Klinik Psikolog Yağız Ata, son zamanlarda yaşanan akran zorbalığı konusuna değinerek ailelerin burada önemli rol oynadığını vurguladı. Ata, "Sorunun çözümü çok basit. Çocuklarınıza dokunun. Çocuklarınızı anlamaya çalışın. Kısacası çocuklarınızın içinde kopan fırtınayı duyun" dedi.
Akran zorbalığı, bir çocuğun bir veya birden fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kalması olarak tanımlamakta. Klinik Psikolog Yağız Ata, bu durumun son zamanlarda çocuklar arasında artan bir durum olduğuna dikkat çekti. 25 Eylül saat 15.35’te Çanakkale’nin Biga ilçesinde bulunan Biga İÇDAŞ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir akran zorbalığı yaşandı. Öğrencilerden M.D.Y.(14), arkadaşı Y.C.(14) tarafından feci şekilde darp edildi. M.D.Y.’nin yoğun bakımdaki 7’nci gününde durumunun hala kritik olduğu öğrenildi. Konu hakkında açıklamalarda da bulunan Psikolog Ata; "Biga’da yaşanan elim bir olay, üzücü bir olay. Bu olayda da çocuklarda ciddi bir öfke, ciddi bir tahammülsüzlük, ciddi bir neden sonuç ilişkisi kuramama gibi durumlar var" diye konuştu.
Akran zorbalığın 3 çeşidi var
Akran zorbalığının 3 çeşidi olduğuna değinen Klinik Psikolog Yağız Ata, "Akran zorbalığı özellikle son dönemde çocuklar arasında çok artan bir durumdur. Akran zorbalığının birçok sebebi vardır. Tabii ki bunlar ebeveyn tutumları, yanlış sosyal politikalar, eğitim eksikliği, sosyoekonomik durumlar gibi faktörlerdir. Akran zorbalığının da kendi içerisinde duygusal olarak zorbalık ve fiziksel zorbalık olarak ayırıyoruz. Son dönemde teknolojinin gelişmesiyle beraber de siber zorbalık eklendi. Çocuklar siber yani online, internet ortamında duygusal ve fiziksel olarak zorbalığa maruz kalıyorlar" ifadelerini kullandı.
"Çocuklarda ciddi bir öfke, tahammülsüzlük, neden sonuç ilişkisi kuramama gibi durumlar var"
Son zamanlarda 18 yaş altı çocuklarda ciddi bir şiddet eğilimi gözlendiğine dikkat çeken Psikolog Yağız Ata, "Özellikle 18 yaş altındaki çocuklarda son dönemde ciddi anlamda şiddet olaylarına tanıklık ediyoruz. Biga’da yaşanan elim bir olay, üzücü bir olay. Bu olayda da çocuklarda ciddi bir öfke, ciddi bir tahammülsüzlük, ciddi bir neden sonuç ilişkisi kuramama gibi durumlar var. Tabi bunlar çocukların bir oyun alışkanlığından kaynaklı olma durumu da var. Oyunlarda çocuklar, onun bir yapay olması ve oyun bittiğinde gerçek hayata bir etkisi olmuyor ama aynı oyundaki durumu gerçek hayatta da yansıttıklarında, yaptıklarında da tabii ki burada bir zarar görme durumu oluyor. Bundan dolayı da burada, Biga’da yaşanan bu olayda da bir çocuğumuz maalesef bir kurban yani zorbalanan ve bir çocuğumuz da zorba durumunda. O yüzden akran zorbalığında böyle bir durum var. Burada ailelere şunu öneriyorum, çocuklarını daha iyi tanımalarını, özellikle 18 yaş altındaki ve lise ve dengi okullarda çocukları olan ailelerin, çocuklarının ihtiyaçlarını, hayata dair beklentilerini, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini, sorunlarını, çocuklarının rahatsızlıklarını daha sağlıklı iletişim kurarak, onları anlamaya çalışarak onlara dokunmalarını ve daha fazla vakit geçirmelerini öneriyorum" şeklinde konuştu.
"Çocuklarınıza dokunun. Çocuklarınızı anlamaya çalışın"
Akran zorbalığının aslında çocuklardaki olumsuz değişimin sadece küçük bir parçası olduğunu vurgulayan Psikolog Ata, cümlelerine şöyle devam etti ;"Akran zorbalığı büyük bir resmin küçük bir parçasıdır. Bu küçük parça bile ciddi anlamda zarar vermektedir gençlerimize, çocuklarımıza. Burada büyük resme odaklanmamız gerekir. Büyük resimde ise çocuklarımızı bir bitkiye benzetirsek bir bitkinin solmasını bitkiye bağlayamayız. O bitkinin sulanıp sulanmamasına bağlamalıyız. O yüzden de burada gençlerimiz son dönemde özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın son kabinede de ifade ettiği gibi yasa dışı kumar ve bahis online internetten oynanan bu çok büyük bir sorundur ve bununla mücadele edeceğiz açıklamalarına binaen burada çocuklar bu alanlara yöneliyor yani akran zorbalığından başlayarak online, çevrim içi, bahis, kumar buralara yöneliyorlar. O yüzden buralara yönelmelerinin sebebi de çocukların ailelerinden kopuk olması. Bu noktada anne babalara özellikle seslenelim. Kıymetli anneler babalar. Sorunun çözümü çok basit. Çocuklarınıza dokunun. Çocuklarınızı anlamaya çalışın. Kısacası çocuklarınızın içinde kopan fırtınayı duyun."
Şiddet bulaşıyor
Çocukların şiddete bizzat veya dolaylı olarak maruz kalmaları halinde çocuklarda öne çıkabileceğini aktaran Yağız Ata, "Şiddet kavramı şiddete maruz kalan ama bu ev içi şiddet olabilir ama oyunlarda oynanan bir şiddet, görülen bir şiddet olabilir veya başkalarına uygulanan şiddeti görmüş, duymuş, bilmiş olabilir. Kısacası şiddeti yaşamış veya buna tanıklık etmiş kişiler birinci olarak bu şiddete karşı olurlar, tepki gösterirler. Zamanla, zamanla bu şiddeti kendileri göstermeye başlarlar ve böyle bir döngü olur. Buna biz ‘Şema Kimyası’ diyoruz. Yani ilk başta karşı olunan duruma zaman içerisinde insanın kendi uygulaması demektir. ilk başta bizim önleyici bir hizmetlere dikkat çekip şiddeti oluşmadan önce engellememiz gerekir" dedi.
"Burada krizin sonucuna göre değil, krizin başına odaklanmamız gerek"
Zorbalanan ve zorbalayan çocukların da herkesin çocuğu olduğunu söyleyen Ata, çözüm odaklı yaklaşılması gerekliliği konusu üzerinde durarak konuşmasını şu sözlerle bitirdi: "Suça sürüklenen veya suça itilen çocuklarda, bunu bir kriz olarak eğer isim verirsek, burada krizin sonucuna göre değil, krizin başına odaklanmamız gerektiğini toplum olarak, bu suça itilen, suça sürüklenen çocukların neden suça sürüklendiğini, bu eylemi neden yaptıklarını ve bunun olmaması için neler yapılması gerektiğini odaklanmamız, bakmamız gerekir. Ne konuştuk? Akran zorbalığını konuştuk ve akran zorbalığının kendi içerisindeki alt zorbalıkları konuştuk. Bu da bunun bir parçası. O yüzden bunları hepsini ayrı konular olarak düşünemeyiz. Hepsi bir bütün, yani büyük bir resim. Burada suça sürüklenen çocuklar veya suça itilen çocukların oluşmasında Aynı akran zorbalığındaki gibi ortak bir şekilde ebeveyn tutumları, sosyal ekonomik durumlar, sosyal politikalar, eğitim yetersizliği, denetim eksikliği bunlar hepsi bir parça. O yüzden şunu unutmayalım. Akran zorbalığı yapan çocuklar, gençler de suça sürüklenen veya itilen çocuklar, gençler de hepsi bizim çocuklarımız ve bu çocukların bu hale dönüşmemesini sağlamamız gerekir."








