KÜLTÜR SANAT - 10 Nisan 2023 Pazartesi 10:06

‘Türk dostu’ İngiliz subay mezarı Şehitler Abidesi’ni selamlıyor

A
A
A
‘Türk dostu’ İngiliz subay mezarı Şehitler Abidesi’ni selamlıyor

Çanakkale Kara Savaşları sırasında İngiliz ordusunda Yarbay olarak görev yapan Charles Hotham Montagu Doughty Wylie, 26 Nisan 1915 tarihinde Seddülbahir bölgesindeki çıkarma sırasında elinde bastonla ilerlerken vücuduna isabet eden bir kurşunla hayatını kaybetti.

Çanakkale Kara Savaşları sırasında İngiliz ordusunda Yarbay olarak görev yapan Charles Hotham Montagu Doughty Wylie, 26 Nisan 1915 tarihinde Seddülbahir bölgesindeki çıkarma sırasında elinde bastonla ilerlerken vücuduna isabet eden bir kurşunla hayatını kaybetti. Silah yerine bastonla mücadele eden Doughty Wylie’yi, ’Türk dostu’ olarak tanımlayan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Kara Savaşları başladığında kendisi de Seddülbahir bölgesinde görevliydi. Bu çerçevede Türklere karşı savaş başladığında kendisi Türk dostu olarak herhangi bir silah almamış, ancak 25 Nisan tarihinde bir kurşunla hayatını kaybetmiştir” dedi.


Yarbay Charles Hotham Montagu Doughty-Wylie, Türklerle ilk defa 1896-1897 Girit krizinde tanıştı. Ardından Mersin ve Konya’da askeri konsolos olarak çalıştı. Adana’daki Ermeni olaylarında ise Türklerin haklı olduğunu savundu. Doughty-Wylie bu sürecin ardından Türklerle arasındaki dostluk ve iyi ilişkilerinin yanı sıra Türkçe bilmesi nedeniyle İngiliz Akdeniz Seferi Kuvvetleri Başkomutanı General Ian Hamilton komutasındaki İngilizlerin Çanakkale Kara Savaşları sırasında Seddülbahir bölgesinde çıkarma yapan birliklerinin başına getirildi.


İngilizlerin filikalarla asker sevkiyatı yaptığı Ertuğrul Koyu’na ayrıca River Clyde kömür gemisiyle asker çıkarıldı. İngilizlerin asker çıkardığı kıyıyı çok iyi koruyan Türkler, İngiliz askerlerini şiddetli bir ateşle karşıladı. Kıyıyı çıkmak isteyen filikadaki birçok asker öldü. Kıyıya 7 bölük taşıyan River Clyde kömür gemisi de Seddülbahir Kalesi yakınlarında kumsala oturdu. Gemiden sahile inmek isteyen birçok asker öldü. 100’e yakın asker de gemide mahsur kaldı. Ertuğrul Koyu savunmasında, Mahmut Sabri Bey ve askerleri müttefik güçlerine göre sayıca oldukça az olmalarına rağmen gösterdikleri direniş ile tarihe geçti.


Doughty-Wylie 25 Nisan günü Ertuğrul Koyu’na yapılan çıkarma başarılı olmayınca, ertesi gün Seddülbahir köyüne yapılacak saldırının komutasını üstlendi. Seddülbahir Kalesi yıkıntıları arasında düşmana karşı direnen Türk askeri yeni saldırı karşısında köye çekilmek zorunda kaldı. Doughty-Wylie komutasındaki İngiliz birlikleri öğle saatlerinde kaleyi ele geçirdi. Doughty-Wylie daha sonra Harapkale Tepe’yi hedef olarak seçti. Harap Tepe’ye saat 14.00’te başlayan İngiliz saldırısı sırasında elinde silah yerine sadece bastonla askerlerinin önünde yürüyen Yarbay Doughty-Wylie bu sırada bir kurşunla hayatını kaybetti.



Şehitler Abidesi’ni selamlıyor


Yarbay Doughty-Wylie hemen askerler tarafından hayatını kaybettiği Haraptepe bölgesinde gömülerek, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda tek yabancı mezar olarak Şehitler Abidesi karşısında yerini aldı. Savaş boyunca mezarı korunan Doughty-Wylie’ye İngilizlerin en yüksek nişanı olan ’Victoria Cross’ verildi. Çıkarma sırasında hayatını kaybeden diğer askerler gibi toplu halde V Beach Mezarlığı yerine Haraptepe bölgesinde Tarihi Yarımada’daki tek yabancı mezar olma özelliğini taşıyan Doughty-Wylie’nin mezarı Şehitler Abidesi’ni selamlıyor.


ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Şehitler Abidesi’nin hemen çaprazına baktığımız zaman Seddülbahir Kalesi ve Seddülbahir köyünün çıkışında bir yalnız mezar görürüz. Bu Yarbay Doughty-Wylie’nin mezarıdır. Bu özel bir mezardır. Çünkü Gelibolu Yarımadasında tek kişilik yabancılara ait tek mezar olarak karşımıza çıkar. Doughty-Wylie uzun yıllar Türkiye’de Askeri Ateşe olarak bulunmuş, özellikle Ermenilerin isyanı sırasında güney illerimizde bulunmuş. Mersin ve Adana yöresindeki isyanlar sırasında Türkiye’nin tezlerini savunan raporlar yazmıştı. Tabi savaş başladığı zaman İngiliz Kralı tarafından kendisi yarbay rütbesindeydi. Buradaki birliklere komuta etmek üzere görevlendirilmiştir. Kara Savaşları başladığında kendisi de Seddülbahir bölgesinde görevliydi. Bu çerçevede Türklere karşı savaş başladığında kendisi Türk dostu olarak herhangi bir silah almamış, ancak 25 Nisan tarihinde bir kurşunla hayatını kaybetmiştir. Savaş sonrasındaki dönem içerisinde oranın kendisinin gömüldüğü yeri, İngiliz hükümeti ve ailesi kendisi için özel bir mezar alanı olarak satın almak istemiş. Bu konuda ailesi Osmanlı Hükümetine başvurmuş. Ancak Osmanlı Hükümeti, padişah her ne kadar bunu uygun bulmuşsa da, Osmanlı Genelkurmay’ı güvenlik nedeniyle uygun bulmamış. Lozan görüşmeleri sırasında yine aynı talebin yapıldığı görülmektedir. O zaman da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti böyle bir arazinin özel bir şahsa satılmasının uygun bulunmadığını, zaten orada gömülü olduğu için istedikleri şekilde ailesinin buraya ziyaret edebileceği ifade edilmiştir. Bugün o mezarı ziyaret edenler Türk dostu olarak bilinen Doughty-Wylie’nin mezarını boğaza karşı görebilirler” dedi.


Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Ve gerçekten de Doughty-Wylie’nin o zaman İngiliz istihbaratında çalışan ve Irak’ta, Suriye’de önemli istihbarat faaliyeti bulunan bir kadınla da bağdaştırmak isterler. Bununla ilgili olarak da zamanında ‘Çöl Kraliçesi’ adlı bir film de yapılmıştır. Ancak bunun sevgilisi olduğu yada onu ziyaret ettiği konusundaki spekülasyonlar herhangi bir kayıtta yada bir belge de rastlanmamaktadır. Bunların sadece tahmin yada hayal ürünü olarak kayıtlara geçtiğini görüyoruz” diye konuştu.


Doughty-Wylie’nin mezarı ile Şehitler Abidesi’nin birbirini görmesinin özel bir amacı olmadığını da kaydeden Dr. Mithat Atabay, “Doughty-Wylie’nin mezarı 1915 yılında oraya hemen gömülmüştü. Şehitler Abidesi ise 1960 yılında tamamlandı. Dolayısıyla bu durumu bir tesadüf eseri olarak görmek gerekir. Çünkü İngilizler biliyorsunuz boğazın girişini kontrol altına almak istiyorlardır. O yüzden Seddülbahir bölgesine 25 Nisan tarihinde çıkarma yapmışlardı. Ama Şehitler Abidesi’nin de boğazdan geçen ve Ege Denizi’nde bulunan tüm gemilerin görmesi için yapılması tesadüftür. Doughty-Wylie’nin mezarı ile Şehitler Abidesi’nin birbirini görmesinin özel bir amacı yoktur” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 23 Nisan korteji renkli görüntülere sahne oldu Bursa’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında kortej yürüyüşüne gencinden yaşlısına yüzlerce kişi katıldı. Çarşıbaşı Hanlar Bölgesi’nden başlayan kortej, Altıparmak Caddesi güzergahını takip ederek Atatürk Stadyumu Kütüphanesi’nde son buldu. Yoğun katılımın olduğu yürüyüşte çocuklar ve aileler bayram sevincini birlikte yaşarken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Kutlamalar, Merinos Parkı’nda saat 14.00 ile 19.00 arasında düzenlenen Çocuk Şenliği’nde sahne gösterileri, oyun alanları ve çeşitli etkinliklerle çocuklar eğlenceleriyle devam edecek. AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş’un da katıldığı kortej yürüyüşünde Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ise yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı; "23 Nisan bizim cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gündür. 23 Nisan 1920 açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bağımsızlığımızın ve milli irademizin simgesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bugünü çocuklarımıza armağan etmesi, çocuklarımıza ne kadar güvendiğini ve ne kadar önem verdiğinin en önemli bir göstergesidir. Çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatıdır. Dolayısıyla biz, çocuklarımız bu gece geleceğin teminatıysa, biz de büyükşehir belediyesi olarak çocuklarımızın her alanda eğitimden spora, sağlıktan sanata ne gerekiyorsa elimizden geleni bugüne kadar nasıl yapıldıysa daha gayretli yapmaya çalışacağız."
Ağrı Ağrı’da 23 Nisan coşkuyla kutlandı Ağrı Valiliği himayelerinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" programı, büyük bir coşku ile kutlandı. Abide Meydanı’nda çelenk sunumu ve kortej yürüyüşü ile başlayan program, Ağrı Kültür ve Kongre Merkezi’nde devam etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından öğrenciler tarafından hazırlanan gösteriler sahnelendi, şiirler okundu. Program, düzenlenen ödül töreni ile sona erdi. Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıl dönümünü ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı gurur ve coşkuyla kutladıklarını söyledi. 23 Nisan’ın, millet iradesinin hâkim kılındığı ve bağımsızlık yolunda tarihi bir adımın atıldığı müstesna bir gün olduğunu ifade eden Kökrek, bu özel günün çocukların gelecekteki yerini en güçlü şekilde yansıttığını belirtti. Kökrek, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde okullarda meydana gelen saldırılara da değinerek, hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Eğitim kurumlarının güvenli ve huzurlu ortamlar olarak varlığını sürdürmesi için çalışmaların kararlılıkla devam ettiğini ifade etti. "Maarifin Kalbinde Çocuk" temalı etkinlikler kapsamında il genelinde çeşitli programlar düzenlendiğini kaydeden Kökrek, öğrencilerin sosyal gelişimlerine katkı sağlayan faaliyetlerin önemine dikkat çekti. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda, değer temelli bir eğitim anlayışının benimsendiğini belirten Kökrek, öğrencilerin saygı, sorumluluk, adalet ve vatanseverlik gibi değerlerle yetiştirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Konuşmasında öğrencilere seslenen Kökrek, "Sizler ülkemizin geleceğisiniz. Sahip olduğunuz azim ve umut yarınlarımızın en büyük güvencesidir" dedi. İlkokul öğrencilerine yönelik düzenlenen sportif etkinlikler kapsamında geleneksel oyunların yaşatıldığını da belirten Kökrek, bu faaliyetlerin çocukların fiziksel ve sosyal gelişimlerine katkı sunduğunu ifade etti.
Erzurum Rektör Çakmak’tan 23 Nisan jesti: Koltuk Asya Mina’ya emanet Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla anlamlı bir etkinliğe imza attı. Çocukların bayram coşkusuna ortak olan Çakmak, rektörlük koltuğunu temsili olarak Yakutiye Kültür Kurumu İlkokulu 3-A sınıfı öğrencisi Asya Mina Bindesen’e devretti. Üniversite yerleşkesine makam aracıyla gelen minik misafiri kapıda çiçeklerle karşılayan Rektör Çakmak, Asya Mina’yı rektörlük makamında ağırladı. Gerçekleştirilen program kapsamında koltuğunu bir günlüğüne devralan Asya Mina, kısa sürede özgüveni ve duruşuyla dikkat çekti. Programa Rektör Çakmak’ın eşi Behtiye Çakmak’ın yanı sıra, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Genel Sekreter Prof. Dr. Ahmet Dumlu, Asya Mina’nın ailesi ve Yakutiye Kültür Kurumu İlkokulu 3-A sınıfı öğretmeni Reyhan Uçgun katıldı. Temsili görevinde konuşan Asya Mina Bindesen, bilime olan ilgisini dile getirerek üniversitelerin çocuklara daha fazla kapı açması gerektiğini ifade etti. Bilimle erken yaşta tanışmanın önemine vurgu yapan Bindesen, tüm çocukların eşit şartlarda eğitim görmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Rektör Çakmak ise yaptığı açıklamada, "Asya Mina’yı bilim atölyelerinden faydalanması için Erzurum Teknik Üniversitesi MucitPark Bilim ve Fikir Atölyesi’ne kaydettirelim" diyerek destek mesajı verdi. Çakmak, 23 Nisan’ın çocuklara verilen değerin en anlamlı göstergelerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ortamlarında yaşanan şiddet olaylarını kınadı ve çocukların güvenli, huzurlu ortamlarda yetişmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Küçük yaşına rağmen sergilediği özgüvenle takdir toplayan Asya Mina Bindesen, geleceğe dair umutların somut bir örneği olarak öne çıktı. 23 Nisan etkinlikleri kapsamında Erzurum’da düzenlenen bu anlamlı program, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
Muğla Marmaris’te "Adalet istiyoruz" diyerek balkona pankart astılar Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesi’nde yaşanan imar uygulaması, site sakinlerinin tepkisine sebep oldu. Ökkeş Sitesi’nde yaşayan vatandaşlar, yaşadıkları mağduriyeti duyurmak için bir dairenin balkonuna dev bir pankart asarak tepki gösterdi. Pankartta, "Adalet çağrısı yapanlara sesleniyoruz. Yönettiğiniz belediyede yaşadığımız uygulamalarda adalet duygusunun zedelendiğini düşünüyoruz. Sınırlarımızın, mülkiyetimizin ve yapılarımızın olumsuz etkilenmemesini istiyoruz. Kararların şeffaf, eşit ve kamu yararına uygun şekilde alınmasını bekliyoruz" ifadeleri yer aldı. "30 yıllık sitemizin sınırları yok sayılıyor" Site yönetici yardımcısı Adem Irmak, yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip olan sitelerinde yapılan uygulamaya tepki göstererek, "Biz burada 30 yıldır yaşıyoruz. Şimdi ‘18 uygulaması yapıldı’ denilerek sınırlarımız yok sayılıyor. Duvarlarımız yıkılarak yol yapılmak isteniyor. Ama ilginç olan şu ki yapılacak yol başka bir parselin içinde kalıyor" dedi. Irmak, süreçten haberdar edilmediklerini vurgulayarak, "Haberimiz olmadan 480 metrekarelik alan başkalarına hisse verilmiş, 230 metrekare de tapumuzdan düşmüş. Bunu ancak mahkeme kararı gelince öğreniyoruz. Belediyede karşımızda muhatap bulamıyoruz. Sadece ‘uygulama yapıldı’ deniliyor" ifadelerini kullandı. "Bizim duvar yıkılacak, yol başkasının arsasında kalacak" Yaşanan durumu "akıl almaz" olarak nitelendiren Irmak, "30 yıllık yolu başkasının parseline kaydırmışlar. Bizim duvar yıkılacak, yol yapılacak ama yol başkasının arsasında kalacak. Böyle bir şey olabilir mi? Ayrıca bazı hissedarlar bizden para talep ediyor. Bu işin içinden çıkamıyoruz" diye konuştu. "Yaşlılar büyük endişe yaşıyor" Site yöneticisi Yavuz Nuhoğlu ise sitede yaşayanların büyük bölümünün yaşlı olduğunu belirterek, "1994 yılında yapılmış bir site burası. 34 hane var, 29’u doğrudan mağdur. İnsanlar çok tedirgin. Tansiyon hastası olanlar var, tek geçim kaynağı bu ev olanlar var. Muhtemel bir yıkım ya da masrafın altından kalkmaları mümkün değil" dedi. Süreçle ilgili hiçbir resmi bilgilendirme yapılmadığını iddia eden Nuhoğlu, "2023 yılında imar planında değişiklik yapılmış ama bize herhangi bir tebligat gelmedi. Yaklaşık 3 bin metrekarelik arazimizin 500 metrekaresi yedi hissedara paylaştırılmış. Kat mülkiyeti olan bir siteye sonradan ortak eklenmesi kabul edilemez" ifadelerini kullandı. "Elimiz kolumuz bağlı, çözüm bekliyoruz" Geçtiğimiz ay belediyenin imar ekiplerine yönelik operasyonun ardından yaşanan süreçten daha da tedirgin olduklarını dile getiren Yavuz Nuhoğlu, "Bu mülkü, yani bu sistemi yapan müteahhide kadar gittik. Müteahhit bile ‘böyle bir şey olması mümkün değil’ diyor. ‘Biz Muğla Bayındırlık’tan aldığımız plan ve projeye göre inşaat yaptık’ diye anlatıyor. Yönetici arkadaşımız Adem Bey de Muğla Bayındırlık’a gitti ama oradan da bir sonuç çıkmadı. Adli yollar, avukat süreçleri var ama mağduriyet çok büyük. Arsamız mı gidecek, bizden para mı talep edilecek bilmiyoruz. Hiç olmadık bir yerde, son 3-4 ayda ortaya çıkan bir durum bu. Sıkıntımızı nasıl gidereceğiz, kim bize destek olacak bilmiyoruz. Belediye başkanına kadar çıktık ancak bir çözüm bulamadık. Yaşananların içinde çelişkili durumlar var. Acaba arkasında farklı bir durum mu var, onu da bilmiyoruz. Kanunen ne çıkarsa bakacağız, bekliyoruz" ifadelerini kullanarak arkalarında devlet gücünü görmek istediklerini belirttiler. Tüm yasal yollara başvurduklarını belirten site sakinleri adına konuşan Yavuz Nuhoğlu, "Dilekçeler verdik, CİMER’e yazdık, mahkeme sürecini başlattık. Ama şu ana kadar bir sonuç alamadık. İnsanlar bana ‘Ne olacak?’ diye soruyor, ben de teselli etmeye çalışıyorum. Yaşlılarımız çok huzursuz. Biz sıradan vatandaşlarız, tek istediğimiz adil bir çözüm. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.