ÇEVRE - 03 Eylül 2021 Cuma 16:35

Salda Gölü’nün ekosistemi bilimsel çalışmalar için görüntülendi

A
A
A
Salda Gölü’nün ekosistemi bilimsel çalışmalar için görüntülendi

Burdur’un Yeşilova ilçesinde yer alan Salda Gölü’nün su altı ekosistemi bilimsel çalışmalar için görüntülendi.

Burdur’un Yeşilova ilçesinde yer alan Salda Gölü’nün su altı ekosistemi bilimsel çalışmalar için görüntülendi. İstanbul teknik Üniversitesi’nden gelen bilim insanlarına eşlik eden Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Çevre Kurulu Başkanı Tahsin Ceylan, “Salda Gölü inanılmaz harika bir ekosistem. Dalışlarımızda binlerce balığın arasında yüzdüğümüze tanık olduk. Böyle sağlıklı bir ekosistemin, insan baskılarından tamamen arındırılmasına ihtiyaç var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’mızda zaten çalışmalarını bu alana yoğunlaştırdı” dedi.


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bilim insanlarının birlikte yürüttüğü, Salda Gölü’nün kimyasal ve biyolojik değişimlerini inceleme projesi kapsamında su altındaki ekosistemden birçok örnekler alındı.


“Bölgenin dip faunası, florası, ekosistemi ve kayaç yapılarını inceledik”


Konuyla ilgili İHA muhabirine önemli açıklamalarda bulunan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Çevre Kurulu Başkanı Tahsin Ceylan, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına Salga Gölü’ne bir çalışma yaptık. Oranın biyo çeşitliliği ve ekosistemini görüntüledik ve bunu da bir kısa film haline getirdik. Bu kez bilim insanlarımızla birlikte bu bölgeye gittik ve bölgenin dip faunası, florası, ekosistemi ve kayaç yapılarını ve kayaç yapılarını inceledik. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden gelen hocalarımızla birlikte örnekler aldık. Hocalarımızın yanında getirdiği çok sayıda örnekleme formları vardı ve onların hepsinin tedarikini yaparak, teslim ettik” dedi.


“Salda Gölü’nün insan baskısından arındırılmasına ihtiyaç var”


Salda Gölü’nün sağlıklı bir ekosistemi olduğuna ve bunun bozulmaması için insandan arındırılmasına dikkat çeken Ceylan, “Salda Gölü inanılmaz harika bir ekosistem. Dalışlarımızda binlerce balığın arasında yüzdüğümüze tanık olduk. Böyle sağlıklı bir ekosistemin, insan baskılarından tamamen arındırılmasına ihtiyaç var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’mızda zaten çalışmalarını bu alana yoğunlaştırdı” diye konuştu.


“Salda Gölü’nün etrafında kum yok”


Sosyal medya ve bazı basın organlarında ‘Salda Gölü’nün kumu taşındı’ haberlerinin de gerçeği yansıtmadığını ifade eden Ceylan, “Salda Gölü ile ilgili önemli bir bilgiyi paylaşmak istiyorum aslında. Basın ve sosyal medyada ‘Salda Gölü’nün kumu alındı, başka yere taşındı’ gibi çok sayıda haber çıkıyor. Oysaki, Salda Gölü’nün etrafında kum yok. O görünen beyaz alanda tamamen kayaç ve hidromanyezit yapıların kırıkları. Yani bir tür mercan benzeri yapıların kırıkları. Hem sağlık açısından bir yararı yok, hem de ekonomik açıdan hiçbir değeri yok. Kireç benzeri sodyum parçacıkları suyun altında da yoğun bir şekilde mevcut. Bunların tamamını görüntüledik. Yani Salda Gölü’nün en önemli özelliği, ekosistemi çok kırılgan, herhangi bir yerden çok fazla kirleticiye maruz kalmıyor ve tek kirletici faktör olarak orada insan öne çıkıyor. İnsanların o bölgeden arındırılması ve sadece oluşturulacak teraslardan fotoğraf çekmeleri, bence Salda Gölü’nün gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir ekosistemle aktarılması için gereklidir diye düşünüyorum” dedi.


“Salda Gölü ile Mars’taki Jezero Krateri arasında benzerlik var”


Mars’ta yer alan Jezero Krateri ile Salda Gölü arasında benzerlik olduğunu da sözlerine ekleyen Ceylan, “Çalışan hocalarımız, Mars’ta yer alan Jezero Krateri ile Salda Gölü arasında bir benzerlik oluştuğunu belirtiyorlar. Bu benzerlikte hidromanyezit dediğimiz oluşumlardan kaynaklı. Tabii magnezyum ağırlıklıdır hidromanyezit oluşumlar. Stromatolit olarak adlandırılıyor ve büyük bölümü magnezyum kalanı da kalsiyum, karbonat olan bir kayaç yapı. Van’da da yine mikrobiyalitler var. Onları da daha önce çok görüntülemiştik. Salda Gölü’ndeki Stromatolitlerin oluşumu son derece sağlıklı. Florası da son derece sağlıklı. Balık popülasyonu da oldukça yüksek. Dolayısıyla o ekosistemi gördüğümüzde hayran kaldık. Ve bu sistemin mutlaka insandan arındırılmasında fayda görüyorum” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Yetişkin’in sosyal medya paylaşımı duydulandırdı Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanan ve Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi’nde yaşama yeniden ‘Merhaba’ diyen bir anne ve kızının yaşamını anlatan video annelerin fedakarlığı, çocukların yaşama güvenle tutunabilmesi ve sevginin simgesi oldu. Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi, alanında uzman eğitimcileri, çağa ve bilime uygun sınıfları ve araç gereçleri ile yüreğinde sevgi dolu personeliyle yüzlerce aileye umut olmaya devam ediyor. İncirliova ilçesinde yaşayan Melis Ören ile kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’yle tanıştıktan sonra hikayesini anlatan video, "Anne olmak herkes için farklı bir yolculuk. Bizim yolumuz biraz daha sabır ve anlayış istiyor" sözleriyle başlıyor. Anne Melis Ören, ilerleyen saniyelerde kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’nde eğitim almadan önce yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı, "Derdini anlatamazdı. Derdini anlatamayınca ağlardı. Kendini yerlere atardı ve elimden hiçbir şey gelmiyordu. Çaresiz hissediyordum." Videonun devamında, Anne ve kızının birlikte Otizm Yaşam Merkezi’ne doğru umut yolculuğuna ait görüntüler yer alıyor. Daha sonra Otizm Yaşam Merkezi’ndeki ilk günlerini anlatan anne, heyecanının yüksek olduğunu ve her şeyi zamanla yaşayarak öğrendiklerini söyledi. Lina’nın merkezde çok güzel bir eğitim aldığını ve öğretmenlerin fedakârlıklarının sürece katkısından bahsetti. Mutluluk gözyaşlarının aktığı bir sonraki kesitte ise anne Ören, "Lina’nın annesi olmak paha biçilemez bir şey. Benim anneler günüm Otizm Yaşam Merkezi’nde başladı. Hediyem ise Lina’nın gözlerimin içine bakıp ‘anne’ demesi" sözleriyle yaşadıkları olumlu değişimi en güzel şekilde anlattı.
Kastamonu Çocukları için memurluğu bıraktı, kursta tanıştığı sanatla şimdi kadınlara umut oluyor Kastamonu’da yıllar önce çocuklarını büyütmek için memurluğu bırakan Seval Bahadır Koç’un kursta tanıştığı coğrafi işaretli taş baskı sanatı mesleği oldu. Kurduğu atölyede asırlardır devam eden geleneği yaşatan Koç, bir yandan da sanatını öğrettiği kadınları meslek sahibi yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 53 yaşındaki Seval Bahadır Koç, yıllar önce memur olarak atandığı mesleğini çocuklarını büyütmek için bıraktı. Çocuklarını büyüten Seval Bahadır Koç, 10 yıl önce farklı bir şeyler öğrenmek için Halk Eğitim Merkezi’ne gitti. Merkezde Kastamonu’nun coğrafi işaretli sanatı olan taş baskıyla tanışan Seval Bahadır Koç, çok sevdiği bu sanatı mesleği haline getirdi. Önce evinin bir bölümünü atölyeye çeviren Seval Bahadır Koç, taş baskı sanatıyla masa örtüsünden kıyafete, çantadan çeyizlik ürünlere kadar çeşitli ürünler yapmaya başladı. Kısa süre sonra eve sığmayan sanatını daha profesyonel hale getirmek isteyen kadın girişimci, Tarihi Yakup Ağa Külliyesi’nin karşısındaki eski sübyan mektebinde atölye açtı. Yıllardır atölyesinde asırlardır devam eden taş baskı geleneğini yaşatan Seval Bahadır Koç, bir yandan da farklı şehirlerden gelen kadınlara taş baskı sanatını öğreterek meslek sahibi olmalarını sağlıyor. "Kursun ardından bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim" Taş baskı sanatıyla tanışma hikayesini anlatan Seval Bahadır Koç, "Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı bir kursa katıldım. Kursun ardından da bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim. Önce evimde küçük bir atölye kurdum. Malzemeleri yavaş yavaş temin ettim. Daha sonra dükkan kadar malzeme birikince dükkan açtım. Dükkanımda satışlarımı ve imalatımı yapıyorum. Şehir dışında gelenlere de bu sanatı tanıtmaya çalışıyorum" dedi. "Baskı yapmak çok hoşuma gitti" ? Çocukları için mesleğini bıraktığını ve şimdiki işini çok sevdiğini dile getiren Seval Bahadır Koç, "Aslında ben memur olarak atanmıştım, oğlumu büyütmek için mesleğe başlamadım. Daha sonra çocuklar büyüyünce bir meşgale aradım kendim için. Tesadüfen Halk Eğitim Merkezinin açtığı kursa katıldı. O zaman taş baskı ilgimi çekmemişti. Ama baskı yapmak çok hoşuma gitti. Ayrı bir terapi. Baskıyı yaparken üretim moduna giriyorsunuz. Bir örtü yaparken kafanızda ikinci örtüyü tasarlıyorsunuz. Çok zevkli bir iş. Onun için dedim ki ben bu işi ileride sürdürebilirim. O şekilde başladım, şimdi de çok memnunum. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olduğu için birilerine aktarmak, bir yerlerde yapıldığını görmek çok iyi bir şey" diye konuştu. "Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor" Çok sayıda ilden kursiyerlerin geldiğini kaydeden Koç, "Kursiyerlerim var. Özel kurslar veriyorum. Değişik illerden kursiyerler geliyor. Öğrendikten sonra gidip memleketlerinde bu işi yapıyorlar, dükkanı olanlar var. Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor. Hem bir kadının emekçi olup para kazanması beni mutlu ediyor hem de Kastamonu’nun bir kültürünü başka şehirlere tanıtmak sevindiriyor" şeklinde konuştu. "Bine yakın kalıbım var" Sanatla ilgili bilgi veren Koç, yaptığı desenlerin kullandığı boya sebebiyle asla silinmediğini kaydederek, "Kalıpların her biri farklı bir desendir. Bir yerde çiçek deseni ya da geometrik bir desen gördüğümüzde hemen onun kalıbını yaptırıyoruz. Gördüğümüz her şeyin kalıbını yaptırmak zorunda hissediyorum. Şu an ne kadar kalıbım olduğunun sayısını bilmiyorum. Belki bine yakın kalıbım vardır. Çok kullandığım kalıplarımı göz önünde tutuyorum. Az kullandığım kalıplarımı ise kaldırıyorum, lazım olduğunda tekrar alıyorum. Bir örtüyü yapmam yarım saat, bir buçuk saat arasında tutuyor" ifadelerini kullandı.