ÇEVRE - 05 Şubat 2026 Perşembe 10:49

Bozcaada ve Gökçeada’ya feribot seferlerine fırtına engeli

A
A
A
Bozcaada ve Gökçeada’ya feribot seferlerine fırtına engeli

Çanakkale’nin Kuzey Ege Denizi’ndeki Bozcaada ilçesinde yapılması planlanan tüm feribot seferleri ile Gökçeada ilçesine yapılması planlanan bazı feribot seferleri olumsuz hava şartları nedeniyle iptal edildi.


Çanakkale Boğazı ile adalar hattında yolcu ve araç taşımacılığı yapan Gestaş Deniz Ulaşım AŞ, Kuzey Ege Denizi’ndeki olumsuz hava şartları nedeniyle Geyikli-Bozcaada hattında Bozcaada ilçesinde yapılması planlanan tüm feribot seferlerinin iptal edildiğini duyurdu. Öte yandan Kabatepe-Gökçeada hattında ise Kabatepe’den saat 13.00 ve 21.00 ile Gökçeada’dan saat 11.00 ve 19.00 seferleri iptal edildi.



Bozcaada ve Gökçeada’ya feribot seferlerine fırtına engeli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük KBÜ Parafest’25 Goalball’da çifte kupa sevinci yaşadı Karabük Üniversitesi(KBÜ), Gençlik ve Spor Bakanlığı destekli Parafest’25 kapsamında düzenlenen goalball turnuvasında 1’incilik ve 3’üncülük kupalarını kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Karabük Üniversitesi, kapsayıcı spor ve gönüllülük temasıyla düzenlenen Parafest’25’te goalball branşında iki kupa kazanarak çifte gurur yaşadı. Gençlik ve Spor Bakanlığının "Gönüllüyüz Biz" Projesi destekleriyle gerçekleştirilen Parafest’25, kapsayıcı spor anlayışını yaygınlaştırmayı ve gönüllülük bilincini artırmayı amaçlayan etkinliklere sahne oldu. Bartın Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Yıldırım danışmanlığında düzenlenen organizasyona 357 öğrenci katılırken, katılımcıların 63’ünü özel ihtiyaçlı öğrenciler oluşturdu. Parafest’25’e Batı Karadeniz Bölgesi’nden Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Düzce Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi takımlarıyla katıldı. Dört gün süren organizasyonda tekerlekli sandalye basketbolu, tekerlekli sandalye masa tenisi, oturarak voleybol ve goalball branşlarında müsabakalar düzenlendi. Karabük Üniversitesi, Eskipazar Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Oğuzhan Yıldırım öncülüğünde katıldığı goalball turnuvasında takım halinde 1’incilik ve 3’üncülük elde ederek iki kupayı üniversiteye kazandırdı. Turnuvalar sonunda dereceye giren öğrencilere kupa ve madalyalar takdim edilirken, organizasyona katılan üniversitelere de plaket sunuldu.
İzmir Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi Küresel ticarette dalgalanmaların ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde Aliağa, güçlü sanayi altyapısı, entegre liman tesisleri ve lojistik kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin dış ticaretteki en kritik merkezlerinden biri olma konumunu 2025 yılında da pekiştirdi. Ege Bölgesi sanayisini dünya pazarlarına bağlayan Aliağa, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte stratejik bir dış ticaret üssü olarak öne çıkıyor. İzmir, Manisa ve Aydın başta olmak üzere Batı Anadolu’daki sanayi üretiminin ana çıkış kapısı haline gelen Aliağa, 2025 yılında ulaştığı 35 milyar 311 milyon dolarlık dış ticaret hacmiyle Ege Bölgesi’nin dış ticaret omurgasını oluşturmaya devam etti. Ege İhracatçılar Birlikleri (EİB) verilerine göre 2025 yılında Aliağa limanlarından gerçekleşen ihracat bir önceki yıla göre yüzde 2,2 artışla 21 milyar 716 milyon dolar olurken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ithalat ise bir önceki yıla göre yüzde 7,4 düşerek 13 milyar 487 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu tabloyla Aliağa, 9 yıldır aralıksız dış ticaret fazlası veren nadir merkezlerden biri olma özelliğini sürdürdü. 2025 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 161 seviyesine ulaştı. Kimya, elektronik ve çelik ihracatta öne çıktı 2025 yılı ihracat verileri sektörel çeşitliliğin ve üretim gücünün geldiği noktayı da ortaya koydu. Aliağa limanlarından en fazla ihracat, 6 milyar 300 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe gerçekleşti. Bu sektörü 2 milyar 706 milyon dolarla elektrik-elektronik ürünleri ve 2 milyar 628 milyon dolarla çelik ürünleri izledi. Söz konusu veriler, Aliağa’nın katma değeri yüksek ve sanayi temelli ihracat yapısını güçlendirdiğini gösterdi. Ege’nin yüzde 58’i, Türkiye’nin yüzde 8’i Aliağa’dan Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, 2025 yılı dış ticaret verilerini değerlendirirken Aliağa limanlarının bölgesel ve ulusal ölçekte üstlendiği role dikkat çekti. Ertürk, Ege Bölgesi toplam ihracatının yüzde 58’inin, Türkiye ihracatının ise yüzde 8’inin Aliağa limanlarından gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı şekilde Ege Bölgesi ithalatının yüzde 51’i, Türkiye ithalatının ise yüzde 3,7’si Aliağa üzerinden yapıldı. Toplam dış ticarette ise Aliağa, Ege Bölgesi’nin yüzde 55,8’ini, Türkiye’nin ise yüzde 5,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Bu verilerin, Aliağa’nın artık yalnızca bir liman bölgesi değil; üretim, ticaret ve lojistiğin entegre olduğu uluslararası bir ticaret hub’ı haline geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Ertürk, 2050 yılına kadar limancılık ve lojistikte Aliağa’nın Türkiye ve dünya ortalamasının üzerinde büyümeye devam edeceğine dair güçlü öngörüler bulunduğunu ifade etti. Yük ve gemi trafiğinde Türkiye’nin zirvesinde Aliağa’nın, yalnızca dış ticaret performansıyla değil, limanlar bölgesindeki güçlü rakamlarıyla da dikkatleri üstüne çektiğini söyleyen Başkan Ertürk, "2025 yılında Aliağa limanlarında gerçekleştirilen toplam yük elleçlemesi, bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artışla 88 milyon 699 bin ton seviyesine ulaşarak, Türkiye’de en fazla yük elleçlenen liman bölgesi olma unvanını korudu. Aynı dönemde Aliağa limanlarına uğrayan gemi sayısı yüzde 2,26 artışla 6 bin 224’e yükselerek, Kocaeli’nin ardından Türkiye’nin en yoğun gemi trafiğine sahip ikinci liman bölgesi oldu. Bu tablo, Aliağa’nın uluslararası deniz ticaretinde güvenilir ve tercih edilen bir merkez haline geldiğinin somut bir göstergesidir" dedi. Konteyner ve sıvı yükte stratejik lojistik güç 2025 yılında ulaşılan 1 milyon 701 bin TEU konteyner elleçleme hacmiyle Aliağa limanlarının, Türkiye genelinde ilk 5 liman bölgesi arasında yer aldığını söyleyen Ertürk; "Konteynerden dökme ve genel kargoya kadar çok farklı yük türlerine aynı anda hizmet verebilen entegre liman yapımız, küresel ticarette önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye’deki toplam sıvı yük elleçlemesinin yaklaşık yüzde 30’unun Aliağa limanlarında gerçekleştirilmesi, bölgemizin enerji ve petrokimya lojistiğinde ülke ekonomisi açısından taşıdığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi, enerji ve lojistikte çok yönlü güç Son 15 yılda gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar sayesinde Aliağa’nın, Türkiye’nin en hızlı büyüyen bölgelerinden biri konumuna ulaştığını ifade eden ALTO Başkanı Ömer Ertürk, "Aliağa, ülkenin demir-çelik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini, işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 50’sini tek başına karşılıyor. Konvansiyonel enerji üretiminin yanı sıra rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarıyla yenilenebilir enerji alanında da güçlü bir üretim kapasitesine sahip olan bölge; hububat depolama, antrepo ve lojistik geri hizmetleriyle ticaret zincirini tamamlayan bir ekosistem sunuyor. 2026 yılında üretime başlayacak olan Honda’nın motosiklet yatırımı ve Nordex’in kanat üretim tesisi de Aliağa’nın çok sektörlü ekonomik yapısını güçlendiren yatırımlar oldular. Bu çok yönlü yapı, Aliağa’nın sahip olduğu ekonomik ve jeostratejik avantajları daha da belirgin hale getirirken, yerli ve yabancı yatırımcıların dikkatini bölgeye yoğunlaştırıyor. Son dönemde yatırımların yönünün Aliağa ve çevresine çevrilmesi de bu potansiyelin somut bir göstergesi" dedi. "Aliağa’nın gücü, altyapı yatırımlarıyla tam anlamıyla açığa çıkar" Aliağa Ticaret Odası Başkanı Ömer Ertürk, Aliağa’nın güçlü konumuna rağmen çözüm bekleyen yapısal sorunların bulunduğunu da vurgulayarak, bu gücün sürdürülebilir kılınabilmesi için kamu ve özel sektörün eş zamanlı, kararlı ve koordineli adımlar atmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Mevcut durumda limanlar bölgesi ile ağır sanayi alanlarının, özellikle ulaşım altyapısı başta olmak üzere önemli eksikliklerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Ertürk, bugün ortaya çıkan yüksek kapasitenin, yetersiz altyapıya rağmen bölgedeki yatırımcıların özverili çalışmalarıyla sağlandığını kaydetti. Liman geri sahaları, ulaşım altyapısı ve lojistik destek alanlarının bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmaması halinde mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Ertürk, limanlar ve ağır sanayi bölgesinin önümüzdeki 40–50 yıllık lojistik ihtiyaçları gözetilerek planlanması gerektiğini vurguladı. Parçacıl çözümlerin yeterli olmadığını ifade eden Ertürk, yetkili kurumlar ile yatırımcıların ortak vizyon ve güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi halinde Aliağa’nın sürdürülebilir büyümesinin hız kazanacağını; doğru planlama ve nitelikli altyapı yatırımlarıyla desteklendiğinde Aliağa’nın sanayi, üretim, istihdam ve ihracat alanlarında Türkiye ekonomisine katkısının önümüzdeki yıllarda da artarak süreceğini ifade etti.
Karabük KBÜ, STK temsilcileriyle toplumsal konuları ele aldı Karabük Üniversitesi(KBÜ), kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla toplumsal konular ve ortak projeler üzerine değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelerek iş birliği alanlarını ele aldı. Karabük Üniversitesi ile kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla düzenlenen değerlendirme toplantısında, önceki toplantı kararları gözden geçirilirken kampüste planlanan Ramazan etkinlikleri ve Sosyalfest proje hedefleri masaya yatırıldı. KBÜ Üniversite Evinde gerçekleştirilen toplantıya, KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık ve eşi Ebru Kırışık ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantıda, 24 Aralık 2025 tarihinde yapılan toplantının çıktıları değerlendirilerek yeni dönem faaliyetlerine ilişkin gündem maddeleri ele alındı. Görüşmeler kapsamında, Ramazan ayının manevi atmosferine uygun olarak kampüslerde düzenlenebilecek sosyal, kültürel ve dayanışma temelli etkinlikler hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Ayrıca Sosyalfest kapsamında üniversite ve sivil toplum kuruluşları arasında yürütülebilecek ortak sosyal projelerin kapsamı ve hedefleri değerlendirildi. Toplantının son bölümünde ise öğrencilere yönelik burs destekleri ele alınarak mevcut mekanizmaların güçlendirilmesi ve yeni destek modellerine ilişkin öneriler paylaşıldı. Toplantı, Karabük Üniversitesinin üniversite-toplum iş birliğini güçlendirme ve akademik birikimi toplumsal faydaya dönüştürme hedefinin vurgulanmasıyla sona erdi.
Karabük KBÜ, QS Avrupa 2026 sıralamasında Türkiye’de 35’inci sıraya yükseldi Karabük Üniversitesi(KBÜ), QS Avrupa Üniversiteleri 2026 sıralamasında Avrupa’da 571-580 bandında yer aldı. Üniversite, Türkiye’de ise 35’inci sıraya yükseldi. KBÜ’nün sürdürülebilirlik, makale başına atıf ve uluslararası öğrenci çeşitliliği göstergelerinde artış kaydettiği bildirildi. Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS tarafından açıklanan sonuçlara göre Karabük Üniversitesi, Avrupa üniversiteleri arasında konumunu güçlendirdi. Üniversite, Türkiye sıralamasında 2025’te 38’inci sıradayken 2026’da 35’inci sıraya çıktı. QS Avrupa Üniversiteleri sıralaması; akademik itibar, işveren itibarı, istihdam çıktıları, uluslararası yayın ve atıf performansı, araştırma ağı, öğrenci hareketliliği, uluslararasılaşma ve sürdürülebilirlik gibi göstergeler esas alınarak hazırlanıyor. Karabük Üniversitesi, sürdürülebilirlik göstergesinde puanını 1,3’ten 52,7’ye yükseltti. Makale başına atıf puanı ise 17,3’ten 49,4’e çıktı. Uluslararası öğrenci çeşitliliği göstergesinde puan 60,5’ten 80,7’ye yükseldi. Giden değişim öğrencileri puanı 2,3’ten 10,8’e çıktı. Uluslararası araştırma ağı puanı da 4,1’den 11,8’e yükseldi. Uluslararası öğretim üyesi oranı göstergesi 6,2’den 11,5’e çıktı. İstihdam çıktıları puanı 6,1’den 11,5’e yükseldi. Akademik itibar puanı 7,3’ten 9,9’a, işveren itibarı puanı ise 4,7’den 4,9’a çıktı. Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, sıralamadaki yükselişin memnuniyet verici olduğunu belirtti. Kırışık, akademik itibar ve atıf göstergelerindeki artışın üniversitenin doğru yönde ilerlediğini gösterdiğini ifade etti. Üniversitenin bilimsel üretim kapasitesini artırmaya ve uluslararası iş birliklerini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi.
Konya Çocuklarda görülen enfeksiyonların ilk belirtisi, yüksek ateş Okullarda ikinci dönemin başlamasıyla beraber çocuklarda yoğun olarak görülen enfeksiyon hastalıklarına karşı uyarıda bulunan uzmanlar, hijyen kurallarına uyulması, hasta çocukların doktorun önerdiği zaman okula dönmesi gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, ateşin bir hastalık değil, vücudun verdiği bir cevap olduğunu vurgularken, özellikle 3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurulması gerektiğine dikkat çekti. İkinci dönem eğitim ve öğretimin başlamasıyla beraber uzmanlardan salgınlara karşı uyarı geldi. Kış aylarında ortamlarda havalandırmanın sağlıklı yapılamadığına dikkat çeken Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, bu dönemlerde dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Okullar açıldı, kış mevsimdeyiz, havalar soğuk ve kapalı ortamlarda havalandırma güzel sağlanamıyor. Mümkün olduğu kadar havalandırmanın sağlanması, el hijyenine dikkat edilmesi, özellikle kış aylarında görülen viral enfeksiyonların yayılmasını önlemek için önemli. Bunun dışında şu anda sık gördüğümüz suçiçeği enfeksiyonları var. Aşısı olmayan çocukların aşılanması bu aşamada önemli. Hala influenza enfeksiyonlarımız devam ediyor. Bunun dışında halk arasında BETA olarak bilinen boğaz enfeksiyonlarımız devam etmekte. Bunlara karşı da dikkatli olunması gerekiyor. Ellerin yıkanması, hijyen kurallarına uyulması, ishal varsa tuvaletin mümkünse ayrılması, boğaz enfeksiyonu olan çocuk istirahate ayrıldığında çocuğun doktorun önerdiği zaman okula tekrar dönmesi, bunun dışında hasta çocukların mümkün olduğunca okula gönderilmemesi de çok önemli" dedi. "3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor" Ateşlenen çocuğun takip edilmesine dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aileler şu anda özellikle doktora sık sık başvuruyor. Bu da ne demek oluyor diye bakarsak, antibiyotik kullanma ihtimalinin artması. Aslında enfeksiyonların çoğu bu aşamada bir enfeksiyon ve viral enfeksiyonlar. Maalesef ki antibiyotikler bir cevap vermiyor. Burada ne öne geçiyor; dinlenme, uyku düzeni, beslenme. Bunun dışında sıvı tedavisi, özellikle su içme, hidrasyonun sağlanması önemli. Çocuklarda ateş ailelerin en çok korktuğu semptomlardan birisi. Ateşli çocuğu tabii ki takip etmemiz gerekiyor. Özellikle 3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor. Onun dışında evde fark ettiniz, ne yapmamız gerekiyor; o sırada çocuğun üstünü soymamız ve ince giydirmemiz, ıık suyla yıkamamız, ateş düşürücü uygun dozda, uygun şekilde vermemiz gerekiyor. Tekrarlayan ateş düşürücü verdiğimiz zaman ise mutlaka doktorun önereceği aralara uyarak verilmesi gerekmekte" ifadelerini kullandı. "Ateşi tedavi etmeyiz, altında yatan hastalığı tedavi ederiz" Özellikle ailelerin çocukları yanlış şekilde iyi etmenin yolunu bulmaya çalıştığını ifade eden Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Örnek vermek gerekirse; sirkeli suya sokuyorlar, soğuk suya sokuyorlar, soğuk suya sokunca da birden vücut ısısı düşürüyorlar ama vücut bu sefer ne olarak cevap veriyor, algıladığı vücudun soğuduğu. Çocuklar bu sefer kendi beyninden gelen yanıtla tekrar vücut ısınmaya başlıyor. Tekrar ateşle gelebiliyor. Onun dışında aslında viral enfeksiyonlarda ateş kendi düşeceği zaman düşüyor, bu dönemde bizim verdiğimiz ek bir ilacın faydası olmuyor. Ateş hastalık değildir, ateş vücudun verdiği bir cevaptır. Ateş olduğu zaman ‘demek ki bir ortamda sıkıntı var ve buna karşı savaşıyoruz’ demektir. Bu da nasıl oluyor, vücutta enfeksiyona karşı savunacak hareketi tetikleyen mekanizmadır. Biz aslında ateşi tedavi etmeyiz, altında yatan hastalığı tedavi ederiz. O yüzden hastalığımız neyse onu tedavi etmek önemlidir" diye konuştu.
Gaziantep Akıncı, Kahire’de Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında Kahire’de düzenlenen Türkiye-Mısır İş Forumu programına katıldı. Forum, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Mısır Yatırım ve Serbest Bölgeler Kurumu General Authority for Investment and Free Zones (GAFI) iş birliğinde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde oda ve borsa başkanları da katılım sağladı. Forum öncesinde GTB adına temaslarda bulunan Akıncı, Mısır’daki İsmailiye Ticaret Odası ile Garbiye Ticaret Odası arasında tarım ve tarımsal gıda sanayini kapsayan iki ayrı iş birliği protokolüne imza attı. Protokollerle; üretimden pazarlamaya uzanan süreçte bilgi paylaşımı, ortak projeler ve karşılıklı yatırım imkanlarının geliştirilmesi hedefleniyor. Forum süresince gerçekleştirilen ikili görüşmelerde Türkiye-Mısır ticari ve ekonomik ilişkilerinin güçlendirilmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacminin orta vadede 15 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefi, üçüncü ülkelerde ortak iş yapma imkânları ile tarım ve gıda sanayinde katma değeri yükseltecek modeller ele alındı. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bu tür üst düzey platformların reel sektör açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekerek, "Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden ivme kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu forum, özellikle tarım ve gıda sanayinde yeni bir iş birliği zeminini beraberinde getiriyor. Gaziantep olarak güçlü üretim altyapımızı, ihracat tecrübemizi ve gıda sanayindeki birikimimizi uluslararası ortaklıklarla daha ileri taşımayı hedefliyoruz. İmzaladığımız protokoller; karşılıklı ticaret hacminin artırılması, tarımsal üretimde katma değerin yükseltilmesi ve ortak yatırım imkanlarının somut projelere dönüşmesi açısından önemli bir başlangıçtır. Önümüzdeki süreçte pazar çeşitlendirmesini güçlendiren, sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birliklerine odaklanmayı hedefliyoruz" diye konuştu.