KÜLTÜR SANAT - 22 Nisan 2026 Çarşamba 09:37

Çanakkale Cephesi’nde propaganda savaşlarında İngilizlerden Türklere ’siz bizim düşmanımız değilsiniz’ vurgusu

A
A
A
Çanakkale Cephesi’nde propaganda savaşlarında İngilizlerden Türklere ’siz bizim düşmanımız değilsiniz’ vurgusu

Çanakkale Kara Savaşları’nda çetin mücadeleler yaşanırken, bir yandan da broşürlerle propaganda savaşı verildi. Çanakkale Kara Savaşları sırasında İngilizler, Türk askerlerine ele geçirdikleri esirlere iyi muamele yaptıklarını, onların yemeklerinin, giyim kuşamlarının iyi olduğunu belirterek, aslında düşmanlarının Türkler olmadığı, düşmanlarının Almanlar olduğu vurgusu yapan broşürler attı. Broşürlerde, İngilizlerin Türk askerlerine, "Biz aslında halifeliğe, padişaha ve sizlere saygı duyuyoruz. Sadece düşmanımız olan Almanlarla yan yana bulunmamanız gerekiyor. Onun için de gelin Türkler bize teslim olun ya da Almanlarla iş birliği yapmayı bırakın" ifadeleri yer aldı.


111 yıl önce dünya harp tarihine "Son centilmenler savaşı" olarak geçen Çanakkale Kara Savaşları’nda, Türk ve İngiliz askerleri silahlı mücadelenin yanında propaganda savaşıyla da karşı karşıya kaldı. Savaş sırasında her iki tarafın da sayısız propaganda broşürleri ve yöntemleri kullanıldı. Gelibolu Yarımadası’ndaki şiddetli savaş sırasında askerlerin bir gözü silahların namlusundayken, kafaları ise propaganda araçlarında oldu. Çanakkale Kara Savaşları sırasında Türkçe ve İngilizce metinlerin yer aldığı propaganda broşürleri siperlere hem uçaklardan hem de gönüllü askerler tarafından atıldı.


Çanakkale Kara Savaşları sırasında İngilizler, Türk askerlerine ele geçirdikleri esirlere iyi muamele yaptıklarını, onların yemeklerinin, giyim kuşamlarının iyi olduğunu belirterek, aslında düşmanlarının Türkler olmadığı, düşmanlarının Almanlar olduğu vurgusu yapan broşürler attı. Broşürlerde, İngilizlerin Türk askerlerine, "Bizim düşmanımız sizler değilsiniz, düşmanımız Almanlar. Biz aslında halifeliğe, padişaha ve sizlere saygı duyuyoruz. Sadece düşmanımız olan Almanlarla yan yana bulunmamanız gerekiyor. Onun için de gelin Türkler bize teslim olun ya da Almanlarla iş birliği yapmayı bırakın" ifadeleri yer aldı.


Çanakkale Kara Harbi’nin 25 Nisan 1915 tarihinde başladığını belirten ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, "Çanakkale Kara Harbi 25 Nisan 1915 günü başladığında kıyı hattındaki özellikle kıyı başı tutulamamış ve bir süre sonra taraflar arasındaki muharebe mevzi harbine yani siper savaşlarına dönmeye başlamıştı. Özellikle 25 Nisan gününde başlayan Arıburnu bölgesindeki siperler taraflar arasındaki mesafenin neredeyse 4-5 metreye kadar düştüğü bir alanı ortaya çıkarmıştı. Özellikle bu durum tarafların birbirine karşı öncelikle el bombası atması, ardından da bulunmuş olduğu hat içerisinde lağım açmak suretiyle birbirinin üzerinde üstünlük sağlamaya çalışmış olduğunu göreceğiz. Ancak bu durum bir süre sonra savaşın sonuna kadar bir rutin haline gelmeye başlamış ve mevzi harbi artık bölgedeki kanlı savaşların da başlangıcı olmuştu. Nitekim Çanakkale Muharebeleri esnasındaki en kanlı muharebeler Nisan ayından başlamak üzere savaşın sonuna kadar devam etmişti" dedi.


Kara muharebeleri sırasında tarafların birbirine karşı mücadeleyi muharebe sahasında değil aynı zamanda psikolojik anlamda da sağlaması gerektiğini de ifade eden Doç. Dr. Barış Borlat, "Bu nedenle özellikle İngilizler bunu sağlamak amacıyla Türk tarafının bulunduğu hatlara propaganda amacıyla bir şey denemişlerdi. Bu da yeni bir usulü aslında propaganda harbinin başlamasıydı. Uçaklar için özellikle bir özel hazne içerisinde özel kağıtları hazırlanmış, bu kağıtların üzerine Osmanlıca olarak Türk askerlerine seslenen mesajlar yazmışlardı. Bu mesajlar uçaklarla Türk hatlarına doğru yaklaşan siper içerisindeki askerin üzerine atılıyor ve askerin ise bunları alarak okuması ve ardından da bundan etkilenmesi bekleniyordu. Ancak bu durumun sadece uçaklarla değil aynı zamanda siper içerisinde de yaşanmış olduğunu göreceğiz. Özellikle Anzakların bulunmuş olduğumuz hatlarda Türk siperlerinin içerisine bir dala ya da taşa sardıkları kağıdın üzerindeki mesajları atmış olduklarını göreceğiz. Bu mesajlara baktığımızda ise özellikle kendilerinin ele geçirdikleri esirlere iyi muamele yaptıklarını, onların yemeklerinin, giyim kuşamlarının iyi olduğunu belirtiyor ve aynı zamanda enteresan mesaj veriyorlardı. ’Bizim düşmanımız sizler değilsiniz, düşmanımız Almanlar yani biz aslında halifeliğe, padişaha ve sizlere saygı duyuyoruz. Sadece düşmanımız olan Almanlarla yan yana bulunmamanız gerekiyor. Onun için de gelin Türkler bize teslim olun ya da Almanlarla iş birliği yapmayı bırakın gibi birçok propaganda kartının ve kağıdının özellikle Türk hatlarına atılmış olduğunu göreceğiz. Bu yöntemi gören Türk tarafı da benzer bir usulle aslında aynı şeyi denemiş ve yine kendi bulunduğu hatlardan karşı tarafa Anzak hatlarına propaganda amacıyla kart atmış olduğunu veya kağıtlar atmış olduğunu göreceğiz. Aslında savaşın uzaması muharebenin muharebe şartları içerisinde psikolojik boyutunun da ayrı bir yere taşınmış olduğunu söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.



Çanakkale Cephesi’nde propaganda savaşlarında İngilizlerden Türklere ’siz bizim düşmanımız değilsiniz’ vurgusu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Sinop’ta üniversite öğrencilerinden "hamsi köftesi" yarışması Sinop’ta Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında, gastronomi ve mutfak sanatları bölümü öğrencileri arasında yöresel lezzetleri ön plana çıkarmak amacıyla "hamsi köftesi" yarışması yapıldı. Yarışmada öğrenciler, Sinop mutfağının önemli lezzetlerinden biri olan hamsi köftesini en iyi şekilde hazırlamak için kıyasıya mücadele etti. Jüri üyeleri tarafından yapılan değerlendirmelerde sunum, görünüş, lezzet ve aroma, Sinop mutfağına uygunluk, malzeme kullanımı ve hazırlama zahmeti kriterleri dikkate alındı. Değerlendirmeler sonucunda Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü 2. sınıf öğrencisi Emine Ağır birinciliği elde etti. Dereceye giren öğrencilere para ödülü verildi. Yarışma öncesi Sinop Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aysun Gargacı Kınay, "Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında gastronomi mutfağımızda öğrencilerimizle beraber hamsi köfte yapıyoruz. Karadeniz Çevre Araştırmaları Derneği ve Sinop Kastamonu Su Ürünleri Birliği bize 50 kilogramın üzerinde hamsi sağladılar ve öğrencilerimizle beraber bunları işlemeye başladık. Standart köfte tarifi üzerinden gittik. Bunun yanında beş farklı öğrencimiz yarışma için kendi tariflerini oluşturdular. Birazdan da jüri üye bunlara ikram edecekler" ifadelerine yer verdi. Turizm fakültesi Gastronomi Kulüp Başkanı Melike Kılıç, "Hamsi köfteyi seçmemizin nedeni Karadeniz için önemli bir yiyecek. Gerçekten yarışmacılarımızın da kendini göstereceği bir ürün olduğunu düşünüyorum. Yapımı gayet kolay, lezzeti de bir o kadar güzel. Umarım jürilerimiz de beğenir" dedi. Yarışmayı 1’nci olarak bitiren Emine Ağır ise "Karadeniz’in zengin kültürel mirasını bugün mutfağımızda deneyimledik. İlk defa deneyimliyorum ve gerçekten çok farklı hissettim. Çok güzel bir duyguymuş. Hocalarıma çok teşekkür ederim. Hepsinin eline, emeğine sağlık. Ben ileride dil eğitimi alıp gemide şef olarak çalışmak istiyorum" şeklinde konuştu.
Tekirdağ Tekirdağ sarıya büründü: Kanola tarlaları kartpostallık manzaralar oluşturdu Baharın gelişiyle birlikte Tekirdağ genelinde açan kanola çiçekleri tarlaları sarıya boyadı. Kentin farklı noktalarında geniş alanlara yayılan kanola tarlaları, oluşturduğu eşsiz manzaralarla görenleri kendine hayran bırakıyor. Özellikle Tekirdağ başta olmak üzere kentin kırsal mahalleleri ve ilçelerinde kilometrelerce uzanan kanola tarlaları bahar aylarında sarı renge bürünerek adeta görsel şölen sunuyor. Doğa tutkunları ve fotoğraf meraklıları ise bu eşsiz manzarayı görüntülemek için kanola tarlalarının bulunduğu bölgelere akın ediyor. Gün doğumu ve gün batımı saatlerinde güneş ışınlarının sarı çiçeklerle kaplı tarlalara yansımasıyla ortaya çıkan manzara kartpostalları aratmayan görüntüler oluşturuyor. Özellikle dron ile yapılan çekimlerde sarı renkle kaplanan geniş araziler adeta "sarı denizi" andırıyor. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Tekirdağ’da çiftçiler tarafından yoğun olarak ekilen kanola bitkisi, hem tarımsal üretim hem de bölge ekonomisi açısından önemli bir yere sahip. Kanola bitkisinden elde edilen yağın gıda sektöründe ve biyodizel üretiminde kullanılması, ürünü çiftçiler için değerli hale getiriyor. Bahar aylarında çiçek açan kanola tarlaları sadece tarımsal üretim açısından değil, oluşturduğu doğal manzaralarla da dikkat çekiyor. Kent genelinde baharın habercisi olarak görülen kanola tarlalarının önümüzdeki günlerde daha da yoğun şekilde çiçek açması beklenirken, ortaya çıkan manzaralar doğanın sunduğu en güzel görüntüler arasında yer alıyor. Tekirdağ’ın geniş tarım arazilerinde uzanan kanola tarlaları, bahar aylarında kente ayrı bir renk ve canlılık katmaya devam ediyor.
Ankara Kadroları alınan itfaiyecilerden Ankara Büyükşehir Belediyesine tepki Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) İtfaiye Daire Başkanlığı önünde toplanan itfaiyeciler, usulsüz sağlık muayeneleri nedeniyle kadrolarının alındığını iddia ederek ABB’ye tepki gösterdi. Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı İtfaiye Daire Başkanlığının önünde bir araya gelen itfaiyeciler, usulsüz sağlık muayeneleri nedeniyle kadrolarının alındığını iddia etti. Belediyeye bağlı diğer birimlerde görevlendirildiklerini belirten işçiler, haksız yere mesleklerinden alıkonulduklarını ve ücretlerinde düşüş yaşandığını ileri sürerek ABB’ye tepki gösterdi. Grup adına açıklama yapan Ahmet Ragıp Hızal, "Bugün burada bu sorunları kendisine anlatmak ve sıkıntıları kendisiyle istişare etmek için üç defa randevu talep etmemize rağmen İtfaiye Dairesi Başkanı’nın bizlere randevu vermemesi nedeniyle toplandık. Birçok sendika ile görüşen İtfaiye Dairesi Başkanı bütün ısrarlarımıza rağmen bizlerle görüşmeyi kabul etmemiştir. Hatta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın çalışanları sendikal tercihlerinde özgür bırakması ve sendikalara eşit davranılması ile ilgili genelgesine rağmen İtfaiye Daire Başkanı sendika üyelerimize yapacağımız ziyaretlerimize engel olmak istemiş, Hürriyetçi Yerel-Sen Genel Sekreteri olarak şahsımın Merkez İstasyona girişini yasaklamaya kalkmıştır. Yapılanlara karşı bizler bugüne kadar sağduyulu davranmaya çalıştık. Sesimizi duyurmak için işte bugün de buradayız, meydandayız" dedi. "Birçok usulsüzlük ve hata yapılmaktadır" Sağlık taramalarında usulsüzlük yapıldığını ileri süren Hızal, "İtfaiye çalışanları yıllık olarak sağlık muayenesinden geçmektedir. Son yıllarda yapılan bu sağlık muayenelerinde çeşitli hastalıkları ve rahatsızlıkları ortaya çıkan itfaiye personeli önce 08.00-17.00 gündüz görevlisi olarak görevlendirilmekte, daha sonra itfaiye kadroları elinden alınmakta ve çoğu personel görev yaptığı İtfaiye Daire Başkanlığı’ndan hizmetine gerek kalmadığı gibi sebeplerle belediye içerisinde farklı daire başkanlıklarına gönderilmektedir. Öncelikle 3. dereceye kadar ilerleyebilen itfaiye eri kadrosundan en fazla 5. dereceye kadar ilerleyebilen bir alt kadro olan düz memur kadrosuna yapılan görevlendirmeler sonucu bu durumda olan çalışanlarımızın maaşları 10 bin liraya yakın düşmekte, bunun yanında emekli ikramiyeleri ve emekli maaşlarında da ciddi hak kayıpları olmaktadır. Bununla birlikte yapılan sağlık taramaları ve muayeneler sonucu kişinin sağlık raporunun değerlendirilmesi, sağlık sebepleri ile İtfaiye Daire Başkanlığı’ndan gönderilecek personelin belirlenmesi aşamasında birçok usulsüzlük ve hata yapılmaktadır" diye konuştu. "Sağlık sebepleri bahane edilerek itfaiyecinin kadrosunu elinden almak sadece Ankara İtfaiyesi’nde" Yapılan uygulamanın haksızlık olduğunu savunan Hızal, "Daha birkaç gün önce Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrika yangınını başarıyla söndüren itfaiye çalışanlarımız için Belediye Başkanımız ’Kahraman itfaiyecilerimiz yangını başarıyla söndürdü’ derken, bugün İtfaiye Daire Başkanı bu kahraman itfaiyecilerin kadrolarını elinden almaya uğraşıyor. Böyle bir uygulama Türkiye’nin hangi ilinde, hangi itfaiyesinde var. Ben size söyleyeyim, sadece Ankara’da. Sağlık sebepleri bahane edilerek itfaiyecinin kadrosunu elinden almak sadece Ankara İtfaiyesi’nde var. Buradan İtfaiye Dairesi Başkanı’na, İSG Müdürü’ne ve iş yeri hekimlerine sesleniyorum. İtfaiye teşkilatı içerisinde yana döne çürük aramayı bırakın. İlla ki çürük arayacaksanız sizlere domates getirdik, alın bu çeri domateslerin içerisindeki çürükleri arayın ve ayırın" dedi. "Sağlık sorunları nedeniyle kadrosu elinden alınan itfaiye çalışanlarımızın kadroları iade edilsin" Taleplerini de dile getiren Hızal, "Sağlık sorunları nedeniyle kadrosu elinden alınan itfaiye çalışanlarımızın kadroları iade edilsin. Yine sağlık sorunları nedeniyle kadrosu değiştirilerek İtfaiye Dairesi Başkanlığı’ndan başka daire başkanlıklarına gönderilen personelden talep edenler tekrar İtfaiye Daire Başkanlığı’nda destek personeli veya geri hizmette görevlendirilsin. Sağlık taramalarında hiçbir personel için ayrım yapılmasın, adalet sağlansın" dedi. Hızal, açıklamasının ardından İtfaiye Daire Başkanlığı’nın önüne domates bıraktı.