POLİTİKA - 20 Mart 2025 Perşembe 15:41

Bakan Kacır: "22 yıl önce İHA nedir bilmezdik, aklımıza İhlas Haber Ajansı gelirdi"

A
A
A

Çankırı’da konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 2002 yılından önce insansız hava araçları bilinmezken şu anda Türkiye’nin bu alanda öncü ülkelerden biri olduğunu belirterek, "İHA denildiğinde, burada da mensubu vardır, ancak İhlas Haber Ajansı aklımıza gelirdi" dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ziyaretlerde bulunmak ve bir dizi programa katılmak için Çankırı’ya geldi. Bakan Kacır’ın Çankırı’daki ilk durağı Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) oldu. Çankırı Karatekin Üniversitesi bünyesinde hizmet vermeye başlayan Teknokent açılışına katılan Kacır, daha AK Parti İl Başkanlığını ziyaret ederek partililer ile bir araya geldi. Partililere seslenen Kacır, yaşanan gelişmeler ve projelerle ilgili bilgiler verdi.

"22 yıl önce İHA nedir bilmezdik"

Türkiye’nin uzay alanındaki projeler ile dünya lideri olabileceğini kaydeden Kacır, "Tüm dünyanın dikkatle takip ettiği, dostlarımızın takdirle, bazılarının da merakla izlediği bir süreci yaşıyor Türkiye. Türkiye, savunma sanayiinde yerli ürünlerinin payını yüzde 20’lerden yüzde 80’lere çıkarttı. Hali hazırda Avrupa Birliği’nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığı halen yüzde 80 düzeyinde. Biz dışa bağımlılığımızı yüzde 20’lere kadar düşürmeyi başardık. Kendi platformlarını kendisi geliştiren bir ülke haline geldik. Biz, 22 yıl önce İHA nedir bilmezdik. İHA denildiğinde burada da mensubu vardır, ancak İhlas Haber Ajansı aklımıza gelirdi. Allah’a hamd olsun özellikle terörle mücadelede ihtiyaç duyduğumuz insansız hava araçlarını ne zamanki kendi imkanlarımız ile yerli ve milli şekilde ürettik, geliştirdik, o zaman topraklarımızdan terörü sildik. Sadece topraklarımızdan silmek istemedik. Sınırlarımız ötesinde kurulmak istenen teröristan haritalarını da param parça ettik. Karabağ’da 30 yıl süren işgali, Azerbaycan ile omuz omuza vererek nihayete erdirdik. Yabancılar, ‘Türk İHA’ları savaş paradigmalarını değiştiriyor’ diyorlar. Türk milleti, Bayraktar’la, Akıncı ile, Aksungur’la Hürkuş’la, Hürjet gibi sistemlerimiz ile gökyüzüne imzasını attı. Türkiye, kendi haberleşme uydusunu üretebilen dünyadaki 11 ülkeden birisi. Türkiye, metre altı çözünürlük ile her yerden görüntü alabilen ve uydularını yerli, milli geliştirebilen bir ülke bugün. İnşallah uzay alanında yeni projeler ile dünyada lider olabileceğimiz işlere imza atamaya hazırlanıyoruz. Tüm bunları yaparken bir yandan da sanayinin, teknolojinin tüm alanlarında kalkınmayı hızlandırmak, bir yerel kalkınma hamlesi perspektifi ile Anadolu’yu topyekun ayağa kaldırmanın çabası içerisindeyiz. Bu anlayışla, organize sanayi bölgelerini Türkiye’nin dört bir yanına yaygınlaştırdık. Bugün, organize sanayi bölgelerimizin sayısı 366’ya erişti. AK Parti iktidara geldiğinde organize sanayi bölgelerinde çalışanların sayısı, 415 binken bugün ise 2 milyon 700 bin kardeşimiz Türkiye’nin organize sanayi bölgelerinde üretim gücünü teşkil ediyor. Biz iktidara geldiğimizde sanayilerde üretimli olan fabrika sayısı 11 binken bugün ise 59 binden fazla fabrikanın bacası tütüyor" dedi.

Bakan Kacır:

"Çankırı’da tuzdan katma değeri yüksek yeni sanayi ve kimya ürünleri üretimini desteklemeye dönük projeleri hayata geçireceğiz"

Çankırı yatırımları ile ilgili bilgiler veren Kacır, "Bu kalkınma yolculuğunda, Anadolu’da sırtımızı yasladığımız en önemli bölgelerden olan Çankırı’da çok güçlü bir rol üstleniyor. Çankırı’da bu dönemde 5 yeni organize sanayi bölgesi kurduk. Biz iktidara geldiğimizde 1 organize sanayisi vardı. Sanayide sadece 340 kişi çalışıyordu. Bugün ise 12 bin 530 kardeşimiz Çankırı’nın sanayi bölgelerinde istihdam ediliyor. Sanayi bölgelerimizde bakanlık olarak 930 milyon lira altyapı desteği verdik. Çankırı’ya bir Teknopark bir Ar-Ge merkezi kazandırdık. İktidara geldiğimizde KOSGEB çok az sayıda işletmenin yaralanabildiği bir müesseseydi. 2002 yılına kadar KOSGEB’den kaç Çankırılı yaralanmış desek iki elin parmağını geçmez. Bizim dönemimizde Çankırı’da 2 bin 700’den fazla işletme, bugünkü parayla 471 milyon lira KOSGEB desteği aldı. TÜBİTAK ile aldığımız destek programları kapsamında Çankırı’da 88 bilimsel projeye ve 322 bilim insanına 269 milyon lira destek sağladık. Çankırı’da 463 yatırım için yatırım teşvik belgesi düzenledik. 65 milyar lira yatırımın ve 18 bin istihdamın yatırım teşviklerimiz ile önünü açtık. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) sayesinde 159 projeye bugünkü değerlerle 675 milyon lira, AK Parti iktidarları döneminde destek sağladık. Önümüzdeki dönemde bölgesel gelişme uluslararası stratejimiz kapsamında özellikle tarım ve hayvancılıkta verimlilik ve katma değeri arttıracak ve tarıma dayalı sanayiyi geliştirecek adımları daha da hızlandıracağız. Bir yerel kalkınma hamlesi programı başlatacağız. Bu program kapsamında dünyanın en güzel tuzlarının çıkartıldığı Çankırı’da tuzdan katma değeri yüksek yeni sanayi ve kimya ürünleri üretimini desteklemeye dönük projeleri hayata geçireceğiz. Çankırı, bulunduğu konum itibari ile önümüzdeki dönemde özellikle Samsun, Adana, Mersin hattında oluşturacağımız Türkiye’nin yeni sanayisinde de önemli bir rol üstlenecek. Özelliklede motorlu kara taşıtları için parça üretimine yönelik yatırımları da önümüzdeki dönemde Çankırı’da hızlandıracağız" diye konuştu.

Bakan Kacır:

Bedirhan Göksu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Körfezi’in temizliği için takviye güç İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi’ndeki temizlik çalışmalarını güçlendirmek için beş amfibi aracı hizmete alıyor. Sığ ve erişilmesi zor kıyı alanlarında da çalışabilen araçlarla deniz marulu yoğunlaşmalarına hızlı müdahale edilerek ekolojik dengenin korunması hedefleniyor. İzmir Körfezi’nde temizlik çalışmalarını yoğunlaştıran İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda filosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Belediyenin iştiraki İZDENİZ, körfezde yürütülen temizlik çalışmalarını desteklemek ve deniz marulu yoğunlaşmalarına daha hızlı müdahale edebilmek amacıyla beş adet amfibi temizlik aracını bünyesine kattı. Gediz Nehri’nin taşıdığı kirleticiler ve havza kaynaklı besin yükü nedeniyle son yıllarda körfezde deniz marulu (makroalg) yoğunlaşmaları daha sık görülürken, yeni araçlarla bu yoğunlaşmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. Alg patlamalarına neden oluyor Gediz Nehri’nin su kalitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü verilerine göre 3. sınıf, yani kirli su seviyesinde bulunuyor. Özellikle azot ve fosfor gibi besin maddelerindeki artış, deniz marulu gelişimini hızlandırarak kıyı alanlarında geniş yayılımlara yol açıyor. Yapılan saha çalışmalarında, sığlaşmanın belirgin olduğu Mavişehir ile Foça arasında yaklaşık 4 milyon metrekareyi aşan alanın köksüz deniz marullarıyla kaplandığı tespit edildi. Deniz marulları parçalanıp ayrıştığında suya önemli miktarda besin yükü bırakıyor; bu durum da mikroalg patlamaları (alg bloom) olarak adlandırılan çevresel olayları tetikleyebiliyor. Alg patlamaları ise su kalitesinin bozulmasına, kötü koku oluşumuna ve balık ölümlerine neden oluyor. Yeni alınan amfibi temizlik araçlarıyla deniz marulu yoğunlaşmalarına erken müdahale edilmesi ve kıyı bölgelerinde oluşabilecek çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Denizde ve karada hareket edebiliyor Denizde ve karada hareket edebilme özelliğine sahip olan bu araçlar, paletli yapıları sayesinde özellikle sığ kıyı alanlarında ve erişilmesi zor bölgelerde yüksek manevra kabiliyetiyle çalışabiliyor. Araçların ön kısmında bulunan süzgeç tipi kepçe sistemi, su yüzeyinde biriken deniz marulu ve benzeri organik materyallerin etkin biçimde toplanmasını sağlıyor. Toplanan materyaller daha sonra uygun yöntemlerle bertaraf edilerek çevreye yeniden karışmasının önüne geçiliyor. Bu araçların en önemli avantajlarından biri de, kıyıya yakın sığ alanlarda ve lagün benzeri bölgelerde karadan denize kesintisiz şekilde çalışabilmeleri ve temizlik faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamaları. Ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlayacak Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren 2 amfibi araca ilave olacak 5 amfibi temizleme aracı kısa bir süre sonra Körfez’de hizmet vermeye başlayacak. Deniz suyu seviyesinin hızlı değiştiği dönemlerde yüzeye çıkan deniz marullarının hızlı bir şekilde toplanması, tekrar deniz su seviyesi yükselmeden müdahale edilmesi önem taşıyor. Su seviyesi yükseldiğinde deniz marulları parçalanıp mikro alg patlamasını tetikliyor. Bu nedenle deniz suyu seviyesinin düştüğü dönemde hızlı bir şekilde daha çok araç ile müdahale edilmesi önem arz ediyor. Deniz maruluna hızlı müdahale İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, "Körfezde ciddi miktarda deniz marulu oluşuyor. Bunun başlıca nedeni Gediz Nehri ve eski yatağı olan Ağıl Deresi. Ağıl Deresi’nden Gediz Nehri’nin ana yatağına kadar uzanan hatta yıllardır sediment birikiyor. Bu birikim; sığlaşma ve su kalitesi sorunlarıyla birlikte deniz marullarının oluşması için elverişli bir ortam yaratıyor. Deniz marulları çürüdüğünde balık ölümlerine ve kötü kokuya yol açan mikroalg patlamalarını tetikliyor. Bu nedenle yüzeye çıkan marulların hızla toplanması gerekiyor. Sürenin kısıtlı olması nedeniyle araç kapasitemizi artırdık ve bu kapsamda amfibi araçları filomuza dahil ettik. Bu araçlarla birlikte toplam amfibi sayımız 7’ye ulaştı. Önümüzdeki yaz, balık ölümleri ve koku sorunlarının önüne geçmek için deniz marullarını düzenli olarak toplayacağız. Deniz marulları genellikle bahar aylarında oluşup kasım ayında dağılıyor; yaz boyunca ise sık sık yüzeye çıkıyor ve suyun rengini olumsuz etkiliyor. Deniz marulu oluştuğu anda müdahaleye hazırız" dedi.
Kütahya Kütahya’da "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" sahnelendi Kütahya Gençlik Merkezi ev sahipliğinde düzenlenen "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" programı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. "Geleneksel Dilde, Fikirde, İşte Birlik" temasıyla hazırlanan etkinlikte, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş Türk coğrafyasının kültürel mirası sahneye taşındı. Açılış konuşmalarında Türk kültürünün köklü geçmişine ve milletleri birbirine bağlayan güçlü bağlara vurgu yapıldı. Etkinlik, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarından ilham alınarak hazırlandı. Anadolu’dan Kazakistan’a, Özbekistan’dan Kırım’a uzanan geniş bir coğrafyanın gelenekleri tek sahnede buluşturuldu. Konuşmalarda, kültürel değerlerin korunmasının bir sorumluluk olduğuna dikkat çekilerek "Türk’ün töresi yaşarsa, cihan nefes alır" mesajı verildi. Program kapsamında, Türk tarihinin ritüellerinden biri olan demir dövme geleneği canlandırıldı. Protokol üyeleri örs üzerinde demir döverek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Bu anlar katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinlikte ayrıca "Anadolu Bereket Sofrası" kuruldu. Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırım Tatarları, Uygur ve Kırgız kültürlerine ait bahar ritüelleri; semeni, boyalı yumurta, kırmızı elma ve bereket suyu gibi sembollerle tanıtıldı. Geleneksel niyet manileriyle kadim kültür yaşatıldı. Program boyunca sahnelenen gösteriler izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Mistik Şaman dansları, Kazak ezgisi "Akkuşum" ve Azerbaycan’a özgü müzikler büyük beğeni topladı. Ayrıca Azerbaycan’ın "Naz Eyleme" dansı ile Anadolu’nun simgesi zeybek oyunu sahnelendi. Şiir konserinde ise Abdurrahim Karakoç’un "Anadolu’da Bahar" şiiri ile Ziya Gökalp’in "Ergenekon" eseri izleyicilerle buluştu. Programın finalinde sahne alan Azerbaycan Halk Tiyatrosu; Bahar Kızı, Köse ve Keçel gibi karakterlerle izleyicilere hem eğlenceli hem düşündürücü anlar yaşattı. Etkinlik, Türk dünyasının birlik ve beraberliğini belgeleyen eserlerin seslendirildiği konserle sona erdi.
Diyarbakır Zerzevan Kalesi yağışlı havaya rağmen bayramda 13 bin kişi ağırladı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi, 3 günlük bayram tatilinde yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırlarken, 35 kadın ise toprak altındaki tarihi yapıyı gün yüzüne çıkartıyor. Zerzevan Kalesi, Çınar ilçesi Diyarbakır-Mardin kara yolu üzerinde yer alıyor. Kazı - restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Aytaç Coşkun’un başkanlığında 2014 yılında başladı. Roma’nın sınır garnizonu olan Zerzevan Kalesi’nin tarihi 3 bin yıl öncesine Asur Dönemine (MÖ 882-611) kadar gidiyor. Pers Döneminde de (MÖ 550-331) Kral Yolu üzerinde bulunan yerleşim alanı yol güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılmış. Buluntular, alanın Parth (MÖ 140-85), Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemlerinde MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar kullanıldığına işaret ediyor. Roma Döneminde MS 3. yüzyılda Severuslar Döneminde (MS 198-235) asıl büyük askeri yerleşim inşa edildi. Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios I (MS 491-518) ve Justinianos I (MS 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazı yapılar ise yeniden inşa edilerek mevcut son haline getirildi. 639 yılında İslam ordularının fethine kadar yerleşim kesintisiz kullanılmış. Yeni başlayan çalışmalar ulusal ve uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış, şu anda yerli ve yabancı turistlerin yoğun ziyaret ettiği bir ören yeri haline geldi. Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşimde dünyanın en iyi korunmuş Mithras Kutsal Alanı ortaya çıkarıldı. Bu yapılar kompleksi Roma’nın doğu sınırındaki ilk kutsal alanı olarak biliniyor. Bin 200 metre uzunluğunda, 15-18 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 24 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, Arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer alıyor. Kuzeyinde ise cadde-sokaklar ve konutlar takip ediyor. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yeraltı kilisesi, yeraltı kutsal yapısı, dünyada bulunmuş son, Roma’nın doğu sınırındaki ilk Mithras kutsal alanı tespit edildi. Surların dışında ise yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları, nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekiyor. Zerzevan Kalesinde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunuyor. Zerzevan Kalesi ve Mithras Kutsal Alanı 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girdi. Asıl liste için de çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından yürütülüyor. Yapının bu yıl Dünya Mirası olması planlanıyor. Tarihi yapı, yılda 400 bin yerli ve yabancı turist ağırlarken kale, 3 günlük bayram tatilinde ise yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırladı. Yapıya her geçen gün ziyaretçiler gelirken, kazı alanında ise 35 kadın, proje kapsamında tarihi yapıdaki eserleri gün yüzüne çıkartıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, bu yıl ilk defa İŞKUR’un "İş Gücü Uyum Projesi" kapsamında 35 kadının Zerzevan Kalesinde çalıştığını söyledi. Bu kadınların yanı baştaki köylerden geldiğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, hem ilk olması hem de kadın istihdamı açısından projenin oldukça önemli olduğunu ifade etti. Coşkun, İŞKUR ve Çınar Kaymakamlığının ortaklaşa projesi olduğunu belirterek, "35 kadın, tarihe ışık tutuyor. Kadın istihdamı ülkemizde ve bölgemizde oldukça önemli. Hem iş gücü uyum programı, hem aldıkları eğitimler, bunula birlikte tabii ki tarihe ışık tutmaları, bununla birlikte yine ekonomik açıdan evlerine katkı sunmaları oldukça önemliydi. Zerzevan Kalesinin en hassas noktasında çalışıyorlar. Burası askerlerin ve sivillerin kaldığı konutlar. Aslında en çok arkeolojik bulgunun ortaya çıkarıldığı yerler. Oldukça hassas çalışılması gereken yerler. Şu an buraya kadın eli değdi" dedi. "Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz" Zerzevan Kalesinin yılda ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği bir yer olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Coşkun, "Bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını bekliyoruz. Bayramda bölgemiz yağışlıydı. Ama buna rağmen çok sayıda tur Zerzevan Kalesindeydi. Çünkü Zerzevan Kalesi birçok tur programında. Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından turlar Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz. Bu sayı giderek artacak en az 1 milyona ulaşacağını düşünüyoruz. 3 günlük bayram sürecinde yaklaşık 13 bin kişi Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Bu yoğun yağışa rağmen" diye konuştu. "Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız" Kazı ekibindeki kadınlardan Eylem Atan, Demirölçek köyünde oturduğunu, mahallede böyle bir işin sunulmasının kendileri için çok iyi olduğunu söyledi. Ailelerine katkıda bulunduklarını kaydeden Atan, "Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Bu, bize mutluluk veriyor. Buranın tarihi yer açısından önemli bir yere sahip olduğunu biliyorduk. Ama bu kadarını bilmiyorduk. Kazı işleri başladıktan sonra daha çok ünlendi. Eserler bulundu, bu eserlerin bize de mutluluk heyecan veriyor. Ayrıca o döneme ait eserler bulabileceğimiz için biz de mutluyuz, heyecanlıyız. Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız. Çalışabilir miyiz dedik. Şimdi görüyoruz, hepimiz çalışıyoruz, yapabiliyoruz. Bazılarımız kazma ile kazıyor, kürek, mala ile kovalarımıza dolduruyoruz. O işlemeleri yaparken çok yavaş, çok detaylı bir şekilde yapıyoruz" şeklinde konuştu.