ASAYİŞ - 12 Mayıs 2024 Pazar 11:47

Bisikletli üniversite öğrencisinin hayatını kaybettiği kazanın görgü tanığı: “Hiçbir şekilde yola çıkmamıştık”

A
A
A
Bisikletli üniversite öğrencisinin hayatını kaybettiği kazanın görgü tanığı: “Hiçbir şekilde yola çıkmamıştık”

Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde, 11. Yeşilay Bisiklet Turu’na katılmak için antrenman yaparken kamyonet çarpması sonucu 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeliha Güneş, hayatını kaybetti. Soruşturmanın sürdüğü kazanın görgü tanığı E.A., verdiği ifadede, “Hiçbir şekilde yola çıkmamıştık. Kamyonet sürücüsü kazadan sonra yavaşladı. Duracağını sandım. Bisikletimi bıraktıktan sonra başımı kaldırdığımda kamyonet sürücüsünün olay yerinden uzaklaştığını gördüm. Olay yerinde bulunan bir motosikletli korna çalınca şahıs durdu" dedi.

Kaza, 28 Nisan’da saat 19.00 sıralarında ilçeye bağlı Kocadere köyü yakınlarında meydana geldi. S.Ç. yönetimindeki 17 UR 284 plakalı kamyonet, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Zeliha Güneş’in kullandığı bisiklete çarptı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen ambulansla Eceabat Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Güneş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kazanın ardından kamyonet sürücüsü S.Ç., jandarma tarafından gözaltına alındı. Sürücü S.Ç., işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Talihsiz olayın ardından yapılan araştırmalarda, Zeliha Güneş’in 5 Mayıs tarihinde gerçekleştirilecek olan Geleneksel Yeşilay Bisiklet Turu’na katılmak için antrenman yaptığı belirlendi.

‘Bisikletin gidonuna kamyonetin kasası çarptı’

Kaza ile ilgili başlatılan soruşturma devam ederken, kazanın görgü tanığı E.A., savcılıkta verdiği ifadesinde, “Olay günü Zeliha’yla birlikte bisiklet sürmek amacıyla Eceabat tarafına geçmiştik. Sapakta mola verdikten sonra yolumuza devam etmek amacıyla ana yola çıktık. Zeliha önde gidiyordu. Ben de birkaç teker arkasından artçı olarak bisiklet kullanıyordum. 20-30 metre gittikten sonra yanımda süratli bir şekilde kamyonet geçti. Kamyonetin rüzgarından etkilendim ancak bisikletin hakimiyetini kaybetmedim. Benimle aynı hizada bisiklet kullanan Zeliha’nın kullandığı bisikletin gidonuna kamyonetin kasası çarptı. Zeliha yere düştü" şeklinde konuştu.

‘Hiçbir şekilde yola çıkmamıştık’

Olay sırasında yol çizgisinin iç tarafında olduklarını ifade eden E.A., "Hiçbir şekilde yola çıkmamıştık. Kamyonet sürücüsü kazadan sonra yavaşladı. Duracağını sandım. Bisikletimi bıraktıktan sonra başımı kaldırdığımda kamyonet sürücüsünün olay yerinden uzaklaştığını gördüm. Olay yerinde bulunan bir motosikletli korna çalınca şahıs durdu" dedi.

‘Tüm Türkiye’ye örnek olacak bir cezayı alması için hukuki süreci başlattık’

Adalet istediğini belirten Zeliha Güneş’in annesi Gülsüm Güneş ise, "Ailemize, hayatımızın en kara gününü yaşatan sürücünün serbest bırakılması acımızı bir kat daha dağlamıştır. 23 yaşında, hayatının baharında gencecik bir fidan olan, güler yüzlü meleğim Zeliha’mızın umutlarını, hayallerini, geleceğini, hayatını yok eden bu kişinin tüm Türkiye’ye örnek olacak bir cezayı alması için hukuki süreci başlattık" diye konuştu.

Murat Yüksel

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.