Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, tarihte iz bırakan Çorum’un önemli şahsiyetlerinin hayatı anlatıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, "Osmancık’ın, Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır" dedi.
Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar" sempozyumu Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından Veli Paşa Hanı ve Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gibi kentin simge değerleri tarihi kaynaklar ışığında konuşuldu. Sempozyumda Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil Ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu tarafından sunumlar yapıldı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisylenler, çok sayıda öğrenci katıldı.
"Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir"
Düzenlenen sempozyumda açılış konuşmasını yapan Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan’ı Prof. Dr. Zekeriya Işık, "19. asrın sonlarına geldiğimizde Çorum, arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camii, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı, çarşı ve pazarları ile Türk İslam medeniyetini temsil eden önemli bir merkez hüviyetindedir. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı maalesef modernitenin çarkları arasında örselenmiş, öğütülmüş ve kaybedilmiş durumdadır. Geriye kalanları hangi ahvalde bulunursa bulunsun kurtarmak, gelecek nesillere aktarmak başta sorumluluk sahibi şahıs ve kurumlar olmak üzere tüm şehir olarak her hepimizin başlıca görevidir. Zira her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası baba, ata ocağıdır. Kale, Ulu Cami, Hıdırlık, Çöplük Çarşısı, Paşa Hamamı, Taş Han, Güpür Hamamı ve daha niceleri bu toplumun ortak kültür mirası yani baba ocağıdır. Kadim Anadolu tabiriyle bu ocakları tüttürmek, mekan ile özdeşleşmiş, onunla kaim olmuş ve asırlar boyu hüküm süre gelmiş olan milli ve manevi değerleri, gelenek ve görenekleri ecdattan alıp nesle teslim etmek tarihi bir vebal ve sorumluluktur" dedi.
"Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor"
Sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından biri olan Veli Paşa Hanı’nın tarihiyle ilgili bilgi veren Işık, "Veliyyüddin Paşa 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıyor. Bunun yerine yeni bir bina inşa ettiriyor ki bu bina Velipaşa Han’dır. Üst katta 43, alt katta 16 oda olmak üzere toplam 59 odadan meydana gelen 1 kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, bir miktar avlu ve ikişer kanatlı sokak kapısı içeriyor. Velipaşa Hanı’nın 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edilmiş. Velipaşa’dan günümüze kalan yapıların en önemlisinden biri Velipaşa Konağı. Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor. Hanın en önemli özelliği Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini yansıtması ve ondan da çok önemli bir farklı olarak üç katlı olmasıdır. Üçüncü katı bir otel olarak kullanılmaktadır" diye konuştu.
"Sadrazamlar şehri sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır"
Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa’nın hayatını anlatan Ankara Üniversitesi Dil Ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu da, "Osmancık’ın, Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır. 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayı üçe çıkıyor. Osmancıklıların da haklı olarak övündükleri gibi bir ’sadrazamlar şehri’ sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır. Baltacı Mehmet Paşa’nın sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğu, gençliğini Osmancık’ta geçirdiği kayıtlıdır. Bir süre Akdeniz sahillerinde pek çok memleketi gezmesini sağlayan gemicilik işinde çalıştığı ve bu esnada Kuzey Afrika’da tanıdığı Mağripli bir şeyhin kendisine ileride ve vezir-i azam olacağına dair haber vermesi sebebiyle saray hizmetine yöneldiği anlaşılmaktadır. Akrabasından Hacı Sefer adlı birinin vasıtasıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiği belirtilir. Bu yüzden Baltacı namıyla anılmıştır. Güzel sese ve nefese sahip olarak musikiye alakası olduğu için güzelce müezzin diye de şöhret kazanmıştır" şeklinde ifade etti.








