GÜNDEM - 28 Ocak 2025 Salı 18:28

Uludağ’da 13 otelle ilgili rapor Kültür ve Turizm Bakanlığına gönderildi

A
A
A
Uludağ’da 13 otelle ilgili rapor Kültür ve Turizm Bakanlığına gönderildi

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Kartalkaya’da çıkan yangının herkesi derinden üzdüğünü ve yaraladığını belirterek, 13 otelin tamamen incelendiğini, raporların Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve ilgili yerlere gönderildiğini açıkladı. Faciadan sonra Uludağ’da kamuoyunun bilmediği birkaç yangının yaşandığını söyleyen Başkan Bozbey, “Arkadaşlarımız 2 dakikada olay yerine ulaşarak yangını söndürdü. Uludağ İtfaiye binasında 18 personelimiz ve 3 aracımız var ve 2 dakikada Uludağ’da otellere ulaşabiliyorlar. Tespitleri Bakanlığa iletiyoruz, iletmeye devam edeceğiz” dedi.

 

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yeni yılın ilk değerlendirme toplantısında belediye ve iştirakler tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri, hayata geçirilen hizmetleri ve gündeme dair konuları ‘Aylık Değerlendirme Toplantısı’nda kamuoyuyla paylaştı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki toplantıya Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Genel Sekreter Yardımcıları, daire başkanları ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Başkan Bozbey, ‘afet yönetimi, çevre yönetimi, mali yönetim ve genel değerlendirmeler’ başlıkları altında yürütülen çalışmalar hakkında gazetecilere bilgi verdi.

“Bursalılara tekrar geçmiş olsun diyorum”

Konuşmasına dün yaşanan Bursa merkezli depremi hatırlatarak başlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, herkese geçmiş olsun dileklerini iletti. Bursa’nın bir deprem bölgesinde olduğunu, 7 civarında aktif fayın bulunduğunu dile getiren Bozbey, 1855’deki büyük deprem düşünüldüğünde periyodunun da yaklaştığını söyledi. Nilüfer’de başlattıkları çalışma sonucunda aktif olan ‘Kayapa-Yenişehir’ fay hattını tespit ettikleri belirten Başkan Bozbey, “Bursalılara tekrar geçmiş olsun diyorum. Elbette deprem olacaktır. Önemli ve stratejik bir kentte olduğumuzu, çevresiyle ve havasıyla sorunların yaşandığı bir kentte olduğumuzu bilerek hizmetlerimizi yapmamız gerekiyor. Bunu yaparken sadece belediyelerin değil, halkımızın da bilinçlenmesi son derece önemlidir. 99 depremini yaşadık ders alamadık. 6 Şubat’ı yaşadık. ‘Umarım bundan ders alırız’ dedik. Ders ala ala da ailelerimizde ocaklar sönüyor. Biz bunları hak etmiyoruz. Hepimizin sorumlulukları var. Bu sorumlulukları yerine getirmek zorundayız” dedi.

“Güç birliğini çok önemsiyoruz”

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kentin dört bir yanında birçok önemli projeyi yürüttüğünü ifade eden Başkan Bozbey, çalışmaları her ay düzenli olarak belirli başlıklar altında paylaşmayı, böylece daha verimli bir iletişim kurmayı hedeflediklerini anlattı. Bursa’da bir güç birliği oluşturma anlayışında olduklarını söyleyen Başkan Bozbey, “Bu güç birliğini sivil toplum kuruluşlarıyla, sendikalarla, iş insanlarıyla, basınla ve milletvekillerimizle oluşturarak Bursa’nın sorunlarına duyarlılığı artırmak istiyoruz. Çözüm konusunda önerileri almak istiyoruz. Güç birliğini çok önemsiyoruz. Buna yönelik toplantılarımızı sürdüreceğiz. Yıllardır olmayan bir anlayış farkını ortaya koymak zorundayız. Bizim farkımız bu. Bursa’da siyasi atmosferi yatay hale getirip, hizmete öncelik vererek farklı düşünsek de aynı kentet yaşadığımız bilinciyle hareket etmeliyiz. Bursa’da yeni bir yönetim modeli ortaya çıkmıştır. Bu yeni model, katılımcı, hiç kimseyi ötekileştirmeyen ve farklı dünya görüşündeki insanların bir araya gelip fikrini ortaya koyduğu bir sistemdir. Bursa bizimdir, Bursa hepimizindir” dedi.

“78 vatandaşımızı kaybettik”

Bolu Kartalkaya’da çıkan yangının herkesi derinden üzdüğünü ve yaraladığını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, bunun bir facia olduğunu dile getirdi. Suçlu aramanın yanında eksikliklerin, yapılmayanların konuşulması gerektiğini söyleyen Başkan Bozbey, “Bundan sonra bu tür faciaların önüne nasıl geçileceğini net olarak ortaya koymalıyız. Bu yanlıştan herkesin dönmesi lazım. 78 vatandaşımızı kaybettik. Yöneticilerin haricinde çalışanların ve halkımızın da bilinçsiz olduğunu fark ettik. Kızgın yağdan çıkan yangın, 78 vatandaşın canına mal oldu. Çalışanlar bilinçli olsaydı vatandaşlarımız belki yaşıyor olacaktı. Umarım bu vahim durumdan ders çıkarırız. Biz de geçen hafta yurtdışında 7 tane itfaiye aracı almıştık. Onların başlangıç onayıyla ilgili ziyaret yaptık. Bu konuları orada görüşürken bu faciayla karşı karşıya kaldık. Bursa’da günlük ortalama 30’a yakın yangın ihbarı alıyoruz. Ağırlıklı olarak elektrik kaynaklı yangınlar çıkıyor. Halkımızın, elektrik aksamlarını mutlaka gözden geçirmelerini istiyorum. Belediye Meclisi’ne önümüzdeki süreçte bir karar getireceğiz. Elektrik teknisyenleri artık sorumlu olacak. Ayrıca hemşerilerimizin bacalarını da temizletmesini istiyorum. Sadece yangın çıkınca nasıl söndüreceğimizi değil, öncesinde yangın olmaması için tedbirleri almalıyız” dedi.

“Uludağ’da denetimler devam ediyor”

Gönüllü itfaiyeciliğin önemine de değinen Başkan Bozbey, İtfaiye Daire Başkanlığı’nın bu konuda hazırlık yaptığını, gönüllü itfaiyeciliğin yaygınlaşması için çalışmaların hızlanacağını anlattı. Yangın faciasının ardından talimat vererek başta Uludağ olmak üzere kentin farklı noktalarında denetim yapılmasını istediğini belirten Başkan Bozbey, “Uludağ’da başlayan denetimler devam ediyor. Hatta arkadaşlar, ‘Uludağ yoğun, şimdi endişe oluşmasın’ dedi. Ben de ‘Hayır. Hatta arkadaşların daha önce denetim yaptığını, şimdi tekrar değerlendirme yapıldığı bilgisini verin’ dedim. 13 otel tamamen incelendi. Raporları, Turizm Bakanlığı’na ve ilgili yerlere gönderildi. Diğer çalışmalarımız devam ediyor. Bizim görevimiz, oradaki eksiklikleri tespit edip Bakanlığa bildirmektir. Öyle bir şart olmamasına rağmen bildirmek zorundayız. O işletmelerin durdurulmasına biz yasal olarak sorumlu değiliz. İşletme ruhsatını vermekle ilgili de biz sorumlu değiliz. Turizm Bakanlığı’na ait. Orası zaten alan itibariyle tamamen Turizm Bakanlığı’nın kontrolü içerisinde. İnanıyorum ki eksikler bir an önce tamamlanacaktır. Bu konuda hassasiyetimizi de belirtmek istiyorum” dedi.

“Uludağ’da 2 dakikada otellere ulaşabiliyoruz”

Kendilerinin de sorumluluklarını yerine getirmek üzere kasım ayından itibaren itfaiyeyle ilgili güçlendirmeyi yaptıklarını ifade eden Başkan Bozbey, ne kadar doğru yaptıklarının da ortaya çıktığını dile getirdi. Yoğun alanlarda bunların yapılması gerektiğini bir kez daha öğrenmiş olduklarını söyleyen Başkan Bozbey, 1989 yılında reorganizasyon çalışmalarını başlatan Teoman Özalp’e, itfaiye altyapısını güçlendiren Erdem Saker’e ve diğer belediye başkanlarına çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Uludağ’daki itfaiye binasının 2019’da inşa edildiğini belirten Başkan Bozbey, “Göreve geldiğimizde orada 1 araç ve 6 tane personel vardı. Biz bunu Uludağ için yeterli görmedik. 18 personele çıkardık. 2 araç daha ilave ederek 3 araca çıkardık. Biz Uludağ’da iki dakikada otellere ulaşabiliyoruz. Faciadan sonra Uludağ’da kamuoyunun bilmediği birkaç yangın yaşandı. Ama arkadaşlarımız 2 dakikada olay yerine ulaşarak yangını söndürdü. Özellikle otellerde ve toplu alanlarda çalışanlar, yangınla ilgili eğitim almalıdır. Bunun yönetmelikle şart haline getirilmesi gerekiyor. Tespitleri Bakanlığa iletiyoruz, iletmeye devam edeceğiz. İtfaiye teşkilatının güçlendirilmesi ve yeni binaların yapılmasıyla ilgili çalışmalara hız verdik. Dünya Bankası’ndan 10 milyon Euro’luk kredi aldık. Bunun 4,5 milyon Euro’sunu 7 yeni itfaiye aracı için kullandık. Geri kalanı iki kısımda ihale ederek 10 milyon Euro karşılığında yaklaşık 16 civarında araç takviyesini itfaiye teşkilatımıza sağlamış olacağız. Bu çalışmalarla ilgili yerinde görmek maksadıyla ziyarette bulundum. Çok nitelikli araçlar olduğunu bir kez daha gördüm. İtfaiye teşkilatını personel olarak da güçlendiriyoruz” dedi.

“Büyükşehir Belediyesi, Uludağ Alan Yönetimi’nde yer almalı”

Turizm kenti olan Bursa’nın kasım ile mart ayları arasında yoğun yaşayan bir bölge olduğunu anlatan Başkan Bozbey, gelenlerin rahat ulaşım sağlaması için ekiplerin yoğun çalışma yürüttüğünü belirtti. Uludağ Alan Başkanlığı yönetimiyle bir kere bir araya gelebildiklerini hatırlatan Başkan Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Alan Yönetimi’nin danışma kurulunda bulunmadığını dile getirdi. Bunu anlamakta zorlandıklarını söyleyen Başkan Bozbey, “Ulaşım, su, otopark, itfaiye ve diğer alanlarda sorumlu olacaksınız ama Alan Yönetimi’nin danışma kurulunda yoksunuz. Nasıl Alan Yönetimi bilemiyorum. Orada yapılan işleri birebir takip ediyoruz. Yetkisi çok fazla. İlçe belediyesi gibi statüye sahip. Büyükşehir Belediyesi’ne ait otoparkları kaldırdılar. Özel şirkete verdiler. Problem oldu. Yine biz devreye girdik. Otobüs gönderdik. ‘Otobüsü çekin, gerek yok’ denildi. Şikâyetler olunca kabul etmek zorunda kaldılar. Bu konuda Valimize destekleri için teşekkür ediyorum. Alan Yönetimi’nin bir kez daha kendini gözden geçirmesini, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Alan Yönetimi içerisinde yer alması gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Uludağ gibi Bursa’nın markası olan bölgede, Büyükşehir Belediyesi’nin de yönetimde yer alması zorunludur” dedi.

“Bursa’da 36 tane belediye var”

Bursa’da 36 tane belediye bulunduğunu söyleyen Başkan Bozbey, “17 ilçe ve Büyükşehir Belediyesi var. 36 belediye nereden çıktı diyebilirsiniz. Her OSB aslında bir belediyedir. Uludağ Alan Yönetimi, bir belediyedir. Bunların mali güçleri var. Ruhsat veriyorlar. Teknik ekipleri var. Bakıldığında Bursa’da Büyükşehir ile birlikte 18 belediye yok. Büyükşehir ile birlikte 36 tane belediye var. Bunların koordinasyonu çok önemli. Bu yapıların oluşmasıyla herkes kendi bölgesinden sorumlu. Herkes kendi kararlarını veriyor. Uludağ’da ve OSB’lerde aynı şekilde. Bütünlüğün nasıl oluşturulacağı ve müdahalenin nasıl yapılacağı münazara edilmelidir” dedi.

“Bursa’da bin 202 adet acil toplanma alanı bulunuyor”

6 Şubat’ta tekrar depremi hatırlayacaklarını ve anacaklarını, 25 gün sonra tekrar unutulacağını belirten Başkan Bozbey, bir daha bu acıları yaşamamak üzere çeşitli proje ve programları uyguladıklarını söyledi. Afetlere hazırlık amacıyla Nilüfer’de başlattıkları mahalle afet konteynerlerinin kentin tamamına uygulanması için çalışmaların sürdüğünü, mahalle afet gönüllüleri projesinin yaşama geçirileceğini anlatan Başkan Bozbey, stratejik noktalara afet konteynerleri yerleştirilerek deprem olduğunda profesyoneller gelene kadar halkın müdahale edebilmesini amaçladıklarını ifade etti. ‘Deprem Parkı’ adını verdikleri çalışmaların da devam ettiğini söyleyen Başkan Bozbey, mobil mutfak tırının da yapımının sürdüğünü dile getirdi. Bursa’da bin 202 adet acil toplanma alanı bulunduğunu hatırlatan Başkan Bozbey, “Bunun 45 tanesi Büyükşehir Belediyesi uhdesindedir. 478 çadır kent alanında 316 adet acil çadır kent, 162 adet de çadır kent şu anda mevcut olarak görülmektedir. Kent genelinde 12 adet konteyner kent alanları belirlenmiştir. 1202 adet acil toplanma alanı, üzerinde acil ihtiyaçları giderecek tesislerin de olabileceği alan haline dönüştürülecektir. AFAD ile birlikte yapmış olduğumuz çalışmalarla depreme hazırlık süreçleri devam ediyor. Ayrıca Afet İşleri Dairesi Başkanlığı’mızın bünyesinde Bursa Acil Müdahale Ekibi oluşturuyoruz. Güncel teknolojiye sahip ekipmanlarla donatılmış bu ekip, afetlerde hızlı ve etkili müdahale için hazır bulunacaktır” dedi.

“Nilüfer Çayı’na birçok sanayi bölgesinin atıkları gidiyor”

Depremlerin yalnızca binaların değil, aynı zamanda kentlerin dayanıklılığını ve çevresel sürdürülebilirliğini de test ettiğini anlatan Başkan Bozbey, dirençli kentler için altyapı yatırımlarından çevre düzenlemelerine kadar her adımı bu bilinçle atmak gerektiğinin altını çizdi. “Nilüfer Deresi’nin kirliliği ve Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj sorunu, çevre göz ardı edildiğinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini açıkça göstermektedir” diyen Başkan Bozbey, “Bursa, sanayisi ve nüfus yoğunluğu ile dikkat çeken bir kenttir. Ancak bu yoğunluk, beraberinde hava kirliliği gibi ciddi sorunları da getiriyor. Hedefimiz, sanayi ve çevre arasında bir denge kurmak ve bunu sürdürülebilir hale getirmektir. Kentimizin havasını, suyunu kirleten firmaları kamuoyuyla paylaşacağımı belirtmiştim. Bunların hazırlıkları son aşamaya geldi. Nilüfer Çayı’na birçok sanayi bölgesinin atıkları gidiyor. Evsel atıkları Nilüfer Çayı’na geliyor. Sanayi bölgelerinin arıtma tesisi olduğunu biliyoruz. Bunların atıkları olduğu gibi yine Nilüfer Çayı’na akıyor. Arıtma tesislerini mutlaka ileri biyolojik arıtma tesislerine dönüştürmesini istiyoruz. Bu kentin havasını ve suyunu hep beraber kullanıyoruz. Nilüfer Çayı, 4. derece suya dönüşmüş durumdadır. Bu, Nilüfer Çayı’ndan sulanan hiçbir ürünü yememek gerektiği demektir. Yani Nilüfer Çayı, su kalitesi olarak 4. dereceye düşmüştür. Buradan sulanan binlerce dönüm arazi var. Bunlar hepimizin sofrasına geliyor. Özellikle içerisinde kimyasalların olduğunu net söyleyebilirim. Tarımda asla kullanılmaması gereken bir su kalitesindedir. Hepimizin sorumluluğu var. Doğu ve batıda olmak üzere BUSKİ’nin arıtma tesisleri de var. Bu konuda bizim hassasiyetimiz ortada” dedi.

“Lütfen maske takın’ diyeceğiz”

Bursa’nın suyunu olduğu gibi havasını kirletenlerin de olduğunu anlatan Başkan Bozbey, kentteki hava ölçüm cihazlarının sayısını artırdıklarını, hedeflerinin ise 5 yılın sonuna kadar 50 adete ulaşmak olduğunu söyledi. Kentin farklı noktalarına koyacakları dijital panolarla anlık olarak hava kalitesini göstereceklerini belirten Başkan Bozbey, “Halkımıza maalesef ‘Lütfen maske takın’ diyeceğiz. O hale geldi. İnegöl’de bugün vatandaşlar maske takmalıdır. Kestel zaman zaman alarm veriyor. O anlarda halkımız maske takmalıdır. İnegöl’deki hava kirliliğine en önemli etkiyi Starwood yapmaktadır. Bugüne kadar bununla ilgili işlem yapılmadı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nü ve Bakanlığı göreve davet ediyorum. İnegöllülerin aldığı her nefes, onların sağlığını bozuyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Kestel’de de çimento fabrikasının artık kendine gelmesini istiyoruz. Atık yakan tesisler var. Filtrelerini çalıştırmıyorlar. Analizleri devam ediyor, bunları da kamuoyuyla paylaşacağız. Biz, havamızı temiz istiyoruz. Tüm tesisler takibimizde. Yaptırım gücümüz yok. Keşke olsa. Bunları halkımızla paylaşıyor ve ilgili makamları harekete geçirmeye çalışıyoruz. El birliğiyle bunları çözmek zorundayız. Temiz yer altı suyuna ihtiyacımız var. Bu konuda etkin önlemler talep ediyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün bizim önerimizle bir teklifi oldu. Bir araya gelerek beraber ekip kuracağız. BUSKİ’den yetkin arkadaşlarımız da olacak ve sahada adım adım takip edilecek. Deşarj yapanları benim önerim bir iki ay kapatacaksınız. Tedbirini aldıktan sonra tekrar başlasın. Etkin önlem almazsak sağlığımızdan oluruz” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nü göreve davet ettikleri için Doğu Arıtma Tesisi’ne gidilerek ceza kesildiğini söyleyen Başkan Bozbey, “Bir müsilaj olmuş. Bir kurul kurulmuş. 22 maddenin 3 maddesi uygulanmamış. Onlardan bir tanesi ileri biyolojik arıtma tesisini yapmak. Büyükşehir Belediyesi olarak 2021’de müsilaj yaşamışsınız. Biliyorsunuz ama 2022’nin Eylül’ünde Doğu Arıtma Tesisi’nin kapasite artışını yaptırıyorsunuz. Bunu yaparken hem İller Bankası hem de Bakanlık ile birlikte yapıyorsunuz. Bunun sürecin 2025’in Ağustos’unda tamamlanacağını Müdürlük olarak biliyorsunuz. Yoğun yağışlarda Doğu Arıtma Tesisi’ne gelen su miktarı fazla olduğu için bir miktarının dışarıya arıtılmadan verildiğini de biliyorsunuz. Sonra yağışlı bir günde gelerek denetim yapıyorsunuz. Ceza kesiyorsunuz. Biz arıtma tesislerini yapıyoruz hiç merak etmeyin. Biz gerekeni yapıyoruz. Siz gerekeni yapın. Deşarj yapan fabrikaları kapatın da bir göreyim. Doğu Arıtma Tesisi’ndeki çalışmayı daha erkene çekmeye çalışıyoruz. Bakanlık aslında bir nevi eski yönetimi cezalandırdı. Bizi değil. Çünkü onlar yapmamış. 2021’de hemen başlamış olsaydı şimdi zaten bitmişti. Her zaman belgeli konuşuyorum. Havamızı ve suyumuzu kirleten tesislere ne yapıyorsunuz? Bize açıklayın. Vatandaşın bildiğini, siz niye bilmiyorsunuz? Kirli havadan veya sudan dolayı bir vatandaşımızın başına bir iş gelmişse vebali, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün ve Bakanlığı’nındır” dedi.

Uludağ’ın eteklerinden doğan ve Bursa’yı besleyen Nilüfer Çayı’nın kanallarla birleştiği noktalarda kirlenmeye başladığını söyleyen Başkan Bozbey, bu kirliliğin sebeplerinin de sanayi atıkları, kaçak deşarjlar, tarımsal atıklar ve evsel atıklar olduğunu dile getirdi. Sonucunda Nilüfer Çayı’ndaki kirliliğin insan sağlığını da tehdit ettiğini söyledi. Durumun Marmara Denizi’nde müsilaj gibi büyük çevresel sorunlara yol açtığını da belirten Başkan Bozbey, Marmara havzasındaki tüm atıkların Marmara Denizi’ne ulaştığını da vurguladı. Müsilajın yeniden başladığını hatırlatan Başkan Bozbey, “Deniz suyunun bir iki derece daha ısınmasıyla belki de Marmara’nın tümünü kapsayacak müsilaj sorunuyla karşı karşıya olabiliriz. Bunun için en önemli çalışma, tüm belediyelerin ileri biyolojik arıtma tesislerini yapması ve tam kapasiteyle çalışmasıdır. Ve iyi denetlenmesiyle Marmara’nın kurtulması mümkündür. Bu konuda Bakanlığımıza talebimizi ilettik. Bu konuda sıfır faiz ve uzun vadeli kredi olanağını mutlaka sağlamalıdır. Bakanlığın yerel yönetimlerle birlikte hareket etme zorunluluğu var. Alan bulma sorunu yaşıyoruz. Bu konuda da Bakanlığın, belediyelerin önünü açması lazım. Aksi takdirde Marmara ölüyor. Böyle giderse 20-25 yıl sonra az canlı türüne rastlanacak. Zaman aleyhimize işliyor. Marmara Denizi’nin kirlenmesini önlemek için yapılması gereken çalışmaları da yürütüyoruz. Yaklaşık 155 kilometrelik sahil şeridimiz var. Burada birçok yerde hayalet ağ olduğunu tahmin ediyoruz. Bu konuda çalışmalar yürütülüyor” dedi.

Bursa’da gürültü kirliliği haritalarını da oluşturduklarını anlatan Başkan Bozbey, eylem planlarının hazırlandığını, Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak önlem almaya devam edeceklerini dile getirdi. Dirençli kentler için yeni bir uluslararası işbirliği başlattıklarını hatırlatan Başkan Bozbey, BM’nin Making Cities Resilient 2030 programına üye olduklarını ifade etti. Bu üyelikle kenti afetlere karşı daha dirençli, daha güvenli ve daha sürdürülebilir hale getirme kararlılığını pekiştirdiklerini anlatan Başkan Bozbey, dünya çapında 1792 kentle deneyim ve teknolojik çözümler paylaşma imkanına sahip olduklarını söyledi. Afet risklerini azaltmak için kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verdiklerini belirten Başkan Bozbey, “1/100000 planla ilgili çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bu yılsonuna kadar tamamlamayı ve önümüzdeki yılın başlarında da onaylamayı hedefliyoruz. Bursa’nın anayasasını oluşturacak, 2050 vizyonuyla yaptığımız plan. Meydana gelebilecek depremde etkilenecek olan bölgelerdeki çalışmaları artırıyoruz. Yalova Yolu ile Sırameşeler bölgesi ağırlık olarak çalışıyoruz. Sonrasında Yıldırım bölgesi. Buralarda özellikle sıvılaşma potansiyeli olduğundan hasar görme riskleri çok daha fazla. Onun bu alanlarda öncelikli olarak kent dönüşü yürütüyoruz. Mikrobölgeleme etütleri aşağı yukarı tamamlandı. Bursa Teknik Üniversitesi ile bor kökenli zemin enjeksiyonu üzerinde denemelerimiz devam ediyor. Kentsel dönüşüm projelerinde Altıparmak ve Merinos arasındaki bölgeyi kapsayan çalışma devam ediyor. Bölgeyi rahatlatacak ve kentsel ihtiyaçların eksikliklerini giderecek bir çalışma yürüyor. Burada Büyükşehir’in elinde bulunan gayrimenkullerde takas yöntemini kullanarak nüfus azaltmayı da hedefliyoruz. 1050 Konutlar projesi, Beşyol etabı, Gaziakdemir projesi, Karapınar-Değirmenönü projesi, Yiğitler projesi, Orhangazi terminal alanı projesi ve Naim Süleymanoğlu bulvarında çalışmalar sürüyor” dedi.

Geçtiğimiz aylarda 1.1 milyar TL civarında haksız kesintiye uğradıklarını söyleyen Başkan Bozbey, bu kesintinin 4.5 milyar TL iş hacmine dönüşme ihtimali olduğunu dile getirdi. Bu durumun işlerin bir kısmının aksamasına da sebep olduğunu anlatan Başkan Bozbey, “Görüşmelerimizi yaptık. Elbette devlette devamlılık esastır. Biz bu borçları ödeyelim ama uzun vadeye yayılarak belediyelerin önündeki maddi sorunun aşılmasını talep ettik. Bir anda cephe bize döndü ve kesintiler yaşandı. Bunun nedeni, tamamen siyasi. Biz hiçbir konuya siyasi olarak bakmıyoruz. Bizim siyasi görevimiz 31 Mart akşamı bitti. Biz artık hizmet eriyiz. Hizmetle insanlarımızı mutlu etmenin yolunu arıyoruz ve bunları sağlıyoruz. Kesintilere rağmen sıkı mali disiplin uygulayarak Büyükşehir’in borçlarını azaltıyoruz. Doğru projelere harcama yapıyoruz. Bu kentte öncelikler sıralamamız değişti. Büyükşehir Belediyesi’nin borcu yüzde 9 düştü. Ama BUSKİ’nin borcu yüzde 36 yükseldi. 5 milyar TL civarında BUSKİ’nin borcunda artış var. Tahminimize göre bu yılın sonuna kadar BUSKİ’nin borcu 25 milyar TL’ye çıkıyor. Çünkü projelerin hepsi dövizle yürütülüyor. BUSKİ’nin durumu vahim. 986 milyon dolar borçla teslim aldık. Şu anda toplamda borcu dolar bazında da aşağı çektik. Bursalılar merak etmesin. Biz bunu başaracağız” dedi.

Emirhan Erzurum - Uğur Uslubaş



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.