DÜNYA - 28 Şubat 2026 Cumartesi 15:19 | Son Güncelleme : 28 Şubat 2026 Cumartesi 15:48

AB Başkanlarından İran’a saldırının ardından azami itidal çağrısı

A
A
A
AB Başkanlarından İran’a saldırının ardından azami itidal çağrısı

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırılarının ardından azami itidal çağrısında bulundu.

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İran’daki son gelişmelere ilişkin ortak açıklama yayınladı. AB Konseyi tarafından paylaşılan açıklamada, "İran’daki gelişmeler son derece endişe vericidir.

Bölgedeki ortaklarımızla yakın temas halinde bulunuyoruz. Bölgesel güvenlik ve istikrarın korunmasına yönelik sarsılmaz bağlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz" denildi. Açıklamada, "Nükleer güvenliğin garanti altına alınması ve gerilimi daha da tırmandırabilecek ya da silah kontrolüne ilişkin küresel rejimi zayıflatabilecek her türlü eylemin önlenmesi kritik önem taşımaktadır.

Avrupa Birliği, İran’ın katil rejimi ve Devrim Muhafızlarının eylemlerine karşılık olarak kapsamlı yaptırımlar benimsemiş ve İran’ın nükleer ve balistik programlarına ilişkin meselenin müzakereler yoluyla çözülmesi yönündeki diplomatik çabaları tutarlı bir şekilde desteklemiştir" ifadelerine yer verildi.

Bölgede bulunan tüm AB vatandaşları için gerekli tüm adımların AB üyesi ülkelerle koordinasyon içinde atılacağı ifade edilen açıklamada, "Tüm tarafları azami itidal göstermeye, sivilleri korumaya ve uluslararası hukuka tam anlamıyla saygı göstermeye çağırıyoruz" denildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.