ya da üzerinde konuşmaya değer mi görmediler? Tarihin en büyük hadisesi olmuş, Beşiktaş bu yüzden büyük bir cezayla karşı karşıya kalmış, büyük bir itibar kaybına uğratılmış ama ne yazık ki kimse ağzını bile açmıyor" dedi. "Cumhuriyet Başsavcılığımızı acilen göreve çağırıyorum" Beşiktaş hisselerindeki sıra dışı hareketlerin ne zaman gerçekleştiğine dair herkesin hemfikir olduğuna değinen Serdal Adalı, "Bu kadar büyük fiyat hareketlerinin kendi kendine gerçekleşemeyeceği de malumunuzdur. Ben Cumhuriyet Başsavcılığımızı bu konuyla ilgili acilen göreve çağırıyorum. Kulüp tarafında bu işlerin içinde olan kim varsa; başkanı, yönetim kurulu üyesi ya da profesyoneli demeden bu işlerin hesabının sorulması için savcılığımızı göreve çağırıyorum" diye konuştu. "Dikilitaş’tan Beşiktaş’a gelecek asgari rakam 200 milyon Dolar’dır" Siyah-beyazlı kulübün başkanı, Dikilitaş Projesi hakkında da yanlış bilgilerin kasıtlı olarak ortaya yayıldığını dile getirdi. Adalı, "Ben bu yalan yanlış haberlerin sebebini de çok iyi anlıyorum. Geçtiğimiz toplantılarda da ifade ettiğim gibi bu kulübün mali yönden çökmesini isteyenler ve sonunda da bu kulübü ona buna pazarlık malzemesi yapma hesabı içinde olanlar var. Bu işleri onlar yapıyor. Bunu amaçlayanlar; hiç utanmadan, sıkılmadan aslında bu Beşiktaş’ın mali bağımsızlığını elde edemeyerek satılmasını isteyen ekiplerdir. Bu konuda bugüne kadar bazı gerçekleri dillendirmemeyi tercih ettim ama artık bilmeyenler de bilsin. Beşiktaş’ın burada böyle bir arsa değeri yoktu. Yoktan, sıfırdan oluşturuldu bu iş. Maalesef ki kendi içimizden bazıları dilekçeler yazmışlar. Burası gezinti alanı, spor alanı diye onlarca başvuru yapmışlar. Düzenlenen ihale sonucunda gelen teklifteki rakam 400 milyon Dolar civarındadır. Bu rakam projede toplanacak toplam hasılatın minimum garanti bedelidir. İyice anlaşılması için tekrar ediyorum; yani burada yapılacak satışların toplamında 400 milyon Dolar’ın altında hasılat elde edilmeyecek demektir. Projeyi yapacak şirketin garantisi budur. Beşiktaş’ın bu projenin gelirindeki payı yüzde 50’dir. Bu demektir ki bu projeden Beşiktaş’a gelecek asgari rakam da 200 milyon Dolar. Bugüne kadar hiç söylemedim ama projedeki satışlar ilerledikçe, bizim inşallah çok daha yüksek gelir elde etme şansımız bulunuyor" ifadelerini kullandı. "Buradan gelecek para faize tabi tüm borçlarımızı ve tüm vergi borçlarımızı karşılamaktadır" Projeyle birlikte kağıt üstünde faizli borçlarının ve vergi borçlarının tamamının karşılığının oluşturulduğunu aktaran Serdal Adalı, "Buradan gelecek para faize tabi tüm borçlarımızı ve tüm vergi borçlarımızı karşılamaktadır. İnanın camiamız içinden insanların neden bu işler olmasın diye çabaladıklarını ben akla ve mantığa sığdıramıyorum. Bugüne kadar tek bir kelime etmedim ama ben bu göreve geldiğimde dibin de dibindeydi bu kulüp. Finansal ve idari açıdan bu kulüp işgal altındaydı. Bugün geldiğimiz noktada ise bir süre sonra Beşiktaş’ın faizli borcu kalmayacak olup, üstüne de ya kasasında parası ya da parasının karşılığında gayrimenkulü olacaktır. Şimdi umuyorum ki Dikilitaş’a itiraz eden arkadaşların derdinin ne olduğunu tüm camiam anlamıştır" şeklinde konuştu. "Beşiktaş’ın menfaati nerede ise Serdal Adalı oradadır" Başkan Adalı, Dikilitaş projesinin sorunsuz devam etmesi için çalıştığını vurguladı. Adalı, "Geçtiğimiz günlerde Özgür Özel ile gerçekleştirdiğim görüşme üzerinden de yine birileri niyet okumaya, öküz altında buzağı aramaya kalkmış. Beşiktaş’ın menfaati nerede ise Serdal Adalı oradadır. Dikilitaş projemizin pürüzsüz ilerlemesi, yerel yönetimle herhangi bir eş güdüm sorunu yaşanmaması adına bu görüşmeyi bizzat yüz yüze gerçekleştirdim. Bizim Beşiktaş’ın çıkarlarını korumak dışında ne bir gizli ajandamız ne de bir siyasi hesabımız vardır. Utanmadan, sıkılmadan bize ’Beşiktaş’ın malını peşkeş çekiyor’ diye hakaret eden kişilerin amaçlarının tamamen bağcıyı dövmek olduğu artık açık açık ortada" cümlelerine yer verdi. "İlk hedefimiz şampiyonluklar elde edecek kadroları kurmaktır" Bundan sonraki öncelikli hedeflerine de değinen Serdal Adalı, Bankalar Birliği’nden çıkıp şampiyonluk elde edecek kadrolar kurmak istediklerini dile getirdi. Başkan Adalı, "Yaz sezonunda 25 oyuncunun gidip, 12 oyuncunun geldiği, devre arasında 7 oyuncunun daha ayrıldığı, bazı transferlerden kar elde ettiğimiz önemli bir kadro revizyonu yapmışız. Geçtiğimiz yaz yanlış yaptık dediğimiz transferi de kiralayarak yapmışız ve tek kuruş kiralama parası dahi ödememişiz. Bu kulübe de tek kuruş zararı olmadan göndermişiz. Beşiktaş’ta kabul edilmesi gereken bazı gerçekler var. Biz göreve geldiğimizden beri tarihin en büyük borç ödemesi yapılmış, Euro Bankalar Konsorsiyumu’na 32 milyon yatırılmış, Bankalar Konsorsiyumu’nda borçlu bulunduğumuz üç bankanın birine olan borç tamamen kapanmış, kulübümüze birçok sponsorluk getirilmiş, bu sponsorluklardan önemli gelir elde edilmiş, bugüne kadar yapılan sponsorluk anlaşmalarından çok daha büyük tutarlı anlaşmalarda son aşamaya gelinmiş, 1 yılda 71 milyon Euro oyuncu satış geliri elde edilmiş, Dikilitaş projesi başlatılmış, Beşiktaş’ımızda ilk defa gerçek anlamda bir kadro temizliği yapılmış durumdadır. Bundan sonraki ilk hedeflerimiz her türlü engellemelere rağmen Dikilitaş Projesi’nin ekonomik girdilerini Beşiktaş’a kazandırmak, Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıkmak, Beşiktaş’ımızın kadro yapılanmasını tamamlayarak yeniden şampiyonluklar elde edecek kadroları kurmaktır" değerlendirmesinde bulundu. "1 senede 30’un üzerinde bu takımdan adam yollamışım" Geçtiğimiz sezon yapılan Elan Ricardo ve Keny Arroyo transferleri üzerinden gelen eleştirilere cevap veren Adalı, "Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıkmış, Dikilitaş’ı bu noktaya getirmiş, kadrosunu bu yapılanmaya hazır hale getirmiş Beşiktaş’a herkes aday da olur, başkan da olmak ister. Ama bazılarının kaçarak bıraktığı Beşiktaş’a Serdal Adalı gelir ve taşın altına elini sokar. 1 yılda yaptığımız işler bunlardır. Ben 1 senede bu takımdan 30’un üzerinde adam yollamışım. Bunların sadece 3’ü bizim dönemimizde gelen oyuncular; 1’i de şu an kiralıkta. Gerisi hep bizden önce gelen ve Beşiktaş’a mali külfet oluşturan oyuncular. Biz, bizim dönemimizden önce gelip de yolları ayırdığımız bu oyuncuların neredeyse tamamına yakınının da maaşlarını ödemeye devam ediyoruz. Kim aldı bu oyuncuları, ben mi aldım? Bütün bunlar olurken bazı çevreler utanmadan geçen kış döneminde yaptığımız iki genç transferi üzerinden bize hakaret boyutuna ulaşan sözler sarf ediyorlar. Yanlış anlaşılma olmasın, taraftarımızın eleştirisinden bahsetmiyorum burada. Kaldı ki bu oyuncuların birinden de toplamında 20 dakika oynatarak 6 ayda 3 milyon Euro para kazandık. Ayrıca oyuncu ayrılırken de kendisi dahil cebimizden çıkan bir kuruş para yok. Bugüne kadar UEFA kriterleri gereği çok açık ve net şekilde söylemiyordum ama sponsor desteğiyle alındı bu oyuncular, bunu da herkes bu şekilde bilsin" şeklinde konuştu. "Beşiktaş’ta artık istikrara, planlamaya ihtiyaç var" Siyah-beyazlı camianın sezon devam ederken yeni bir seçime ya da teknik direktör değişikliğine tahammülünün kalmadığını yineleyen Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, "Ne yapacağız yani, bu camiada her bağırıldığında yönetim mi değişecek, başkan mı gidecek? Teknik direktör mü istifa edecek? Biz öncelikle Beşiktaş’ta ne yazık ki kültür haline gelmiş bu yozlaşmayı bitireceğiz. Bu pusu kültürüne ortana kaldıracağız. İstifa sloganlarının bir yol, bir yöntem olmadığını, hiçbir zaman Beşiktaş’a fayda getirmediğini daha önce defalarca gördük. Bu alışkanlığı bitireceğiz. Beşiktaş isyan çıkarılarak, istifa sloganları başlatılarak dizayn edilemeyecek, istikamet verilemeyecek kadar büyük bir kulüptür. Beşiktaş her bir kişi ya da grubun kendi başkan adayına teslim etmeye çalışacağı, herkesin kendi ajandasını tutacağı, ’Küçük olsun benim olsun’ diyenlerin söz sahibi olabileceği bir camia değildir. Beşiktaş’ta artık istikrara, planlamaya, uzun ve doğru bir yol haritasına, birlik beraberliğe ihtiyaç vardır" dedi. "Biz önce Beşiktaş’ın ruh halini, sosyolojisini düzelteceğiz" Başkan Adalı, görevi bırakmayı düşünmediğini ve camia içindeki pusu kültürüyle mücadeleye devam edeceğini belirtti. Adalı, "Herkes şunu bilsin ki biz şampiyonluklar ve sportif başarıyla birlikte, mali bağımsızlıktan bile önce Beşiktaş’ın ruh halini, sosyolojisini düzelteceğiz. Bugün bize istifa diye bağıranlar var, onlar bundan sonra da var olacaklar. Sezonun en fazla pozisyona girdiğimiz maçlarında, Antep maçında, Kayseri maçında da bağırdılar, yine bağıracaklar. Onlara söylüyorum. Ben ne Beşiktaş’a gelen son sponsorluk parasını alır kendi alacağımı tahsil etmek uğruna kasada 5 kuruş para bırakmadan gidecek bir adam değilim ne de bana inananları, yanımda yürüyenleri de zan altında bırakarak tek bir söz etmeden kaçarcasına giderim. Her şeyin ötesinde Beşiktaş artık arkasına grubunu alıp istifa diyenin camianın ortasına seçim sandığı getireceği, başkan değiştireceği bir kurum değildir. Beşiktaş artık önüne gelenin kongre diyeceği, her sene seçime gidecek bir camia değildir. Ben bu koltukta oturmak için değil, Beşiktaş’ın bu pusu kültürünü söküp atması adına buradayım Görevimin başındayım ve bunlarla mücadele edeceğim. Ben bugün yönetim istifa diyenler de dahil bütün Beşiktaşlılarla yarın şampiyon Beşiktaş diye bağıracağız. Şimdi Beşiktaş’ı böyle bir ortamın içine sokan herkesin önünde iki yol var. Biz yolumuza ya bu seslerle devam edeceğiz, ya da stadımızda yalnızca Beşiktaş sesleri yankılanarak bu kaotik ortamı geride bırakacağız. Sözlerim asla ama asla gerçek taraftarlarımız için değildir. Taraftar bu kulübün sahibidir. Ama benim bu dediklerim taraftarımıza değil, her an kaos oluşturmak için organize olan bir kitleye. Üstüne basa basa söylüyorum. Ama belli bir ekip var ki bu sezonun ilk maçından itibaren teşkilatlı olarak gerek statta gerek sosyal medyada gerçek taraftarımızı tahrik etmeye çalışıp hep bir kaos ve kriz oluşturmayı amaçladılar. Sloganlarla, açıklamalarla Beşiktaş’a istikamet verme gayesinde oldular. Siz Beşiktaş için açıklama yapacak yetkiyi kendinizde nereden buluyorsunuz? Maça gelmezsiniz, bilet almazsınız, neresinde varsınız. Bu camiadaki yeriniz nedir? Daha sezonun birinci maçında bu işleri neden başlattıkları ortadadır. Yalnız dediğim gibi, sakın ola ki bu sözlerimi cımbızla çekmeyin. Lafım asla ama asla Beşiktaş’ı düşünen, Beşiktaş’ın iyiliğini isteyen Beşiktaşlılara değildir. Bu işlerle uğraşan, bu işlerle geçinenleredir. Kimse karıştırmasın; protesto her zaman taraftarın hakkıdır. Memnun olmadıklarında bunu belli edebilirler, bu çok doğaldır, haklarıdır. Ben de şu anda saha içinden memnun değilim. Ben de onların içinden geldim ve ben de zamanında defalarca bu tribünlerde bağırdım, yeri geldiğinde protesto hakkımı da kullandım. Bu nedenle taraftarımızın ve tüm kamuoyunun benim sözümün kimlere olduğunu net bir şekilde anlamasını önemle rica ediyorum" açıklamasını yaptı. "Sergen hocamıza ve futbol planlamamıza güveniyoruz" Futbol takımının bu sene istediği neticeleri alamadığını ancak teknik ekibe güvendiğini aktaran Serdal Adalı, "İşin gerçeği, ben de 11’inde 9 yeni oyuncunun sahada olduğu bir takımda bazı aksiliklerin, değişim sancılarının olabileceğini tahmin ediyordum. Ancak şampiyonluk hedefinden uzak kalmamız tabii ki kabul edilemez. Yine de birkaç maç futbol şansı yanımızda olsa, bazı kırılma noktalarında hatalarımız olmasa bugün çok farklı bir noktada olabilirdik. Bu hatalardan da pay çıkardık, üzerimize düşen sorumluluğu alıyoruz. Beşiktaş’ın çok kaliteli, karakterli ve mücadeleci bir futbolcu topluluğu var. Güçlendirmemiz, daha iyi olmamız gereken noktalar yok mu, elbette var. Bundan sonra da yapacağımız transferlerde takım ruhu taşıyan bu özellikteki oyuncuları getirmeye de devam edeceğiz. Sergen hocamıza ve futbol planlamamıza güveniyoruz" şeklinde konuştu. "İstediğimiz oyuncuların birçoğunda sıkıntı çıktı" Siyah-beyazlıların başkanı, bu devre arası transfer döneminde transfer etmek istenilen oyuncuların birçoğunda sıkıntı çıktığını hatırlatarak, "Oynayan ve direkt katkı sağlayacak oyunculara talip olduğumuz için ya takımları bırakmak istemedi ya da çok yüksek rakamlar ortaya çıktı. Şimdi kalkıp taraftar beni protesto etmesin diye 5 milyonluk adama 10 milyon bonservis mi vereyim ben? Ya da 3 milyonluk adama sırf bu yüzden 6 milyon maaş mı yazayım? Ben bunları yapmayacağımı en başından söyledim. Evet, teklif verdiklerimiz var, tamamı da kendi takımlarında oynayan oyuncular. Dediğimiz şartlara gelirlerse bu oyuncuları takımımıza kazandıracağız. Bir taraftan uğraşıp didinip bu külüne 3 kuruş fayda sağlayalım derken, diğer taraftan da 10 kuruş zarar verecek değiliz. Beşiktaş’ı zarara uğratan başkan olmaktansa transfer yapamayan başkan olarak anılmaya razıyım" ifadelerini kullandı. "Beşiktaş’ı layık olduğu yere getirmeden hiçbir yere ayrılma niyetim yok" "Beşiktaş’ı layık olduğu yere getirmeden hiçbir yere ayrılma niyetim yok" diyen Serdal Adalı, "Kafamızdaki projeleri hayata geçirdikten, bu yapılanmayı başlattıktan, kulübün faizli borcunu kapattıktan sonra buraya aday olmak herkes için zaten çok kolay olacak. Ama ben adım adım inşa ettiğimiz ve tamamına erdireceğimiz bu finansal tabloyu birilerinin çıkıp da eski haline getirmelerine izin vermeyeceğim. Bu kulübün tekrar o karanlığa dönmesini önleyecek olan tüzük değişikliğini yapmadan, Beşiktaş’ı layık olduğu yere getirmeden de hiçbir yere ayrılma niyetim yok. Öncelikle bu borçları ödeyeceğim. Sonra da ’Gelen her yönetimin oluşturduğu gelirden fazlasını harcarsa şahsi kefaletleri ile sorumlu olacakları’ bu tüzük maddesini düzenleyeceğiz ve hayata geçireceğiz. Değiştirelim tüzüğü; bundan sonra gelenlerin de bizim gibi davranmasını sağlayacak değişiklikleri yapalım, kimsenin gelirinden fazla borçlanmayacağı ve şahsi kefaletleri ile sorumlu olacağını yazılı şekilde garanti hale getirelim. Kim Beşiktaş’a bizim baktığımız gözle bakabiliyor onu bir görelim. Beşiktaş bu sağlıklı organizasyona kavuşsun; bin tane başkan da gelir geçer, Beşiktaş baki kalır. Amacımız ve niyetimiz de budur; kişilerin, makamların değil Beşiktaş’ın bekasıdır" diye konuştu. "Elimizden gelen ne varsa yapıldığına emin olsunlar" Son olarak siyah-beyazlı taraftarlara da seslenen Başkan Adalı, "Üzgünler, belki kızgınlar biliyorum; çok daha iyi bir Beşiktaş görmek istiyorlar, çok haklılar, onları çok iyi anlıyorum. Ben de bu yollardan geliyorum. Elimizden gelen ne varsa yapıldığına emin olsunlar. Cumartesi günü de ilk düdükle bu protestoların başlayacağını da tahmin ediyorum. Ama böyle bir ortamda sahadaki çocuklarımızın ayaklarının titreyeceğini de çok iyi biliyorum. Beşiktaş’ın iyiliği için yapılan, başka bir hesap içermeyen her eleştiriye boynum kıldan ince. Beşiktaş layık olduğu yerde değilse buna itiraz etmek, bunu protesto etmek Beşiktaş’ın ruhudur; yeter ki armamız için mücadele edecek oyuncular kendilerini o forma altında değersiz hissetmesin, kendi evinde baskı ya da korku nedir bilmesin, demoralize olmasın. Gelin, Beşiktaş kendi evinde bunları yaşamasın. Bundan sonra herkesten de sadece ve sadece takımına destek olmasını rica ediyorum" dedi.