KÜLTÜR SANAT - 11 Mayıs 2024 Cumartesi 10:07

(Özel) Çanakkale Savaşları’nda ülkeyi zor duruma sokacak haberlere sansür uygulandı

A
A
A
(Özel) Çanakkale Savaşları’nda ülkeyi zor duruma sokacak haberlere sansür uygulandı

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale Kara Savaşları’nda cephede propaganda savaşının yanı sıra gazete ve dergilerde de Osmanlı Devleti aleyhine yapılan ve ülkeyi zor duruma sokacak olan haberlere sansür uygulandığını söyledi. Atabay, buna uymayan gazetecilerin Çanakkale cephesinin en şiddetli olan muharebe alanlarına sevk edilecekleri şeklinde de korkutulduğunu belirtti.


109 yıl önce dünya harp tarihine ‘son centilmenler savaşı’ olarak geçen Çanakkale Kara Savaşları’nda silahlı mücadelenin yanında propaganda savaşı da yaşandı. Savaş sırasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti sayısız propaganda broşürleri ve yöntemleri kullanıldı. Gelibolu Yarımadası’ndaki şiddetli Çanakkale Kara Savaşları sırasında Türkçe ve İngilizce metinlerin yer aldığı propaganda broşürleri siperlere hem uçaklardan hem de gönüllü askerler tarafından atıldı. Cephede yaşanan propaganda, gazete ve dergilerde yaşandı. ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, Çanakkale Savaşları’nda yaşanan propaganda savaşının etkilerini anlattı.


Atabay, Çanakkale Kara Savaşları’nda cephede propaganda savaşının yanı sıra gazete ve dergilerde de Osmanlı Devleti aleyhine yapılan ve ülkeyi zor duruma sokacak olan haberlere sansür uygulandığını söyledi. Atabay, buna uymayan gazetecilerin Çanakkale cephesinin en şiddetli olan muharebe alanlarına sevk edilecekleri şeklinde de korkutulduğunu belirterek, “Çanakkale Savaşları sırasında ve Birinci Dünya Savaşı sırasında özellikle basın çok önemli bir işlev görüyordu. Propaganda yapılması konusunda özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda, Almanların çok etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca yine savaş sırasında çıkan gazete ve dergilerin, hem kağıtları, hem de yayın için lazım olan mürekkepleri Almanya’dan geliyordu. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’yla müttefik olmayan ancak savaşa katılmayan ülkelerin konsoloslukları ve büyükelçilikleri İstanbul’da faaliyet gösteriyordu. Bunların savaşa etkilerini bertaraf etmek amacıyla yabancı gazete ve dergilerin Osmanlı İmparatorluğu’na girişini yasaklayan bir emirname yayınlandı. Gümrük kapılarına ve sınır kapılarına görevliler, sansür heyetleri gönderildi. Bunlar bu şekilde basılı biçimde gelen bütün her şeyi takip ediyorlardı. Ayrıca yine İstanbul’da oluşturulan sansür kurulları, gazete ve dergilerin yayınlanmadan evvel mutlaka kontrolünü yapıyorlardı. Ve o sansür kurulunun elinden geçmemiş olan hiçbir şey kesinlikle gazetelerde ve dergilerde yer almıyordu. Bu nedenle o dönemde gazeteler bir sabahtan, bir de akşam olmak üzere iki defa yayınlanan gazeteler vardı. O dönemde gazetelerin de sansür kurulundan geçtiği için haberlerin birbirinin çok benzeri olduğunu görüyoruz. Hatta eğer buna uymazlarsa o zaman gazetecilerin Çanakkale cephesinin en şiddetli olan muharebe alanlarına sevk edilecekleri şeklinde de kendilerinin korkutulduğu görülmektedir. Amaç olarak özellikle yani ülkeyi zor durumda sokacak olan haberlere yer verilmemesidir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girmemiş olan Romanya gibi o dönemde daha Bulgaristan mesela müttefikte ama ilk başlangıçta bağımsız gözüküyordu. Onların konsoloslukları vasıtasıyla yabancı gazetelerin ve dergilerin Osmanlı İmparatorluğu’na girdiğini görüyoruz. Çünkü uluslararası sözleşmeler bunlara cevaz veriyordu. Yabancı ülkelerdeki Osmanlı aleyhine yapılan propagandaların ancak bu yolla ülkeye girebildiği görülmektedir. O dönemde Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı’nın istihbarat bürosu bu konuları organize eden bir büro olarak faaliyet göstermektedir. Hatta 29 Ekim 1915 tarihindeki Tasvir-i Efkar gazetesinde Mustafa Kemal ve Cevat Paşa’nın fotoğraflarına yer verildiği zaman bunun o dönemdeki gazetenin sahibinin milletvekili olması nedeniyle atlatılmış bir haber olduğu ancak İstihbarat Şube Müdürü’nün o haberi yapan gazetecileri cepheye sevk etmek ve gazeteyi kapatmakla tehdit ettiğini görüyoruz. Ancak gazete sahibinin milletvekili olması nedeniyle Tasvir-i Efkar gazetesi kapanamamış ve bu gazeteciler de Çanakkale cephesine gönderilmemiştir” dedi.



(Özel) Çanakkale Savaşları’nda ülkeyi zor duruma sokacak haberlere sansür uygulandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.