EKONOMİ - 04 Eylül 2025 Perşembe 11:14

Kırtasiyeciler de veliler de bu seneki okul alışverişi maliyetlerinden memnun

A
A
A
Kırtasiyeciler de veliler de bu seneki okul alışverişi maliyetlerinden memnun

Okulların başlamasına sayılı günler kala vatandaşlar kırtasiye alışverişine başladı.


2025-2026 eğitim-öğretim yılı 8 Eylül itibariyle başlayacak. Çanakkale’de veliler ise kırtasiye alışverişine erkenden başladı. Veliler, çocuklarının kırtasiye ihtiyaçlarını karşılamak için ellerinde listelerle çocuklarıyla beraber kırtasiyelerin yollarını tuttu.


Fiyat aralığı müşterinin tercihine göre değişiyor


Çanakkale’nin büyük kırtasiye mağazası işletmecisi olan Burak Gün (34), 25 Temmuz’da yeni eğitim-öğretim yılı hazırlıklarını tamamladıklarını belirterek "Bütçeye göre müşterimizin tercihine göre değişiyor. Yaklaşık 3 bin, 3 bin 500 liraya da çantasıyla birlikte kırtasiye alışverişini de yapan var. Standart düzeyde, çanta almazsa eğer müşteri; defterini, kalemini, silgisini, boyasını, pastel boyasını ortalama bin lira gibi afaki bir fiyat olmadan tamamlayabiliyor şuan. Ufak bir ihtiyaç listesi dersek silgisi, kalemtıraşı, küçük not defteri, ufak tefek şeyleri ortalama bin lirayı bulacaktır. Çanta, matara vesaire gibi biraz daha fazla yada farklı bir ihtiyaçları varsa orada rakamlar ihtiyaca, ürün çeşitliliğine, içeriğine göre değişiyor. Çelik matara olduğu zaman biraz daha farklı oluyor, BPA içermeyen sağlıklı ürün dediğimiz ürünler olduğu zaman biraz daha fiyatlar değişiyor" dedi.


Fiyatlar kırtasiyecilerin ve velilerin yüzünü güldürdü


Fiyatlardan müşterilerin memnun olduğunu belirten işletmeci Gün, "Geçen yıla oranla kırtasiye sektöründe özellikle bahsetmem gerekirse geçen yılla hemen hemen fiyatlarımız aynı. Örneğin geçen yıl 200 lira tavsiye edilen satış fiyatı olan bir kuru boya bu sene 180 lira tavsiye edilir satış fiyatı olarak belirlendi. Müşterilerimiz bu yılki fiyatlardan oldukça memnun" diye konuştu.


‘Kırtasiye ürünleri kırtasiyeciden alınmalıdır’


Kırtasiye ürünlerinin güvenlik açısından kırtasiye işletmelerinden alınması gerektiğini vurgulayan Gün, "Öncellikle şunu belirtmek istiyorum, kırtasiye ürünleri kırtasiyeciden alınmalıdır. Genle vurarak söylüyorum bir kırtasiye alışverişi yapılacaksa kırtasiye dükkan, mağaza ve firmalarından yapılması taraftarıyım. Marketlerden, internetten, kırtasiyeciliğe kayıtlı olmayan firmalardan, faturasız fişsiz, belgesiz, özellikle CE belgesi yoksa kesinlikle ürün alınmamalıdır. Kanserojen madde içeriği özellikle boya grubunda, fon kartonu grubunda yüksek oranda o yüzden bu konuda kırtasiyelerimizde satılan ürünlerin tamamen güvenli olduğunu söyleyebiliriz. Biz velilerimizden rica ediyoruz, lütfen kırtasiye alışverişlerini hem kırtasiye esnafının desteklenmesi, ayakta kalması açısından hem sağlıklı ürünlerin tercih edilmesi açısından kırtasiyelerimizden alınmasından yanayız. Çağımız gereği a marka ürünün fason üretimi dediğimiz sahtesi de yapılabiliyor. Bunlar farklı pazarlarda, internette, marketlerde satılabiliyor" ifadelerini kullandı.


Kızlarını alıp kırtasiye alışverişine gelen Büşra Keçici (35), "Eğitim-öğretim yılı başladı. Kızlarımızı alışveriş yapmaya geldik. Fiyatlar gayet güzel. Uygun bence o kadar pahalı değil. Geçen seneye göre her şeye zam olduğu gibi burada da zam var ama bu kadar fark edilmiyor" şeklinde konuştu.


Sağlıklı kırtasiye ürünlerine ulaşmak isteyen Seren Ulus (34), kırtasiye seçimini iyi yaptığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "1’inci sınıfa başlıyor kızım o yüzden çok heyecanlıyız. Baya yüklü bir listeyle geldik, hazırlık yapıyoruz. Biraz zorlu çok ilgi çekici şeyler olduğu için her şeyi almaya çalışıyor. Daha çok onun ilgisini çekecek kapağı olan, daha onu motive edecek şekilde ürünler seçiyoruz 1’inci sınıf olduğu için. Zaten belirli listeler var biz sadece onun ilgisini çekecek şeylere göre seçimler yapıyoruz. Sağlık açısından şu şekilde yani burada olan ürünlerin kontrollü olduğunu düşündüğüm için bir kontrol yapmadım açıkçası. Kırtasiye seçerken ona dikkat ettim, o yüzden de ayrıntılı bir şekilde bakmadım."


Ailesiyle alışverişe gelen küçük Mila Özdoğan ise mikrofonlara duyduğu sevinci böyle anlattı: "Bazıların para yetmedi çünkü kırtasiyeyi satın almak istiyorum. Aslında her şeyi çok seviyorum; kalem, defter, kalemtıraş, silgi, çıkartma. Okul alışverişi yapmaya geldim, annemle babamla birlikte. Defter ve kitaplarımı aldığım için çok mutluyum. Kullanmak için heyecanlanıyorum."



Kırtasiyeciler de veliler de bu seneki okul alışverişi maliyetlerinden memnun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş 49 yıldır oymacı sandık ustalığı yapıyor Kahramanmaraş’ta, 16 yaşında başladığı meslekte 49 yılı geride bırakan oymacı sandık ustası Adem Durdi, el oyması sandık geleneğini yaşatıyor. Dulkadiroğlu ilçesinde yaşayan Durdi, 65 yaşında olduğunu ve mesleğe 16 yaşında başladığını belirterek, ustası Nuri Gülaçtı’nın akrabası olduğunu, onun yanıda çırak olarak mesleğe başladığını söyledi. Durdi, "Ustam önce ağabeyime öğretti, ardından biz de ağabeyimin yanında çalışarak mesleği öğrendik. Oymacılık gerçekten çok zevkli bir meslek" dedi. Durdi, Maraş oymasını, farklı motif ve tekniklerle yaptıklarına dikkat çekerek şöyle devam etti: "Rumi, Selçuklu motifleri var. Ama Maraş’a özgü hassas oyma teknikleri özellikle ‘tırnaklı’ dediğimiz ince işçilikle yapılır. Selçuklu ve Rumi oymaları ise daha düz hatlara sahiptir." Geçmişte Maraş’ta ustalığıyla tanınan zanaatkarların işlerini inceleyerek kendini geliştirdiğini ifade eden Durdi, bu geleneği yaşatmanın kendisi için bir gurur kaynağı olduğunu vurguladı. Durdi, çeyiz kültürüne de değinerek, "Eskiden nişanlanan kızlar için sandık almak önemliydi. Nişan olduğunda ilk olarak annesi çeyiz sandığını alırdı. Maraş’ta bu sandık olmazsa olmazdı. Çünkü el oyması sandık hem geleneğin hem de emeğin simgesiydi" diye konuştu. Meslek hayatı boyunca yaptığı çalışmaların Türkiye’nin önemli isimlerine kadar ulaştığını anlatan Durdi, şunları kaydetti: "Alparslan Türkeş, Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan, Erdal İnönü ve Deniz Baykal adına isim yazılı ve özel işlemeli çalışmalar yaptım. Ustalık para için değil, tutkuyla yapılması gerekir. Bu mesleği para için öğrenmedim. Ustamın izinden giderek sanatı yaşatmayı amaçladım. O zamanlar ‘kaç para alacağım’ diye düşünmezdik. Önce işi öğrenmek, ustalığa ulaşmak önemliydi. Ama bugün maalesef ilk sorulan şey, ‘Ne kadar para kazanacağım?’ oluyor." Genç nesillere uyarıda bulunan Durdi, "Bu meslek yaşatılmalı. Gençlerimiz bu tür mesleklere yönelmeli ki sanatımız unutulmasın" dedi.
Bursa Ramazan’da böbrek sağlığı hakkında önemli bilgiler Ramazan ayı, hem manevi hem bedensel arınma dönemi olarak büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, böbrek hastaları ve böbrek taşı problemi olan bireylerin, oruç tutmanın böbrek sağlığı üzerindeki etkilerini merak ettiğini söyledi. Bilimsel araştırmaların bireylerde oruç tutmanın böbrek fonksiyonlarında kalıcı bir hasar oluşmayacağını kanıtladığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Şahan, "Vücudumuz, gün boyunca susuz kalmaya karşı fizyolojik olarak uyum sağlar. Ancak iftar ile sahur arasında yeterli miktarda sıvı alınması çok önemlidir. Yetersiz sıvı tüketimi, böbreklerde yük artışına ve idrar yoğunluğunda yükselmeye sebep olabilir" dedi. Doç. Dr. Şahan, "Böbrek taşı hastalarının iftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketmeleri gerekmektedir. Ayrıca çay ve kahve tüketimini sınırlandırmalı, tuzlu ve işlenmiş gıdalardan uzak durmalıdırlar. Suyu aralıklı içmek ve düzenli doktor kontrollerini aksatmamak önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Özellikle evre 3 ve üzeri kronik böbrek hastaları, tek böbreği olanlar, böbrek nakli hastaları ve kontrolsüz diyabet veya hipertansiyon hastaları oruç tutmadan önce mutlaka nefroloji veya üroloji uzmanına başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Şahan, "Oruç böbreği dinlendirmez veya ekstra toksin temizlemez. Ayrıca sahurda tek seferde aşırı su içmek yerine, iftar ve sahur arasında suyu zamana yayarak içmek gerekir. Ramazan ayı, sağlık ve bilinçli yaşam için güzel bir fırsattır. Böbrek sağlığınızı korumak için yeterli sıvı alımına dikkat edin ve sağlık sorunlarınızı ihmal etmeyin" dedi.
İzmir Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı faytonlar usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu tarihi zanaatı ülke genelinde çok az usta sürdürüyor. Fayton üretimi halk arasında basit bir marangozluk işi olarak biliniyor. Oysa bu üretim yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Günümüz araç teknolojisinin temellerini atan teknik detaylar bu zanaatı benzersiz kılıyor. Gövdede darbe emici dişbudak ağacı kullanılıyor. Tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor. Bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına kamber açısı deniyor. Bu yapı yükü aksın en güçlü noktasına aktarıyor. Sistem viraj güvenliğini artırıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indiriyor. Su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Türkiye’de bu sanatı sürdüren son ustalar hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyeler kapanma riski taşıyor. Bunun temel nedeni çırak yetişmemesi olarak gösteriliyor. Ustalar bu zanaatın sadece araba üretmek olmadığını vurguluyor. Ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık uyumunun yaşatıldığı belirtiliyor. Baba mesleğini yaşatıyor At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kalan bir meslek olduğunu belirten Cem Kara Osman, "Babam nakliyecilik, kum taşımacılığı ve bahçelerde çit sürme gibi işlerle meşgul oluyordu. Çocukluğumuzdan bu yana evimizde at ve at arabası hiçbir zaman eksik olmadı. Daha sonra edindiğim mesleki tecrübeler ve kişisel merakım neticesinde faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladım. Bazen hayvanseverlerin tepkisiyle karşılaşıyoruz. Bu durum bilgi eksikliğinden ve hayvanlara eziyet edildiğini düşünmelerinden kaynaklanan ön yargılı bir yaklaşımdır. Biz atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun bir şekilde değerlendiriyoruz. Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Halbuki bu araçlar kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet veriyorum. Yurt dışından gelen misafirlerin özel etkinliklerinde ve düğün organizasyonlarında yer alıyorum. Organizasyonlar önceden planlandığı için işleyişte aksaklık yaşamıyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi. Usta eksikliği üretimi bitirdi Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Osman, "Fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk işçiliği gerekiyor. Demir aksamlar için geleneksel ocaklarda sıcak demir dövme ustalığı şarttır. Eskiden dingil poryaları farklı kaplinlerle üretiliyordu. Günümüzde rulmanlı sistemler kullanılıyor. Dingil ve diğer parçaların işlenebilmesi için iyi derecede torna bilgisine ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde Türkiye genelinde bu işi yapabilecek ustaların sayısı oldukça sınırlıdır. Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor. Geleneksel bir üretim süreci olduğu için bu alanda ciddi bir tecrübe birikimi şarttır. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç ediliyordu. Zamanla talebin düşmesiyle birlikte bu üretim durma noktasına geldi. Mesleği devralacak yeni bir nesil yetişmiyor. İlerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacak. Bu kültür tamamen unutulacak. Dünya tarihine dönüp baktığımızda her dönemde atlı ve tekerlekli arabaların önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Savaş dönemlerinde mühimmat taşıyan araçlardan ulaşım amacıyla kullanılan faytonlara kadar bu araçlar insanlık tarihinin her aşamasında var olmuştur. Günümüzde tamamen motorlu taşıt teknolojisine geçildiği için bu tarihi miras kaybolmaya yüz tutuyor" ifadelerini kullandı. Yüz yıllık Paris faytonu Eline geçen tarihi faytonun hikayesini paylaşan Osman, "Arkamızda görmüş olduğunuz fayton yüz yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir. Böyle tarihi bir aracı yeniden ele alıp gün ışığına kavuşturmak benim için büyük bir onur kaynağıdır. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunuyor. O dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler yer alıyor. Aracın Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiğini tahmin ediyoruz. Eski ustalardan edindiğimiz bilgilere ve yaptığımız araştırmalara göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanılmıştır. Daha sonra İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirilmiştir. Nihayetinde tekrar İzmir’e dönmüştür. Kapsamlı bir araştırmanın ardından bu aracı devraldım. Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.
Kocaeli Akçaray tramvay hattının yolcu kapasitesi iki katına çıkarılıyor Kocaeli’de Akçaray Tramvay Hattı’ndaki duraklar uzatılarak sefer başına yolcu kapasitesi 600’e yükseltilecek. Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımın önemli arterlerinden olan tramvay hattındaki yolcu yoğunluğunu azaltmak amacıyla başlattığı kapasite artırma projesine devam ediyor. Proje tamamlandığında tramvaylar hatta "çift dizi" (peş peşe iki araç) olarak hizmet verecek ve böylelikle tek seferde taşınan yolcu kapasitesi iki katına çıkarılarak 600 kişiye ulaşacak. 12 durakta altyapı çalışmaları tamamlandı Yeni sisteme entegrasyon için hat üzerindeki 12 durakta yürütülen istasyon uzatma çalışmalarında önemli aşama kaydedildi. Otogar, Yahya Kaptan, Doğu Kışla, Yenişehir ve Milli İrade Meydanı duraklarında inşaat ve altyapı imalatları bitirilirken, kanopi ve turnike montajlarına geçildi. Mehmet Ali Paşa durağında ise yol genişletme çalışmaları tamamlandı. Fuar, Yeni Cuma, Seka Park, Seka Devlet Hastanesi, Kongre Merkezi ve Plajyolu istasyonlarında da inşaat ve kanopi montajı sona erdi; turnike kurulumuna ise kısa süre içinde başlanacağı bildirildi. Eğitim Kampüsü, Fevziye ve Gar duraklarında yapılacak yol genişletme mesaisinin ardından bu bölgelerde de istasyon uzatma aşamasına geçilecek. Duraklara çift yönlü yaya erişimi sağlanacak Kapasite artışının yanı sıra yolcu konforunu da hedefleyen proje kapsamında, tüm duraklara her iki yönden giriş ve çıkış imkanı sağlanarak yoğun saatlerde oluşan yığılmaların önüne geçilmesi planlanıyor. Ayrıca uzatılan istasyon alanlarına yeni kanopiler ve kent mobilyaları eklenerek bekleme alanları daha modern hale getirilecek.