EKONOMİ - 07 Mart 2025 Cuma 16:33

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: "2028 yılı itibarıyla biz kırmızı et ithalatı konusunu ülke gündeminden çıkarmış olacağız"

A
A
A
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: "2028 yılı itibarıyla biz kırmızı et ithalatı konusunu ülke gündeminden çıkarmış olacağız"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kırmızı et üretiminin ülkedeki ihtiyacın yüzde 95’ini karşıladığını belirterek, "2028 yılı itibarıyla kırmızı et ithalatı konusunu ülke gündeminden çıkarmış olacağız inşallah" dedi.


Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde kurulan Veteriner Yol Kontrol Ve Denetim İstasyonu’nun açılış törenine katıldı. Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar ve kent protokolünün hazır bulunduğu törende konuşan Bakan Yumaklı, hayvan hastalıklarının önlenmesi için kurulan istasyonların önemine dikkat çekti. Ülke gündemindeki kırmızı et ithalatını 2028 yılına kadar sonlandırmayı hedeflediklerini belirten Yumaklı, Ramazan ayında da et fiyatlarında herhangi bir fahiş artışa izin verilmediğine dikkat çekti.



"Dünya sıralamasında bütün ülkelerin gözünün bizde olduğu şekliyle önemli bir üretici ülkeyiz"


Hayvancılık sektörünün hem endüstriyel üretim için hem de vatandaşların gıda ihtiyacının önemli bölümünü karşılaması açısından stratejik bir sektör olduğunu belirten Bakan Yumaklı, "Bakanlık olarak da bu stratejik alanı geliştirmek için sahada çok fayda sağlayacak ya da sektörlerin gelişimine etki edecek irili ufaklı birçok hususu da yerine getiriyoruz. Sektörün sorunlarına çözüm bulmak amacıyla da yoğun bir gayret ve çaba içerisindeyiz. Bugün bunlardan bir tanesi, yol kontrol noktası inşallah hayvancılık sektörümüz için hayırlı uğurlu olur. Bunun ne anlama geldiğini, esasında hayvan hareketlerinin kontrol altında tutulmasının önemini elbette zaman içerisinde ülkemizdeki hayvan hastalıklarının oransal olarak azalımını gördüğümüzde daha iyi anlıyoruz. Gıda arz güvenliğimiz için kritik bir sektör olan hayvansal üretimin aynı zamanda sürdürülebilirliği de bizim için son derece önemli. 23 yıldır stratejik sektör olarak ele aldığımız tarım sektörüne önemli destekler verdik ve çok ciddi yatırımlar yaptık. Ayrıca piyasayı dengelemek ve regüle etmek adına da çok farklı enstrümanları hayata geçirdik. Bu manada son 23 yılda sadece bugünkü konumuza binaen hayvancılıkta nereden nereye geldik kısaca bahsetmek isterim. Büyükbaş hayvan varlığımızın yüzde 71’lik oranda, 17 milyon başa, küçükbaş hayvan varlığımızın yüzde 72 artışla 55 milyon başa, kanatlı hayvan varlığımızın yüzde 55 artışla 380 milyon adede ve arılı kovanımızın da yüzde 115 artışla 9 milyon adede çıktığını söylemek istiyorum. Hayvan varlığımızdaki bu artışlar kırmızı etten beyaz ete, sütten bala kadar bütün hayvansal üretimlerimizin minimum iki kat ile dört kat arasında arttığını gösteriyor. Hayvansal üretimde elde ettiğimiz bu başarı elbette bizleri dünya sıralamasında önemli yerlere de taşımış durumda. Büyükbaş hayvan varlığına dünya ölçeğinde baktığımızda 22’nci sıradayız Avrupa’da ise 2’nci sıradayız. Küçükbaş hayvan varlığına baktığımızda dünyada 7’nci, Avrupa’da ilk sıradayız. Sığır eti üretiminde dünyada 7, Avrupa’da 1’nci sıradayız. Tavuk eti üretiminde dünyada 9, Avrupa’da 2’nci sıradayız. Yumurta üretiminde dünyada 10’uncu, Avrupa’da 2’nci sıradayız. Bal üretiminde ise dünyada 2’nci Avrupa’da da birinci sıradayız. Görmüş olduğunuz gibi, bizim üretim gücümüz bulunduğumuz coğrafya için de son derece önemli ama dünya sıralamasında da hakikaten bütün ülkelerin de gözünün bizde olduğu şekliyle önemli bir üretici ülkeyiz" dedi.



"Kırmızı et üretimi ihtiyacın yüzde 95’ini karşılıyor"


Hayvansal üretim ihracatının 2002 bin yılına göre 14 kat arttığını kaydeden Bakan Yumaklı, "3,5 milyar dolara çıktığını söyleyebilirsiniz. Bütün bunların hepsi bize zaman zaman maalesef ki farklı argümanları ortaya koyanların doğru söylemediği biçimde, bitti denilen tarımın aslında hangi aşamada olduğunu da göstermiş durumda. Ben bu sonuçların ortaya çıkmasına sebep olan, hiçbir halde ve şartta üretimden vazgeçmeyen üreticilerimize, yetiştiricilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum. Tabii bu anlattıklarımdan sonra muhtemelen kırmızı et ithalatıyla ilgili ya da hayvan ithalatıyla ilgili konuları ya da fiyat artışlarını söyleyenler olacaktır. Kırmızı etteki kendimize yeterliliğimizin yüzde 95 olduğunu, yapılan ithalatın sadece yüzde 5’lik kısım için ama daha da önemlisi fahiş fiyat artışlarına karşı regülasyon görevini yerine getirmek amacıyla ilgili kurumlarımız tarafından yerine getirildiğini söylemek istiyorum. Peki yıllardır gündemde olan bu kronik soruna karşı neler yapıyoruz, onu da birkaç cümleyle anlatmak istiyorum. 14 yıldır özel sektör eliyle yapılmış olan et ithalatı 2024 yılı itibarıyla, regülasyon görevinin tamamen kamu kurumlarında olması prensibimiz çerçevesinde, Et ve Süt Kurumu eliyle yapılıyor. Biz bu düzenlemeyle hem özel sektördeki bazı tekelleşme hususlarını sona erdirmiş olduk, aynı zamanda zaman zaman vatandaşımızın da gündemine giren fahiş fiyat artışlarını da engellemiş olduk. Özellikle her Ramazan ayı öncesinde fahiş fiyat artışları hususu bu yıl gerçekleşmemiş oldu. Elbette ki almış olduğumuz tedbirlerin çok büyük önemi var. Et ve Süt Kurumu bu süre içerisinde yine canlı hayvan stokunu da arttırmış oldu. Üretici birlikleri, kasaplar, yetiştiriciler, sürece destek verdiler. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Rekabet Kurulu da yine fahiş fiyat artışlarıyla ilgili gerekli incelemeleri takipleri başlatmış Oldu. Et tedarikiyle ilgili bu mübarek günlerde hamdolsun, bütün içtenliğimle ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bizim et tedarikimizle ilgili, ülkemizde herhangi bir problem, herhangi bir sıkıntı söz konusu değildir. Fiyat artışını gerektirecek hiçbir sebep yoktur. Bunun olmayacağını neden bu şekilde ısrarlı bir biçimde ifade ediyoruz? Çünkü bu konuda geçmiş yıllara nazaran çok daha başarılı sonuçlar alınmışken bu Ramazan ayının başlangıcı itibarıyla de herhangi bir fahiş fiyat artışı yaşanmamışken, sanki böyle olduğu intibaını oluşturan bir takım söylemlere maalesef rastlıyoruz. Bunu da buradan ifade etmek isterim. İthalat konusunu tamamen ülkemizin gündeminden çıkarmaktır. Bütün amacımız bütün gayemiz, çabalarımız buna ilişkindir. Nüfus artışı ve dünyadaki gıda milliyetçiliği konusu bizim hem artacak olan ihtiyaçlara hem de bu hususlara göre vizyonumuzu, politikalarımızı ve eylemlerimizi şekillendirmemizi gerektiriyor. Bu gerçek bizim çok daha etkin, hızlı sonuç verecek tedbirler almamızı da gerektirdi. Bir yıl önce 5 yıllık hayvancılık yol haritası açıkladık. Bu yol haritasının bütün unsurlarını yerine getiriyoruz. Yol haritamızın en önemli hususu Et ve Süt Kurumu ve TİGEM iş birliğiyle hayvancılıkta üretimi geliştirme projesiydi. Bu projenin son derece başarılı gittiğini belirterek buradan bütün yetiştiricilerimize, üreticilerimize çok ciddi faydalar sağlayacağını söylemek istiyorum. Elbette bu aynı zamanda tüketicilerimizin de uygun fiyatla ürünlere ulaşmasını yolunu açmış olacak. Önemli olan diğer bir husus ise anaç hayvan sürümüzün arttırılması ve üretimimizin buna bağlı olarak artırılması konusu. Bu politikalara eş zamanlı olarak da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi açıklandı. Bu projeyle birlikte de hakikaten son dönem belki de bizlerin de tahminlerinin çok çok üzerinde bir başvuru almış olduk. Ben buradan başvuran bütün üreticilerimize, yetiştiricilerimize teşekkür ediyorum. 2028 yılına kadar onların da bu ihtiyaçlarını biz Cumhurbaşkanımızın açıkladığı şekliyle karşılayacağız ve söylemiş olduğumuz gibi 2028 hedef yılımız, 2028 yılı itibarıyla biz kırmızı et ithalatı konusunu ülke gündeminden çıkarmış olacağız inşallah. Proje kapsamındaki başvuruların incelenmeye başladığını ve değerlendirmelerin sonucunda bu ay içerisinde dağıtımların başlayacağını söylemek istiyorum. Şimdiden bütün üreticilerimize, genç ve kadın girişimcilerimize hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.



"Hiçbir toleransımız yok ve olmayacak"


Kurulan istasyonlarla ilgili de konuşan Yumaklı, "Hayvancılık yol haritasının diğer bir önemli başlığı da hayvan hastalıklarıyla mücadeleydi. Bugün burada olmamızın da en önemli sebebi bu. Sağlıklı hayvan sağlıklı bir gıda tüketimini ifade eder. Bu kapsamda Gıda Kontrol Genel Müdürlüğümüz ve taşra teşkilatındaki bütün arkadaşlarımız el ele vererek hem ekonomiye büyük bir darbe vuran, bizlerin amaçlarına ulaşmasını engelleyen hayvan hastalıklarıyla mücadelede ciddi bir eylem başlatmış oldular. Kontrolsüz hayvan hareketlerini engellemek de bunlardan birisiydi. Sağlıksız hayvanların bir yerden başka bir yere sevk edilmesi ile o hastalığın Türkiye çapında yayılması hem üretim hem de ekonomimize getirdiği yük anlamında çok önemliydi. Yol kontrol noktaları da bu manada sağlıklı hayvan hareketini sağlamak açısından son derece önemliydi. Bunlardan Türkiye çapında çok önemli kavşak noktalarında 8 adet açmış olacağız. İlk 3’ünü Erzurum’da, Elazığ’da ve Ankara’da açtık, dördüncüsü de Çankırı’da açılmış oluyor. Bu üç istasyonda 11 bin 682’si uygun, 349’u uygunsuz olmak üzere 12 bin 31 aracın kontrol edildiğini söylemek istiyorum. Tespit edilmiş uygunsuzluklar içerisinde şap hastalığına yakalanmış hayvanlar, maalesef ki sahte veteriner hekim raporlarıyla gözetim ve karantina bölgesinden kaçırılmış hayvanlar vardı. Hep söyledik, yine söylüyoruz. Bu konularda hiçbir toleransımız yok ve olmayacak. Sıfır toleransla gidiyoruz. Burada da aynı şekilde yakalanan uygunsuzluklar mutlaka ama mutlaka gerekli yaptırımlarla sonuçlandırılacak. İstiyoruz ki hiçbir uygunsuzluk çıkmasın. Hem üreticimiz için hem de ülkemiz için çok negatif sonuçları itibarıyla kötü olan hususlarla karşılaşmamış olalım. Ben bu veteriner kontrol noktasının oluşturulmasında Çankırı ilimizin başta valiliğimiz olmak üzere bütün eşrafına, bizlere destek olan siyasetini ve çalışma arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.


Konuşmaların ardından tesis dualarla açıldı.



Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: "2028 yılı itibarıyla biz kırmızı et ithalatı konusunu ülke gündeminden çıkarmış olacağız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da önce torununu sonra da kızını kaybeden yaşlı adam kalp krizi geçirdi Bolu’da geçtiğimiz günlerde evinde cansız bedeni bulunan 16 yaşındaki çocuğun annesi, çocuğunun mezar ziyaretinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Torun ve evlat acısına dayanamayan Hüseyin Başeken de kalp krizi geçirip yoğun bakıma alındı. Bolu’da 14 Şubat’ta kendisini doğal gaz borusuna asarak intihar eden 16 yaşındaki Efe Kerem Konuk, ailesi tarafından evde ölü olarak bulundu. Efe Kerem’in cenazesi, sevenlerinin gözyaşları arasında Kılıçarslan Mezarlığı’nda toprağa verildi. Evladının intiharı ile yıkılan anne Mine Konuk, oğlunun Kılıçarslan Mezarlığı’ndaki kabrini ziyaret ettiği esnada fenalaştı. Oğlunun mezarı başında fenalaşan acılı anne, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Torun ve evlat acısına dayanamayan dede de kalp krizi geçirdi Torunu Efe Kerem’in ölümünün ardından büyük üzüntü yaşayan Hüseyin Başeken, kızı Mine Konuk’un da hayatını kaybettiği haberini aldıktan sonra fenalaştı. Sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Başeken’in kalp krizi geçirdiği belirlendi. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Başeken’in, kalbinin yeniden durduğu ve doktorların müdahalesiyle tekrar hayata döndürüldüğü öğrenildi. Başeken’in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi.
Nevşehir Bakan Gürlek: "Terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir Valiliğini ziyaret ederek Vali Ali Fidan’dan il hakkında bilgi aldı. Ziyaret sonrası açıklama yapan Bakan Gürlek, "Terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor, inşallah bunun meyvelerini hep birlikte toplayacağız" dedi. Bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Nevşehir’e gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir Valiliğini ziyaret etti. Valilik girişinde Vali Ali Fidan ve protokol üyeleri tarafından karşılanan Gürlek, daha sonra valilik makamına geçti. Ziyarette Vali Fidan tarafından Bakan Gürlek’e ilde yürütülen çalışmalar ve Nevşehir’in genel durumu hakkında bilgi verildi. Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, doğup büyüdüğü şehirde bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Gürlek, "Bugün doğup büyüdüğüm, her sokağında hatıram olan güzel memleketim Nevşehir’de bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Hemşehrilerimizin gösterdiği sıcak karşılama için de kendilerine teşekkür ediyorum" dedi. Türkiye’de yürütülen "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Gürlek, "Ülkemizde terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor. İnşallah bunun meyvelerini toplamak üzereyiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe Türkiye daha ileriye gidecek" ifadelerini kullandı. Nevşehir’in Kapadokya’nın kalbi olduğunu vurgulayan Gürlek, şehrin turizm, tarım, eğitim ve girişimcilik alanlarında daha da gelişmesi için çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin her alanda ilerlediğini belirterek, Nevşehir’in gelişimi için gerekli adımların atılmaya devam edeceğini söyledi.
Gaziantep TİGEM’e ait Antep Fıstığı GTB’de ihaleyle satıldı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Ceylanpınar Tarım İşletmesi tarafından satışa sunulan 74,10 ton Antep fıstığı, Gaziantep Ticaret Borsası’nda (GTB) düzenlenen ihale ile alıcılarıyla buluştu. 2025 yılı istihsali olan Antep fıstıkları, GTB GATEM Buğday Pazarı Tescil Bürosu Satış Salonu’nda gerçekleştirilen ihale kapsamında, borsa şartları çerçevesinde ve pazarlık usulüyle satışa sunuldu. Toplam 8 parti halinde gerçekleştirilen ihaleye sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Şeffaflık, güvenilirlik ve rekabet esasları doğrultusunda yürütülen ihale süreci, ürünlerin gerçek piyasa değerinde işlem görmesine katkı sağlarken, üretici ile alıcıyı doğrudan buluşturan yapısıyla tarım ticaretinde güven ortamını güçlendirdi. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, gerçekleştirilen ihalenin tarım piyasaları açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Borsamızda düzenlenen ihaleler, tarım ticaretinin şeffaf, güvenilir ve rekabetçi bir zeminde yürütülmesine önemli katkı sunmaktadır. Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan Antep fıstığının, borsa kuralları çerçevesinde işlem görmesi; üreticimizin emeğinin korunması ve piyasa dengesinin sağlıklı şekilde oluşması açısından büyük önem taşımaktadır. TİGEM ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiğimiz bu organizasyonlar sayesinde, tarım ürünlerinin gerçek değerinde alıcı bulması sağlanmakta; üretici, tüccar ve sanayici arasında güvene dayalı ticaret yapısı üçlenmektedir" ifadelerini kullandı.
Muğla Miniklere yangın güvenliği eğitimi Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri, Ula ilçesi Kızılyaka İlköğretim Okulu ana sınıfı öğrencilerine yönelik yangın ve acil durum bilgilendirme eğitimi düzenledi. Minik öğrencilerin erken yaşta güvenlik bilinci kazanmalarını amaçlayan eğitim programı, hem öğretici hem de eğlenceli anlara sahne oldu. Gerçekleştirilen eğitimde itfaiye mesleğinin görev ve sorumlulukları öğrencilere yaş gruplarına uygun bir dille anlatıldı. İtfaiye ekiplerinin yalnızca yangınlara müdahale etmediği; trafik kazaları, doğal afetler ve diğer acil durumlarda da görev aldığı vurgulandı. Yangının ne olduğu, nasıl oluştuğu ve hangi durumlarda tehlike oluşturduğu örneklerle açıklanarak, öğrencilerin temel düzeyde farkındalık kazanmaları sağlandı. Eğitim kapsamında özellikle yangın anında yapılması gereken doğru davranışlar üzerinde duruldu. Panik yapılmaması gerektiği, güvenli alanlara yönelmenin önemi ve büyüklerden yardım istemenin gerekliliği anlatıldı. Ayrıca 112 Acil Çağrı Merkezi’nin hangi durumlarda aranması gerektiği ve gereksiz aramaların muhtemel sonuçları konusunda bilgilendirme yapıldı. Acil hatların doğru ve bilinçli kullanımının önemi vurgulandı. Eğitimin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise itfaiye araç ve ekipmanların tanıtımı oldu. Öğrencilere itfaiye araçlarında bulunan malzemeler gösterilerek kullanım amaçları hakkında bilgi verildi. İtfaiyecilerin görev sırasında kullandığı koruyucu kıyafetler tanıtıldı. Eğitim sonunda düzenlenen soru-cevap etkinliğiyle öğrencilerin merak ettikleri sorular yanıtlandı. Çocukların aktif katılım sağladığı etkinlikte temel güvenlik kuralları pekiştirilirken, öğrenme süreci daha kalıcı hale getirildi. Başkan Aras: "Çocuklarımızın bilinçli bireyler olarak yetişmesi en önemli önceliğimizdir" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras "Çocuklarımızın afetlere ve acil durumlara karşı bilinçli bireyler olarak yetişmesi bizim en önemli önceliklerimizden biridir. Yangın güvenliği ve temel afet bilincinin erken yaşta kazandırılması, hem kendi güvenlikleri hem de toplumumuzun geleceği açısından büyük önem taşıyor. İtfaiye teşkilatımız yalnızca yangınlara müdahale eden bir birim değil, aynı zamanda önleyici ve eğitici çalışmalarıyla da toplumumuza hizmet etmektedir" dedi.
Muğla Cuma hutbesinde ’sanal kumar ve dijital bağımlılık’ uyarısı Cuma hutbesinin bu haftaki konusu "Bağımlılıkla mücadele Ramazan bir fırsattır" olurken, hutbede dijital bağımlılık başta olmak üzere bütün bağımlılıklardan Ramazan ayı vesilesiyle kurtulmanın mümkün olduğu vurgulandı. Cuma hutbesinin bu haftaki konusu "Bağımlılıkla mücadele Ramazan bir fırsattır" oldu. Hutbede, modern çağın en büyük tehditlerinden biri olan bağımlılık konusuna dikkat çekildi. Alkol, uyuşturucu ve dijital kumarın yuvaları yıktığının vurgulandığı hutbede, bağımlılıktan kurtulmak için Ramazan ayının bir fırsat olduğu belirtildi. Okunan hutbede, "İçerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerif, Allah’ın sevdiği bir kul olmak, kendimize çekidüzen vermek, varsa kötü söz ve davranışlarımızı terk etmek için büyük bir fırsattır. Bağımlılık, basit bir alışkanlık değildir. İnsanı sahte mutluluk ve geçici hazların esiri haline getiren bir hastalıktır. Kişinin, zamanını heba ederken günaha dalmasına, şiddete yönelmesine, hatta kendisinin ve ailesinin canına kastetmesine sebep olan büyük bir tehdittir. Her biri bir diğerinden tehlikeli olan bağımlılıkların başında alkol ve uyuşturucu maddeler gelmektedir. Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hanelerimize kadar giren bir başka bağımlılık ise dijital kumardır. Üzülerek ifade edelim ki, dijital kumar, toplumun azımsanmayacak bir kesimine sirayet etmiş durumdadır. Çok küçük miktarlarla başlanan dijital kumar, kişinin, evini ve arabasını satmasına, bütün imkanlarını bu yolda tüketmesine, borç batağına sürüklenmesine sebebiyet vermektedir. Aile bağlarının kopmasına neden olmaktadır" ifadeleri yer aldı. "Kötülerin insafına terk etmemeliyiz" Günümüzde birçok insanın dijital bağımlılık ile karşı karşıya olduğuna da dikkat çekilen hutbenin devamında "Sadece gençleri ve çocukları değil, anne ve babaları da esaret altına alan bir diğer bağımlılık ise dijital bağımlılıktır. Dijital bağımlılık, dikkati dağıtmakta, kişiyi yalnızlaştırmaktadır. İnsanların acısını, yardım edilmesi gereken bir durum olmaktan çıkarıp seyredilen bir içerik haline getirebilmektedir. Dijital bağımlılık sebebiyle, alış veriş sitelerinde, sanal oyun ve eğlencelerde vakitler israf, ömürler zayi edilmektedir. Aklı örten her türlü maddeden, kumar ve dijital bağımlılıklardan korunmanın en etkili yolu, bu kötülüklere hiç bulaşmamaktır. Gençlerimize ve çocuklarımıza sevgi ve güven temeline dayalı bir aile ortamı sunmaktır. Bütün tedbirlere rağmen bir şekilde zararlı alışkanlıkların müptelası olan kardeşlerimize elimizi uzatmak, onları kötülerin insafına terk etmemektir. Ayrıca kendi rahatımız için çocuklarımızın eline telefon ve tablet tutuşturmamaktır. Yemek yemeleri, bir köşede sessiz kalmaları için yavrularımızı zararlı oyun, çizgi film ve eğlencelerle baş başa bırakmamaktır. Zararlı alışkanlıklardan kurtularak yeni bir başlangıç yapalım. Unutmayalım ki, insan hayatı, bağımlılıklarla çürütülecek, dijital mecralarda tüketilecek kadar önemsiz ve değersiz değildir" ifadeleri kullanıldı.