KÜLTÜR SANAT - 29 Ocak 2023 Pazar 10:27

(Özel) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay: "Şehitler Abidesi milletin eseridir"

A
A
A
(Özel) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay: "Şehitler Abidesi milletin eseridir"

Çanakkale Savaşları sırasında düşmana geçit vermeyerek, "Çanakkale Geçilmez" destanını yazan şehit düşmüş kahraman Mehmetçiklerin anısına yaptırılan Şehitler Abidesi’nin yapılış sürecini anlatan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr.

Çanakkale Savaşları sırasında düşmana geçit vermeyerek, "Çanakkale Geçilmez" destanını yazan şehit düşmüş kahraman Mehmetçiklerin anısına yaptırılan Şehitler Abidesi’nin yapılış sürecini anlatan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "’Şehitler Abidesi’ milletin eseridir. Çanakkale Savaşları nasıl millet tarafından kazanılmışsa, onların sonsuzluğa uğurlanmasının simgesi olan Çanakkale Şehitler Abidesi de yine halk tarafından gerçekleşmiş olan bir eserdir" dedi.


Çanakkale’nin Eceabat ilçesi sınırları içerisinde kalan 108 yıl önce Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Şehitler Abidesi eski Hisarlık Tepe üzerinde Çanakkale Savaşları’nda şehit olan askerler anısına inşa edildi.


Milli Savunma Bakanlığı 1943 yılında Çanakkale Savaşları’nda şehit düşen askerlerin hatırası ve Çanakkale Zaferi’nin ebedileştirmek amacıyla "Çanakkale Zaferi ve Meçhul Asker Abidesi Projesi" yarışması başlattı. Yarışmaya 37 eser katıldı. Yarışmada Feridun Kip imzası altında Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular’ın projesi birinci seçildi. Mimarlar maddi imkansızlıklar nedeniyle Şehitler Abidesi’nin inşaatına 10 yıl sonra başladı. Haziran 1952’de Şehitler Abidesi’nin yapılamamasından dolayı bir kısım kişi ve kurumlar harekete geçti. Abidenin inşaatını yapmak için komite kuruldu. Abidenin yapımı için ilk kampanya bu sırada yapıldı. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Vefa kulüpleri arasında abide kupası turnuvası yapıldı. Yapılan maçlar sonunda kupayı Fenerbahçe kazandı.


17 Nisan 1954’te yapılan resmi törenle Şehitler Abidesi’nin temeli atıldı. 17 Nisan tarihi Kore Savaşı sırasında yaşanan bir kahramanlık gününün yıl dönümü olduğu için tercih edildi. Abide inşaatı 500 günde yapılacak ve ihale bedeli 1 milyon 648 bin 234 lira olarak belirlendi. İhaleyi mühendis Sırrı Onural ile kereste tüccarı Hayrettin Aksoy kazandı. Abide inşaatının ilerleyen safhalarında bazı eksiklikler ve hatalar olduğu tespit edildi. Müteahhit kendisine tahsis edilen 42 ton demiri ve 122 metreküp keresteyi piyasada karaborsa fiyatına sattığı gerekçesiyle dava açıldı. Eceabat Milli Korunma Mahkemesi müteahhitlerden Sırrı Onural’a 18 ay 6 gün, Hayrettin Aksoy’a 16 ay hapis cezası verdi. Ayrıca müteahhitler abidenin iki ayağında inşaat tekniğine aykırı olarak kumtaşı kullandıkları için iki ayağına çürük raporu verildi ve yeniden yapıldı.


Bir gazete tarafından 40 gün sürecek kampanya başlatıldı. Halktan para toplamaya başladı. Bu kampanyaya halkın her kesimi katıldı. Sanatçılar, okullar, taksiciler, köylüler, her alanda sporcular, memurlar, emekliler, polisler, askeri birlikler imkanları ölçüsünde yardım yaptı. Sanatçılardan İlham Gencer en çok yardımı toplayan sanatçı oldu. Ses sanatçısı Saime Sinan Hanım ise tek başına en çok yardımı yapan kadın oldu. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve İstanbulspor’un katılımı ile Abide Kupası düzenlendi. Fenerbahçe ve Galatasaray Abide Kupası’nda finalist oldu. Maçtan 137 bin 80 lira hasılat elde edildi. Maç 1-1 sona ermesine rağmen kuraldışı sporcu oynatıldığı gerekçesiyle kupa verilemedi. Halkın ve devletin katkısıyla Çanakkale Şehitler Abidesi 21 Ağustos 1960 yılında tamamlandı. Kampanyadan toplam 4 milyon 403 bin 52 lira 84 kuruş toplandı. Abidenin yapımı için 3 milyon 921 bin 308 lira 2 kuruş, açılış töreni ve çevre düzenlemesi için 482 bin 344 lira 82 kuruş harcandı. Hesaplar Maliye Bakanlığı müfettişleri tarafından kontrol edildi ve uygun bulundu. Morto Koyu’na bakan ve Çanakkale Boğazı’nın girişine hakim bir yerde inşa edilen abide 41 metre 70 santim yüksekliğinde. Abidenin çevresinde savaşta kullanılan çeşitli toplar, torpiller ve diğer savaş malzemeleri sergileniyor. Şehitler Abidesi, yapımı tamamlandıktan sonra 21 Ağustos 1960’da ziyarete açıldı.


Çanakkale Şehitler Abidesi, bu topraklar için vatanın her köşesinden gelerek canlarını seve seve veren atalarının ruhlarının göğe yükseldiği, gelecekte de aynı yolda hayatlarını seve seve verecek olan torunlarının kalplerinin birlikte attığı buluşma noktası olarak göze çarparken, bu yüce duygunun sarsılmaz bir ifadesini ortaya koyuyor.


Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 21 Ağustos 1960 tarihinde ziyarete açılan Şehitler Abidesi Cumhuriyet’in 100’üncü yılına hazırlanıyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Şehitler Abidesi alt ve üstyapı düzenlemesi çalışmaları başlatıldı. ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale Savaşları’nda 108 yıl önce yedi düvele karşı omuz omuza çarpışıp, düşmana geçit vermeyerek, "Çanakkale Geçilmez" destanını yazan ve şehit düşen askerlerin anısına Çanakkale Boğazı’nın girişine dikilen Şehitler Abidesi’nin yapılış sürecini anlattı.



Şehitler Abidesi’nin halkın yardımlarıyla yapılmasına karar verilmişti


ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale’de bir abide yapılması fikrinin hemen savaşın bitiminden sonra gündeme geldiğini söyledi. Ancak dünyanın içinde bulunduğu ekonomik şartlar ve Osmanlı İmparatorluğunun karşılaştığı sorunlar nedeniyle abidenin yapılmasının mümkün olmadığını ifade eden Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Cumhuriyet döneminde de bir abide yapılması fikri ortaya atılmışsa da ekonomik zorluklar nedeniyle ancak bu durumun 1943 yılına kadar beklediğini görüyoruz. İlk defa somut olarak 1943 yılında Milli Savunma Bakanlığı bir abide yapılması için yarışma açtı ve bu yarışmaya toplam 37 eser katıldı. Bir eser evrak eksikliği nedeniyle elenirken geriye 36 tane eser kalmıştır. Bu eserler içerisinde Feridun Kip imzası altında İsmail Utkular ve abidenin diğer mimarı bu yarışmayı kazandı. Ancak tabi bu yarışmanın kazanılması abidenin yapılması anlamını taşımıyordu. Çünkü İkinci Dünya Savaşı yılları idi, savaş bittikten sonra da ekonomik zorluklar yine abidenin yapılmasına imkan vermedi. Ancak abidenin yapılması konusu 1952 yılında tekrar gündeme gelecek ve somut adımlar atılmaya başlanacaktır. Bir Çanakkale Şehitler Abidesi Yardım Komitesi adıyla bir komite kuruldu. Bu komite büyük komite olarak isimlendirildi. Ancak çok geniş bir çerçevede olması nedeniyle bu komitenin işlevi tabi çok başarılı olmadı. Daha sonra yeni bir komite oluşturulacak ve 17 Nisan 1954 tarihinde Çanakkale Şehitler Abidesi’nin temeli atılacaktır. Bu komite tabi tamamen abidenin halkın yardımlarıyla yapılmasına karar vermişti. O yüzden de bir yardım kampanyası düzenlenmişti" dedi.



Müteahhit 18 aylık bir hapis cezasına çarptırıldı


Şehitler Abidesi’nin yapılışı sırasında müteahhit firmanın abidenin inşaatı konusunda çeşitli usulsüzlükler yaptığını kaydeden Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, sözlerine şöyle devam etti:


"Kendisine devlet tarafından ücretsiz olarak tahsis edilen demir ve keresteyi o dönemde özellikte tabi enflasyonun çok yüksek olması nedeniyle karaborsada sattı ve bu durum tabi abidenin inşaatını durdurdu. Ayrıca yine müteahhidin abidenin iki tane ayağını kum taşı doldurarak yapması nedeniyle çürük raporu verilmiştir. Bu bağlamda mahkemelik oldu ve müteahhit 18 aylık bir hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık iki yıl abide inşaatı durdu. Daha sonra 1958 yılında yeni bir ihale yapılacak ve 1958 yılında tabi enflasyonun çok yüksek olması nedeniyle abide inşaatının da maliyeti yükselecektir."



"Şehitler Abidesi milletin eseridir"


Şehitler Abidesi’nin yapımı için 40 gün devam edecek ikinci bir kampanya yapıldığını da aktaran Atabay, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu kampanya çerçevesinde abidenin inşaatı için gerekli olan para toplanacak ve bu bağlamda tekrar abidenin inşaatına başlanacak ve abide inşaatı 1960 yılı Ağustos ayında tamamlanacaktır. 1960 yılı Ağustos ayında abidenin bir an evvel açılması konusunda karar verilecek ve böylece 21 Ağustos 1960 tarihinde Çanakkale Savaşlarında İkinci Anafartalar Zaferi dediğimiz Zafer Haftasında açılışı gerçekleştirilecektir. Şehitler Abidesi boğazın girişinde bütün gemilerin görebileceği bir yerde yapılmıştır ve tüm Çanakkale şehitlerinin ruhları için gerçekleştirilmiş olan bir eserdir. Bu eserin parası tamamen halk tarafından karşılanmıştır. Halkın yardımlarıyla karşılanmıştır. Bu bağlamda ev hanımları, okullarda okuyan öğrenciler, üniversite öğrencileri, halı dokuyan hanımlar, imamlar, taksiciler, sporcular, kulüpler, herkes yardım yaptı. Bu açıdan Şehitler Abidesi milletin eseridir. Ve Çanakkale Savaşları nasıl millet tarafından kazanılmışsa, onların sonsuzluğa uğurlanmasının simgesi olan Çanakkale Şehitler Abidesi de yine halk tarafından gerçekleşmiş olan bir eserdir."


ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Bir Milletin Dirilişinin Belgesel Öyküsü, Çanakkale Şehitler Abidesi kitabını hazırladı. Bu kitabı Şehitlikleri İmar Cemiyetinin belgelerine dayandırdığını belirten Atabay, "1954 yılından itibaren 1960 yılına kadar bütün yazışmaları içeriyor. O dönemdeki abide kavramı nasıldır. Bu abidelerle ilgili olarak yapılan yardım kampanyaları, orada çalışan kişilerin görüşleri, Cumhurbaşkanlığı arşivinde yer alan belgeler kullanılarak hazırlanmış bir kitaptır" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Sokaklardan sahalara uzanan başarı hikayesi: Memurluğu bırakıp hayalindeki kulübü kurdu Denizli’de 20 yıldır futbol antrenörlüğü yapan Yunus Emre Fidan, 8 yaşında sokaklarda başladığı futbol serüvenini kendi kulübünü kurarak hayata geçirdi. Uzun yıllar devlet memurluğu yapan Fidan, genç sporculara daha fazla katkı sağlamak adına görevinden istifa ederek tüm zamanını futbola adadığını belirterek, "Çocukluktaki hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" dedi. Futbola 8 yaşında başlayan Yunus Emre Fidan, Denizli’de çeşitli kulüplerde hem amatör hem de profesyonel olarak forma giydi. 18 yaşında Eskişehir’de bir kulüpte oynama fırsatı yakalayan Fidan, kısa süre sonra yeniden memleketine dönerek kariyerine devam etti. Futbolculuk sürecini eğitimle desteklemek isteyen Fidan, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) elde ettiği başarıyla Denizli Adliyesi’nde zabıt katibi olarak göreve başladı. Memuriyet hayatı boyunca futboldan kopmayan Fidan, hafta sonlarını amatör kulüplerde gönüllü antrenörlük yaparak geçirdi. 2016 yılında Denizli’nin Zeytinköy Mahallesi’nde Bağbaşı Spor Kulübü olan kendi spor kulübünü kuran Fidan, başlangıçta sınırlı sayıda öğrenciyle çıktığı yolda kısa sürede büyüme kaydetti. Antrenörlük alanında da destek sağlıyor Antrenmanlarını hafta içi ve hafta sonu yoğun bir tempoyla sürdüren Fidan, yetiştirdiği sporcularla birlikte liglerde önemli dereceler elde etti. Aynı zamanda birçok genç futbolcunun farklı kulüplere transfer olmasına da katkı sağladı. 39 yaşında devlet memurluğundan istifa eden Fidan, artık tüm mesaisini gençlere ayırdığını belirterek, "Hayalim kendi kulübümü kurmak ve özgürce antrenman programlarımı uygulamaktı. Bugün geldiğimiz noktada hem başarılar elde ediyoruz hem de gençlerin önünü açıyoruz" dedi. Gençlere hedeflerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Fidan, azim ve istikrarla çalışmanın başarıyı getirdiğini vurguladı. Gençleri yetiştirmekle kalmayan aynı zamanda UEFA A lisansa sahip antrenör Yunus Emre Fidan, minik sporcuların futbol gelişimine katkı sağlarken, üniversitelerin antrenörlük bölümlerinde eğitim gören gençlere de tecrübelerini aktararak antrenörlük alanında destek veriyor. "Her çocuğun hayali olduğu gibi biz de sokaklarda başladık" Futbola sokaklarda başladığını ve profesyonel olarak farklı kulüplerde oynadığını belirten Yunus Emre Fidan, "20 yıldan beri futbol antrenörlüğü yapmaktayım. 8 yaşında her çocuğun hayali olduğu gibi bizde sokaklarda başladık. Sonrasında ise Denizli’de bir futbol kulübünde sporcu olarak başladım. Sonrasında Denizli içinde hem profesyonel hem de amatör olarak futbolculuk yaptım. 18 yaşında ise Denizli dışına çıkarak Eskişehir’de bir futbol kulübünde futbol oynamaya gittim. Sonrasında ise kısa süre içerisinde Denizli’ye gelerek futbol oynamaya devam ettim. Aynı süre zarfında üniversite sınavlarına hazırlandım. Bu futbolu çocuklarımızı ve gençlerimizi daha iyi anlatabilmek ve daha iyi uygulayabilmek adına üniversitesini bitirdim. Üniversite sürecinin ardından ise tabi futboldan hiç bir zaman kopmadık. Üniversitenin ardından KPSS sınavına girdim ve iyi bir sonuç aldım. Ama bunun sonucunda kendi bölümümden ayrı bir mesleğe geçtim. Ama bu süre zarfında futboldan veya herhangibi bir spordan kopamadık. KPSS’den aldığım puan neticesinde Denizli Adliyesinde zabıt katibi olarak göreve başladım. Göreve başladıktan sonra da hala daha amatör kulüplerde antrenörlük yapmaya devam ediyordum" diye konuştu. "39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek, gençlerimiz ile antrenmanlar yapıyoruz" 39 yaşına geldiğinde devlet memurluğundan istifa ederek hayali olan futbol kulübünü devam eden antrenör Fidan, "Devlet memuru iken hala daha cumartesi ve pazar günleri gönüllü olarak birçok kulüpte antrenörlük yaptım. 2016 yılında ise kendi adıma kulüp açtım. Çok az öğrencim vardı ama belli bir süre sonra öğrenci sayım baya bir yükselmişti. Devlet memurluğunu devam ederken gençlerimizi önünü açmak adına hafta sonları ve hafta içi olmak üzere yoğun bir tempoda antrenmanlarımızı sürdürmekteydik. 39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek gençlerimiz ile birlikte haftanın 7 günü boyunca çok yoğun bir tempoda hazırlıklarımızı ve antrenman sürecimizi sürdürüyoruz. Burada çok yetenekli çocuklarımız yetişiyor. Hem ligde maçlarda şampiyonluklar yaşayarak hem de birçok öğrencimizi farklı kulüplere veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Çocukluk hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" Çocukluktaki hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olduğunu ve şimdiki gençler için hayallerinin peşinden koşması gerektiğini belirten Fidan, "Çocukluktaki en büyük hayalim belki de çok uzak bir hayaldi, bir futbol kulübü kurmaktı ve bu futbol kulübünün antrenörü olmaktı. Hiç kimseye bağlı kalmaksızın sadece kendi antrenman periyotlarımı yansıtmak en büyük hayalimdi. Ve bunu başardığım için de kendimle çok gurur duyuyorum. Hiçbir zaman hiçbir evladımız hedeflerinden şaşmasınlar. Bu hayata bir defa geliyoruz her zaman ideallerimizi mutlaka yaşamamız gerekiyor" diye konuştu.
Antalya 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali Yörük Göçü ile başladı Antalya’nın Kumluca ilçesinde bu yıl 27’ncisi düzenlenen Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali, "Geleneksel Yörük Göçü" ile başladı. 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali, Atatürk Anıtı’na festival çelenk sunumu ve ardından düzenlenen "Geleneksel Yörük Göçü" ile start aldı. Geleneksel kıyafetler, yöresel müzikler, süslenmiş atlar, develer ve yüzlerce katılımcı eşliğinde gerçekleştirilen temsili Yörük Göçü, Belediye Hizmet Binası önünden başlayarak Orhan Okulu Caddesi’nde tamamlandı. Kumluca’nın dört bir yanından katılım sağlayan gruplar; Yörük kültürünü sergileyerek korteje zenginlik kattı. Göçe katılan mahalleler için ayrı bir anlam taşıyan kortejde, kura ile belirlenen sıralama bu yıl da göç ruhuna heyecan kattı. Kortejdeki yer alan oğlaklar ve at yavruları özellikle çocuklar ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Yörük çocukları ise yürüyüşün en neşeli ve coşkulu anlarına renk kattı. Yörük Göçü’ne katılan gruplar, programın devamında protokolü geçit töreniyle selamladı. Kültürel değerlerin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla düzenlenen etkinlik, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Göçü izlemek üzere şehir dışından gelen misafirler de etkinliğe büyük ilgi gösterdi. Kortejin ardından obalarına yerleşen katılımcılar, festival süresince çadırlarında misafirlerini ağırlayarak geleneksel Yörük hayatını gün boyu etkinlikleriyle yaşatacak. 28 Nisan Salı günü sona erecek festivalin açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekili Atay Uslu, Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, Kumluca Belediye Başkanı Uzm. Dr. Mesut Avcıoğlu, İlçe Cumhuriyet Başsavcı Vekili Burak Yazıcı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Böcek, kamu kurum ve kuruluşlarının daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda Yörük vatandaş katıldı. Festivalin açılışında konuşan ve Yörük kültürünün gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirten Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Yörüklerimiz maziden atiye, Uzak Asya’dan Anadolu’ya ’yörüyerek’ geldiler. Yörüklerin serüveni Türk milletinin serüveni. Yörük dediğiniz zaman Türklüğü, milletimizin aslını, esasını ve özünü söylemiş oluyorsunuz. Yörükler bin yılları aşan bir sürede yapmış oldukları bu göçte sadece kendilerini ve sürülerini getirmediler. Heybelerinde milli kültürümüzün bütün unsurlarını getirdiler ve bu değerlerini Anadolu’yu Türkleştirmek ve Müslümanlaştırmak için kullandılar. Bugün eğer Anadolu bir Türk yurduysa bunu Yörüklerin göçüne borçluyuz. Böyle güzel bir kültürün de bugünden atiye taşınması gelecek nesillere aktarılması lazım. Artık yeni göçümüzün buradan yaylalara değil, yeni nesillerin kalplerine olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Geleneksel Yörük Göçü ile başlayan 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali Yörük Obaları Açılışı ve Yörük Ateşi, Halk Oyunları Şenliği, Şehitlerimize ve Gazilerimize Vefa Gecesi / Kur’an Ziyafeti, Acı Biber Yeme Yarışması, İrem Derici konseri, Kadınlar Matinesi, Özlem Şahin konseri, Poizi konseri ve Geleneksel Kumluca Yağlı Pehlivan Güreşleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapacak.
Bursa Hem başkan, hem teknik direktör, hem de malzemeci Bursa’nın İznik ilçesine bağlı Elbeyli Mahallesi’nde 1960 yılında kurulan Elbeyli Üzümspor’un başkanı Engin Akbaşlı, atalarından miras kalan kulübü yaşatmak için teknik direktörlükten malzemeciliğe kadar her görevi üstleniyor. Elbeyli Üzümspor takımının başında bulunan Engin Akbaşlı, adeta kulübün her şeyini tek başına üstleniyor. Başkanlık görevini yürüten Akbaşlı, aynı zamanda teknik direktörlüğünden malzemeciliğine, temizliğinden yazı işlerine, transferinden saha düzenine kadar her detayla bizzat kendi ilgileniyor. Köy takımı olarak mütevazı imkanlarla yoluna devam eden Elbeyli Üzümspor, Süper Amatör Lig’de gösterdiği başarılı performansla dikkat çekti. Takım, Bölgesel Amatör Lig (BAL) hedefi doğrultusunda play-off mücadelesi veriyor. Yıllar öncesinden, atalarından ve dedelerinden miras kalan kulübü yaşatmak için çalıştığını söyleyen Engin Akbaşlı, "2014 yılında kulübün başına geldim. Maddi durumlardan dolayı malzemecilikte yaptık, başkanlıkta yaptık. Yeri geldi, cebimizden parada harcadık. Teknik direktörlükten tutun da takımın her şeyine ben koştum. Yeri geldi formaları yıkadım, yeri geldi topları taşıdım yeri geldi saha kenarlarından talimatlar verdik" dedi. Futbolcu Mustafa Demirhan ise, "Yıllardan beri Elbeyli Üzümspor takımında oynuyorum. Engin başkanımızdan çok memnunuz. Bize desteklerinden ve katkılarından dolayı ona minnettarız. Bir köy takımını bu seviyelere getirmesi büyük bir başarıdır. Engin başkan her işe koşuyor canını dişine katıyor. Yeri geliyor malzeme topluyor, yeri geliyor başkanlık yapıyor, yeri geliyor hocalık yapıyor" dedi.
İzmir Üç kuşaktır ateşe ve örse hayat veren kalaycı ailesi mesleğin geleceğinden endişeli Gelişen teknoloji ve değişen mutfak alışkanlıklarıyla birlikte unutulmaya yüz tutan kalaycılık mesleği, üç kuşaktır aynı dükkanda ter döken ustalar tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Mutfaklarda teflon, çelik ve plastik kullanımının artmasıyla çırak yetişmeyen mesleğin son temsilcilerinden olan dede, baba ve torun, aynı körüğün başında birlikte çekiç sallamaya devam ediyor. Mesleğe 11 yaşında babasının yanında adım atan Yaşar Bartık, yıllardır dükkanındaki ateşi söndürmedi. Geçmişte mahalle kültürünün önemli bir parçası olan ve mutfakların vazgeçilmezi sayılan bakır kaplar, günümüzde yerini seri üretim mutfak eşyalarına bıraktı. Gelişen teknolojiye rağmen mesleklerini ayakta tutmaya çalışan Bartık ailesi, şimdilerde ağırlıklı olarak bazı restoranlardan gelen talepleri karşılıyor ve vatandaşların sandıklarında sakladığı aile yadigarı eşyaları parlatarak onlara yeniden kullanım imkanı sunuyor. "Sağlıklı mutfaklardan çıktı" Bakır kullanımının azalmasıyla bir lezzet kültürünün de kaybolduğuna dikkat çeken Yaşar Bartık, "Bakırın o sağlıklı kokusunu özlemeyen var mı? Teflon, çelik ve plastiğin mutfağa girmesiyle aslında sağlık da mutfaklardan çıktı. Bizim için kalaycılık, kararmış bir metali parlatmaktan ibaret değil; bir kaba yeniden can vermektir. Ancak modern dünya, kolayca yıkanan teflon, çelik ve plastiği seçti" ifadelerini kullandı. Mesleğin en büyük zorluğunun ekonomik sıkıntılardan ziyade yalnızlık ve yeni ustaların yetişmemesi olduğunu belirten Bartık, "Arkanızdan gelen bir çırağın olmadığını, bu ateşi söndürecek son kişi olduğunuzu bilmek insanı daha fazla üzüyor. Bu dükkan kapandığında sadece bir meslek ölmeyecek, bir devrin son ışığı sönecek. Bizden sonra bu meslek tarih olsa bile, insanların bilmesini istediğimiz şey; bu kapların sadece parlamadığı, içinde emek, alın teri ve bir ömrün sadakati olduğudur" dedi.
Manisa Mesir Fener Alayı şölene dönüştü 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında düzenlenen fener alayı, binlerce kişinin katılımıyla dev bir şölene dönüştü. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen Halk Dansları Gala Gecesi ise 12 ülkeden gelen misafirlerin performanslarıyla festivale uluslararası bir renk kattı. UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan köklü gelenek, bir hafta süren etkinliklerle kentte büyük bir heyecana neden oldu. Festivalin en görkemli anlarından biri olan fener alayı, Kafe Sera önünden başlayarak Manisa sokaklarını adeta bir karnaval alanına çevirdi. Yürüyüşe; Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Milletvekili Şenol Sunat, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Özge Arslan, belediye meclis üyeleri, Manisa’yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Şehir merkezinde halkın yoğun sevgi gösterileri eşliğinde ilerleyen kortej, Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Cumhuriyet Meydanı’ndaki programın devamında düzenlenen Halk Dansları Gala Gecesi, tam bir görsel şölene ev sahipliği yaptı. 12 farklı ülkeden Manisa’ya gelen dans grupları, kendi kültürlerine özgü performanslarını sergiledi. Renkli kostümleri ve etkileyici koreografileriyle izleyenleri büyüleyen ekipler, festivalin evrensel kardeşlik mesajını sahnede bir kez daha perçinledi. Gala gecesinde konuk ülke temsilcilerine plaket takdim eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Tam Mesir’in ruhuna uygun; tiyatrosu, doğa sporları, gastronomisi ve misafir ülkelerden gelen halk oyunlarıyla dopdolu bir festival yaşıyoruz. Manisa’yı bir kültür şölenine çeviren tüm misafirlerimize ‘hoş geldiniz’ diyor, onları en iyi şekilde ağırlayan hemşehrilerime teşekkür ediyorum." Başkan Dutlulu, Pazar günü öğle saatlerinde Sultan Camii külliyesinde gerçekleştirilecek tarihi saçım törenine de tüm halkı davet ederek, "486 yıldır ecdadımızdan miras kalan bu güzel geleneği, hiçbir ayrım gözetmeksizin herkesle paylaşmaya devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı bu büyük coşkuya ortak olmaya bekliyoruz" dedi. Kortejden galaya uzanan bu renkli geceyle festival coşkusu zirveye taşınırken, Manisalılar tarihi miraslarına sahip çıkmanın gururunu bir kez daha yaşadı.