KÜLTÜR SANAT - 13 Ocak 2026 Salı 16:08

Çorum’un lezzetleri dünyaya açılıyor: Hedef gastronomi şehri olmak

A
A
A
Çorum’un lezzetleri dünyaya açılıyor: Hedef gastronomi şehri olmak

Çorum’un zengin mutfak kültürünü UNESCO ağına taşımak için başlatılan "Gastro Çorum" projesinin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. 30 coğrafi işaretli ürünün sergilendiği programda, Çorum’un gastronomi şehri olması için belirlenen yol haritası anlatıldı.


Çorum’un köklü yemek kültürünü uluslararası alanda tescillemek ve şehri bir gastronomi şrhti haline getirmek amacıyla hayata geçirilen "Gastro Çorum" projesinin tanıtım toplantısı, kentteki bir otelde yapıldı. Protokol üyelerinden ilçe belediye başkanlarına, kurum müdürlerinden öğrencilere kadar geniş bir kitlenin katıldığı program, Çorum’un tescilli 30 coğrafi işaretli yiyeceği ile tescil aşamasında olan yöresel lezzetleri görücüye çıktı. Katılımcılar, sergilenen ürünler üzerinden Çorum mutfağının tarihi derinliğini inceleme fırsatı buldu. Programın açılış konuşmalarını Çorum Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın ve Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk gerçekleştirdi. Protokol konuşmalarının ardından yemek yazarı ve mutfak kültürleri danışmanı Filiz Hösükoğlu, Çorum mutfağı ve gastronomi kültürü hakkında, UNESCO ağına katılmak için hazırlanan başvuru dosyasının aşamaları hakkında bilgi verirken, Yasemin Türkan Cerit Doğan ve Yöresel Mutfak Araştırmacısı ve Gastro Çorum Proje Danışmanı Adnan Şahin, Çorum gastronomisinin tarihi ve kültürel değerleri ile UNESCO sürecinde kurumlara düşen görevleri anlattı. Sunumların ardından Çorum ve ilçelerine özgü kültürel değer taşıyan yemekler, tatlılar ve yöresel ürünlerin detaylı tanıtımı yapıldı. Programın finalinde ise misafirlere kentin tescilli lezzeti İskilip dolması ikram edildi.


"Aday şehirler arasında ön planda olduğumuzu biliyoruz"


Programda konuşan Çorum Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, "Çorum leblebimiz, İskilip dolmamız, Hititler’den aldığımız mutfağımız ve çok lezzetli hamur işlerimizle gastronomiye aday şehirler arasında ön planda olduğumuzu biliyoruz. Bu değerlere sahip olmak, hepimize bir sorumluluk da yüklüyor. Bunların tanıtılması, gelecek nesillere aktarılması, hepimizin görevleri arasında. Çorum olarak biz bunlara sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Gastronomi yerel kalkınmanın ve turizmin en önemli unsurlarından birisi. Biz bu yerel değerlerimizi dünyaya da tanıtırız diye ümit ediyorum" dedi.


"Çorum, Hititlerin başkenti olarak bizim için payitahttır, başkenttir"


Düzenlenen programda konuşan Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, "Şehrimizin tüm değerlerine güveniyoruz, ilçelerimize güveniyoruz. 14 ilçemiz, 2 beldemiz 750’yi aşkın köyümüzle bu işin arkasındayız, tüm şehir arkasında. Bir söz vardır, ’bir payitaht her zaman payitahttır.’ Bir başkent her zaman başkenttir. Bu anlamda Çorum, Hititlerin başkenti olarak bizim için payitahttır, başkenttir. Biz başardık, hep başardık. Yine başarırız, hep birlikte başardık. Yine hep beraber başarırız. Allah’ın izniyle, 2027 itibarıyla yapacağımız başvuru neticesinde gastronomi şehri olur" diye konuştu.


"Anadolu’nun kültürünü aşıklarında mutfağına kadar taşımış bir Çorum"


Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk de Çorum’un kültürel değerlerine dikkat çekerek, "Hitit medeniyeti zaten dünyada adını koymuş, birçok farklı medeniyetlere de beşiklik etmiş bir coğrafya. En önemlisi de Hitit medeniyetinin başkenti Çorum’da. Anadolu irfanı deyince, Anadolu’nun özünde, ortasında ve Anadolu’nun kültürünü aşıklarından mutfağına kadar taşımış bir Çorum. Çorum’da yer alan Hitit Üniversitesi olarak master planda belirlediğiniz, altı alanın her birinde akademisyenlerimiz ve altyapımızla sizlerle birlikte olmaktan büyük bir gurur ve memnuniyet duyacağımızı ifade etmek istiyorum. Vunda Çorumumuzun geleceği ve Hitit medeniyetinden bugüne kadar Anadolu irfanıyla beraber, Anadolu harmonisini dünyaya tanıtımında Hitit Üniversitesi olarak yer almaktan büyük gurur duyacağınızı ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Memişoğlu: "Tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik, daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik ve önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" dedi. Tıp ve Kültür Sanat Sempozyumu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesinde düzenlendi. 13-14 Ocak tarihleri arasında düzenlenecek sempozyumun açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarından önce doktorlardan oluşan orkestranın müzik dinletisi izleyicilerle buluştu. Ardından sempozyum hakkında hazırlanan video gösterimi yapıldı. "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modelimizle geçmişten devraldığımız bu birikimi çağın imkanlarıyla buluşturuyoruz" Video gösterim ve orkestranın ardından açılış konuşmasını yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, koruyucu sağlık hizmetlerini merkeze alan bir sağlık politikası yürüttüklerini belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla hayata geçirdiğimiz Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modelimizle geçmişten devraldığımız bu birikimi çağın imkanlarıyla buluşturuyoruz. Bugün bizler, geçmişin birikimini geleceğin bilimiyle buluşturarak; yeni İbn-i Sina’ların, Safiye Ali’lerin, Gazi Yaşargil’lerin yetiştiği; bilimsel çalışmaların ortaya konulduğu güçlü bir sağlık ekosistemi inşa etmek için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. ‘Taşa Kazınan Şifa’ sergisinin tıp alanındaki gelişmelerin bugüne yansıması olduğunu aktaran Memişoğlu, "Bu köklü birikimin bugün nasıl bir hafızaya ve estetik dile dönüştüğünü ise, sempozyum kapsamında ziyaretçilerle buluşan ‘Taşa Kazınan Şifa’ sergisi son derece çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Sergi; Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dünyasında şifayı kurumsallaştıran kadınların izini, mimariyle iç içe geçmiş sembolik bir dille bugüne fısıldamaktadır" diye konuştu. "Tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik ve önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" Memişoğlu, tıp alanındaki faaliyetlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik ve önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Böylece birinci basamakta, koruyucu sağlık anlayışını güçlendiren bütüncül bir hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarını; bilimsel, etik ve mevzuat temelli bir çerçevede sağlık sistemimizin bir parçası haline getirmiş bulunuyoruz. Ülkemizde; 83 GETAT Uygulama Merkezi, 2 bin 160 Ünitesi ve 13 bin 485 sertifikalı hekimimizle insanımıza hizmet vermekteyiz. Bugüne kadar 1 buçuk milyon vatandaşımız, toplamda 3 milyon kez bu hizmetlerden faydalanmıştır." "Bu iki alan, insanlığın ortak hafızasını, estetik anlayışını ve şifa arayışını birlikte şekillendirmiştir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise, tıp ve kültür sanat alanının insanlığın ortak hafızasını, estetik anlayışını ve şifa arayışını birlikte şekillendirdiğini dile getirerek, "Tıp, insanın hem bedenini hem de ruhunu da anlamaya yönelik bir ilim. Kültür ve sanat ise insanın ruhunu besleyen, ona derinlik kazandıran en güçlü ifade alanları. Bu iki alan, insanlığın ortak hafızasını, estetik anlayışını ve şifa arayışını birlikte şekillendirmiştir. Anadolu’nun bu kadim toprakları, bu bütüncül yaklaşımın en zengin örneklerine ev sahipliği yapmıştır. Bu yaklaşımın düşünsel temellerini, büyük hekim ve filozoflarımızın eserlerinde de açıkça görebilmekteyiz" değerlendirmesinde bulundu. "Kültürü hayatın her alanına taşıyan bir anlayışla çalışıyoruz" Tedavi ile sanatın, akıl ile kalbin birlikte ele alındığına dikkati çeken Ersoy, şu ifadeleri kullandı: "Darüşşifalardan medreselere kadar pek çok alanda; tedavi ile sanatın akıl ile kalbin birlikte ele alındığını görüyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu sempozyum, işte bu kadim geleneğin çağdaş bir yansımasıdır. Günümüzde tıp bilimi büyük bir hızla ilerlerken, insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak ele almak yeterli değildir. Sanatın iyileştirici gücü, modern tıbbın insana dokunan yönünü güçlendirmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler, kültürü hayatın her alanına taşıyan bir anlayışla çalışıyoruz. Sanatın, bilimin ve insan sağlığının kesiştiği bu tür platformları son derece kıymetli buluyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kültürle güçlenen bir toplum, geleceğe daha sağlam adımlarla yürür. Bu sempozyumun; disiplinler arası yeni bakış açıları geliştirilmesine, ortak projelerin doğmasına ve kalıcı iş birliklerinin kurulmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Bilginin sanatla, bilimin insan hikayesiyle buluştuğu her adım, medeniyet yolculuğumuza değer katacaktır."