SAĞLIK - 30 Nisan 2019 Salı 17:05

Doğuştan kalp açıklığına dikkat

A
A
A
Doğuştan kalp açıklığına dikkat

Uzmanlar, doğuştan kalp açıklığı olarak bilinen ‘PFO’ya dikkat edilmesi ve ilerleyen dönemlerde felç ve kalp krizine karşı kontrolünün mutlaka yapılması gerektiğini ifade ederek, “Anne karnında gelişim halinde iken olabilen bu gizli tehlike yıllar sonra bile fark edilemeyebiliyor” uyarısında bulundu.

Uzmanlar, doğuştan kalp açıklığı olarak bilinen ‘PFO’ya dikkat edilmesi ve ilerleyen dönemlerde felç ve kalp krizine karşı kontrolünün mutlaka yapılması gerektiğini ifade ederek, “Anne karnında gelişim halinde iken olabilen bu gizli tehlike yıllar sonra bile fark edilemeyebiliyor” uyarısında bulundu.


Özel Denizli Tekden Hastanesi Kardiyoloji Uz. Dr. Nihat Pekel, 8 yıl önce kalp krizi geçirmiş, bir yıl önce de geçici felç geçirmesi nedeni ile hastaneye başvuran bir hastayı hastane doktorlarından Nöroloji Uzmanı Dr. Bülent Ünlü ile muayene ettiklerini söyledi. Pekel, “Beyin arterine emboliyi açıklayacak diğer bir neden bulunmayıp bize yönlendirilen 54 Yaşında bayan hastamızda saptadığımız doğuştan kalp açıklığının ‘PFO’ halk arasında şemsiye yöntemi olarak da bilinen özel cihazlarla ameliyatsız olarak kapalı yöntemle kapattık. Hastamıza bu işlemi narkoz vermeden, kasıkta bulunan toplar damara iğne ile girerek, kateter dediğimiz özel borularla kalbin sağ tarafından açıklığa ulaşarak gerçekleştirdik. Hastamızı da ertesi gün şifa ile taburcu ettik. Burada ilginç olan bu hastamızın beyin felcinden yaklaşık 8 yıl önce kalp krizi geçirmiş olması ve bu olayında yüksek ihtimalle mevcut kalp açıklığına bağlı muhtemel pıhtı atması durumu olduğudur. Çünkü biz bu hikayeden dolayı hastamıza kalp damar anjiyosu da yaptık ve önceden tıkalı olan kalp damarının şu anda tamamen normal ve açık olduğunu saptadık” dedi.



“Toplumda insanların yaklaşık yüzde 20’sinde bu kaynaşma tam olmaz”


Pakel, Patent Foramen Ovale ‘PFO’ denilen oluşumu, anne karnında gelişim halinde iken anneden göbek bağı ile kalbin sağ kulakçığına gelen temiz kanın sol kulakçığa ve oradan sol karıncık vasıtası ile vücuda dağılmasını sağlayan olması gereken doğal bir açıklık olarak nitelendirdi. Pakel, “Anne karnındaki fetusta akciğerler oksijenlenme görevi görmediklerinden bu açıklık sayesinde anneden gelen oksijenden zengin kan organlarımızın gelişmesini sağlar. Ancak doğumla birlikte akciğerler çalışmaya başladığında kanın oksijenlenmesi sağlanmış olur ve kulakçıkların tabanından ve çatısından gelen iki yaprağın arasında kalan bu açıklık, sol taraf basıncının artması ile birbirine yaklaşır ve zaman içinde kaynaşarak kapanır. Ancak toplumda insanların yaklaşık yüzde 20’sinde bu kaynaşma tam olmaz ve belli derecelerde bu açıklık devam eder. Yaşamın ileriki yıllarında toplayıcı damarlarımızda oluşan pıhtılar bu açıklık olmadığında normalde kalbimizin sağ tarafından geçerek akciğerlerde temizlenir ve kalbin sol tarafına ve dolayısıyla atardamarlara ulaşamazlar. Ancak bu açıklık varlığında ıkınma, öksürük gibi kalbin sağ tarafında anlık basınç artışına neden olan durumlarda var olan bir pıhtı o anda sol kulakçığa ve oradan sol karıncığa ve atardamarlar vasıtası ile vücudumuzun herhangi bir organına gidebilir. Bu duruma arteriyelemboli ‘atardamarın pıhtı atmasına bağlı tıkanması’ diyoruz. Eğer bu organ beyin olursa sonuç felç hali, eğer kalp atardamarı olursa kalp krizi hali olabilir” diye konuştu.



“Tanıda en çok kullandığımız EKO dediğimiz kalp ultrasonu”


Embolinin genelde felç geçiren hastaların yapılan kalp muayenelerinde tespit edildiğini ifade eden ve mutlaka müdahale edilmesi gerektiğini dile getiren Pakel şunları söyledi:


“Diğer organlara olan emboliler fark edilmeyebilir. Biz bu açıklıkları genelde felç geçiren hastaların yapılan kalp muayenelerinde saptıyoruz. Özellikle nöroloji uzmanları tarafından beyin arteri embolisinin diğer nedenleri saptanmadığında ve emboli nedeni gizli olarak kalmışsa bu PFO dediğimiz oluşumun bazı özel tetkiklerle araştırılması gerekir. Tanıda en çok kullandığımız EKO dediğimiz kalp ultrasonu işleminin yemek borusundan yapılan endoskopik versiyonudur. Burada yemek borusunun kalbin kulakçıklarına olan yakınlığı nedeni ile kalbin kulakçıklarının ayıran bölme çok net olarak değerlendirilmektedir. Bu özel tetkikle PFO varlığı ve buradan sağdan sola serbest geçiş olduğu kanıtlandıktan sonra tedavide iki seçenek vardır. Ya uzun dönem güçlü kan sulandırıcı ilaçlar kullanarak toplar damarlarda pıhtı oluşumunu engellemek yada özel olarak üretilmiş cihazlarla açıklığı kapatmak gerekir.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Kamp yaparken kaybolan Elif Kumal’ın yengesi konuştu Balıkesir’in Erdek ilçesi Kapıdağ Yarımadası’nda kamp yaptığı sırada kaybolan Elif Kumal’ı arama çalışmaları 6. gününde sürerken, Elif Kumal’ın yengesi Fatma Kumal, "O akşam bu bölgede silah sesleri duyulduğu söyleniyor. Ya yaraladılar, bir yere sakladılar ya da bir itiş kakış sırasında zarar verdiler. Nerede olduğunu onlar biliyor. Benim kapıma da getirip bıraksınlar kardeşimi" dedi. Kapıdağ Yarımadası’nda kamp yaptığı sırada kaybolan Elif Kumal’ı arama çalışmaları 6. gününde sürerken, Elif Kumal’ın yengesi Fatma Kumal, yaşanan sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Fatma Kumal, Enis G. ile olay günü yaşanan telefon görüşmesini şu sözlerle anlattı: "Enis beni Messenger üzerinden aradı. Benim sosyal medyamda ekli değil, numarası da yoktu. Aramasını gördüm, geri döndüm. Yanlışlıkla mı aradın, bilinçli mi diye sordum. Bana Elif’in kayıp olduğunu söyledi. Saat 11.23’tü." Elif’in kaybolduğu sürece ilişkin Kumal, "(Enis G.) Gece bir tartışma olduğunu, Elif’in ortamdan ayrıldığını söyledi. Eve gittiğini iddia etti ama bizim evimizin girişinde kamera var, herhangi bir giriş çıkış yok. ‘Sabaha kadar dağda aradım’ diyor ama beni saat 11.23’te arıyor. Olay gece oluyor. Bu vakte kadar neden beklendi? Bunun saati mi var şüpheli bir vaka bu" dedi. Fatma Kumal, "Altı gündür bu dağlarda elimiz boş dönüyoruz. Ne araba var ne kardeşimiz. Kuş olup uçmadı, yer yarılıp içine girmedi. Yemek yok, uyku yok. Gözünü kapatınca bile açmak istiyorsun. Kabustan uyanmak istiyorum" dedi. Olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığını iddia eden Kumal, "Bu şahıs darbettiği halde eli kolu serbest geziyor. Benim içim bunu kaldırmıyor. Bu ülkenin de kaldırmasını istemiyorum. Herkes bildiğini konuşsun. Saklayan olabilir. Bugün bize, yarın size" diye konuştu. Silah sesleri iddialarına da değinen Kumal, "O akşam bu bölgede silah sesleri duyulduğu söyleniyor. Ya yaraladılar, bir yere sakladılar ya da bir itiş kakış sırasında zarar verdiler. Nerede olduğunu onlar biliyor. Benim kapıma da getirip bıraksınlar kardeşimi" dedi. Kumal, "İzlemekle yaşamak çok farklı. Ben iki küçük çocuğumu evde bırakıp geldim. Burada dondurucu bir soğuk var. AFAD, jandarma, gönüllüler herkes sahada ama alan çok büyük. Sahalar genişletilmeli. Lütfen destek olun" ifadelerini kullandı. Öte yandan Elif Kumal’ın kamp yaptığı alan, gölet bölgesi ve çevresi Bayraktar TB2 insansız hava aracı ile sürekli olarak havadan taranırken, helikopter destekli aramaların da aynı bölgelerde aralıksız sürdüğü öğrenildi. Kara, hava ve su altı unsurlarının koordineli şekilde yürüttüğü çalışmalara gönüllü off-road grupları da destek veriyor. Yetkililer, arama kurtarma faaliyetlerinin çok yönlü olarak devam ettiğini bildirirken, soruşturma kapsamında adli sürecin sürdüğü kaydedildi.
Antalya Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2025’te 1 milyon 857 bin hastaya sağlık hizmeti sundu Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, 2025 yılında 2 bin 124 sağlık personeliyle birlikte toplam 1 milyon 857 bin 740 hastaya ayaktan sağlık hizmeti verildiğini açıkladı. 2025 yılı sağlık hizmeti verilerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Hastane olarak tüm sağlık çalışanlarımızla birlikte, hasta ve hasta yakınlarımıza bilimin ışığında gelişen teknolojik altyapımızla kaliteli sağlık hizmeti sunmak adına çalışıyoruz. Acil servis dâhil olmak üzere 2025 yılında toplam 1 milyon 857 bin 740 hastamızın ayaktan tedavisini gerçekleştirdik. Acil serviste 430 bin 463 hastamızın muayenesi yapıldı. Hastanemizde 30 bin 122 hastamız yatarak tedavi gördü. 32 bin 156 hastamızın ise başarılı bir şekilde ameliyatını gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Doğum hizmetlerine de değinen Prof. Dr. Yılmaz, "Hastanemizde bin 402 bebek dünyaya gözlerini açtı. Anne ve baba olma heyecanı yaşayan ailelerin mutluluklarına ortak olduk" diye konuştu. Diyaliz ve fizik tedavi hizmetleri hakkında da bilgi veren Karakuş Yılmaz, bin 88 diyaliz hastasına 10 bin 441 seans hizmet verildiğini, 2 bin 505 hastaya anjiyo işlemi uygulandığını, Fizik Tedavi Ünitesi’nde ise 145 bin 85 seans FTR hizmeti sunulduğunu söyledi. Yılbaşı gecesi bin 641 hastaya sağlık hizmeti verildi Yılbaşı dönemine ilişkin verileri de paylaşan Prof. Dr. Yılmaz, "31 Aralık 2025 gecesi ve 2026 yılının ilk gününde acil servisimizde bin 641 kişi sağlık hizmetinden faydalandı. Bu hastalardan 54’ünün yatışı yapılarak tedavilerine servislerimizde devam edildi, 10 hastamızın ise başarılı bir şekilde operasyonu gerçekleştirildi" dedi. 2026 yılına ilişkin hedeflerini de dile getiren Yılmaz, "2026 yılında 884 hekim ve toplam bin 240 sağlık personelimizle, insan hayatının kutsallığından ve kaliteden ödün vermeden; hasta ve hasta yakınlarımıza umut olmaya, sağlıklarına kavuşmalarına ortak olmaya, onlarla birlikte yeni hikayeler yazmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.