ÇEVRE - 20 Mayıs 2023 Cumartesi 09:59

Meşhur Çanakkale domates fideleri toprakla buluştu

A
A
A
Meşhur Çanakkale domates fideleri toprakla buluştu

Çanakkale’nin, kendine has kokusu ve lezzetiyle Türkiye’de meşhur olan domatesinin üretimi için ilk turfanda fideler toprakla buluştu.

Çanakkale’nin, kendine has kokusu ve lezzetiyle Türkiye’de meşhur olan domatesinin üretimi için ilk turfanda fideler toprakla buluştu. Çanakkale’de, yaklaşık 80 bin dönüm olanda 700 bin ton domates üretimi gerçekleştiriliyor. Haziran sonunda dikilen son turfanda fideleri sayesinde domates hasadı Kasım sonuna kadar sürüyor. Tüm Türkiye, Çanakkale domatesi sayesinde Kasım ayına kadar tarla domatesi yeme şansına sahip oluyor.


Çanakkale’de her yıl bir kısmı sofralık, bir kısmı da salçalık olmak üzere 80 bin dönüm alanda domates dikimi yapılıyor. Yaklaşık 700 bin ton domates üretiliyor. Kendine has kokusu ve lezzetiyle Türkiye’de meşhur olan Çanakkale domatesinin ilk turfanda olan fideleri 20 gün önce toprakla buluştu. İlk, orta ve son turfanda olarak dikimi yapılan ilk fideler Nisan ayının başında hava koşullarının durumuna göre toprakla buluşmaya başlar. Belli aralıklar ile Temmuz ayının ortalarına hatta sonuna kadar fideler toprakla buluşmaya devam eder. Çanakkale’de yetişen domateslerin ilk hasatları Temmuz ayının ortalarında tezgahlardaki manavlardaki pazarlardaki marketlerdeki yerlerini alır. İklim koşullarına göre Aralık ayı ortalarına kadar tezgahlarda o muhteşem aroma ve tatları ile kalır.


Çanakkale domatesine bu yıl coğrafi işaret alınacağını belirten Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver, "Çanakkale domatesi, nefaseti, aromasıyla özel bir domates. Çanakkale domatesi yetiştiği topraklar, havasıyla birlikte mükemmel bir aromaya sahip. Bu yüzden Çanakkale domatesi üretici ve tüketici için bir önem arz ediyor. Çanakkale domatesi Biga ve Kösedere üretimi başlıyor. 80 bin dekar alanda salçalık ve sofralık domates üretimi yapılıyor. Türkiye’nin yüzde 3’ünü Çanakkale domatesi üretiyor. Türkiye sıralamasında ise 6’ncı sıradayız" dedi.


Kendine has kokusu ve tadıyla Türkiye’de bilinen Çanakkale domatesi fideleri toprakta büyümeye başladı. Çanakkale domatesi üretimi yapan üretici Şahin Ceylan, “Burada lezzetiyle, kokusuyla, doğallığıyla ünlü Çanakkale domatesi fideleri toprakla buluştu. Normalde Çanakkale domatesi Nisan ayının son haftasında ilk turfanda domatesi toprakla buluşur. Ama bu sene havaların son zamanlarda özellikle yağışlı gitmesi, toprağın tavlanmamasından dolayı Mayıs’ın 2’sinde ben ilk turfanda domates fidelerini tarlama diktim. Bundan sonra Mayıs’ın 25’inde orta turfan olmak üzere domates dikeceğim. Ve en son turfan domatesimizi Haziran’ın son haftasında arpalar, buğdaylar biçildikten sonra toprakla buluşturacağız. Çanakkale domatesinin lezzetini her zaman biliyoruz. Çanakkale domatesi, Kaz Dağları’ndan esen rüzgarla, Çanakkale Boğazı’ndan esen rüzgarın kesişmesiyle ayrı bir tat, çok ayrı bir atmosfer ve güneşin altında oluşuyor. Güneşin Çanakkale domatesimize verdiği parlaklıkla Çanakkale domatesimiz her zaman lezzeti, kokusu ve aromasıyla önde geliyor. Batak ovasında daha önceden yapılan çalışmalarda toprak yapısındaki potasyum oranının çok yüksek olduğu kanısına varılmış. Bu yüzden Çanakkale domatesinde çok koyu ve güzel bir rengi var. Bu topraklar Çanakkale domatesi içindir. Bu dikimlerden sonra Kasım ayına kadar Çanakkale domatesini gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Çanakkale domatesi, tadı, aroması ve her zaman lezzetiyle çok farklıdır” diye konuştu.


Çanakkale domatesinin Temmuz ayının ikinci haftasında tezgahlarda ve sofralarda yerini alacağını ifade eden üretici Şahin Ceylan, “4 gün önce tarlamızdaki Çanakkale domatesimizin diplerini gevşettik. Aralardaki otları temizlemek için traktörle çapa yapacağız. Daha sonra sulama, gübreleme, ilaçlama yapacağız. Bu şekilde Çanakkale domatesimizi yetiştireceğiz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu, FIBA Hall of Fame 2026 ödülünü aldı Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, FIBA tarafından FIBA Hall of Fame 2026 listesine dahil edilmesinin ardından düzenlenen törende ödülünü FIBA Başkanı Şeyh Saud Ali Al Thani’den teslim aldı. Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Kraftwerk etkinlik alanında gerçekleştirilen özel törende Hidayet Türkoğlu, FIBA Hall of Fame ödülünü aldı. Bu onurla birlikte Türkoğlu, sporculuk kariyeri ve milli takım kimliği temel alınarak FIBA Hall of Fame’de yer alan ilk Türk sporcu oldu. FIBA Hall of Fame; basketbola uzun yıllar boyunca sahada, özellikle milli takım düzeyinde sunduğu katkılarla iz bırakan ve uluslararası basketbol kültürüne değer katan isimleri onurlandıran prestijli bir platform olarak öne çıkıyor. Gerçekleşen ödül töreninde TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun yanı sıra Sue Bird (ABD), Celine Dumerc (Fransa), Clarisse Machanguana (Mozambik), Dirk Nowitzki (Almanya), Ismenia Pauchard (Şili), Wang Zhizhi (Çin) ile başantrenör Ludwik Mietta-Mikolajewicz (Polonya) da ödüllerini aldı. Ödül Töreninde konuşan TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu, "Bugün burada bulunmak benim için büyük bir onur ve aynı zamanda son derece duygusal bir an. Basketbol bana hayatım boyunca çok şey kazandırdı; ancak en değerlisi, ülkemi temsil etme ayrıcalığını yaşayabilmek oldu. Bu nedenle bu onuru yalnızca kendi adıma değil, Ay-yıldızlı formayı gururla taşımış tüm sporcular adına kabul ediyorum. Ayrıca böylesine değerli isimlerle birlikte Hall of Fame’e kabul edilmek benim için ayrı bir mutluluk ve gurur. Basketbol tarihine yön vermiş oyuncularla aynı sahnede yer almak, bu anı benim için çok daha anlamlı kılıyor. Bu kıymetli onur için FIBA’ya, Sayın Başkan’a, Sayın Genel Sekreter’e ve Hall of Fame Seçim Komitesi’ne içten teşekkürlerimi sunuyorum. FIBA, her zaman uluslararası basketbolun gerçek yuvası oldu. Farklı kültürleri bir araya getiren, karakter inşa eden ve sporculara sınırların ötesinde hayal kurma cesareti veren bir yapı. Benim yolculuğum Türkiye’de, hayalleri olan genç bir çocuk olarak başladı. Milli takım formasını ilk kez giydiğim anı hâlâ çok net hatırlıyorum. O an, basketbol benim için sadece bir oyun olmaktan çıktı; bir sorumluluğa dönüştü. Genç yaşta katıldığım organizasyonlar, hem oyuncu hem de birey olarak kimliğimi şekillendirdi. Disiplini, mücadeleyi ve kendinizden daha büyük bir amacı temsil etmenin ne demek olduğunu orada öğrendim. Ancak bu yolculuk beni ülke sınırlarının çok ötesine taşıdı. NBA’e adım atmak, sadece kişisel bir başarı değil; tamamen farklı bir dünyanın içine girmekti. NBA, beni her anlamda geliştirdi. Rekabet seviyesi, beklentiler ve her gün kendinizi yeniden kanıtlama gerekliliği Tüm bunlar sizi sadece daha iyi bir oyuncu değil, daha güçlü bir insan haline getiriyor. Orada, oyuna yön veren çok büyük oyuncularla aynı sahayı paylaşma fırsatı buldum. Ve en önemlisi, bir takımın parçası olmanın gerçek değerini öğrendim. NBA benim için sadece bir lig değil, aynı zamanda büyük bir aile oldu. Ve nerede olursam olayım, öğrendiğim her şeyi ve ülkemi yanımda taşıdım. En üst seviyede rekabet ederken köklerinizle bağlı kalabilmek, kariyerimin en belirleyici unsurlarından biri oldu. Bu yolculukta hayatıma dokunan çok özel insanlar oldu. Öncelikle aileme teşekkür etmek istiyorum. Kariyerimin en başından beri her anımda yanımda olan eşime; gösterdiğin sabır, yaptığın fedakarlıklar ve bana verdiğin sarsılmaz destek için sana minnettarım. Kızlarım Ela ve Lina; sizler benim en büyük ilham kaynağımsınız. Ve annem; duaların her zaman arkamdaki en güçlü desteklerden biri oldu. Kariyerim boyunca birlikte yol yürüdüğüm tüm takım arkadaşlarıma, antrenörlerime ve bana inanan herkese de teşekkür ediyorum. Özellikle iki değerli antrenörüme ayrı bir parantez açmak istiyorum. Aydın Örs; bana genç yaşta yol gösterdiğiniz ve bugün olduğum oyuncunun temellerini attığınız için teşekkür ederim. Stan Van Gundy; NBA’de bana duyduğunuz güven ve bana verdiğiniz sorumluluk için size ayrıca teşekkür ediyorum. Sizin bana olan inancınız ve katkılarınız bu yolculukta çok büyük bir yer tutuyor. Bu an, en az benim kadar sizin de. Ayrıca Türk halkına da içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Nerede oynarsam oynayayım, hissettiğim destek, güven ve aidiyet duygusu benim en büyük motivasyon kaynaklarımdan biri oldu. Kariyerim boyunca benim için en büyük gururlardan biri de gençlere ilham olabilmek, onları basketbola ve spora yönlendirebilmek oldu. En büyük dileğim, gelecekte çok daha fazla Türk sporcunun ve dünyanın dört bir yanından genç yeteneklerin bu sahnelerde yer almasıdır. Çünkü yeteneği gerçeğe dönüştüren; inanç, emek ve asla vazgeçmemektir. Basketbol bana sadece bir kariyer sunmadı. Bugün burada sadece bir teşekkürle değil, aynı zamanda bu oyuna geri verme sorumluluğuyla duruyorum. Çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. TBF’den yapılan açıklamada, "Milli takım kariyerinde 1994-2014 yılları arasında 309 kez ay-yıldızlı formayı giyen ve 3 bin 475 sayı kaydeden Hidayet Türkoğlu, uzun yıllar A Erkek Milli Takımımızın kaptanlığını üstlenerek Türk basketbolunun en önemli liderlerinden biri oldu. 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası ve 2010 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası’nda kazanılan gümüş madalyalarda önemli pay sahibi olan Türkoğlu, Ay Yıldızlı forma altında elde edilen tarihi başarıların önemli parçalarından biri olarak öne çıktı. Kulüp kariyerinde ise NBA’de sergilediği performansla Türk basketbolunun uluslararası alandaki temsiline büyük katkı sağlayan Türkoğlu; ilk beşte maça çıkan ilk Türk oyuncu, 10 bin sayı barajını geçen tek Türk basketbolcu ve 997 maçla NBA’de en fazla forma giyen Türk oyuncu unvanlarını elinde bulunduruyor. 2008 yılında Orlando Magic formasıyla "En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu" (MIP) ödülünü kazanan Türkoğlu, 2009 yılında NBA Finalleri’nde mücadele ederek kariyerine önemli bir başarı daha ekledi" ifadelerine yer verildi. FIBA Hall of Fame 2026 listesindeki tüm isimler şu şekilde oluştu: Hidayet Türkoğlu - Türkiye - 2001 EuroBasket ikincisi ve 2010 FIBA Dünya Kupası ikincisi Sue Bird - ABD - Beş kez Olimpiyat altın madalyası kazandı ve dört kez FIBA Dünya Kupası şampiyonu oldu Celine Dumerc - Fransa - EuroCup Women şampiyonu ve uzun yıllar Fransa Milli Takımı’nın oyun kurucusu Clarisse Machanguana - Mozambik - 1993 AfroBasket başarısında önemli rol oynayan ve uzun yıllar uluslararası arenada forma giyen oyuncu Dirk Nowitzki - Almanya - 2002 Dünya Kupası MVP’si ve 2005 EuroBasket MVP’si Ismenia Pauchard - Şili - Güney Amerika’nın öne çıkan isimlerinden biri olup, Şili basketboluna önemli katkılar sağladı Ludwik Mietta-Mikolajewicz - Polonya - Tanınmış Polonyalı antrenör