GÜNDEM - 02 Ekim 2025 Perşembe 09:45

Klinik Psikolog Ata: "Akran zorbalığı büyük bir resmin küçük bir parçası"

A
A
A
Klinik Psikolog Ata: "Akran zorbalığı büyük bir resmin küçük bir parçası"

Klinik Psikolog Yağız Ata, akran zorbalığı konusunda ailelerin önemli rol oynadığını belirterek, "Sorunun çözümü çok basit. Çocuklarınıza dokunun. Çocuklarınızı anlamaya çalışın. Kısacası çocuklarınızın içinde kopan fırtınayı duyun" dedi.


Akran zorbalığı, bir çocuğun bir veya birden fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kalması olarak tanımlanıyor. Çanakkale’nin Biga ilçesinde okulda arkadaşı Y.C. (14) tarafından feci şekilde darbedilen M.D.Y. (14) adlı öğrencinin 7 gündür yoğun bakımda olduğu öğrenilirken,


Klinik Psikolog Yağız Ata bu durumun son zamanlarda çocuklar arasında artan bir durum olduğuna dikkat çekti. Psikolog Ata, "Biga’da yaşanan elim bir olay, üzücü bir olay. Bu olayda da çocuklarda ciddi bir öfke, ciddi bir tahammülsüzlük, ciddi bir neden sonuç ilişkisi kuramama gibi durumlar var" diye konuştu.



Akran zorbalığının üç çeşidi var


Akran zorbalığının üç çeşidi olduğuna değinen Klinik Psikolog Yağız Ata, "Akran zorbalığı özellikle son dönemde çocuklar arasında çok artan bir durumdur. Akran zorbalığının birçok sebebi vardır. Tabii ki bunlar ebeveyn tutumları, yanlış sosyal politikalar, eğitim eksikliği, sosyoekonomik durumlar gibi faktörlerdir. Akran zorbalığını da kendi içerisinde duygusal olarak zorbalık ve fiziksel zorbalık olarak ayırıyoruz. Son dönemde teknolojinin gelişmesiyle beraber de siber zorbalık eklendi. Çocuklar siber yani online, internet ortamında duygusal ve fiziksel olarak zorbalığa maruz kalıyorlar" ifadelerini kullandı.



"Çocuklarda ciddi bir öfke, tahammülsüzlük, neden sonuç ilişkisi kuramama gibi durumlar var"


Son zamanlarda 18 yaş altı çocuklarda ciddi bir şiddet eğilimi gözlendiğine dikkat çeken Ata, "Özellikle 18 yaş altındaki çocuklarda son dönemde ciddi anlamda şiddet olaylarına tanıklık ediyoruz. Biga’da yaşanan elim bir olay, üzücü bir olay. Bu olayda da çocuklarda ciddi bir öfke, ciddi bir tahammülsüzlük, ciddi bir neden sonuç ilişkisi kuramama gibi durumlar var. Tabii bunlar çocukların bir oyun alışkanlığından kaynaklı olma durumu da var. Oyunlarda çocuklar, onun bir yapay olması ve oyun bittiğinde gerçek hayata bir etkisi olmuyor ama aynı oyundaki durumu gerçek hayatta da yansıttıklarında, yaptıklarında tabii ki burada bir zarar görme durumu oluyor. Bundan dolayı da burada, Biga’da yaşanan bu olayda da bir çocuğumuz maalesef bir kurban yani zorbalanan ve bir çocuğumuz da zorba durumunda. O yüzden akran zorbalığında böyle bir durum var. Burada ailelere şunu öneriyorum; çocuklarını daha iyi tanımalarını, özellikle 18 yaş altındaki ve lise ve dengi okullarda çocukları olan ailelerin çocuklarının ihtiyaçlarını, hayata dair beklentilerini, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini, sorunlarını, çocuklarının rahatsızlıklarını daha sağlıklı iletişim kurarak, onları anlamaya çalışarak onlara dokunmalarını ve daha fazla vakit geçirmelerini öneriyorum" şeklinde konuştu.



"Çocuklarınızı anlamaya çalışın"


Akran zorbalığının aslında çocuklardaki olumsuz değişimin sadece küçük bir parçası olduğunu vurgulayan Psikolog Ata, şöyle devam etti:


"Akran zorbalığı büyük bir resmin küçük bir parçasıdır. Bu küçük parça bile ciddi anlamda zarar vermektedir gençlerimize, çocuklarımıza. Burada büyük resme odaklanmamız gerekir. Büyük resimde ise çocuklarımızı bir bitkiye benzetirsek, bir bitkinin solmasını bitkiye bağlayamayız. O bitkinin sulanıp sulanmamasına bağlamalıyız. O yüzden de burada gençlerimiz son dönemde özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın son kabinede de ifade ettiği gibi ’Yasa dışı kumar ve online bahis çok büyük bir sorundur ve bununla mücadele edeceğiz’ açıklamalarına binaen burada çocuklar bu alanlara yöneliyor. Yani akran zorbalığından başlayarak online, çevrim içi bahis, kumar buralara yöneliyorlar. O yüzden buralara yönelmelerinin sebebi de çocukların ailelerinden kopuk olması. Bu noktada anne babalara özellikle seslenelim. Kıymetli anneler babalar sorunun çözümü çok basit. Çocuklarınıza dokunun. Çocuklarınızı anlamaya çalışın. Kısacası çocuklarınızın içinde kopan fırtınayı duyun."



Şiddet bulaşıyor


Çocukların şiddete bizzat veya dolaylı olarak maruz kalmaları halinde çocuklarda öne çıkabileceğini aktaran Yağız Ata, "Şiddet kavramı şiddete maruz kalan ama bu ev içi şiddet olabilir ama oyunlarda oynanan bir şiddet, görülen bir şiddet olabilir veya başkalarına uygulanan şiddeti görmüş, duymuş, bilmiş olabilir. Kısacası şiddeti yaşamış veya buna tanıklık etmiş kişiler birinci olarak bu şiddete karşı olurlar, tepki gösterirler. Zamanla bu şiddeti kendileri göstermeye başlarlar ve böyle bir döngü olur. Buna biz ‘şema kimyası’ diyoruz. Yani ilk başta karşı olunan durumu zaman içerisinde insanın kendi uygulaması demektir. İlk başta bizim önleyici hizmetlere dikkat çekip, şiddeti oluşmadan önce engellememiz gerekir" dedi.



"Burada krizin sonucuna göre değil, krizin başına odaklanmamız gerek"


Zorbalanan ve zorbalayan çocukların da herkesin çocuğu olduğunu söyleyen Ata, çözüm odaklı yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şu sözlerle bitirdi:


"Suça sürüklenen veya suça itilen çocuklarda bunu bir kriz olarak eğer isim verirsek, burada krizin sonucuna göre değil, krizin başına odaklanmamız gerektiğini toplum olarak, bu suça itilen, suça sürüklenen çocukların neden suça sürüklendiğini, bu eylemi neden yaptıklarını ve bunun olmaması için neler yapılması gerektiğine odaklanmamız, bakmamız gerekir. Ne konuştuk? Akran zorbalığını konuştuk ve akran zorbalığının kendi içerisindeki alt zorbalıkları konuştuk. Bu da bunun bir parçası. O yüzden bunları hepsini ayrı konular olarak düşünemeyiz. Hepsi bir bütün, yani büyük bir resim. Burada suça sürüklenen çocuklar veya suça itilen çocukların oluşmasında aynı akran zorbalığındaki gibi ortak bir şekilde ebeveyn tutumları, sosyal ekonomik durumlar, sosyal politikalar, eğitim yetersizliği, denetim eksikliği; bunlar hepsi bir parça. O yüzden şunu unutmayalım, akran zorbalığı yapan çocuklar, gençler de suça sürüklenen veya itilen çocuklar, gençler. Hepsi bizim çocuklarımız ve bu çocukların bu hale dönüşmemesini sağlamamız gerekir."



Klinik Psikolog Ata: "Akran zorbalığı büyük bir resmin küçük bir parçası"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Künkcü: "Şoför esnafımızın zam talebini Büyükşehir’e ilettik" Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muhammet Ali Künkcü, ulaşım ücret tarifelerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Danıştay’ın aldığı karar doğrultusunda fiyat tarifelerinin artık Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından belirlendiğini hatırlatan Künkcü, şoför esnafının yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme taşıdı. Ulaşım sektöründe faaliyet gösteren oda başkanlarıyla birlikte bir komisyon kurduklarını belirten Künkcü, yapılan istişareler sonucunda zam taleplerini yeniden gündeme taşıdıklarını söyledi. Üç ay önce yüzde 45 oranında artış talebinde bulunduklarını ancak bu talebin Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından yüzde 20 olarak karara bağlandığını ifade eden Künkcü, "Verilen bu oran esnafımız açısından yeterli olmamıştır" dedi. Maliyet artışlarının yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Künkcü, sigorta giderleri, personel maaşları, araç bakım ve yedek parça fiyatlarındaki yükselişin de ulaşım esnafını ciddi şekilde etkilediğini belirtti. "Şoför esnafımız bugün neredeyse zararına çalışır hale gelmiştir. Daha önce yüzde 45’lik artışın gerekli olduğunu dile getirmiştik. İki ay önce yeniden zam talebinde bulunduk ancak süreç uzadıkça esnafımızın yükü daha da ağırlaştı" diyen Künkcü, mevcut şartlarda en az yüzde 20 oranında ek artış beklentilerinin bulunduğunu kaydetti. Kurulan komisyonun ortak kararı doğrultusunda zam taleplerini yeniden Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’ne ilettiklerini belirten Künkcü, sürecin yakından takipçisi olacaklarını ifade etti. Künkcü; "Amacımız vatandaşımızı mağdur etmek değil, esnafımızın ayakta kalmasını sağlamak. Ulaşım hizmetinin sürdürülebilir olması için gerçekçi ve makul bir düzenleme şart. Şoför esnafımızın haklı talebinin karşılık bulmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın Başkan Özne: "Ramazan ayında engelleri birlikte kaldıralım" Görme engelli bireylerin özgürce yürüyebilmesine imkan sağlayan beyaz baston için çağrıda bulunan Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Bayram Özen, fitre ve zekat bağışlarıyla beyaz baston temin edilmesi için vatandaşlara çağrıda bulundu. Aydın’da yaşayan bin 67 görme engelli bireylerin özgürce dışarıya çıkabilmesine ve sosyalleşebilmelerine imkan sağlayan beyaz bastonun önemine dikkat çeken Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Bayram Özen, hayırseverlere beyaz baston desteği çağrısında bulundu. Özen, yaptığı açıklamada Ramazan ayının paylaşma ayı olduğuna dikkat çekerek, fitre ve zekat bağışlarıyla beyaz baston temin edilmesi için vatandaşlara çağrıda bulundu. Ramazan ayının toplumsal dayanışmanın en yoğun yaşandığı dönem olduğunu belirten Başkan Özen; "Ramazan, paylaşmanın, dayanışmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği bir aydır. Verilecek her fitre ve zekât, bir görme engellinin güvenle yürüyebilmesini sağlayacak beyaz bastonun alınmasına vesile oluyor. Böylece hem ibadetimizi yerine getiriyor hem de bir hayatın önündeki engelleri birlikte kaldırıyoruz" dedi. Bağışta bulunmak isteyen vatandaşların dernek binasına gelerek fitre ve zekatlarını ulaştırabileceğini belirten Başkan Özen, açıklamasının devamında "Unutmayalım ki küçük bir katkı, bir insanın dünyasını değiştirebilir. Ramazan ayının ruhunu paylaşarak yaşatmak isteyen tüm hemşehrilerimizi derneğimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı.