ASAYİŞ - 18 Aralık 2025 Perşembe 12:40

Çanakkale’de kaybolan engelli şahsın cansız bedeni çayın içerisinde bulundu

A
A
A
Çanakkale’de kaybolan engelli şahsın cansız bedeni çayın içerisinde bulundu

Çanakkale’nin Yenice ilçesinde gece saatlerinde kaybolan engelli Halil Özer’in (35) cansız bedeni Gönen Barajı çevresindeki çayın içerisinde bulundu.


Gece saat 01.00 sıralarında Yenice ilçendeki evinden ayrılan engelli Halil Özer’den bir daha haber alamayan aile durumu polise bildirdi. İhbar üzerine ekipler ilçe genelinde çalışma başlattı. AFAD ekipleri tarafından yoğun bir arama kurtarma çalışması başlatıldı. Yapılan çalışmalar neticesinde Özer’in cansız bedeni mezarlık yanı mevkiinde Gönen Barajı ve Hidroelektrik Santraline giden çayın içerinde bulundu. Ekipler tarafından sabah saat 09.30 sıralarında arama tarama çalışmaları sırasında bulunan Özer’in cansız bedeni, savcının yaptığı inceleme sorası Yenice Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.


Olayla ilgili incelemenin sürdüğü bildirildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AYM Başkanı Özkaya: "2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık" Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılında 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldığını, 71 bin 175 başvurunun ise sonuçlandırıldığını belirterek, "Yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti" dedi. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin 2025 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiği iftar programına katıldı. Gölbaşı Vilayetler Evi’nde düzenlenen programda AYM Başkanvekili Basri Bağcı ile medya temsilcileri yer aldı. AYM Başkanı Özkaya, mahkemenin 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025 yılını geride bırakırken bireysel başvuru ve norm denetimi alanında hak ihlallerinin önlenmesi, anayasal ilkelerin hayata geçirilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi yolunda etkin ve verimli bir çalışma yürüttüklerini belirten Özkaya, 2026 yılında da aynı kararlılıkla çalışmalara devam edeceklerini söyledi. "İncelemelerde evrensel hukuk ilkeleri esas alınıyor" Adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan ve topluma refah sağlayan asli dayanak olduğunu vurgulayan Özkaya, AYM’nin incelemelerinde uluslararası evrensel yaklaşımların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartların, diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararlarının ve yüksek yargı organlarının içtihatlarının titizlikle araştırıldığını belirtti. Bireysel başvurularda dile getirilen ihlal iddialarının dinî, siyasi veya ideolojik kimliğe bakılmaksızın tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini ifade eden Özkaya, anayasal sınırlar içinde temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek yorum ve yöntemlerin uygulandığını söyledi. ’Dosyalarda "ilk gelen ilk çıkar" ilkesi’ Dosyaların inceleme sırasına ilişkin Özkaya, "Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde ’ilk gelen ilk çıkar’ ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün ’Başvuruların inceleme sırası’ başlıklı maddesi uyarınca geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır" ifadelerini kullandı. Bireysel başvuruların da geliş sırasına göre incelendiğini ancak başvuruların önemi ve aciliyeti dikkate alınarak Genel Kurul kararıyla belirlenen objektif kriterler çerçevesinde farklı bir sıralama yapılabildiğini belirten Özkaya, "Acil", "Pilot ve Öncü" ve "Çekirdek Haklar" gibi kategoriler oluşturulduğunu ifade etti. Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Özkaya, önceliklendirmede tamamen belirlenen kriterlere göre hareket edildiğini söyledi. Yargı organları ve diğer kurumlarla iş birliğine önem verdiklerini dile getiren Özkaya, yüksek mahkemelerle çalıştay ve sempozyumların yanı sıra ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. 2025 yılında birçok yüksek mahkeme ile görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti. "6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık" Uluslararası alanda da etkin rol üstlendiklerini ifade eden Özkaya, "32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız. Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık. Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13’üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik. Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik. Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak, ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık" dedi. "2025 yılında 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı" 2025 yılı istatistiklerini paylaşan Özkaya, "2025 yılında mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir. Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025’e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88’i, yani yüzde 87,2’si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır" dedi. "2025 en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" 2025 yılında norm denetimi kapsamında 277 başvuru yapıldığını, 278 başvurunun karara bağlandığını ve 472 kuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapıldığını belirten Özkaya, "Böylelikle 2025 yılının norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" diye konuştu. Özkaya, siyasi partilere ilişkin mali denetim kapsamında ise 2025 yılında 164 dosyanın sonuçlandırıldığını, parti kapatma davalarına ilişkin 5 dosyanın derdest olduğunu ifade ederek, "Anayasa ile mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim" dedi. Konuşmasının sonunda Ramazan ayının huzur ve bereket getirmesini temenni eden Özkaya, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin ve insan hakları ihlallerinin son bulmasını diledi.
Ankara AYM Başkanı Özkaya: "AİHM kararlarına ilişkin icra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunuyor" Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına ilişkin, icra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu, büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını söyledi. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı kapsamında düzenlenen iftar programının ardından medya temsilcilerinin sorularını cevapladı. AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanmasına ilişkin soruya yanıt veren Özkaya, Anayasa’nın 153. maddesinin açık olduğunu belirterek, kararların bağlayıcılığı konusunda kurallar çerçevesinde bir sorun bulunmadığını söyledi. İcra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu aktaran Özkaya, bunların büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını ifade etti. Özkaya, "Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Yorum farklılıkları devreye girebiliyor ancak kurallar bağlamında bir eksiklik görmüyorum" dedi. Bireysel başvurunun kapsamına da değinen Özkaya, AYM’nin yalnızca anayasal teması bulunan temel haklara ilişkin konuları incelediğini vurgulayarak, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki binlerce başvurunun esasa girilmeden reddedildiğini kaydetti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasına ilişkin son durumun sorulması üzerine Özkaya, dosyanın kapsamının oldukça geniş olduğunu belirtti. 520 kişi hakkında 4 bin eylemin dava gerekçesi yapıldığını, 451 kişi hakkında siyasi yasak talep edildiğini aktaran Özkaya, 840 sayfalık iddianame, 60 klasör ek ve yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunduğunu söyledi. Dosyada 4 raportör görevlendirildiğini ifade eden Özkaya, "Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz. Yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir" dedi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında yaptığı suç duyurusuna ilişkin soru üzerine Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" dedi. Can Atalay hakkında verilen üç ayrı AYM kararına değinen Özkaya, "Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu üç kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığı şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek, Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığı şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti" diye konuştu. Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in verdiği ihlal kararına ilişkin ise Özkaya, AYM’nin AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini bireysel başvuru kapsamında incelediğini ancak AİHM kararlarının icrasını temin etme yetkisinin bulunmadığını söyledi. AYM’nin geçmişte kullandığı yürürlüğün durdurulması yetkisine ilişkin soruya da yanıt veren Özkaya, Anayasa ve ilgili kanunlarda bu konuda açık bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin geçmişte içtihat yoluyla bu müesseseyi uyguladığını belirtti. 2014’ten bu yana yürürlüğün durdurulması kararı verilmediğini ifade eden Özkaya, bunun müessesenin tamamen terk edildiği anlamına gelmediğini, heyet olarak konunun yeniden değerlendirileceğini söyledi. "Yapay zekâ eylül ayı itibarıyla devreye girecek" AYM’de yapay zekâ kullanımına ilişkin de bilgi veren Özkaya, 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla sistemin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesinde yapay zekâdan yararlanılacağını belirten Özkaya, üretilen çıktılara hukuki değer atfedilmeyeceğini, tüm çalışmaların raportörler tarafından kontrol edileceğini vurguladı. Yapay zekânın yalnızca ilk inceleme aşamasında kullanılacağını kaydeden Özkaya, "Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak. Dosyanın esasının inceleme aşamasında, yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekânın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak" dedi.
Antalya ASSİM’de "Sulak Alanlar İçin Doğa Temelli Çözümler" semineri gerçekleştirildi Muratpaşa Belediyesi’ne bağlı Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde (ASSİM) gerçekleştirilen "Sulak Alanlar İçin Doğa Temelli Çözümler" semineri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve uzmanları bir araya getirdi. Seminerde sulak alanların karşı karşıya olduğu tehditler, bu tehditlere karşı korunma yolları ve doğa temelli çözüm önerileri ele alındı. Doğa Araştırmaları Derneği (DAD) tarafından DIMFE fon desteği ve Doğa Koruma ve Milli Parklar V. Bölge Müdürlüğü ortaklığında yürütülen "Balıkdamı Sulak Alanı’nda Doğa Temelli Çözümlerle Herkes İçin Sürdürülebilir Su" projesi kapsamında düzenlenen seminer, Doğaya Güç Kat Ağı (DGK) iş birliğiyle ağ üyesi sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirildi. Seminerde sulak alanların sağladığı ekosistem hizmetleri ve uluslararası koruma standartları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılara sulak alanların iklim dengesi, biyolojik çeşitlilik ve su yönetimi açısından taşıdığı kritik rol hakkında bilgi verildi. Ayrıca kuraklık, yanlış arazi kullanımı, kirlilik ve iklim değişikliği gibi tehditler ele alındı. Bu tehditlere karşı geliştirilebilecek doğa temelli çözümler ve restorasyon fırsatları değerlendirildi. Yerel sivil toplum kuruluşlarının savunuculuk ve lobi faaliyetlerindeki kritik rolüne dikkat çekilerek, katılımcı süreçlerin önemi vurgulandı.
Sivas 50 yıllık memleket hasretlerini karavanla gideriyorlar Almanya’ya çalışmak için giden ilk gurbetçilerden Turgay Tahtabaş ve Fazıl Macit, 50 yıllık memleket hasretlerini emekli olduktan sonra aldıkları karavanlarla Türkiye’yi karış karış gezerek gideriyor. Almanya’ya çalışmak için giden ilk gurbetçiler arasında yer alan Turgay Tahtabaş ve Fazıl Macit, yaklaşık 50 yıldır yaşadıkları Almanya’da emekli olduktan sonra hayallerini gerçeğe dönüştürdü. Yıllardır dünyayı gezme hayali kuran iki arkadaş, emekliliklerinin ardından birer karavan alarak eşleriyle birlikte yollara çıktı. Uzun yıllar boyunca çalıştıkları Almanya’da emekli olan Tahtabaş ve Macit, karavanlarıyla önce Avrupa’yı karış karış gezdi. Farklı ülkeleri ziyaret eden gurbetçiler, şimdi ise 50 yıllık memleket hasretlerini Türkiye’yi gezerek gidermeye çalışıyor. Yıllar sonra memleket topraklarında uzun süre kalmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Tahtabaş ve Macit, Türkiye’nin doğal ve kültürel güzelliklerini keşfederek hem geçmişe olan özlemlerini gideriyor hem de yeni hatıralar biriktiriyor. "Herkese tavsiye ediyorum" Dünyayı dolaşmanın uzun süre hayalini yaşadıklarını söyleyen Turgay Tahtabaş, "35 yıl boyunca çalıştıktan sonra dünyayı gezmek ve dünyayı kendime ev yapmam gerekiyor diyerek, eşimle beraber yollara düştük. Ben ilk Almanya’ya gittiğimde 23 yaşındaydım ve oraya alışma sürecim hiç kolay olmadı. Orada 3 çocuk tane çocuk yetiştirdim. Ülkemizi daha iyi tanımak için gezmeye karar verdik. 2023 yılından beri karavanla geziyoruz. İsviçre, İtalya, Slovenya gibi çeşitli yerleri gezdik. Fazıl abimiz ile birlikte yollarda geziyoruz. Dünyayı dolaşmanın hayalini uzun süredir yaşıyorduk. Bu yüzden donanımlı bir karavan aldık. İnsanların hayali varsa sırtına bir sırt çantası ve çadırla da bu hayalini gerçekleştirebilir. Herkese tavsiye ediyorum" dedi. "Türkiye’ye her fırsatta geliyoruz" Devamlı yollarda olduklarını söyleyen Fazlı Macit, "Emekli olduktan sonra karavan aldım. 10 senedir karavanda yaşıyoruz ve devamlı yollardayız. Türkiye’ye her fırsatta geliyoruz. Bütün Avrupa’yı gezdik ve Türkiye’ye severek geliyoruz. Bunları yapmak için de önce çalışmak gerekiyor. Yaşlanınca para lazım değil gibi gözüküyor ama yaşlanınca para daha çok lazım. O yüzden gençken hazırlıkları yapmak lazım" diye konuştu.
Samsun Gürcistan’da kabusu yaşayan kadın çareyi Samsun’da buldu Gençleşmek için Gürcistan’da yaptırdığı iki botoks işleminin ardından göz kapağı düşen 55 yaşındaki kadının, Samsun’daki tetkiklerinde tıp dünyasında nadir görülen bir vakayla karşılaşıldı. Hastanın bir kaş kasının hiç olmadığı belirlenirken, Samsun’da uygulanan tedavi sonrası sağlığına kavuştu. Yüzündeki kırışıklıklardan kurtulmak için memleketinde bir güzellik merkezine giden Gürcistan uyruklu G.A. (55), orada uygulanan ilk enjeksiyonun ardından kaş ve göz kapağındaki ani düşüşle sarsıldı. Uzmanların "geçici bir yan etki" demesi üzerine yine Gürcistan’da ikinci kez koltuğa oturan talihsiz kadın, doz azaltılmasına rağmen aynı sonucu alınca çareyi Türk hekimlerine başvurmakta buldu. Medicana International Samsun Hastanesi’ne gelen G.A., Kulak, Burun, Boğaz Kliniğinde tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Kaş çatmaya yarayan kasın olmadığını gördük" Samsun’da vakayı inceleyen Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, sorunun standart bir botoks komplikasyonu olmadığını fark etti. Hastadaki asimetrinin izini süren Dr. Turgut ve ekibi, ultrason ve EMG testleriyle çarpıcı bir sonuca ulaştı. Muayenede de normalin dışında bir durum sezdiğini ifade eden Doç. Dr. Turgut, "İncelemelerimiz sonucunda, kaş çatmaya yarayan ’korugatör’ kasının hastanın bir tarafında hiç var olmadığını gördük. Doğuştan gelen bu anatomik farklılık, standart botoks noktalarının o bölgede ters tepmesine neden oluyordu. Hastanın anatomik haritası çıkarıldıktan sonra botoks planı sil baştan değiştirildi. Kasın bulunmadığı noktalar pas geçilerek, tamamen kişiye özel bir enjeksiyon stratejisi izlendi. Sonuç ise mükemmel oldu. Hasta hem kırışıklıklarından kurtuldu hem de üçüncü kez göz kapağı düşüklüğü yaşamaktan kurtuldu" dedi. Öte yandan bu nadir vakanın, estetik dünyası için de önemli bir ders niteliğinde olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Turgut, her yüzün kendine has bir anatomisi olduğunu ve botoks gibi işlemlerin ezbere yapılmaması gerektiğini vurguladı. Literatüre girecek bu vaka üzerinden uyarılarda bulunan Turgut, "Estetik operasyonlar sadece bir uygulama değil, bir tıp sanatıdır. Anatomik varyasyonlar her zaman hesaba katılmalı ve işlemler uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Türk hekimleri sayesinde sağlığıma kavuştum" Ekran önünde bir iş yapan ve yaşadığı estetik kaza sonrası özgüvenini kaybettiğini dile getiren G.A., "Artık aynalara küsmüştüm ve tekrar botoks yaptırmaya çok korkuyordum. Ancak Fatih Bey’in detaylı incelemesi ve doğru teşhisi bana güven verdi. Türk hekimlerinin tecrübesi ve bilime dayalı yaklaşımı sayesinde sağlığıma kavuştum" diye konuştu. Literatürde çok nadir rastlanan bu ’tek taraflı kas eksikliği’ vakası, bilimsel bir makale olarak da tıp dünyasına sunuldu.
Mardin MARSU, Kabala Mahallesi’nde atıksu hattı döşeme çalışmalarını tamamladı Mardin Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Artuklu ilçesine bağlı Kabala Mahallesi’nde yeni imar alanları ve altyapısı bulunmayan yerleşim yerlerinin ihtiyaçlarına yönelik başlattığı atıksu hattı döşeme çalışmalarını tamamladı. Mardin Büyükşehir Belediyesi MARSU Genel Müdürlüğü, Mardin’in güçlü bir altyapıya kavuşması, yeni imar alanlarıyla artan ihtiyaçların karşılanması ve mevcut altyapının modernize edilerek sürdürülebilir hizmet sunulması amacıyla, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yatırım programındaki projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Artuklu ilçesine bağlı Kabala Mahallesi’nde, yeni imar alanları ve altyapısı bulunmayan yerleşim alanlarının ihtiyaçlarına yönelik başlatılan atıksu hattı döşeme çalışmaları bitirildi. Yürütülen çalışmalarda 2 bin 300 metre uzunluğunda, 200 milimetre çapında atıksu hattı imalatı gerçekleştirildi. Çalışmalardan memnuniyetlerini dile getiren vatandaşlar, taleplerinin karşılanmasından dolayı MARSU’ya teşekkür etti. MARSU Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, şehrin dört bir yanında vatandaşların yaşam kalitesini artırmak hedefiyle yeni yatırımların hayata geçirildiği, bunun yanı sıra yıllardır süregelen sorunların kalıcı olarak çözüme kavuşturulması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.