SAĞLIK - 31 Ekim 2024 Perşembe 18:32

Yerin 150 metre altındaki mağara KOAH ve astım hastalarına umut oldu

A
A
A
Yerin 150 metre altındaki mağara KOAH ve astım hastalarına umut oldu

Çankırı’da hayata geçirilen ’Daha Güçlü Bir Nefes Projesi’, KOAH ve astım hastalarına umut oldu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen KOAH ve astım hastaları, Hititler’den kalan ve yerin 150 metre altında bulunan tuz mağarasında sağlıklarına kavuştu. Hastaların hastalık oranlarında ciddi düşüşler olduğu yapılan testlerle görüldü.


Çankırı’da, Çankırı Valiliği ile çeşitli kurumların işbirliği ile gerçekleştirilen ’Daha Güçlü Bir Nefes Projesi’, KOAH ve astım hastalarına umut oldu. Hititler döneminden kalan ve "Yer Altı Tuz Şehri" olarak adlandırılan tuz mağarasında, KOAH ve astım hastalarına yönelik farklı sosyal, kültürel ve sağlık etkinlikleri gerçekleştirildi. Yerin 150 metre altındaki mağara içerisinde, hastaların 15 gün boyunca günde 6 saat tuz ortamındaki havaya maruz kalmaları sağlandı. Tamamlanan projenin ardından değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda tuz mağarasındaki terapilere katılan 12 KOAH ve 2 astım hastasında 15 gün içerisinde yüzde 50 civarında iyileşme tespit edildiği belirtildi.


Hastaların hastalık oranlarında büyük bir düşüş görüldüğünü ifade eden Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Barış Değer, “Birinci gruptaki hastalarımızda 12 KOAH ve 2 astım hastamızı tedavi seansına almadan önce onlara dispne skalası adı verilen ve hastaların nefes darlığı derecesini ölçen bir gösterge çizelgesi uyguladık. Bu çizelgede, seansa başlamadan öne olan puan ortalamamız 3.2’ken 15’inci günün sonunda 1.7’ye düştü. Hastalarımız neredeyse iki katı daha fazla rahat nefes aldı. KOAH hastaları değerlendirme skalasında ise hastanın öksürüğünden, balgamından, rahat uyuyup, uyuyamamasından ve merdivenleri çıkarken nefes darlığı yaşayıp, yaşamamasına kadar değerlendiren bir testti. Bu testte, hastalar ilk geldiğinde ortalama 22’yken 15 günün adından 13’e düştü. Bu da KOAH hastalarımızın daha iyi nefes aldığı sonucuna geliyor. Hastaların hem fiziksel hem de ruhsal yaşam kalitelerini de ölçmek istedik. İki boyutta da son 15 gün içerisinde çok ciddi bir şekilde artış tespit ettik. Hastalara 6 dakika yürüme testi yapıldı. 347 metreden 402 metreye kadar çıktı. Son olarak bode skalası uygulandı. Bode indeksi derecesi 4.4’ken 2.5’e düştü” dedi.



"Tuz odalarında haloterapi seansları uygulandı"


Hastaların tedavisinin olum sonuçlandığını söyleyen Dr. Tuba Öztürk Haliloğlu ise, “Tedavinin iki ayağı bulunmakta. Hastalara önce günde 6 saat mağarada tedavi uygulandı. Daha sonra tuz odalarında haloterapi seansları uygulandı. 15 günün sonunda hastalarda belirgin bir şekilde nefes darlığında azalma efor kapasitesinde artma, daha rahat yürüyebilme, merdiven çıkabilme ve mukusu rahatça çıkartabilmeyi sağladığımızı gördük” diye konuştu.



"Yaşam kalitelerine yönelikte destek veriyoruz”


Proje çerçevesinde hastaların yaşam kalitelerinin artmasına da yardımcı olunduğunu dile getiren Yeşilay Cemiyeti Çankırı Şube Başkanı İsmail Özcan ise “Amacımız, burada tedavi olan hastaların aktif bir şekilde mağara içerisinde zaman geçirebilmeleri. Orada etkin bir şekilde hem sosyal hem de kültürel anlamda tuz atölyeleri, ebru sanatları, drama faaliyetleri gibi çeşitli etkinlikler yaparak aynı zamanda hastaların yaşam kalitelerine yönelikte destek veriyoruz” şeklinde konuştu.



’İkinci grubun tedavisine başlanacak’


Yaklaşık 22 ilden hastaların tedavi görmek için geldiğini söyleyen Başhekim Erhan Buru, “Özellikle Çankırı ve ülkemiz için çok faydalı olacağını düşündüğümüz bir proje başlatmış bulunduk. Bugüne kadar yaklaşık 22 ilden hastalarımız tedavi olmak için Çankırı’ya geldi. İkinci grubumuz da gelmeye başladı. Çok yakın bir tarihte onların da tedavisi başlamış olacak” ifadelerini kullandı.



Yerin 150 metre altındaki mağara KOAH ve astım hastalarına umut oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Özmen: "Baba, başka ülkelerin iç işlerine karışma" ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmen, "Buradan babama sesleniyorum, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmak istiyorsa o yönde hareket etmesini tercih ederim" dedi. Ankara 27. Aile Mahkemesine başvurarak ABD Başkanı Donald Trump’a babalık davası açan Necla Özmen, iddiasını bu kez ABD’ye taşıdı. Özmen, ABD Başkanı Donald Trump’ın biyolojik babası olduğunu öne sürerek, Amerika Birleşik Devletleri’nde yetkili mahkemeye avukat aracılığıyla başvuruda bulundu. Başvurunun kabul edilmesinin ardından dava açılacağı öğrenildi. Özmen’in Türkiye’de açtığı dava iddiaların somut delillerle desteklenmediği gerekçesiyle reddedilirken, karar istinaf mahkemesine taşınmıştı. "Amerika’da davanın açıldığını biliyorum" Buna ilişkin açıklamalarda bulunan Özmen, "Daha önce Trump’a babalık davası Türkiye’de açmıştım. O konuda zaten olumsuz şeyler olacağını bildiğim için elçilik yoluyla, ABD elçiliği aracılığıyla Amerikan Aile Mahkemesi’ne babalık davası için dilekçe gönderdim. Hatta Amerika’daki Türk avukatlarla görüştüm. Onlar da bu konuyla ilgili dava sürecini takip ediyor. Kendileri bana bilgi veriyor. Henüz bir açıklama gelmedi bana ama Amerika’da davanın açıldığını biliyorum" dedi. Özmen şöyle devam etti: "Bir ülkenin iç işlerine karışılmasını doğru bulmuyorum. Kimse kimsenin ülkesine karışamaz, meşru kılamaz. ABD devleti tarafından mağdur bırakılıyorum. Haklarım gasbediliyor, ben haklarımı arıyorum. ABD devletinin de bana devlet olarak sahip çıkmasını istiyorum. Bir an önce bu babalık davasının da sonuçlanmasını talep ediyorum." "Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum, bu savaşı bitirin" ABD Başkanı Trump’a seslenen Özmen, "Trump, ülkeyi, ABD’yi kalkındırmak, güçlü bir hâle getirmek istediğini söylüyor. O zaman başka ülkelerin iç işlerine karışarak bu iş olmaz. Yani tamam, yaptığı doğru şeyler de var ama hataları da var. Buradan babama sesleniyorum, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmak istiyorsa o yönde hareket etmesini tercih ederim. Yani savaşın bitmesini istiyorum, çünkü birçok ülkeye zararı oluyor. Savaş istemiyorum. Bir ülkenin iç işlerine karışmak doğru değil. Dünyadaki ülkelerin de düzelmesini istiyorum. Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum, bu savaşı bitirin. Başka insanların canı yanmasın. Yani bu şekilde hiçbir ülkeye fayda olmaz, zararı olur" ifadelerini kullandı. "Umarım gerçek olur" Yapay zekayla Trump ile yan yana oldukları fotoğraf hakkında ise Özmen, "Bu resmi görünce hoşuma gitti. Zannedersem yapay zekâ ile yapılmış. Gerçek gibi duruyor. Umarım gerçek olur. Yani kendisiyle bu şekilde görüşebilirim. Yaşadıklarımı dile getirebilirim. Bir baba olarak bana da sahip çıkmasını isterim. Yani iyi bir insana benziyor aslında. Ama nedense bazen aile meselesinden uzak durabiliyor. Ama durmasını istemiyorum. Gerçekten bana sahip çıkmasını istiyorum" dedi. "Bir baba-kız sıcaklığı görmedim" Fotoğrafı görünce duygulandığını ifade eden Özmen, "Çok duygulandım. Gerçek baba-kız gibi gözüküyor. Gerçekten çok duygulandım. Yani uzun yıllardır çok sıkıntı çektim. Böyle bir sıcaklığı hiç duymadım. Yani bir baba sıcaklığı, bir baba-kız sıcaklığı görmedim. Yani resimde onu ifade ediyor. Gerçek gibi duruyor. İnşallah gerçek olur" diye konuştu.
Sakarya Sakarya’da sokak arasındaki sırrı çözülemeyen türbe merak konusu oldu Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 5 katlı binanın zemin katında yer alan ve kime ait olduğu kesin olarak bilinmeyen türbe, görenlerin dikkatini çekiyor. Binanın inşaat sürecinde yaşandığı rivayet edilen gizemli olaylar nedeniyle dokunulamayan ve koruma altına alınan türbe, mahalle sakinleri tarafından "mahallenin koruma kalkanı" olarak görülüyor. Adapazarı ilçesinde bulunan bir binanın giriş katındaki dükkanların hemen yanında yer alan türbe, alışılmışın dışındaki görüntüsüyle merak uyandırıyor. Apartman sakinleri ve çevre esnafı, inşaat döneminden bu yana kulaktan kulağa yayılan efsanelerle türbeyi muhafaza etmeye devam ediyor. "Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" Bölgede 2018 yılından bu yana esnaflık yapan Erdal Şekerci, türbenin korunma sürecine dair anlatılanları dile getirerek, "Burası ile ilgili sadece kulaktan duyma bilgilerim var. Anlatılanlara göre; bu bina inşaat halindeyken müteahhit hasta olmuş, kazalar geçirmiş. İnşaat esnasında kepçelerin zarar gördüğü söyleniyor. Bu gibi aksilikler meydana gelince burası kazılamamış. Burada bir şehit olduğu, rahatsız edilmek istemediği kanaati oluşunca da bölge koruma altına alınmış. Binayı türbenin etrafını çevirerek inşa etmişler. Biz de zarar görmemesi için dışına demir korumalar yaptık. Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" dedi. "Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var" 22 senedir aynı mahallede esnaflık yapan Turgay Lüleci ise, türbede yatan zatın Kurtuluş Savaşı şehitlerinden biri olduğunun rivayet edildiğini belirtti. Lüleci, "Söylentilere göre kendisi burada şehit düşmüş. Yıllar sonra bina yapılmak istenince varlığı ortaya çıkmış. Kazı çalışmalarında kepçelerin kırılması gibi çeşitli alametler olduğu anlatılıyor. Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var. Buraya yeni birisi taşındığında ya da dükkan açtığında, ilk gece onları karşıladığı söylenir. İnsanlar kapılarının açıldığını ve içeriye çok güzel kokular geldiğini anlatıyor. Mübarekler bulundukları bölgenin koruma kalkanıdır. Ayette de buyurduğu gibi ’Onlara ölü demeyiniz, onlar diridirler’" diye konuştu.
Edirne Selimiye yeniden açıldı, Edirne ziyaretçi akınına uğradı Mimar Sinan’ın "Ustalık eserim" dediği Selimiye Camii, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeniden ziyarete açıldı. Camiyi ziyaret etmek için Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce kişi Edirne’ye geldi. Ramazan ayının manevi atmosferi, Osmanlı’ya başkentlik yapmış kadim şehir Edirne’de bu yıl çok daha güçlü hissediliyor. Yaklaşık dört buçuk yıl süren kapsamlı restorasyonun ardından yeniden ibadete ve ziyarete açılan Selimiye Camii, kenti adeta ziyaretçi akınına uğrattı. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak kabul edilen ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan caminin kapılarını yeniden açmasıyla birlikte Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce kişi Edirne’ye geldi. Özellikle hafta sonu yaşanan yoğunlukta kent merkezinde trafik zaman zaman kilitlendi. Güzel havanın da etkisiyle tarihi çarşılar, Selimiye Meydanı ve turistik noktalar bayram havasını aratmayan görüntülere sahne oldu. Esnaf yoğunluktan memnun Edirne’de esnaflık yapan Recep Dural yaşanan yoğunluğa dikkat çekerek, "Ramazan’ın bereketini Edirne’de hep birlikte yaşıyoruz. Hafta sonu bütün işletmeler, Edirne’nin tamamı doldu taştı. Trafik kilitlendi, meydanlarda gelen misafirler meydanları doldurdu. Muhteşem Selimiye’nin açılması ve havanın da güzel olmasıyla on binlerce misafir Edirne’ye geldi. Edirne bir bayram havasında. Hem ciğerciler, hem badem ezmeciler, hem de Selimiye Camii’nde adım atacak yer kalmadı. İnşallah bayramda da bu gelen on binlerin üstünde insanı yine bekliyoruz. Edirne’ye gelin diyoruz, ciğerimizi yiyin, tarihimizi görün, muhteşem Selimiye Camii’nde bu manevi havayı hep birlikte yaşayın diyoruz" dedi. Turizmde beklenen hareketlilik başladı Kentte turizm alanında faaliyet gösteren profesyonel turist rehberi Sedef Kozel Terkos ise, Selimiye Camii’nin açılmasının şehir için büyük bir kazanım olduğunu belirterek, "Yaklaşık dört buçuk yıldır restorasyondaydı. Nihayet açıldı. Çok şükür mutluyuz. Ülkenin dört bir tarafından insanlar akın akın bu camiyi ziyarete geliyor. Selimiye’nin önündeyiz ve yoğunluğu hep birlikte görüyoruz" ifadelerini kullandı. Selimiye Camii’nin açılmasının ardından şehirde ciddi bir hareketlilik yaşandığını belirten esnaf, özellikle Trakya illeri ve İstanbul’dan gelen ziyaretçi sayısında belirgin artış olduğunu ifade ettleri. Hafta sonları yaşanan yoğunlukla birlikte hem konaklama sektöründe hem de yeme-içme işletmelerinde doluluk oranlarının yükseldiği bildirildi. Ramazan ayının manevi iklimiyle birleşen bu yoğunluk, Edirne’yi adeta bir buluşma noktasına dönüştürdü. Ziyaretçiler bir yandan Selimiye Camii’nin ihtişamlı kubbesi altında ibadet etmenin huzurunu yaşarken, diğer yandan şehrin tarihi ve kültürel zenginliğini keşfetme fırsatı buluyor.
Ankara Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Özmen: "Baba, başka ülkelerin iç işlerine karışma" ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmen, "Buradan babama sesleniyorum, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmak istiyorsa o yönde hareket etmesini tercih ederim" dedi. Ankara 27. Aile Mahkemesine başvurarak ABD Başkanı Donald Trump’a babalık davası açan Necla Özmen, iddiasını bu kez ABD’ye taşıdı. Özmen, ABD Başkanı Donald Trump’ın biyolojik babası olduğunu öne sürerek Amerika Birleşik Devletleri’nde yetkili mahkemeye avukat aracılığıyla başvuruda bulundu. Özmen’in, Türkiye’de açtığı dava iddiaların somut delillerle desteklenmediği gerekçesiyle reddedilirken, karar istinaf mahkemesine taşınmıştı. Başvurunun kabul edilmesinin ardından dava açılacağı öğrenildi. "Amerika’da davanın açıldığını biliyorum" Buna ilişkin açıklamalarda bulunan Özmen, "Daha önce Trump’a babalık davası Türkiye’de açmıştım. O konuda zaten olumsuz şeyler olacağını bildiğim için elçilik yoluyla, ABD elçiliği aracılığıyla Amerikan Aile Mahkemesi’ne babalık davası için dilekçe gönderdim. Hatta Amerika’daki Türk avukatlarla görüştüm. Onlar da bu konuyla ilgili dava sürecini takip ediyor. Kendileri bana bilgi veriyor. Henüz bir açıklama gelmedi bana ama Amerika’da davanın açıldığını biliyorum" dedi. Özmen şöyle devam etti: "Bir ülkenin iç işlerine karışılmasını doğru bulmuyorum. Kimse kimsenin ülkesine karışamaz, meşru kılamaz. ABD devleti tarafından mağdur bırakılıyorum. Haklarım gasp ediliyor, ben haklarımı arıyorum. ABD devletinin de bana devlet olarak sahip çıkmasını istiyorum. Bir an önce bu babalık davasının da sonuçlanmasını talep ediyorum." "Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum, bu savaşı bitirin" ABD Başkanı Trump’a seslenen Özmen, "Trump, ülkeyi, ABD’yi kalkındırmak, güçlü bir hâle getirmek istediğini söylüyor. O zaman başka ülkelerin iç işlerine karışarak bu iş olmaz. Yani tamam, yaptığı doğru şeyler de var ama hataları da var. Buradan babama sesleniyorum, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmak istiyorsa o yönde hareket etmesini tercih ederim. Yani savaşın bitmesini istiyorum çünkü birçok ülkeye zararı oluyor. Savaş istemiyorum. Bir ülkenin iç işlerine karışmak doğru değil. Dünyadaki ülkelerin de düzelmesini istiyorum. Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum, bu savaşı bitirin. Başka insanların canı yanmasın. Yani bu şekilde hiçbir ülkeye fayda olmaz, zararı olur" ifadelerini kullandı. "Umarım gerçek olur" Yapay zekayla Trump ile yan yana oldukları fotoğraf hakkında ise Özmen, "Bu resmi görünce hoşuma gitti. Zannedersem yapay zekâ ile yapılmış. Gerçek gibi duruyor. Umarım gerçek olur. Yani kendisiyle bu şekilde görüşebilirim. Yaşadıklarımı dile getirebilirim. Bir baba olarak bana da sahip çıkmasını isterim. Yani iyi bir insana benziyor aslında. Ama nedense bazen aile meselesinden uzak durabiliyor. Ama durmasını istemiyorum. Gerçekten bana sahip çıkmasını istiyorum" dedi. "Bir baba-kız sıcaklığı görmedim" Fotoğrafı görünce duygulandığını ifade eden Özmen, "Çok duygulandım. Gerçek baba-kız gibi gözüküyor. Gerçekten çok duygulandım. Yani uzun yıllardır çok sıkıntı çektim. Böyle bir sıcaklığı hiç duymadım. Yani bir baba sıcaklığı, bir baba-kız sıcaklığı görmedim. Yani resimde onu ifade ediyor. Gerçek gibi duruyor. İnşallah gerçek olur" diye konuştu.