KÜLTÜR SANAT - 17 Mart 2026 Salı 10:54

Birinci Dünya Savaşı’ndaki en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğrafın 125. Alay’a ait olduğu ortaya çıktı

A
A
A
Birinci Dünya Savaşı’ndaki en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğrafın 125. Alay’a ait olduğu ortaya çıktı

Çanakkale’de Dr. İsmail Sabah, Amerikan Kongre Kütüphanesi arşivinde yer alan ve altında da ilk taarruzda Gazze’yi savunan garnizon açıklamasıyla yayınlanan ve Birinci Dünya Harbi’nin en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğrafın Gazze’de Garnizon olarak konuşlu bulunması nedeniyle 79. Alay’a ait olduğu değerlendirilirken Çanakkale’deki 125. Alay’a ait olduğunu tespit ettiklerini söyledi.



Birinci Dünya Savaşı’ndaki en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğraf, "İlk taarruzda Gazze’yi savunan alay" başlığıyla Amerikan Kongre Kütüphanesi Arşivinde yer alıyor. İngilizlerin, Filistin Cephesi’nde 26 Mart 1917 tarihinde Gazze’ye yaptığı ilk taarruzda Gazze’de garnizon olarak 79. Alay konuşlu olduğundan, bu fotoğrafın söz konusu birliğe ait olduğuna inanılıyordu. Sancakta yazan yazı incelendiğinde, bu çok meşhur fotoğrafın aslında 125. Alaya ait olduğu ve sancaktaki kurdelenin de alaya Çanakkale’deki kahramanlığından ötürü verildiği ortaya çıktı. Aynı birliğe ait diğer fotoğrafların, Çanakkale’den sonra Filistin Cephesi’ne savaşmaya giden 125. Alaya ait olduğu belirlendi. 125. Alay, Çanakkale Muharebeleri sona erdikten sonra Binbaşı Rahmi Bey komutasında Filistin Cephesi’ne sevk edildi. Çanakkale’den sonra ilk muharebesine 27 Mart 1917’de Gazze’de girdi. Alay, 27 Mart sabahı Mantartepe olarak bilinen Gazze’ye hakim konumdaki tepeye yaptığı süngü hücumuyla burayı İngilizlerden aldı ve ilk Gazze zaferinin kazanılmasında büyük rol oynadı. Harp Mecmuası’nın 19. sayısında 125. Alayın bu kahramanlığıyla ilgili uzunca bir makale yayımlanırken, makalede, 12. Bölük Komutanı Yüzbaşı İbrahim’in, taarruzdan önce Çanakkale’ye atıfla askerlerine "Çocuklar, ileri! Bu İngilizler Çanakkale’den kaçanlardır. Haydi bir ders daha!" diye seslendiği de yer aldı.



ÇOMÜ’den Dr. Öğretim Üyesi İsmail Sabah, sancak üzerinde yaptıkları inceleme ve çalışmada, fotoğrafın 79. Alaya değil, 125. Alay’a ait olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Amerikan Kongre Kütüphanesi arşivinde yer alan ve altında da ilk taarruzda Gazze’yi savunan garnizon açıklamasıyla yayınlanan ve Birinci Dünya Harbi’nin en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi İsmail Sabah, "Fotoğrafın açıklamasında ilk taarruzda Gazze’yi savunan Alay açıklaması yazmasından dolayı Gazze’de konuştuğu 79. Alaya ait olduğu sanılmaktaydı. Ancak sancaklar üzerine yapmış olduğumuz bir çalışma esnasında o meşhur fotoğraftaki alay sancağını da incelemeye aldık ve fotoğrafa yaklaşınca aslında bu fotoğrafın 79. Alaya değil, Çanakkale’den yakinen tanıdığımız, hemen arkamızda görmüş olduğumuz bu siperlerde göstermiş olduğu kahramanlık ve fedakarlıklar sonucunda sancağına kurdele alan 125. Alay’a ait olduğunu gördük. Hakikaten sancağın kurdelesini yaklaştırıp kurdele üzerindeki yazıyı okuduğumuzda Çanakkale’de göstermiş olduğu fedakarlık ve kahramanlık nedeniyle 125. Alay sancağına takılan bir kurdele olduğunu görmüş olduk. Yani aslında o meşhur fotoğrafın hikayesi de bambaşka bir hal almaya başladı. Küçük bir dikkat büyük bir ayrıntıyı gözümüzün önüne sermişti. Çünkü 125. Alay, İngilizlerin Filistin cephesinde Gazze’ye ilk taarruzlarında yani 26 Mart 1917 tarihinin hemen ertesi günü 27 Mart tarihinde Gazze’ye girmiş ve Mantar Tepe olarak bilinen ve aynı zamanda Gazze’ye hakim olan tepenin karşı süngü hücumuyla ele geçirilmesinde büyük bir rol oynamıştı. Binbaşı Rahmi Bey komutasındaki 125. Alayın Gazze Muharebesi’nde göstermiş olduğu bu başarı da Harp Mecmuasının 19. sayısında da uzun uzadıya anlatılmıştı. Hatta bu yazı dizisini okuduğumuzda 12. Bölük Komutanı Yüzbaşı İbrahim Efendi’nin vermiş olduğu şu emirle de karşılaşmaktayız. ‘Çocuklar ileri Bu İngilizler Çanakkale’den kaçanlardır, haydi bir ders daha’ diye emir verdiğini görmekteyiz. Yani aslında başka bir çalışma için incelediğimiz bu fotoğrafın sonucunda Çanakkale’den yakinen tanıdığımız ve Çanakkale kahramanı bir alayın hikayesi de gün yüzüne çıkmış oldu. 125. Alay, 1 Mayıs taarruzu öncesinde Çanakkale cephesine gelmiş ve Arıburnu Kuvvetleri Kumandanı Mustafa Kemal Bey’in idaresinde 1 Mayıs taarruzuna iştirak etmiş. Hemen arkamızda sağ tarafta Boyun bölgesine hücum eden 14. Alayı desteklemiştir ve akabindeki süreçte de 57. Alayın komşusu olarak şu an bulunduğumuz Kırmızı Sırt’ta Çanakkale Zaferinin kazanılmasında önemli bir rol oynamıştı. Birinci Dünya Harbi’nin en meşhur fotoğraflarından biri olan fotoğrafın hikayesi de aslında bir Çanakkale kahramanı olan alaya ait olduğu böylece ortaya çıkmış oldu" dedi.



Birinci Dünya Savaşı’ndaki en meşhur Türk askeri fotoğraflarından biri olan fotoğrafın 125. Alay’a ait olduğu ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şırnak Sağlık-Sen’den tıp bayramında birlik mesajı Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı Cizre ilçe ve işyeri temsilcileri tıp bayramının hafta sonuna denk gelmesinden dolayı ilk mesai gönünde hazırladıkları karanfilleri tüm sağlık çalışanlarını gözeterek birlik ve beraberlik şiarıyla kutladı. Sağlık-Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, Cizre ilçe temsilcisi, kadınlar komisyonu ilçe temsilcisi ve gençlik kolları ilçe temsilcisi ile birlikte Cizre Devlet Hastanesinde görev yapan Sağlık çalışanlarına karanfil dağıttı. "Sağlık çalışanlarının hak ve hukuku gözetmenmelidir" Sağlık Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, icap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta hayattan koparılan sağlık çalışanlarının haklarının mutlaka korunması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılmalıdır" dedi. Karanfil dağıtımına Sağlık-Sen İlçe Temsilcisi Veli Özalp, İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, İlçe Gençlik Kolları Temsilcisi Fikret Sarak, Kadınlar Komisyonu İlçe Temsilcisi Serpil Akcan katıldı.
İstanbul Testo Taylan gözaltına alındı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Testo Taylan olarak bilinen Taylan Özgüç Danyıldız’ın hesabından yayınlanan ’Sosyal Mühendis Akademi’ başlıklı videoya ilişkin, ’sosyal deney’ adı altında kadınlara yönelik aşağılayıcı ve müstehcen nitelikteki davranışlara yer verildiği iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında aralarında Danyıldız’ın da bulunduğu 3 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından, ’Testo Taylan’ olarak bilinen sosyal medya fenomeni Taylan Özgüç Danyıldız’ın hesabından yayınlanan ’Sosyal Mühendis Akademi’ başlıklı videoya ilişkin, ’sosyal deney’ adı altında kadınlara yönelik aşağılayıcı ve müstehcen nitelikteki davranışlara yer verildiği iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, bu davranışların toplum nezdinde sıradan ve kabul edilebilir eylemler gibi sunulduğu, bu suretle kadınların aşağılanması ve kadınlara yönelik taciz eylemlerinin normalleştirilmesine elverişli bir algı oluşturma tehlikesi barındırdığı, bununla birlikte bazı içeriklerde müstehcen nitelik taşıyan görüntü ve davranışlara yer verilmek suretiyle genel ahlakı zedeleyebilecek paylaşımların bulunduğu ve bu içeriklerin sosyal medya platformları aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırıldığı öne sürüldü. Soruşturma çerçevesinde haklarında gözaltı kararı verilen şüpheli Danyıldız Kocaeli’nde, şüpheliler Y.H. ve U.U. İstanbul’da ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ ve ’müstehcenlik’ suçlarından gözaltına alındı.
Samsun 12 yıldır bitmeyen konut çilesi: Hak sahipleri tapu bekliyor Samsun’da 2010 yılında ihalesi tamamlanan ve 136 daire ile 11 dükkandan oluşan binadan ev satın alan vatandaşlar, aradan geçen 12 yıla rağmen ne tapularına ne de dairelerine kavuşabildiklerini belirterek mağduriyet yaşadıklarını dile getirdi. Hak sahipleri ayrıca bazı dairelerin sözleşme ve inşaatçı ipoteği yöntemiyle birden fazla kişiye satıldığını öne sürdü. Arsası Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olan Baruthane Mahallesi’ndeki Haznedar Konakları’nın ihalesi 2010 yılında yapıldı. 12 yıl önce büyük oranda tamamlanan konutlarda birçok taşeron firma işi bırakırken, mağdurlar dairelerine kavuşamadıkları için zaman zaman çeşitli eylemler yaptı. Son olarak mağdur olduğunu iddia eden Birkan İpoğlu, binaya pankart asarak duruma tepki gösterdi. Yapıdan 8 daire almak için anlaştığını ve şu anda da dairede kaldığını ifade eden İpoğlu, "İhale 2010’da yapıldı. 4 bölge müdürü emekli oldu, yine de bitmiyor. Hakkımı vakfetmiyorum, etmeyeceğim. Gitmediğimiz yer kalmadı, mağduruz" yazılı pankartı asarak tepkisini dile getirdi. "Sözleşmemde 8 daire olarak anlaştık, inşaatçı ipoteğiyle gönderilmek isteniyoruz" İnşaatın büyük bölümünü yapan taşeronlardan biri olduklarını belirten Birkan İpoğlu, "2018’de taşeron olarak bu inşaata başladık. Benim gibi 30 taşeron daha var. O dönemki müteahhit, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden hak ediş karşılığı tapuları alıp bize vereceğini söyledi. 25 tapu alındı ve dağıtıldı. Bize ise ‘bugün, yarın’ denilerek oyalandık. 8 yıldır kendi öz kaynaklarımla binaya yatırım yaptım. Borçlanma sonucu binaya tedbir kararı getirildi. İnşaatçı ipoteği ile bizi garanti altına alacaklarını söylediler. İpotekleri yaptık, o dönemde para değerliydi. Enflasyona göre şu anda o para pul oldu. Benim sözleşmemde buradan 8 daire alma anlaşmam var. Dairelerimiz verilmeden, inşaatçı ipoteğimiz gerekçe gösterilerek bugünün parasıyla 8-10 milyon TL ödenip buradan çıkarılmak isteniyoruz. 4 dairemde şu anda ailemiz oturuyor. İş güvenliği bahanesiyle binanın elektrik, su ve doğalgazı da kapatıldı. 13 hane daha burada kalıyor. Arazi Vakıfların. 2018’den sonra asıl müteahhit vefat edince mahkeme kayyum atadı. Dava süreci devam ediyor" dedi. Binanın şu anda bakımsız olduğunu, istinat duvarının sağlam yapılmadığını ve sorunların giderilemediğini dile getiren İpoğlu, "Binanın arazi sahibi Vakıflar Bölge Müdürlüğü. Ana firmadan yüzde 98 iş bitirme, yani geçici kabul işlemi yaptık. Yüzde 2’lik tamamlanmayan kısım var. Binanın bir cephesi Amisos Tepesi’ne bakıyor. 11 dükkânın arkasında drenaj hatası var. İstinat duvarı eğreti yapıldı. İnce çıtaların üzerine betopan geçirildi. Orada yüzlerce aile yaşayacak. O duvar patlasa can kaybı olmaması mümkün değil. Bu haksızlıklara tepki göstermek için pankart astım. Yetkililerden destek bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Dairemi ne kiraya verebiliyorum ne oturabiliyorum ne de satabiliyorum" Binanın 8’inci katından 6 yıl önce daire aldığını ancak dairenin kendisinden önce ve sonrasında başkalarına da satıldığını ve mahkeme sürecinin devam ettiğini belirten Nermin Çapkın ise "Bu binanın güzel görünüşüne aldandık. 8’inci katta bir daireyi beğendik ve 2020’de aldık. ‘Bugün, yarın teslim olacak’ derken öğrendik ki bizden önce aynı daire başka birine daha satılmış. Tapu verilme işlemi de ‘bugün, yarın’ denilerek ertelendi. 6 yıldır ne tapumuz var ne de bina tamamlanmış durumda. Mahkeme devam ediyor. Herkes gibi biz de mağduruz. Dairemi ne kiraya verebiliyorum ne oturabiliyorum ne de satabiliyorum. Elektrik, su, doğalgaz yok. Şu anda da kirada oturuyorum. Her türlü mağduruz" diye konuştu. Diğer hak sahipleri, satın aldıkları dairelerin birden fazla kişiye satıldığını ve mahkeme sürecinin sürdüğünü belirtti. Vakıflar Bölge Müdürlüğü ise konu hakkında açıklamada bulunmazken, kayyum ile hak sahibi olduğunu iddia eden diğer taraflar arasında mahkeme süreci devam ediyor.