EKONOMİ - 05 Temmuz 2025 Cumartesi 10:39

Zeytinyağında bu fiyatları "yok yılı" gelmeden kaçırmayın

A
A
A
Zeytinyağında bu fiyatları "yok yılı" gelmeden kaçırmayın

Zeytinde, geçen döneme göre yüzde 40 ya da daha fazla kayıp yaşanacak "yok yılı" olacak. 2025-2026 sezonunda hem yurt içinde hem de yurt dışında zeytinyağı üretiminin benzer şekilde düşecek olması fiyatları tekrar yükseltebilir.

Türkiye’de 2024-2025 sezonunda rekor verime ulaşılarak 3 milyon 750 bin tonluk zeytin üretimi ile tüm zamanların en yüksek zeytinyağı rekoltesi görüldü 475 bin ton zeytinyağı ve 750 bin ton sofralık zeytin üretimi oldu.

Türkiye’deki bu yüksek verim yurt dışında diğer önemli zeytinci ülkelerde de gerçekleşince toplam dünya arzına bağlı olarak zeytinyağında fiyatlar geriledi. Geçen yıl raflarda 500-600 lira ortalama fiyatla satılan naturel sızma zeytinyağının litre fiyatı bu yıl yaşanan bolluğun etkisiyle içte ve dışta neredeyse  yarı yarıya düştü. Birçok markette ünlü markaların zeytinyağlarının yapılan kampanyalarla 200-250 lira arasında satıldığı görüldü.

Fiyat düşüşü tüketicilere yaradı ancak maliyetleri ikiye katlanırken sattığı ürünü yarıdan fazla fiyata düşen zeytin üreticileri mağdur oldu. Neredeyse maliyetine ürün satmak zorunda kalan üreticiler, yaşanan rekor verimin sevincini yaşayamadı.

2025-2026 sezonu ise tam tersi üretim yani "yok yılı" olacak ve üretim azalacak. TÜİK’in bu yıla ilişkin bitkisel üretim 1. tahminine göre zeytin üretiminin yüzde 40 azalarak 3 milyon 750 bin tondan 2 milyon 250 bin tona gerileyeceği öngörülüyor.

Bu durumda zeytinyağı üretiminin düşecek olması fiyatların yeniden hareketlenmesine neden olabilir. Yeni sezon öncesi bu dönemde zeytinyağı satın almak tüketiciler açısından bir avantaj olabilir. Rekolte tahminleri geldikçe ve özellikle kuraklığın etkisiyle verimin daha da düşmesi durumunda geçmiş yıllarda olduğu gibi zeytinyağı fiyatlarını hızla yukarı yönlü tetikleyebilir.

Zeytinyağında bu fiyatları

İspanya ve Tunus’ta da verim düşecek

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Yönetim Kurulu Başkanı ve Uluslararası Zeytin Konseyi (COI) Danışmanlar Kurulu Üyesi Dr. Mustafa Tan, Türkiye’nin önümüzdeki sezonunun az ürün yılı olacağını söyledi.

İspanya’da bu sezon çiçeklenmenin başında verim çok iyi gibi görünürken aşırı sıcaklardan ürünün bölge bölge zarar gördüğünü vurgulayan Tan, zeytinyağı piyasasının önemli oyuncularından olan bu ülkede de verimin düşebileceğine dikkati çekti.

Geçen yıla göre Tunus’ta da benzer verim düşüklüklerinin yaşanacağını dile getiren Tan, "Geçen yıl arz miktarı rekor seviyede olan Türkiye için inanılmaz bir fırsattı ancak ihracat hızının kısıtlamaya dayalı azalması nedeniyle sezon başı devir stoklar arttı. Geçen yıl ve önceki yıl İspanya, İtalya ve Tunus’tan aşırı kuraklığın etkisiyle üretim yaklaşık yüzde 50-60 düşüktü. Türkiye’de ise verim nispeten her iki yılda da bu ülkelere göre iyiydi. Fiyatlar da bu konjektüre uyarak ihracatın da artması ile üreticinin ve ihracatçının yüzü çok uzun yıllar sonra  gülmüştü" dedi.

"Çiftçi üretimden uzaklaşabilir"

En güçlü üretici İspanya’da önümüzdeki sezonun ürününde çiçek ve ilk meyve tutumu dönemindeki aşırı sıcaklar nedeniyle zeytin tutumunda problemler yaşandığını anlatan Tan, şöyle konuştu:

"Şu anda Türkiye’de fiyatlar tüketici için çok iyi ama üretici için iyi değil. Sadece bir taraf mutlu olursa sürdürülebilir bir zeytincilik olmaz. 200-250 lira üretici maliyeti var, üretici borçlu, geçimini düşünüyor. Çoluk çocuğunu evlendirecek paraya acil ihtiyacı olanlar var ve maliyetinin altında fiyata satmak zorunda kalıyorlar. Üretim maliyetleri yüzde 100 artarken fiyatlar yarıya düşerse üreticinin üretme şevki kırılır ve üretimden uzaklaşabilir. Zeytinciliği geliştirmek için 20 yıldır süren fidan dikim teşvikleri diğer yardımlar heba olur. Oysa Dünya ikinciliğine yükselen Türkiye zeytin ve zeytinyağında yakaladığı bu ivmeyle daha da ileri gidebilir. Desteklerin artarak devam etmesi, zeytin ve zeytinyağının iç ve dış tanıtımı özel ve kamu destekleri ile desteklenmesi ve 85 milyon nüfuslu ülkemiz halkının yılda tükettiği 2 litre zeytinyağının en az 4-5 kilograma çıkartılması, sofralık zeytin tüketiminin ikiye katlanması sağlanmalıdır. Bu durum fiyatların stabilitesi için gereklidir."

Zeytinyağında bu fiyatları

"Herkesin mutlu olduğu bir fiyat yakalamak lazım"

Tan, 41 ilde zeytincilik yapıldığını belirterek, şunları söyledi:

"Yeni ve bir işletme gibi para kazanmaya yönelik yeni fidan dikimleri var. Bu üreticiler yatırımlarının karşılığını alamaz ve kazanamazlarsa diktikleri fidanları  tıpkı tütünde olduğu gibi söker alternatif ürünlere döner. Üretici-sanayici-tüccar-ihracatçı kısacası tüm taraflar birbirinin penceresinden yani ülke penceresinden bakmalı ve herkes kazanmalı mutlu olmalıdır. Taraflarda biri ikisi mağdur olursa denge bozulur. Herkesin memnun olduğu fiyat skalasını yakalamak lazım. Yeniden altını çiziyorum zeytin ve zeytinyağına verilen prim, doğrudan gelir desteği gibi desteklerin yeniden güncellenmesi ve arttırılarak devam ettirilmesi sağlanmalıdır. Zeytin ve zeytinyağının tanıtımına ağırlık verilerek iç piyasada daha çok zeytin ve zeytinyağı tüketilmesi sağlanmalıdır. Böylece rekoltelerden bağımsız istikrarlı bir fiyatlamaya kavuşulur! Böylesine sağlıklı bir ürün daha fazla tüketilmeli." ifadesini kullandı.

Fiyatların üretimle ilişkili olduğunu dile getiren Tan, var yılında düşen fiyatların yok yılında yükselebileceğini söyledi.

Bu yıl verimin düşeceğini ancak ağustos-eylül gibi yapacakları rekolte çalışmasında boyutunun daha net ortaya çıkacağını vurgulayan Tan, "İspanya umutluyken birden sıcaklar ibreyi tersine döndürdü. Bizde de bugünden ne olacağını kestirmek zor. Verim düşecek orası kesin ama ne kadar olacağını ilerleyen zaman ve iklim şartları gösterecek. Şu anda stoklarımızda yeteri zeytinyağımız var endişe edecek bir durum yok." diye konuştu.

Azize Akpınar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Akçaabat Belediyesi bölgede bir ilki gerçekleştirdi Trabzon’un Akçaabat ilçe belediyesi tarafından kurulan Şehir Orkestrası, Akçaabat’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, ilk konserini yeni hizmete açılan Akçaabat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirerek sanatseverlerle buluştu. Bölgede ilk kez bir belediye bünyesinde kurulan şehir orkestrası, Akçaabat’ın kültür ve sanat hayatına önemli bir değer kattı. Şef Selahattin Dudak yönetimindeki orkestra, geniş repertuvarı ve başarılı performansıyla izleyenlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Salonu dolduran sanatseverler eserler boyunca büyük bir ilgiyle programı takip ederken, alkışlar gece boyunca hiç susmadı. Programa önceki dönem AK Parti Trabzon Milletvekili Adnan Günnar, Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu başkanları ve siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda sanatsever katıldı. Konserin ardından değerlendirmede bulunan Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, bu projenin bölge için önemli bir adım olduğunu vurgulayarak "Akçaabat’ımızın kurtuluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında böylesine anlamlı bir organizasyonu gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Belediyemiz bünyesinde kurulan Şehir Orkestramız, bölgede bir ilk olma özelliği taşıyor. Yeni Kültür Merkezimizle birlikte Akçaabat’ımız artık kültür ve sanat etkinliklerinin güçlü bir merkezi haline gelecek. Bu anlamlı gecede emeği geçen orkestramıza, şefimiz Selahattin Dudak’a ve bizleri yalnız bırakmayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum" dedi. Akçaabat Belediyesi tarafından hizmete sunulan Akçaabat Kültür Merkezi’nin, ilçede düzenlenecek konser, tiyatro, sergi ve diğer sanat etkinliklerinin yeni adresi olması hedeflenirken, Şehir Orkestrası’nın ilk konseriyle başlayan programların önümüzdeki süreçte de artarak devam edeceği belirtildi.
İzmir İzmir Ekonomi ‘Asya’ birinciliği için yarışacak Sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında geliştirdiği bütüncül yaklaşımla dikkat çeken İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), dünyanın en saygın yükseköğretim değerlendirme platformlarından Times Higher Education’ın (THE) düzenlediği Awards Asia’da finale kaldı. ‘Çevresel liderliğe üstün katkı’ kategorisinde Asya kıtasındaki en iyi 8 üniversite arasında yer alan İEÜ, 22 Nisan tarihinde Hong Kong’da gerçekleştirilecek finalde birincilik için yarışacak. İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, "Bizim için önemli olan, üniversitelerin iklim krizi karşısındaki sorumluluğunu güçlü biçimde ortaya koymak. İzmir’den yükselen vizyonumuzun, Türkiye ve ötesinde karşılık bulmasını istiyoruz" diye konuştu. THE Awards Asia’nın finalistleri, aylar süren kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Asya kıtasındaki yüzlerce üniversitenin iklim eylemi ve sürdürülebilir kalkınma odaklı projeleri ile kurumsal vizyonları detaylı biçimde incelendi. İzmir Ekonomi Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal stratejiye entegre eden yaklaşımı ve ölçülebilir etki çıktıları ile fark yaratarak finale kalmaya hak kazandı. Akademik dönüşümün öncüsü İEÜ, Türkiye’de sürdürülebilir enerji alanında açılan ilk yüksek lisans programının kurucusu olarak bu alandaki akademik dönüşümün öncülerinden biri oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) müfredatına, araştırma faaliyetlerine ve yönetişim yapısına sistematik biçimde uyarlayan İEÜ, Sürdürülebilirlik Ofisi aracılığıyla bu dönüşümü kurumsal zemine taşıdı. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Araştırma Merkezi (SENLAB) bünyesinde yürütülen çalışmalar sayesinde İEÜ, çok sayıda Horizon Europe projesinde aktif rol aldı ve Ege Bölgesi’nde karbon ayak izini hesaplayan ilk üniversite oldu. "Üniversiteler, dönüşümü yönlendirmeli" İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, üniversitelerin sürdürülebilirlik alanında yalnızca bilgi üreten değil, aynı zamanda dönüşümü yönlendiren kurumlar olması gerektiğini belirterek, "Üniversitelerin sürdürülebilirlik için ‘yaşayan laboratuvar’ olarak nasıl konumlanabileceğini somut uygulamalarla ortaya koyduk. Eğitimden araştırmaya, yönetişimden kampüs altyapısına kadar bütüncül bir yaklaşım benimsedik. Finalde yer almak önemli bir teyit; ancak bizim için asıl mesele, geliştirdiğimiz modeli kalıcı ve ölçeklenebilir hale getirmek" diye konuştu. "İzmir’i, pilot şehir konumuna taşıdık" Prof. Dr. Biresselioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sürdürülebilirlik, bizim için bir proje başlığı değil; kurumsal kimliğimizin parçası. Akademik programlarımızdan kampüs uygulamalarına kadar tüm alanlarda entegre bir dönüşüm modeli geliştirdik. İzmir’i, iklim-nötr yaşam pratiklerinin test edildiği bir pilot şehir konumuna taşıdık." Güzelbahçe’de inşa edilen yeni kampüs projesinin de çevre dostu özellikleriyle öne çıktığını söyleyen Prof. Dr. Biresselioğlu, temiz enerji teknolojilerinin kullanılacağı, enerji performansı optimize edilmiş binaların yer alacağı kampüste, yerleşke içi ulaşımın da elektrikli araçlarla sağlanmasının planlandığını ifade etti. Prof. Dr. Biresselioğlu, yeni kampüsün, İEÜ’nün sürdürülebilir yaşam yaklaşımını fiziksel altyapı ile destekleyen bir model olarak tasarlandığını aktardı. İzmir’den ‘küresel’ mesaj Prof. Dr. Biresselioğlu, finale kalarak ‘sürdürülebilir kalkınma’ alanında doğru yönde ilerlediklerini gösterdiklerini belirterek, "Bu başarı, attığımız adımların uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını gösteriyor. Ancak bizim için asıl önemli olan, üniversitelerin iklim krizi karşısındaki sorumluluğunu güçlü biçimde ortaya koymak. İzmir’den yükselen bu vizyonun Türkiye ve ötesinde karşılık bulmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.