KÜLTÜR SANAT - 01 Ekim 2024 Salı 09:38

Almanlar 111 yıl önce tarihi eserlere göz koymuş

A
A
A
Almanlar 111 yıl önce tarihi eserlere göz koymuş

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Assos Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Arslan, bu yıl hazırladığı Assos-Behram kitabında, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıyı fırsat bilen Didyma, Priene ve Milet kazılarını yapmış olan İstanbul Alman Konsolosluğu Bilim Ataşesi Arkeolog Theodor Wiegand’ın, İstanbul Arkeoloji Müzesindeki eserleri Alman Bankasına götürmek için girişimde bulunduğunu belirterek, “Arkeolog Theodor Wiegand, İstanbul Arkeoloji Müzesindeki en önemli eserlerin teminat gösterilerek, Osmanlı Hükümetine, Alman Bankası tarafından yüklü bir kredi verilmesi ve sonrasında zaten Osmanlıların bu verilen krediye ödemeleri mümkün olmayacağı içinde bu eserlerin önce Alman Bankasına daha sonra da Prusya Devlet tarafından bu bankanın satın almasının iyi fikir olduğunu iddia etmiş” dedi.



Osmanlı Devleti döneminde, Türkiye’de Priene ve Milet kazılarını yapan Arkeolog Theodor Wiegand’ın 111 yıl önce 1913 yılında Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıyı fırsat bilen Didyma, Priene ve Milet kazılarını yapmış Arkeolog Theodor Wiegand, İstanbul Arkeoloji Müzesindeki eserleri Alman Bankasına götürmek için girişimde bulunduğu ortaya çıktı. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Assos Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Arslan, bu yıl hazırladığı Assos-Behram kitabında, Arkeolog Theodor Wiegand’ın girişimleriyle 1913 yılında başlayan ve 1914 yılı Mart ayına kadar devam eden Osmanlı Devleti ile Almanlar arasındaki müze anlaşması yada müze müzakeresi başlığı altındaki yaşanan süreci Assos-Behram kitabında anlattı.



Bu yıl Assos‘la ilgili bir yeni bir kitap hazırladıklarını belirten Assos Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Arslan, “Kitap oldukça detaylı ama kitabı özgün kılan aslında özellikle Osmanlı döneminde yapılan kazılarda yaşanan olayları anlatması açısından çok değerli bilgiler içermekte. Bu bilgiler oldukça fazla ama bunlar arasında belki bize en yakın olan bir bilgiyi aktarmak da fayda var. Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu bu ekonomik sıkıntıyı yakından bilen Priene ve Milet kazılarını yapmış olan Arkeolog Theodor Wiegand, İstanbul Arkeoloji Müzesindeki en önemli eserlerin teminat gösterilerek, Osmanlı Hükümetine, Alman Bankası tarafından yüklü bir kredi verilmesi ve sonrasında zaten Osmanlıların bu verilen krediye ödemeleri mümkün olmayacağı içinde bu eserlerin önce Alman Bankasına daha sonra da Prusya Devlet tarafından bu bankanın satın almasının iyi fikir olduğunu iddia etmiş ve bunun üzerine de Temmuz 1913 yılında müzakerelere başlanmış. O yüzden bu anlaşmaya aslında müze anlaşması yada müze müzakeresi diye bir başlık atmışlar. Müzakereler Mart 1914 yılına kadar yaklaşık bir yıl devam ettiğini görüyoruz. Almanlar bu sözleşmeyi ya da anlaşmayı Türklerin imzalayacağına o kadar emin ki İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde hangi eserlerin alınacağını liste haline getirmişler. Bu eserlerin taşınması, paketlenmesi, nasıl yapılacağı, kimler tarafından yapılacağı konusunda her türlü hazırlık yapılmış ve bu listeye baktığınız zaman da aslında tabii ki özellikle Osman Hamdi Bey’in Sidon’dan getirmiş olduğu İskender lahdi başta olmak üzere bugün İstanbul Arkeoloji Müzesinin en değerli lahitleri ve Troia eserleri ve bunun dışında tabii ki Assos‘ta Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından bulunup sonra 1883 yılında İstanbul’a götürmüş olan Assos‘taki Athena Tapınağı kabartmaları ve özellikle İmparator Caligula ait olan bir bronz levha da bu listede yer alıyor. Özellikle Osmanlı Hükümeti’nin bu anlaşmadan vazgeçerekten Fransızlardan bir kaynak bulduğunu biliyoruz ve böylelikle verilen cevap da bizim satılacak ya da size verilecek hiçbir eserimiz yoktur diye bu anlaşmayı sonlandırdıklarını görmekteyiz” dedi.



Yabancı devletlerinin eski Yunan Roma Kültürüne ya da eski eserleri biriktirme, sahip olma isteklerinin en son örneğinin 1913 yılından müze antlaşmasıyla ortaya çıktığına da dikkat çeken Prof. Dr. Nurettin Arslan, “17. ve 18. yüzyıl yabancıların bu eski Yunan Roma Kültürüne ya da eski eserleri biriktirme sahip olma gayretlerinin en son örneği aslında 1913 yılında bu müze anlaşmasında ortaya çıkıyor. Çünkü o dönemde Osmanlı’nın son dönemleri ve oldukça ekonomik buhran içinde ve bu bölgede çalışan yıllarca Türkiye’yi çok iyi tanıyan, Osmanlı Devleti’nin yapısını çok iyi tanıyan bir Arkeolog Theodor Wiegand en azından bu belki dünyanın en önemli eserlerinin Alman Müzelerini kazandırılması fırsat olarak görülüyor. Hatta diyor ki 1914 yılında bayram olduğu memurların maaşı ödenmesi mümkün olmadığını bunu tekrar denenmesi gerektiğini söylüyor ki, dediğim gibi o dönemlerde aslında özellikle Prusya’da, zengin devletlerin Osmanlı’nın zaaflarından faydalanıp dünyaca ünlü belki de en nadir eserlere sahip olma arzusu” diye konuştu.



Almanlar 111 yıl önce tarihi eserlere göz koymuş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İçişleri Bakanı Çiftçi’den "Ramazan Bayramı" mesajı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Rahmet ve bereket ayı Ramazan’ı geride bırakırken, bizleri bir araya getiren mübarek bayrama kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bayramlar; gönüllerimizi buluşturan, hasretleri dindiren, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren en kıymetli zamanlardır" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Rahmet ve bereket ayı Ramazan’ı geride bırakırken, bizleri bir araya getiren mübarek bayrama kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bayramlar; gönüllerimizi buluşturan, hasretleri dindiren, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren en kıymetli zamanlardır. Bu bayramda da milyonlarca vatandaşımız sevdiklerine kavuşmak için yollarda olacak. En büyük temennimiz; hiçbir bayram sevincinin yarım kalmaması, herkesin sevdiklerine sağlıkla ulaşmasıdır. Lütfen trafikte sabırlı olalım, kurallara titizlikle uyalım. İçişleri Bakanlığı olarak; emniyetimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ve tüm birimlerimizle bayram süresince 7/24 görev başındayız. Aziz milletimizin huzuru ve güvenliği için ülkemizin dört bir yanında sahadayız. Başta aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimiz olmak üzere, yurt içinde ve sınır ötesinde görev yapan güvenlik güçlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum. Rabbim birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin. Ramazan Bayramımız mübarek olsun" ifadelerini kullandı.
Erzurum Bakan Çiftçi ve Bakan Tekin, Erzurum’da 4 bin kişiyle iftarda buluştu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AK Parti Erzurum İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Ahde Vefa İftarı ve Bayramlaşma" programına katıldı. Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’ndeki iftar ve bayramlaşma programı Kur’an-ı Kerim okunması ile başladı. AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, yaklaşık 4 bin davetlinin bulunduğu "Ahde Vefa İftarı ve Bayramlaşma" programının, birlik ve beraberlik açısından önemli mesajlar verdiğini dile getirdi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, iftar sonrası yaptığı açıklamada, milli ve manevi değerlerden örneklerin sunulduğu, çocukların sokakta fakire yardım ettiği, esnaf ziyareti yaptığı, pide dağıttığı, yaşlıları ziyaret ettiği, yardımlaşma ve dayanışmanın en güçlü noktaya çıktığı bir Ramazan ayını hep beraber yaşandığını söyledi. Bakan Tekin, "Ben bu süreçte bunu çekemeyenlere karşı yürüttüğümüz mücadelede arkamızda duran başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, Bakanlar Kurulu’ndaki diğer bakan arkadaşlarımıza diğer siyasi partilere, milletvekillerine ve hepsinden de önemlisi milletimize teşekkür ediyorum. Sizler arkamızda durduğunuz sürece bizim geleneklerimize, bize hakaret eden insanların nesli tükenecektir. Bundan emin olun. Bizler bu şekilde ara arkamızda durduğunuz sürece bizim değerlerimize hakaret eden, bizim değerlerimizi Talibanlaşmak olarak tanımlayan, bizi gerici azınlık olarak tanımlayan kişilerin nesli tükenecektir. Buna inanıyorum. Biz siyasi parti ayrımı gözetmeksizin oruç tutup tutmadığına bakmaksızın, sizi de dünyaya örnek gösterilecek bir topluluk olarak yaşamamızı sağlayan değerlerimizin, çocuklarımız öğrensin istiyoruz. Bu değerleri çocuklarımıza kendi çocuklarını öğretsin istiyoruz ki, Allah korusun bu ülkenin başına, bu milletin başına Kurtuluş Savaşı, Allah korusun yeniden 6 Şubat gibi büyük felaketler gelirse, beraberliğimizi dünyada dert olarak okutulan birlik ve beraberlik duygularımızı dayanışma duygularımızı çocuklarımız öğrensin. Gelecek kuşakları öğrensin diye çaba sarf ediyoruz" dedi. "Hep beraber düşman çatlamaya devam edeceğiz" Bu etkinliklere katılan öğrencilere, bu etkinlikleri organize eden öğretmenlere ve çocuklarının katılmasını teşvik eden velilere teşekkür ettiğini söyleyen Bakan Tekin, "Allah razı olsun hepsinden. Ramazan ayının son iftarını dün akşam Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Sayın Cumhurbaşkanımıza Ankara’daki son iftar programlarını yapmış olduk. Kendisine en çok destek veren illerden bir tanesi olan Erzurumlu hemşehrilerime, Dadaşlara çok güzel selamlar var. Onları da sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız Cumhur İttifakımız Erzurum sayesinde Erzurum gibi milli ve manevi değerlerine sahip vatandaşlarımız sayesinde dimdik ayakta, dimdik ayakta olduğumuz için düşmanlarımızın ödü patlıyor, düşmanlarımızla işbirliği yapan insanlar çatlıyorlar, hep beraber düşman çatlamaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Her zaman Erzurum’dan destek gördüm" Erzurum’da yaklaşık 2,5 yıl valilik yaptığını hatırlatan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Güzel hizmetlere de imza attığımızı düşünüyorum. Hep beraber, sizlerle beraber. Ben bu görevi yaptığım iki buçuk yıllık dönem içerisinde, sayın Milli Eğitim Bakanımızın büyük desteklerini gördük. Allah razı olsun kendisinden. Onun dışından yine milletvekillerimiz mevcut milletvekillerimizle her zaman için uyum içerisinde çalıştık. En güzel hizmet etmek için elimizden geldiği kadar hepimiz gayretlerimizi arttırdık. Güçlerimizi birleştirdik. İş birliği yaptık. Sayın milletvekillerimize de teşekkür ediyorum. Çünkü buradan ayrılırken veda etme imkanım olmamıştı. Bugün hem veda etmek için hem de yarın bayramlaşmak için huzurlarınızdayız. Buradan da yarın inşallah ayrıldıktan sonra Van’a geçeceğim. Yine Büyükşehir Belediye Başkanımız sağ olsun görev yaptığımız dönem içerisinde her zaman böyle iş birliği içerisinde, güç birliği içerisinde çalıştık. Her zaman yardım ve desteklerini gördük. Ben hem hizmetlerinden dolayı hem de yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Değerli büyükşehir belediye başkanımıza yine buradaki sivil toplum kuruluşlarımızla, kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlarımızla tüm vatandaşlarımıza güzel bir iş birliği sergilemek bize görevimizi yerine getirirken yardımcı oldular. Yine bu göreve tabii Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle, takdirleriyle gelmiş olduğumuz İçişleri Bakanlığı görevine bu görevi beni layık dolayı da Cumhurbaşkanımıza huzurlarınızda şükranlarımı arz ediyorum. Sizlerden de bu şerefli görevi yerine getirirken hayır dualarınızı bekliyorum. Yine bu ilimize hizmet ederken bu dönem içerisinde yakın iş birliği içerisinde olduğumuz gençlik teşkilatlarımıza, kadın kollarımıza, mahalle mahalle teşkilatlarımıza ve teşkilatlarımızın her bir neferini, her bir üyesine ben ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Allah hepsinin hizmetlerini kabul eylesin. Hepinize hayırlı bayramlar diliyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, programa katılan davetlilerle tek tek bayramlaştı.