KÜLTÜR SANAT - 09 Eylül 2024 Pazartesi 14:51

(ÖZEL) Maydos Antik Kenti’nde 4 bin yıllık silindir mühür bulundu

A
A
A
(ÖZEL) Maydos Antik Kenti’nde 4 bin yıllık silindir mühür bulundu

Çanakkale’nin Eceabat ilçesindeki Maydos Antik Kenti’nde devam eden 2024 yılı kazı çalışmalarında Mezopotamya’dan başlayan ve Anadolu’nun içlerine kadar devam eden ticaret ağında kullanılan yaklaşık 4 bin yıllık silindir mühür bulundu.


Eceabat ilçesindeki 5 bin yıllık Maydos Antik Kenti’nde bu yıl kazılar, Temmuz ayında başlandı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Maydos Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Göksel Sazcı yönetiminde, 10 kişiden oluşan kazı ekibi ve 6 işçiyle çalışmalar devam ediyor. Kazı çalışmaları Eylül ayında sonlandırılacak. Maydos Antik Kenti’nde süren 2024 yılı kazılarında Mezopotamya‘dan başlayan ve Anadolu’nun içlerine kadar devam eden ticaret ağında kullanılan yaklaşık 4 bin yıllık silindir mühür bulundu.


Maydos 2024 sezonu kazılarının Temmuz ayının ilk haftası başladığını belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Göksel Sazcı, kazıları Eylül ayı ortasına kadar aktif olarak arazide sürdürmeyi planladıklarını söyledi. Maydos Antik Kenti kazı çalışmalarının Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve İçdaş ana sponsorluğu ile devam ettiğini belirten Sazcı, “Bu yıl 5-7 işçi ve 10’a yakın öğrenci ile birlikte başladık. Kazılarımızı aynı şekilde sürdürüyoruz. 2024 yılı kazılarımız iki alanda sürdürülüyor. Birinci alanımız Maydos’un savunma sistemiyle alakalı, özellikle Orta Tunç Çağ’ın erken dönemlerini yani günümüzden yaklaşık 4 bin yıl öncesine tarihlenen tabakalar da sürdürüyoruz. Bu alanda yerleşmenin hem giriş kısmını tespit etmeye çalışıyoruz, hem de surları açığa çıkarmaya çalışıyoruz. Diğer çalışma alanımız ise daha önce bölgede Troya III-V dönemi olarak bilinen ve İlk Tunç Çağı sonları ve Orta Tunç Çağı başlarına denk gelen tabakaları araştırmak için yeni bir açma açtık. Orada da henüz daha yüzeye yakın bir yerdeyiz. 1 metre inebildik. Araştırdığımız alanda hem Bizans Dönemi’ne hem de Helenistik Döneme tarihlenen mimari kalıntılar ve buluntular tespit ettik” dedi.


Bu yılki kazılarda ilginç buluntular bulduklarını da kaydeden Prof. Dr. Göksel Sazcı, sözlerine şöyle devam etti:


“Bu senenin en ilginç buluntularından bir tanesi de bu gördüğünüz silindir mühür. Fritten üretilmiş, bu da yaklaşık 3 bin 900-4 bin yıllık bir buluntu. Bu silindir mührün üzeri zikzaklarla bezenmiş alt kısmı üçgenlerle sınırlandırılmış. Bu tür mühürlerin ortasında da bir delik oluyor ve bunlar muhtemelen boyun da taşınan ve mülkiyeti sembolize eden buluntular. Silindir mühürler aslında Anadolu kökenli buluntular değil, bunlar ilk kez günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önce Uruk’ta, yani Güney Mezopotamya’da ortaya çıkıyor. Anadolu ile yapılan yoğun ticaret sayesinde bu uygulama buraya kadar geliyor. Troya’da bu mühürlerin hem damga hem de silindir mühür olan versiyonları var ve ilk kez İlk Tunç Çağı sonlarında yani kabaca M.Ö. 3 binin sonlarında görülüyor. Yalnızca silindir olarak çıkması ise bölgede ünik. Batı Anadolu’da, yakın zaman önce Kütahya Tavşanlı Höyük’te bir benzeri bulunmuştu. Mezopotamya‘dan başlayan bu ticaret ağının yoğun olarak Anadolu’nun içlerine kadar geldiğini Kayseri yakınlarındaki Kültepe‘de ele geçen buluntulardan anlıyoruz. Tavşanlı Höyük buluntusuyla bu ticaret ağının bir kolunun Batı Anadolu’ya uzandığını, başka bir kolunun da Maydos buluntusu ile Kuzeybatı Anadolu üzerinden Avrupa Yakası’na kadar uzandığını söyleyebiliriz. Mühürler şahsiyet sembolleri yani bir ürünün, bir malın, belki garantisini sağlamak, belki mülkiyetini belirlemek, yani bir çeşit marka, işaret. Mühürlemeler hem seramiklerin üzerine hem de iple bağlanan bir ürünün bağlantı noktasına yapıştırılan çamurun üzerine uygulanıp kurutuluyor. Bu şekilde bir ürünün açılıp açılmadığını tespit için yapılıyor. Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi garanti fonksiyonunun yanı sıra hem markasını gösteriyor hem de mülkiyetini belirliyor. Mühürlerin bu şekilde farklı fonksiyonları olabiliyor.”



(ÖZEL) Maydos Antik Kenti’nde 4 bin yıllık silindir mühür bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Bakan Yumaklı: "Üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemin beş tarafı çatışmalarla, savaşlarla, her türlü krizle çevrilmiş durumda" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Üç tarafı denizlerle çevrili benim güzel ülkemin beş tarafı çatışmalarla, savaşlarla, her türlü krizle çevrilmiş durumda. Bütün bunların sonucunda bugün eğer Türkiye, bu güzel ülkemiz bir barış adası, bir huzur adası ise sadece ve sadece, altını çizerek söylüyorum, bunun bir tek mimarı vardır; o da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı’nda düzenlenen bayramlaşma törenine katıldı. AK Parti Milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay, il ve ilçe yönetimi ile partililerin katıldığı programda konuşan Bakan Yumaklı, Kastamonu ve Türkiye’deki tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladığını ifade etti. "Soykırımına, mezalimine tanık oluyoruz" Zulüm altındaki milletlere değinen Bakan Yumaklı, "Gazze’de 70 binin üzerinde hayatını kaybeden, şehit olan kardeşlerimiz var. Maalesef yüzde 60’ı, yani üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan bir halkın katliamına, soykırımına, mezalimine tanık oluyoruz. Daha ilk günlerinden itibaren ki bunun öncesi de var ama bütün dünyaya bunun bir soykırım olduğunu haykıran sadece Türkiye oldu, sadece Sayın Cumhurbaşkanımız oldu. Elimizden gelenin en üst seviyesinde, bütün hukuki yolları, bütün diplomatik kanalları en üst düzeyde harekete geçirerek o insanların mağduriyetini engellemeye çalışırken, yine bütün yolları deneyerek onların ihtiyaç duydukları başta gıda malzemesi olmak üzere yardım göndermek için gayret eden ve gönderen bir ülkedir Türkiye. Açıkçası gayret ederken, çalışırken, son dönemde maalesef hepimizin yakından takip ettiği ve dünyayı ateşe atmaktan çekinmeyen aynı cinayet şebekesinin başka bir İslam ülkesine saldırısına tanık oluyoruz. Geriye dönün, Ramazan ayında olmasının tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Direkt Müslüman olduğu için mezalime uğraması, sanki hak görülen kendisinin medeni dünya olarak tarif edenlerin bugün hiç seslerinin çıkmadığı, kendi işlerine gelmeyince ne medeniyeti ne insanlığın, tırnak içerisinde söylüyorum, uydurdukları değerlerin aslında hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığını da görmüş olduk. Üç tarafı denizlerle çevrili benim güzel ülkemin beş tarafı çatışmalarla, savaşlarla, her türlü krizle çevrilmiş durumda. Bütün bunların sonucunda bugün eğer Türkiye, bu güzel ülkemiz bir barış adası, bir huzur adası ise sadece ve sadece, altını çizerek söylüyorum, bunun bir tek mimarı vardır; o da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" dedi. "Bugün söylediği de bizim evlatlarımızın geleceği içindir" "Ben AK Partili bir fert olmaktan, Sayın Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşı olmaktan her zaman gurur duyan birisiyim" diyerek konuşmasını sürdüren Yumaklı, "Ama bugün ben inanıyorum ki 86 milyon Türk insanı, hangi görüşten, hangi meşrepten olursa olsun artık bu hakkı teslim etmek durumunda. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı ne söylediyse çıkmıştır, ne öngördüyse olmuştur, neyi engellemek için neyin olması gerektiğini söylemişse de o olmuştur ve onun sayesinde bugün Türkiye’deki insan bir barış adasıdır. Bunu bütün zorluklara rağmen söylüyorum. Yani bu ülkenin son 5 yılına bakın başına gelmeyen kalmamıştır, son 10 yılına bakın dünyada hiçbir ülkenin yaşamadığı şeyleri yaşamıştır bu ülkede. Son 20 yılına bakın, AK Parti’nin hükümet olduğu zamanlardan itibaren bakın, her türlü engelleme, aklınıza ne gelirse olmuştur. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız bir adım bile geriatmamıştır, bize özgüvenimizi vermiştir, bize gitmemiz gereken yolu çizmiştir. Onların hepsi bugünler içindir. Bugün söylediği de bizim evlatlarımızın geleceği içindir. Eğer 2053, 2071 diye konuşuyorsa Türkiye bugün tam da bunun içindir. Bunları doğru anlamak gerekir, bunları doğru anlatmak gerekir. Hakikaten bugün bizim etrafımızdaki ülkelerin bir lokma ekmeğe muhtaç olma potansiyelini yarın bir gün zamanı geldiğinde bizler için de düşünüleceğini unutmamak gerekir. O yüzden sıkı sıkıya, omuz omuza iç cepheyi güçlendirelim söylemi bu sebepledir" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Türkiye’nin savaşın önlenmesi için bütün yolları denediğini ifade eden Bakan Yumaklı, "İnşallah en kısa zamanda bu kan dursun. Dünyanın dört bir tarafında mazlum ve mağdur olanlar kim olursa olsun, hangi dinden olursa olsun, feraha, huzura kavuşmuş olsun" ifadelerini kullandı. "İslam dünyasının da artık çok daha güçlü bir birliğe ihtiyacı olduğunu göstermektedir" Yaşanan gelişmele çerçevesinde İslam dünyasının birleşmesinin önemine değinen Bakan Yumaklı, "Biz Türkiye olarak içeriyi güçlendirmek, terörsüz bir Türkiye’nin oluşmasını sağlamak için her türlü şeyi yaparken İslam dünyasının da artık çok daha güçlü bir birliğe ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu manada Türkiye’nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı, birleştirici, bir araya getirici ve İslam dünyasının artık bu tabiri caizse etkisiz olan veya olacak olanları engelleyecek herhangi bir hususiyetinin olmamasının son olması gerekir" dedi. "Empoze edenler kendi ülkelerinde başka şeyler konuşuyorlar" Ailenin önemine de değinen Bakan Yumaklı, "Son dönemde sanki bir aile sahibi olmanın, sanki bir çoluk çocuk sahibi olmanın birilerine vefa duygusu göstermenin ayıp olması gibi empoze edilen çok güçlü bir akım var. Evlenmek sanki ayıp. Yani her türlü gayrimeşru iş olabilir. Yalnız şunu da söyleyeyim. Bu tür empoze haberleri, emin olun bize empoze edenler kendi ülkelerinde başka şeyler konuşuyorlar. Bizim hasletlerimize sahip olmak için kendi toplumlarına o mesajı verirken bizim toplumumuza, aile sahibi olmanın, çocuk sahibi olmanın, düzgün bir hayat neredeyse ayıp sayılacağı görüşler, düşünceler empoze ediyorlar. Bundan da toplumumuzu korumak adına biz teşkilatlarımızın bu hasletlerini ifade etmemiz gerekir" diye konuştu.