GENEL - 24 Nisan 2022 Pazar 14:04

Seddülbahir Kalesi restorasyonunda bulunan Fransız askerlerinin kemikleri törenle defnedildi

A
A
A
Seddülbahir Kalesi restorasyonunda bulunan Fransız askerlerinin kemikleri törenle defnedildi

Çanakkale’de Seddülbahir Kalesi restorasyon projesi çerçevesinde sürdürülen arkeolojik alan çalışmalarında bulunan 17 Fransız askerine ait kemikler, törenle Fransız Ulusal Mezarlığı’na defnedildi.

Çanakkale’de Seddülbahir Kalesi restorasyon projesi çerçevesinde sürdürülen arkeolojik alan çalışmalarında bulunan 17 Fransız askerine ait kemikler, törenle Fransız Ulusal Mezarlığı’na defnedildi.


Seddülbahir Kalesi Restorasyon, Çevre Düzenleme ve Teşhir-Tanzim Projesi çerçevesinde 2015 yılından itibaren Çanakkale Arkeoloji Müzesi denetiminde gerçekleştirilen arkeolojik alan araştırmalarında kalenin dönemsel gelişiminin yanı sıra Çanakkale Muharebeleri’ne ışık tutabilecek bulgular ortaya çıktı. Mütareke yıllarında oluşturulan sekiz Fransız Mezarlığı arasında Seddülbahir Kalesi içindeki Galinier ya da Genel Karargâh Tabyası Mezarlığı da bulunuyordu. 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın ardından bu mezarların tümü bugünkü Fransız Ulusal Mezarlığı’nın bulunduğu Morto Koyu’na taşındı.


Seddülbahir Kalesi Restorasyonu Projesi çerçevesinde Çanakkale Arkeoloji Müzesi denetiminde sürdürülen arkeolojik saha araştırmalarında tarihi görsellerle konumu örtüşen mezar alanlarında bir mezar taşının yanında şu ana kadar birinin kimlik bilgileri tespit edilmiş 17 askere ait iskelet parçalarına rastlandı. Bu mezarlarda ele geçen buluntular (haç, yüzük, mezar levhası, mezar taşı), tarihi belgeler ve fotoğraflarla iskeletlerin 1915 tarihinde Çanakkale Muharebeleri sırasında güney cephesinde hayatlarını kaybeden Fransız askerlerine ait olduğunu belirlendi. Bulunan Fransız askerlerinin kemikleri, törenle Fransız Ulusal Mezarlığı’na defnedildi.


Tarihi Gelibolu Yarımadası Seddülbahir Kalesi’nde saat 11.00’da düzenlenen törene Fransa Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Mathilde Grammont, Misyon Şefi Mathilde Grammont, Fransız Akdeniz Bölgesi Komutan Yardımcısı Tuğamiral Jean Emmanuel Roux de Luze, Savunma Ataşesi Albay Philippe Boulogne, NATO İzmir’den Yarbay Philippe Riols de Fonclare, görevli memur Remi Ver, NATO İzmir’den Asteğmen 1 Nicolas Beyou, Savunma Ataşesi Yardımcısı Asteğmen 1 Boris Stoll, Fransız rahip Peder Alexis Doucet ve Savunma Ataşeliği’nden Fransız öğrenci Hugo Desbenoit katıldı.



“Bugün Fransız askerlerine ait olan naaşları, kemikleri Fransız yetkililere teslim ediyoruz”


Çanakkale Kara Savaşları’nın 107. yıl dönümünde anlamlı bir tören icra ettiklerini belirten Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "107 yıl önce bu topraklarda tarihin akışını değiştiren ve Türk milletinin büyük bir zafer kazandığı büyük bir savaş yaşanmıştı. Türk milleti bu topraklarda büyük bir vatan müdafaası yaparak, ‘Çanakkale geçilmez’ diye bütün dünyaya ilan etmişti. Bugün artık bu topraklarda bir savaş yok ve bu topraklar huzurun, barışın ve güvenin toprakları olmuşlardır. Çanakkale Tarihi Alan Bakanlığı olarak Gelibolu Yarımadası’nda Çanakkale Destanı’nın yazıldığı bu topraklarda ecdadımızdan bize yadigar kalan ne varsa, Çanakkale kahramanlığından bugüne gelen ne varsa restore edip, ayağa kaldırıp, ziyarete açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu an Seddülbahir Kalesi’ndeyiz. Tam Çanakkale Boğazı’nın girişindeyiz. Çanakkale Savaşı’nın en yoğun yaşandığı yerlerden birinde, bir gazi mekandayız. Çanakkale Boğazı’nın muhafızlarından biri olan Seddülbahir Kalesi’ndeyiz. Tarihi Alan Başkanlığı olarak bu kaleyi restore etmeye başladığımızda çok ihtimamlı ve özenli bir restorasyon çalışması başlattık. Arkadaşlarımızla beraber bu restorasyon çalışmalarımız esnasında birtakım mezarlar ve kemikler tespit ettik. Tabii ki çalışmalarımızı daha özenli, daha dikkatli hale getirdik. Yapmış olduğumuz çalışma ve araştırmalar sonucunda bu mezarların ve bu kemiklerin Çanakkale Savaşları sırasında ölen Fransız askerlerine ait olduğunu tespit ettik. Bu kemikleri hemen muhafaza altına aldık. Hem Fransız yetkililerle hem de Türk Dışişleri Bakanlığımızın yetkilileriyle temasa geçtik. Bu mezarları ve kemikleri koruyarak bugüne kadar geldik. Gerek dinimizde, gerek Türk örf ve adetinde, gerek Türk kültüründe ölülere saygı duymak vardır. Aynı zamanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1934 yılında Anzak annelerine hitaben yazmış olduğu mektupta, bu topraklar üzerinde hayatını kaybeden yabancı askerlerin artık bu toprakların evlatları olduklarını ve bu topraklarda huzur içinde uyuyacaklarını ifade etmiştir. Biz de Tarihi Alan Başkanlığı olarak bu duygularla çalışmalarımızı devam ettirdik. Bugün Fransız askerlerine ait olan naaşları, kemikleri Fransız yetkililere teslim ediyoruz. Onlar da tarihi alan içerisinde kendilerine ayrılmış olan Fransız Mezarlığı’na bu kemikleri defnedecekler. Bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum, Çanakkale Savaşları’nın, Çanakkale Zaferlerinin 107’nci yıl dönümü kutlu olsun. Bize bu toprakları vatan yapanların ruhu şad olsun. Tarihi Alan Başkanlığı olarak tarihi alanın, şehitliklerin Türk milleti için ne kadar önemli, ne kadar mukaddes olduğunu çok iyi biliyoruz. Aynı zamanda tarihi alanda dünyada birden fazla ülkenin de hatıraları olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu duygularımızla bundan sonra da çalışmalarımızı devam ettireceğiz” dedi.



“Burada aynı muharebelerde hayatlarını yitiren Türk askerlerini de saygıyla anıyoruz”


Fransız Savunma Ataşesi Albay Philippe Boulogne ise yaptığı konuşmada, "Tarihimizin en trajik dönemlerinin birine sahne olan bu uzak diyarlarda topraklarını savunmaya gelen doğu seferi görev gücü ve Fransız Donanması askerlerinden oluşan 80 bin kişilik Birinci Dünya Savaşı Doğu Cephesi’nde görevli askerlerin hatıralarını saygıyla anıyoruz. Denizciler, Zouave’ler, Senagalli, Cezayirli piyadeler ve lejyonerlerden oluşan toplam 10 bin Fransız ve koloni askeri Gelibolu’da hayatını kaybetti. Ne verilen kayıpların büyüklüğü ne de savaşın şiddeti bu insanların yiğitliklerinden bir şey eksiltemedi. Cesaretleri ve fedakarlık anlayışları asla unutulmayacak. Burada aynı muharebelerde hayatlarını yitiren Türk askerlerini de saygıyla anıyoruz. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir’e bu törene katkılarından dolayı bilhassa şükranlarımızı sunarız" diye konuştu.


Yapılan konuşmaların ardından Fransız askerlerinin kemiklerinin bulundukları konservasyon kutular araçlarla taşınarak Morto Koyu’nda bulunan Fransız Askeri Mezarlığı’na götürüldü. Fransız askerlerinin kemikleri, burada bulunan metal kutulara aktarılarak törenle defnedildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."