EĞİTİM - 10 Ocak 2023 Salı 16:20

Rektör Çiftçi; “Çankırı halkının beklenti ve taleplerini yerine getiren bir kurum olma gayretindeyiz”

A
A
A
Rektör Çiftçi; “Çankırı halkının beklenti ve taleplerini yerine getiren bir kurum olma gayretindeyiz”

Çalışan Gazeteciler Günü’nde basın mensuplarıyla bir araya gelen Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof.

Çalışan Gazeteciler Günü’nde basın mensuplarıyla bir araya gelen Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, eğitimin yanı sıra vatandaşlara da ulaşmak amacıyla önemli çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Çankırı halkının beklenti ve taleplerini yerine getiren bir kurum olma gayretindeyiz” dedi.


Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlenen kahvaltı programında, Çankırı’daki basın mensuplarıyla bir araya geldi. Programa Rektör Çiftçi ile birlikte Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Çiftçi ve Akademik Birimler Koordinatörü Prof. Dr. Şebnem Kuşvuran da katılım sağladı.


Basın mensuplarının Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Rektör Çiftçi, basının toplumun doğru ve tarafsız haber almasında çok önemli bir misyona sahip olduğunu, basın emekçilerinin ise bu misyonun yerine getirilmesinde ortaya koydukları fedakarlığın takdire şayan olduğunu belirtti. Kahvaltı programında Rektör Çiftçi Üniversitenin yeni projeleri hakkında basına bilgi vererek gündeme dair konuları değerlendirdi.


Basın mensuplarıyla yaklaşık altı ayda bir değerlendirme ve istişare toplantıları yaptıklarını ve bu toplantılarda ÇAKÜ’de devam eden ve planlanan projeler hakkında bilgilendirmeler ve istişarelerde bulunduklarını dile getiren Rektör Çiftçi, “Şimdiye kadar sizlerle yapmış olduğumuz bu istişare toplantılarında özellikle Üniversitemizin toplumla bütünleşmesi noktasında çok ciddi katkı sağladığınızı ifade etmek isterim. Kamuoyunun yapmış olduğumuz işlerden haberdar olması ve kamuoyunun çalışmalarımız hakkındaki fikirlerinin bizlere iletilmesi hususunda basının önemli bir yeri bulunuyor. Sizler vasıtasıyla Üniversitemizin faaliyetlerini pek çok farklı mecraya ulaştırabilmekteyiz. Bu anlamda stratejik planımızda da belirlemiş olduğumuz toplumsal katkı meselelerine en önemli desteği sizler sağlamaktasınız. Şimdiye kadar Üniversitemize vermiş olduğunuz destekler nedeniyle de sizlere ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.


Üniversitelerin yaşadığı topluma her alanda katkı yapan kurumlar olduğunu, sadece eğitim ve öğretimde değil, aynı zamanda araştırma geliştirme, toplumsal katkı, girişimcilik, inovasyon ve dolayısıyla da insanla ilgili olan her şeyin üniversitelerin ilgi alanına girdiğini belirten Çiftçi, Çankırı Karatekin Üniversitesi olarak Türkiye ve dünya gündemini çok yakından takip ederek katkı sağlanabilecek her alanda çalışma yapmaya gayret ettiklerini, Çankırı’da Ceza İnfaz Kurumu’ndan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne, organize sanayi bölgelerinden kırsal kalkınma birimine kadar birçok kamu kurumunun taleplerini karşılamaya çalıştıklarını kaydetti.


İdari ve akademik personel ile öğrenciler için Rektörlük binasının yanındaki araziye bir çevre düzenlemesi yaptıklarını, Haziran ayında tamamlamayı planladıkları alanda çocuk parkından anaokuluna kadar pek çok sosyal alanın yer alacağını anlatan Çiftçi, Mühendislik Fakültesi inşaatının son sürat devam ettiğini, Sağlık Bilimleri Kampüsünün ihale sürecinin başladığını, kampüste yapılacak 700 kişilik Kongre ve Kültür Merkeziyle Çankırı’nın bu alandaki eksikliğinin de giderilmiş olacağını söyledi.


Çankırı Karatekin Üniversitesinin halkın taleplerine açık ve duvarları olmayan bir bilim yuvası olduğunu vurgulayan Rektör Harun Çiftçi, “Çankırı halkının beklenti ve taleplerini yerine getiren bir kurum olma gayretindeyiz. Bu bağlamda halkın nabzını tutan siz basın mensuplarından gelecek olan fikir, eleştiri ve önerilere de her zamana açığız” diye konuştu.


Rektör Çiftçi’nin basın mensuplarının sorularını cevaplamasıyla devam eden program, basın mensuplarına hediye takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."