KÜLTÜR SANAT - 01 Eylül 2020 Salı 17:21

1850 yıl sonra Parion Antik Kenti’nde bir ilk

A
A
A
1850 yıl sonra Parion Antik Kenti’nde bir ilk

Çanakkale’nin Biga Belediyesi, Eylül ayı belediye meclis toplantısı Parion Antik Kenti’nde gerçekleştirildi.

Çanakkale’nin Biga Belediyesi, Eylül ayı belediye meclis toplantısı Parion Antik Kenti’nde gerçekleştirildi.


Biga Belediyesi Eylül ayı meclis toplantısı Biga ilçesine bağlı Kemer köyünde bulunan Parion Antik Kenti içerisindeki Odeion’da gerçekleştirildi. Antik çağdaki işlevi neyse, bugün aynı işlevi 1850 yıl sonra Parion’daki Odeion tekrar gerçekleştirildi.


Meclis toplantısı öncesi basın mensuplarına bir açıklama yapan Biga Belediye Başkanı Bülent Erdoğan, “Bugün, Biga Belediye’mizin 150’nci yılında, Biga ilçemizin sınırlarında bulunan Kemer köyümüzdeki Parion Antik Şehri’ndeyiz. Bir önceki meclis toplantımızda Eylül ayı meclis toplantımızı Parion Antik Kenti’nde yapmayı meclis üyelerimize teklif ettik ve hepsinin oluruyla antik şehrimizdeyiz. Tabii biz yerel yöneticiler, belediye hizmetlerimizi vatandaşa en kaliteli ve hızlı bir şekilde ulaştırmakla mükellef olduğumuz kadar, bölgemizdeki tarih ve kültürümüze de sahip çıkmamız gerekiyor. İlçemizde bulunan bu kıymetli 2 bin 800 yıl önce, 80 bin kişinin yaşadığı bu şehirde, binlerce yıl sonra burada bir meclis toplantısı yapılmasını çok kıymetli buluyoruz. Bölgemiz sadece tarımıyla, hayvancılığıyla ve sanayisiyle değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel değerleriyle de öne çıkan ilçeler arasında öne gelmekte. Biz de burada bu kıymetli antik şehrimizi tüm Türkiye’ye tanıtmak ve duyurmak için bu organizasyonu önemsiyoruz” dedi.



“Bölgeye hakim olmak isteyen tüm egemen güçlerin önem verdiği bir kent”


Çanakkale’nin Kuzeyinde yer alan Parion Antik Kenti’nin binlerce yıl önce egemen güçlerin hakim olmak istediği bir kent olduğunu belirten Parion Antik Kazıları Başkanı Prof. Dr. Vedat Keleş, “Bulunduğumuz kent, Parion Antik Kenti. Çanakkale’mizin, eski adıyla Troas bölgesinin Kuzeyinde yer alan önemli bir liman kenti. Antik kaynakların verilerine göre M.Ö 709 yılında kurulan kentin kuruluşuna kadar bölgeye hakim olmak isteyen tüm egemen güçlerin önem verdiği bir kent konumunda. Sahip olduğu iki limanı sayesinde hem ekonomik olarak hem de insan kaynakları bakımından çok ciddi bir kent” dedi.



“Odeion işlevini 1850 yıl sonra tekrar gerçekleştirecek”


Çalışmaların 2005 yılında başladığını belirten Kazı Başkanı Keleş, “Buradaki bizim kazı serüvenimiz 2005 yılında başladı fakat bunun daha öncesi de var. Yüzey araştırmalarının sonunda ilk defa 2005 yılında bu antik kentte sistemli bilimsel arkeolojik kazılar başlatıldı. 2005 yılından 2020 yılına geldiğimiz 15 yıllık süreçte çok ciddi başarılar elde edildi bu Parion Antik Kenti’nde. Hem yayın anlamında hem yapılan kazılar anlamında hem de akademik anlamda ciddi bir performans gösterdik. 2018 yılında sayın bakanımızın ifade etmiş olduğu Türkiye’deki arkeolojik kazıların 12 aya yayılması projesi kapsamında, Parion Antik Kenti’nde yıl boyunca devam edecek olan kazılar kapsamına alındı. Sayın bakanımızın burada ortaya koymuş olduğu bir başka hedef de yeni destinasyon merkezlerinin oluşturulması idi. Biz de Parion kazı ekibi olarak Çanakkale’mizde yeni bir destinasyon merkezi oluşturulması noktasında çok ciddi mesafeler kat ettik. Özellikle son yıllarda Rus ve Ukraynalı turistlerin yeni tur rotalarının içerisinde Çanakkale’de Parion Antik Kenti’ni de dahil etmiş durumdayız. Bu anlamda ciddi bir başarı kazandığımızı düşünüyoruz. Bunun dışında 11 sektörde daha kazılarımız devam ediyor. Bu zor şartlara rağmen, pandemi sürecinde de olsak çalışmalarımızı aksatmadan devam ediyoruz. Şuanda içerisinde bulunduğumuz Odeion yapısı da bu seneki çalışmaları gerçekleştirdiğimiz yapılardan bir tanesi. M.S. 2’nci yüzyıl ortalarında inşa edilmiş bir yapı ve şuanda Antik kentin en iyi korunmuş yapılarından bir tanesi. Bugün bizim için son derece önemli bir gün. Çünkü antik çağdaki işlevi neyse, bugün aynı işlevi 1850 yıl sonra Parion’daki Odeion tekrar gerçekleştirecek. Belediye Başkanımıza teşekkür etmek istiyorum. İlk defa antik kentte böyle bir olaya tanık oluyoruz. Bu da bizim kat ettiğimiz mesafeyi ve bundan sonra ortaya neleri koyabileceğimizin bir delili olacaktır” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.