KÜLTÜR SANAT - 24 Nisan 2025 Perşembe 09:19

(Özel) 57. Alayın düşmanla 20 metre mesafedeki savaşı

A
A
A
(Özel)  57. Alayın düşmanla 20 metre mesafedeki savaşı

ÇOMÜ Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdür Yardımcısı Dr. İsmail Sabah, 25 Nisan günü Kara Savaşlarında 57. Alay Harp Ceridelerinde Türk Askeri ile Anzak Askerleri arasındaki çatışmanın 20 metre olduğunu söyledi. Çatışma sırasında 5 kez el değiştiren 180 rakımlı tepe, 57. Alay tarafından Anzak askerlerinden alındığı ortaya çıktı.



Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Kahraman Mehmetçik 110 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez Destanı’ yazdı. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı donanmanın zorlamasıyla geçemeyen İtilaf güçleri 25 Nisan tarihinde karaya asker çıkararak kara muharebeleri başladı. Karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek, büyük bir destan yazan 57’nci Alay Harp Ceridelerinde Türk askeri ile Anzak askerlerinin 180 rakımlı tepede çalılar arasında 20 metre mesafede karşılıklı çatıştıkları anlatan belge ilk kez ortaya çıktı.


ÇOMÜ Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdür Yardımcısı Dr. İsmail Sabah, 57. Alay Harp Ceridelerinde 25 Nisan günü Türk askerinin 5 kez el değiştiren 180 rakımlı tepeyi Anzak askerlerinden ele geçirerek büyük bir kahramanlık örneği gösterdiğini ve 57. Alay’ın savaşın seyrini değiştiren bir hamlede bulunduğunu söyledi.



25 Nisan 1915 sabahı yani bugünden tam 110 yıl önce 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey idaresinde 57’nci Alay çok kritik bir anda Conkbayırı’na yetiştiğini belirten Öğretim Görevlisi İsmail Sabah, "Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey, 57’nci Alaydan önce kıyı gözetlemekle görevli 27’nci Alaya bağlı askerlerin Conkbayırı’na doğru çekildiğini görür. Bu askerlerle karşılaştığında aralarında tarihi diyalog gerçekleşir, ‘Nereye gidiyorsunuz? Efendim düşman’ diyerek 261 rakımlı tepeyi gösterirler. ‘Hakikaten baktım ki düşmanın bir avcı bölüğü büyük bir serbestlik içerisinde bulunduğum noktaya doğru gelmekteydi. O zaman anladım ki düşman askeri benim askerimden bana daha yakındı.’ Çünkü Mustafa Kemal Bey, 57’nci Alaya askerleri yorulduğu için onlara 10 dakikalık bir istirahat vererek geride bırakmıştı. Hemen geriye haber salarak 57’nci Alayın marş marşla bulunduğu yere gelmesini ister. 57’nci Alay askerleri geldiğinde onlara Çanakkale Muharebelerinin sembolleşen emirlerinden birini verir. ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir’ diyerek 57’nci Alayı taarruza kaldırır. Çanakkale Muharebelerinin en kritik olaylarından biri böylelikle başlamış olur. 57’nci Alay, Conkbayırı’ndan taarruza başladığında yarımadanın en kritik noktası olan Conkbayırı ve Kocaçimen’e yönelen tehlike bertaraf edilmeye başlar. Anzak öncü müfrezeleri 57’nci Alayın taarruzu karşısında barınamayıp geri çekilmeye başlar. Şu anda bulunduğumuz 180 rakımlı tepeye doğru 57. Alay yaklaştığında bölgenin yani bu tepenin kritik önemini bilen Anzak piyadeleri takviye edilir ve muharebe tam bu alanda kızışmaya başlar. O günün ceridelerini okuduğumuzda bu tepenin tam 5 defa el değiştirdiğini görmekteyiz. 57’nci Alay 1’inci Taburdan yazılan bir emirde çalılar arasında 20 metre mesafede kıyasıya bir muharebenin yaşandığını görmekteyiz. Yani 57’nci Alay taarruzu ile birlikte Çanakkale Muharebelerinin seyrini değiştirirlerken aslında o günün detaylarına da bu belge sayesinde vakıf olmaktayız. Saat 16.30’a geldiğinde çalılar arasında 20 metre mesafede gerçekleşen muharebeyi 57’nci Alayın kazandığını görmekteyiz. O gün burada bu mücadeleyi gözleriyle tanık olan isimlerden biri 27’nci Alaydaki Subaylarımızdan Mucip Efendi’ydi. Kendisi daha sonra bunu şu şekilde anlatmıştı; ‘İhtiyar tarihin ölmez sayfalarına, Türk zaferini kanlarıyla yazarak ilerleyenler sabırsızlıkla beklediğimiz 57’nci Alay ve bunu gerçekleştiren ise 19 Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’den başkası değildi. Bugün aradan geçen 110 yılın ardından Çanakkale Muharebelerinin ilk gününün en kritik detaylarına ait bir belgeyi de bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmış olduk. 180 rakımlı tepe, Arıburnu’ndaki önemli sırtlara hakim bir konumda bulunma sebebiyle hem Anzak tarafı hem de Türk tarafı için oldukça kritik önemdeki bir tepeydi. Bu tepe üzerindeki çalılar arasında 20 metre mesafede gerçekleşen bu muharebe 57’nci Alayın ne kadar çetin bir muharebenin içerisinde yer aldığını göstermesi açısından da oldukça kıymetli bir evraktır. Çalılar arasında gerçekleşen bu muharebe ise herhangi bir siperin olmadığı tesadüf muharebeleriydi. Çünkü ilk gün gerçekleşen bu muharebelerde henüz bir siper hatta kazanılmış durumda değildi. 57’nci Alay gerçekleştirdiği başarılı taarruzla bu tepeyi ele geçirdi. 180 rakımlı tepe sahip olduğu öneme rağmen bir daha hiçbir Anzak askeri tarafından üzerine ayak basılmayarak Türk tarafının elinde kalmıştı" dedi.



(Özel)  57. Alayın düşmanla 20 metre mesafedeki savaşı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TŞOF tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakalara cezai işlem uygulanmayacak Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılan ve mühürlenen plakalara kanunda belirtilen standartların dışında dahi olsa cezai işlem uygulanmayacak. İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, plaka değişim işlemleri sırasında yoğunluk ve kuyruk oluşması üzerine İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda, denetimler 1 Nisan 2026 tarihine kadar rehberlik ve bilgilendirme çalışması şeklinde gerçekleştirilecek. Ayrıca bu kapsamda 27 Şubat’tan itibaren kesilen cezaların, Bakan Çiftçi’nin talimatlarıyla iptal edilecek. Yetkilendirilmiş kuruluş olan Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılmış ve mühürlenerek vatandaşlara verilmiş plakaların, kanunda belirtilen standartlar dışında dahi olsa cezai işleme konu edilmeyecek. Sadece vatandaşın, yetkili kuruluş tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakayı aldıktan sonra plaka üzerinde ekleme veya değişiklik yapması durumunda 4 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanacak. Yetkili kuruluş olan TŞOF dışında, yetkisiz şekilde plaka basan yerlerden alınan gayriresmi, sahte plakaları araçlarında kullananlar için ise 140 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanmasına devam edilecek. Ayrıca edinilen bilgilere göre bunun da kanunun açık amacı olan başta uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve terör gibi suçlarla mücadele kapsamında kamu düzeninin sağlanması ve vatandaşlarımızın güvenliğinin temini açısından önemli bir gereklilik olduğu ifade edildi.
Ankara İletişim Başkanı Duran Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi. Düzenlenen iftar programı hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yapan Duran, medyanın Ankara Temsilcileri ve Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile bir arada olmaktan memnuiyet duyduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Türkiye’nin iletişim gündeminde çok sayıda konuya vaziyet etmek durumundayız. Bu bir yönüyle bir devlet sorumluluğu ama diğer yönüyle baktığımızda hepimizi de içine alan çok genel bir kamu sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirirken, bir ilke olarak, bir prensip olarak sürekli basın mensuplarıyla temas halinde olan, kapıları açık ve iletişimi güçlü bir konumda olmaya çalışıyoruz" ifadelerine yer verdi. Paylaşımında doğru bilginin önemine dikkati çeken Duran, "Dünyanın giderek daha kırılgan ve krizlere açık bir dönemden geçtiği bu süreçte, doğru ve teyitli bilginin önemi her zamankinden daha büyüktür. Kriz dönemlerinde yapılan en küçük hatanın dahi büyük yanlış anlamalara ve ciddi sonuçlara yol açabildiğini unutmamak gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; diplomasiden güvenliğe, ekonomiden bölgesel ve küresel barış girişimlerine kadar pek çok alanda yoğun bir gündem yürütmektedir. Türkiye’nin küresel ölçekte artan etkisi, iletişim alanında da güçlü, koordineli ve etkin bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır" ifadelerini kullandı. Duran’ın yaptığı paylaşımda, İletişim Başkanlığı’nın amaçlarına değinilerek, "İletişim Başkanlığı olarak amacımız; devletimizin politikalarını ve faaliyetlerini hem milletimize hem de uluslararası kamuoyuna doğru, hızlı ve güvenilir şekilde aktarmaktır. Dezenformasyonla mücadele artık yalnızca medya alanının değil; aynı zamanda demokrasi, güvenlik ve toplumsal huzurun da önemli bir parçasıdır. Bu nedenle sorumlu, dengeli ve teyit edilmiş bilgiye dayalı habercilik her zamankinden daha kıymetlidir. Bu duygularla, gerçeğin peşinden ayrılmayan, sorumlu habercilik anlayışıyla görev yapan tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyor; her zaman yanlarında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerine yer verildi.
Çankırı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Alpaslan: "Türkiye turizmde dünyada 4’üncü ülke" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4’üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4’üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye’nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.
Bitlis Ahlat’taki Ahıska Türkleri iftar sofrasında bir araya geldi Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşayan Ahıska Türkleri, düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu yansıtan programa çok sayıda davetli katıldı. Ahlat Belediyesi’ne ait bir alışveriş merkezinde düzenlenen program öncesinde Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türkleri ile kısa bir toplantı yaparak sorun ve taleplerini dinledi. Daha sonra iftar programına geçildi. Kadir Koçak tarafından yapılan duanın ardından oruçlar açıldı. İftar sonrası konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türklerinin tarih boyunca büyük zorluklar yaşadığını belirterek şu ifadeleri kullandı; "Siz kıymetli Ahıskalı Türkler vatan kavramının ne demek olduğunu en iyi bilenlersiniz. 1944 sürgününden beri bir sürü sıkıntılar çektiniz, bir sürü zulümler gördünüz, zorluklar yaşadınız. Ama hiçbir zaman ümidinizi kaybetmediniz. Öz yurdunuza, öz vatanınıza bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle gelerek burayı kendinize vatan edindiniz. Hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın iskan kararnamesi ile yaklaşık 300’e yakın, 280 civarında hanemiz şu an Kubbet-ül İslam, şehitler diyarı Ahlat’tasınız. Siz de artık birer Ahlatlısınız. Siz de artık birer Bitlislisiniz ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız, Türk vatandaşısınız. Elbette daha önceden ayrıldığınız topraklarınızı özlediğiniz konular olacaktır. Bu insani bir şey. Ama şunu bilin ki bu topraklar da sizin öz vatanınız. Ve biz Ahlatlı hemşerilerimizle sizleri hiçbir zaman ayrı görmüyoruz. Onlar da çok güzel bir kaynaşma içerisindesiniz. Bundan dolayı da çok büyük memnuniyet duyuyoruz. Çünkü sizlerin çalışkanlığını, sizlerin vatan sevgisini ben çok iyi biliyorum. Sizler, Ahıskalı Türkler bulundukları coğrafyaya her daim sadakatle bağlanmıştır. Her daim hizmet etmeyi prensip edinmiştir ve her zaman oraya en güzel şekilde uyum sağlamıştır." Programda konuşan Yavuz Gülmez ise bölgedeki gelişmelere dikkat çekerek Ahıska Türklerinin yaşadığı zorluklara değindi. Gülmez, "Etrafımız ateş çemberi. Dün Suriye’de olanları gördük. Ondan önceki günlerde Afganistan’da olanları gördük. Şimdi de İran’da olanları görmekteyiz. Bu acıları en fazla yaşayan halk da aslında sizlersiniz. Ben bazen bazı ortamlarda Ahıskalı kardeşlerimizi eleştiren bazı kesimlere şu cevabı veriyorum: Bunlar sınır boylarında bizim namus bekçiliğimizi yaptılar. Ve bu vatanı hakkıyla müdafaa eden çok kıymetli değerlerimizdir diyorum. Biz de Ahlatlılar ve Türkiye vatandaşları olarak ensar vazifemizi yerine getirip bu muhacir kardeşlerimize gönül soframızı, yüreğimizi, kalbimizi açmak mecburiyetindeyiz" diye konuştu. Son olarak konuşan Dünya Ahıska Türkleri Birliği Genel Sekreteri Fuat Uçar ise Ramazan ayının huzur ortamında geçirilmesinin önemine değindi. Uçar sözlerini şöyle sürdürdü; "Değerli halkımız Allah’a şükürler olsun ki yine böyle mübarek bir ayda dünyanın gözbebeği huzurlu bir ülkede vatanımızda bir Ramazan ayını daha idrak ediyoruz. Bu hakikaten de şükredilmesi, her zaman akıldan çıkarılmaması gereken bir durumdur. Bayrağın altında huzurla yaşamak, dünyadaki en lüks yerlerden daha güzeldir. Çünkü vatansızlığın ne kadar acı bir şey olduğunu en iyi bilen Ahıskalı Türklerdir. Bu sebeple böyle güzel bir yerde, hele hele Ahlat gibi kutlu şehirde yaşamak ayrı bir gurur vesilesidir. Aslında bizim Ahıskalı Türklerin buraya yerleşenleri şanslı. Ahlat gibi Türk’ün, dedelerimizin ilk birinci vatanı olan yerde yaşamak bir ayrıcalık. Hakikaten de bunun farkındalığını anlamak lazım. Bu sebeple her zaman bizimle beraber olan, bize gerçekten gönülden her türlü çalışmamıza destek veren devletimizdir. Allah bu devlete zeval vermesin. Ve bunun da arkasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin olmasıyla bu işler olmuştur. Allah razı olsun." Yapılan konuşmaların ardından toplu hatıra fotoğrafıyla birlikte program sona erdi. İftar programına; Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Türk Akraba Toplulukları Daire Başkanı Anıl Gündüç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, İl Özel İdare Genel Sekreteri Adem Aydoğdu, Dünya Ahıskalı Türkler Birliği (DATÜB) Genel Sekreteri Fuat Uçar, Göç İdaresi Başkanlığı Basın Müşaviri Ömer Çetin, İl Göç İdaresi Müdürü Cihan Cavli ve ilgili kurum amirleri yer aldı.