ASAYİŞ - 10 Mayıs 2026 Pazar 08:24

Otomobilin devirdiği elektrik direğine motosiklet çarptı: 4 yaralı

A
A
A
Otomobilin devirdiği elektrik direğine motosiklet çarptı: 4 yaralı

Bursa’nın Orhangazi ilçesinde İznik yolu üzerinde seyir halindeki bir otomobil kontrolden çıkarak yol kenarına savruldu. Elektrik direğine çarpan ve otomobil tarlaya devrildi. Devrilen elektrik direğine ise aynı yönde ilerlemekte olan bir motosiklet çarpıp savruldu. Kazada otomobildeki iki kadın ile motosikletteki iki kişi yaralandı. Yaralılardan otomobil sürücüsünün durumu ağır.


Kaza sabah 06.00 sıralarında Orhangazi-İznik Karayolu üzerinde meydana geldi. Alınan bilgilere göre İznik istikametinden Orhangazi istikametine doğru gitmekte olan Eda K. (23) idaresindeki 34 GB 0642 plakalı otomobil virajda kontrolden çıkarak savruldu. Yol kenarındaki elektrik direğine çarpan otomobil tarlaya uçtu. Otomobilin çarptığı elektrik direği ise yola devrildi.



Motosiklet elektrik direğine çarptı


Kazanın hemen ardından aynı istikamette gitmekte olan Berkan E.P. (24) idaresindeki 16 BFG 616 plakalı bir motosiklet yol ortasına devrilen elektrik direğine çarparak savruldu. Kazada otomobil sürücüsü Eda K. ile yanında yolcu olarak bulunan Nida G.U.(18), motosiklet sürücüsü Berkan Eray P. İle arkasında yolcu olarak bulunan Oktay E.(35) yaralandı. İhbar üzerine olay yerine ambulanslar sevk edildi. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar ambulanslarla Orhangazi Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak burada tedavi altına alındı. Yaralılardan otomobil sürücüsü Eda K.’nin durumunun ağır olduğu belirlendi. Kazada yola devrilen elektrik direği nedeniyle Orhangazi-İznik karayolunda trafik akışı bir süre tek şeritten sağlandı.



Otomobilin devirdiği elektrik direğine motosiklet çarptı: 4 yaralı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Melikgazi’de engeller sevgiyle aşılıyor Melikgazi Belediyesi; engelli vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlattığı ’Engelsiz Melikgazi’ aracıyla gönüllere dokunmaya devam ediyor. Özel donanımlı araç, hastane ulaşımını bir sorun olmaktan çıkarıyor. İlçe genelinde yaşayan ve sağlık kuruluşlarına gitmekte zorluk çeken engelli vatandaşlar için tahsis edilen Engelsiz Melikgazi aracı, modern donanımıyla hizmet veriyor. İlçe genelinde yaşayan engelli vatandaşların hastane ulaşımında zorluk yaşamamaları adına özenle hazırlanan araç için 05302539191 numaralı Whatsapp ihbar hattından veya 2521333 numaralı iletişim merkezi aranarak 2 gün önceden randevu alınabiliyor. İlçede vatandaşların ihtiyaçlarını önceleyen çalışmalarıyla örnek teşkil eden Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, projenin farkındalık açısından önemine dikkat çekerek; "Engelleri aşmak birlikte mümkün. Engelli bireylerimizin hayatlarını kolaylaştırmak için hepimiz farkında olmalı ve engel olmamalıyız. Melikgazi Belediyesi olarak engelli vatandaşlarımızın hastaneye ulaşımlarını kolaylaştıracak önemli bir hizmet sağlıyoruz: Engelsiz Melikgazi. Aracımız engelli bireylerimizin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlandı. Kamu hastanelerine gitmesi gereken vatandaşlarımız bizlere ulaşarak randevu alıyorlar. Mesai arkadaşlarım bu kişileri evlerinden alıp hastaneye götürdükten sonra hastane işlemlerinin tamamlanmasın ardından evlerine bırakıyorlar. Minibüsün içinde tekerlekli ve akülü araçların rahat binebilmesi için özel bir rampa bulunuyor. Bilindiği üzere 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası. Bu haftanın farkındalığın artmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Melikgazi Belediyesi olarak her zaman yanınızdayız" ifadelerini kullandı.
Trabzon Tepede yaşam, altta dinamit Trabzon’un Maçka ilçesindeki Ocaklı Mahallesi, evlerin hemen alt kesiminde yer alan taş ocakları nedeniyle zemin riski ve yapısal tehlikeyle karşı karşıya bulunuyor. Bölgede zaman zaman yapılan dinamit patlamaları sonrası sarsıntılar yaşanırken, kaya düşmesi ve heyelan ihtimali dik yamaç yapısı nedeniyle daha da artıyor. Taş ocakları çevresinde sürdüğü ileri sürülen faaliyetler ve yoğun toz oluşumu, yerleşim alanında yaşam şartlarını ağırlaştırıyor. Trabzon Maçka ilçesine bağlı Ocaklı Mahallesi, taş ocaklarının gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Yaklaşık 15 hanede 40 kişinin yaşadığı yüksek rakımlı mahallede, evlerin hemen alt kısmında bulunan taş ocakları nedeniyle heyelan riski her geçen gün büyüyor. Dinamit patlamalarıyla sarsılan mahallede evlerde çatlaklar oluşurken, 2023 yılında bölgede meydana gelen heyelan, mahalledeki tehlikeyi gözler önüne serdi. Dik yamaçtan kopan dev kaya parçaları, taş ocağı sahasına ve mahalle yoluna sürüklendi. Tonlarca ağırlığındaki kayaların önüne kattığı yol ulaşıma kapanırken, bölgede büyük hasar oluştu. Heyelanın yaşandığı alandaki taş ocağıyla ilgili ise kapatılmasına rağmen kaçak şekilde taş alımı yapıldığı ve zaman zaman dinamit kullanıldığı iddiaları gündeme geldi. Yaşanan heyelanın ardından bölgedeki risk daha da büyüdü. Heyelanın meydana geldiği taş ocağına yaklaşık 400 metre uzaklıkta bulunan başka bir taş ocağında ise faaliyet sürüyor. Bölgede zaman zaman gerçekleştirilen dinamit patlamalarının ardından mahallede sarsıntılar yaşandığı, dik yamaç yapısı nedeniyle kaya düşme riskinin arttığı kaydedildi. Özellikle yağışlı dönemlerde zemindeki hareketlilik mahalledeki endişeyi büyütürken, şikayetler üzerine Trabzon Valiliği tarafından oluşturulan komisyon bölgede inceleme yaptı. İncelemelerde mahallede bulunan bir evin riskli yapı olarak değerlendirildiği öğrenildi. Taş ocaklarından yükselen yoğun toz mahalleyi kaplarken, bazı evlerin duvarlarında çatlaklar meydana geldi. Dik yamaçta kurulu mahallede her patlama sonrası korku dolu anlar yaşanıyor. Taş ocaklarından yayılan yoğun toz nedeniyle mahallede yaşam şartları zorlaşırken, tarım alanlarının da olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Yamaçta kurulu yerleşimde her patlama sonrası yeni bir kayma ve kaya düşmesi ihtimali endişeyi artırıyor. Bölge sakinleri, taş ocaklarının yerleşim alanına kadar ilerlemesi, dinamit patlatmaları ve çevresel etkiler nedeniyle yaşam şartlarının sürdürülemez hale geldiğini dile getiriyor "Evimizde uyurken bir anda yataktan fırlayabiliyoruz" Mahalle sakinlerinden Çınar Öztürk, 10-15 yıldır taş ocağı ile mücadele halinde olduklarını belirterek, "Trabzon Valiliği tarafından komisyon kuruldu. Gelip burada inceleme yaptılar. İlgililer bu şekilde olmayacağı sözlü olarak beyan etti. Merkezde yapılan toplantıda aleyhimize bir karar çıktı. Tekrar müracaata bulunduk. Çünkü toz ve toprak oluyor artık burada yaşayamaz hale geldik. Geçtiğimiz günlerde KTÜ’lü bir akademisyen geldi. O da bize sözlü olarak dağın içerisine fazla girildiğini ve şekilde burada çalışma olmayacağını söyledi. Suluma ve çevre düzenlemesinin yapılmadığını belirtti. Bunlar sözlü olarak kaldığı için mahalleli olarak mağdur durumdayız. Taş ocağında dinamik te atılıyor. Evimizde uyurken bir anda yataktan fırlayabiliyoruz. Bütün kurumlara yazılar yazdık ama herhangi bir sonuç elde edemedik. 15 hane ve yaklaşık 40 kişiyi etkileyen bir durum var. Taş ocağı faaliyeti başladıktan sonra bizim yaptığımız müracaatlarla komisyon üyeleri gelip inceleme yaptılar. Amcamın oğlunun evini riskli hale getirdiler. Böylelikle satmaya mecbur bıraktılar. Bir evin satın alınmasıyla mağduriyet giderilmiyor. Dinamik atıldıktan sonra dışarıya çıkıp kapıda oturamıyoruz. Aynı bölgede farklı bir taş ocağı daha vardı. Dağın içerisine fazla girilmesi ve dinamik atılması sonucu dağ komple aşağıya geldi. Evimize geldiğimiz yol riskli hale geldi. Mahalleli kendi arazisinden yer vererek yol açtık. Hayvanımız var, çocuklarımız var kapıya çıkarmaya korkuyoruz. Hiçbir önlem alınmamış. İvedi bir şekilde taş ocağının durdurulup incelenmesini istiyoruz. Bölgeyi gelip inceleme yapan akademisyene göre burası şuan tehlikeli. Taş ocağı usulsüz olarak işletilmiş. Müracaat ettik ama bir sonuç alamadık. Ne yapacağımızı şaşırdık. Ata toprağımızdan çıkmak istemiyoruz" dedi. "Nefes almak istiyoruz" Dinamit patlatılmasından dolayı evinde çatlaklar oluştuğunu kaydeden mahalle sakini Osman Alan ise, "10-15 sene önce başlayan bir durum var. Yukarı çıkarak evlerimizin dibine kadar geldi. 80 yaşımda annem, eşim ve çocuklarımla birlikte burada yaşıyorum. Kapımızın önünde oturmaya korkuyoruz. Toz, duman ve gürültüden dolayı nefes alamıyoruz. Ata toprağımızda yaşıyoruz ne yapalım, nereye gidelim. Dinamit patlatılmasından dolayı evimde çatlaklar oluştu. Bunu defalarca yetkililere bildirdik. Biz burada yaşamaya korkuyoruz. Başka gidecek yerimiz yok. Artık tarlamızda yetiştirdiğimiz ürünleri yiyemiyoruz. Can güvenliğimiz alınmıyor. Birbirimize telefon açarak korkmayın diyoruz. Bizim için yaşantı diye bir şey kalmadı. Tamamen zülüm ve işkence çekiyoruz. Buradan öğrenci servisi geçiyor. Bunun hesabını kim verecek. Kimseye sesimizi duyuramıyoruz. Biz taş ocağı çalışmasın demiyoruz ama bizde nefes almak istiyoruz. Toz duman içerisinde yaşamak istemiyoruz" şeklinde konuştu. "Geceleri uyuyamıyorum, korkuyorum" Geceleri uyuyamadığını vurgulayan Esma Alan (68) da, "Artık bahçedeki çayırı ineğim bile yemiyor. Halimiz ne olacak bilmiyoruz. Taş ocağı faaliyete başladıktan sonra her şey değişti. Toz ve dumandan bir şey yapamıyoruz. Korkuyoruz, evlerimiz sallanıyor. Evimizde zarar gördü. Kimse ilgilenmiyor. Geceleri uyuyamıyorum, korkuyorum. Taş ocağının yukarıya doğru gelmesini istemiyoruz. Kapanmasını istiyoruz" diye konuştu. "Burada heyelan olacak bizde göçüp gideceğiz" Taş ocağının kapatılmasını isteyen mahalle sakini Hasan Alan (71) ise, "Benim atam bu topraklarda doğdu. Bizim burada yaşantı alanımızı kısıtladılar. Tozdan dumandan yaşayamaz hale geldik. Tarladaki mahsulümüz olmuyor. Evlerimiz sallandığında deprem oluyor diye korkuyoruz. Burada yaşamaya mecburuz başka nereye gidelim. Usulsüz kazı yapıyorlar. Burada heyelan olacak bizde göçüp gideceğiz. Yetkililer bizi duysun. Taş ocağının kapatılmasını istiyoruz. Bu kadar insan nereye gidecek. Çayır biçip hayvanımıza yediremiyoruz çünkü kokuyor" ifadelerini kullandı.
Zonguldak Kalbindeki engele piyanoyla direniyor Zonguldak’ta oğlunun engellerini sonsuz anne şefkati ve sanatın gücüyle aşan Filiz Köktürk Özgül, yüreğindeki "Bizden sonra ne olacak?" korkusuna inat evladını hayata piyano notalarıyla sımsıkı bağlıyor. Çaycuma ilçesinde genetik rahatsızlığı ve kalp problemi nedeniyle çok sevdiği yüzme sporunu bırakmak zorunda kalan lise öğrencisi 18 yaşındaki Mustafa Burak Özgül, hayata annesi Filiz Köktürk Özgül’ün (62) desteğiyle piyano tuşlarında tutunuyor. Özel çocuğuyla verdiği mücadeleyi anlatan anne Özgül, "Bizden sonra ne olacak?" endişesi taşıdıklarını belirterek toplumdan sadece empati bekliyor. Çaycuma Özel Eğitim Meslek Okulu lise son sınıf öğrencisi olan ve aynı zamanda özel eğitim merkezine devam eden Mustafa Burak Özgül, annesi Filiz Köktürk Özgül ile birlikte zorlu ama ilham veren bir mücadele yürütüyor. "Hayatı bir yerinden yakalasın istiyoruz" Eğitimine özel eğitim merkezinde devam eden ve annesiyle birlikte problemleri aşan Burak, hayattaki engelleri de sanatla aşıyor. Oğlunun genetik rahatsızlığına bağlı olarak kalp problemi de yaşadığını belirten anne Filiz Köktürk Özgül, Burak’ın çok iyi bir yüzücü olmasına rağmen sağlığı elvermediği için bu spora devam edemediğini ifade etti. Özgül, "Burak çok iyi bir sporcu olabilirdi, çok da hızlı yüzüyor fakat bunu kalbinden dolayı yapamaz. O nedenle müziğe, piyanoya yöneldi. Yetenekleri neyse o alanda, onları yapmaya çalışıyoruz. Yapabildiklerine odaklanıyoruz, yapamadıklarında bir adım ileri attırmaya çalışıyoruz. Hayatı bir yerinden yakalasın istiyoruz" dedi. "İnsanların gözlerini dikip bakması çok acıtıyor" Toplum içinde yaşadıkları zorluklara da dikkat çeken anne Özgül, çevredekilerin yargılayıcı bakışlarının kendilerini yaraladığını dile getirdi. Dışarı çıktıklarında empati beklediklerini vurgulayan Özgül, "Çocuğumuz bir taşkınlık yaptığında, herhangi bir hareket yaptığında insanlar gözlerini dikip bakmasınlar. Bu çok acıtıyor. Gerçekten çok acıtıyor. Kimse böyle olmayı istemez, bunu biz seçmedik ki. Ama oldu, bu da bize bir Tanrı’nın lütfu diye düşünüyorum. Şanslıyım, evladımı çok seviyorum" ifadelerini kullandı. Geç yaşta anne olduğunu ve bu duygunun eşsizliğini vurgulayan Özgül, "Anne olmak dünyanın en güzel duygusu. Özel bir çocuğum var, evet özel ve çok güzel. Zorlukları yok mu? Tabii ki var" diye konuştu. "Hayata zaten 1-0 yenik başlıyoruz" Kendisinin ve onunla aynı hayatı paylaşan tüm kadınların ortak korkusunu dile getiren Özgül, geleceğe dair taşıdıkları ağır yükü şu sözlerle anlattı: "En büyük zorluk, en büyük sorun bizim için; biz evet şimdi hayattayız ama bizden sonra ne olacak? Bizden sonra ne olacak sahipsiz çocuklarımız? Bu düşünce bizi kahrediyor. O nedenle her alanda çocuğumuzu hayata sarılmaya uğraştırıyoruz. Bir yerden tutunsun, bir yerden yakalasın hayatı. Çünkü biz hayata zaten 1-0 yenik başlıyoruz." Topluma ve diğer ailelere de seslenen Özgül, "Lütfen evlatlarınızın kıymetini bilin, evlatlarınızı sevin. Elbette seviyorlar, zorlukları da var ama biraz da farkında olun lütfen" diyerek şefkatin ve kabullenmenin öneminin altını çizdi.