MAGAZİN - 02 Temmuz 2021 Cuma 10:14

Dondurmayla serinleyenler maziye yolculuk yapıyor

A
A
A
Dondurmayla serinleyenler maziye yolculuk yapıyor

Denizli’de yaşayan Turan Çetin, Muğla’da yediği dondurmadan etkilenerek küçüklüğünden beri biriktirdiği antika eşyalarıyla dükkan açtı.

Denizli’de yaşayan Turan Çetin, Muğla’da yediği dondurmadan etkilenerek küçüklüğünden beri biriktirdiği antika eşyalarıyla dükkan açtı. Dondurma ve antika eşyalarla bütünleşen dükkanda, doldurmayla serinleyenler maziye yolculuk yapıyor.



Denizli’de yaşayan emekli demir ustası 56 yaşındaki Tura Çetin, küçükken babasının başkasına hediye ettiği radyoyu sıfır radyo ile değiştirerek geri aldıktan sonra antikaya merak sarıp biriktirmeye başladı. Oğluyla beraber 4 sene önce Muğla’nın Ula ilçesinde giden Çetin, burada ‘Dondurmam Kaymak’ filminin dondurmasından etkilenerek dükkan açma kararı aldı. Denizli’ye gelen Çetin, dondurma dükkanın hem farklı olması hem de antika eşyalarının sergilenmesi için bütünlük kurarak antikalı dondurma dükkanı açtı. Dükkanı farklı bir görünüme bürüyen Çetin, bu sayede gelen müşterilerini adeta geçmişe götürmeye başladı.



Dondurma yemek için dükkana gelen Hüseyin Songür, eski eşyaların çok değerlendirilip çocukluklarını hatırladıklarını ifade ederek, “Geçen yıldan beri duymuştuk geliyoruz. Denedik dondurmalar güzel. Denizli’deki sayılı dondurmacılar dan biri. İnsanı çekende buradaki antikalar. Az önce eşime de söyledim, otantik bir havası var. Bizim evimizde eski dediklerimiz burada daha çok değerlendirilmiş. Dönüşüm olarak çok güzel ve iyi hava katmış. İnsan eskilere gidiyor, yani buraya geldiğinde çocukluğunu hatırlayabiliyor” dedi.



“Antikalarla beraber bütünlük haline getirdik”


Topladığı antika eşyalarını dükkan sayesinde sergileyip geçmişi hatırlattıklarını belirten Çetin, “Benim eskilere karşı hobim olarak antika üzerine görsel açısından sevdim. Bu şekilde antikaları toplayıp biriktirerek daha sonra ilerde mekan açarsak hem bunları sergilemek, hem de eski malzemeleri tanıtmak adına ve öğretmek amacıyla mekan olarak düşünmüştük. Bunun yanı sıra oğlum ile beraber Muğla’nın Ula ilçesi tarafını gezerken Ula’da Dondurmam Kaymak filmini dondurmasını tattık. Daha sonra doğallığını, böğürtlenden kavundan yapılarak katkı maddesi olmadığını gördük. Dedik ki Denizli’de de hem dondurmam kaymak filmini bir versiyonu ve doğallığıyla beraber Denizli’de bir yer aldık. Bunları antikalarla beraber bütünlük haline getirdik. Biz burada her gelen insanlara antikayı tanıttık. Tabi alıcılarda oluyor soruyorlar satılık mı diye biz satmıyoruz sizde varsa biz parasıyla alırız diyoruz. Ya da hediye olarak alıyoruz tanıtıyoruz. Çünkü bizim amacımız gençlere antikalarımızı geçmişimizi hatırlatmak. Bu eşyaları ben geçmişe dönersek 10 yaşında hobi amaçlı babamın radyosuyla başladım. Babam hediye etmişti birisine geri aldım ve karşılığında yeni radyo vermiştim. Düşkünlüğüm böyle küçük yaşta başlamıştı" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Köprübaşı çileği bu sene de çiftçinin yüzünü güldürdü Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde tescilli Köprübaşı çileğinde yıl boyunca seralarda üretimler devam ederken, hem Demirköprü Barajının dolması hem de ilçe çiftçilerinin üretim tecrübesinin artmasıyla bu yılda yüksek verim ve kazanç bekleniyor. Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde 2017 yılında coğrafi işaret tescilini alan Köprübaşı çileği, ilçede tarımsal üretimin en önemli kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor. İlçe genelinde yaklaşık 4 bin 500 dekar alanda üretimi yapılan çilekte, açık alanda ve serada toplamda yıllık üretim miktarı 9 milyon kilogram seviyesine ulaşıyor. 450 kayıtlı çiftçinin üretim gerçekleştirdiği bölgede, özellikle son dönemde etkili olan yağışların Demirköprü Barajı’nı doldurması, sulama imkanlarını artırarak verimin de artmasını sağladı. Suya erişimin kolaylaşmasıyla birlikte ürün kalitesinde de gözle görülür bir artışın yaşandığı Köprübaşı çileğinde üreticilerin üretim tecrübelerini arttırmasıyla hem verimli hem de kaliteli ürünler elde ediliyor. Seracılık faaliyetlerinin yaygın olduğu ilçede yılın büyük bölümünde üretim yapılabilmesi, Köprübaşı çileğini geniş bir pazar ağında yer bulmasını sağlıyor. Bu yıl beklenen üretim artışıyla hem çiftçinin gelirine olumlu yansıması hem de bölge ekonomisine katkı sağlaması bekleniyor. Köprübaşı çileği, aroması, raf ömrü ve dayanıklılığı ile öne çıkarken, coğrafi işaret tescili sayesinde markalaşma sürecini de güçlendirerek bölgenin önemli tarımsal değerleri arasında yer almayı sürdürüyor. İlçede gerek serada gerekse de açık alan üretimi yapan çiftçilerden Selçuk Kayacan, "Bu sene üretimden memnunum. Daha önce açıkta üretim yapıyordum. Bu sene de serada üretim yapmaya başladım. Açıkta da kazanıyorduk ama açık alanda 2 buçuk tonda kalırken serada 5 tonu geçmeyi hedefliyorum. Fiyatlarımız da bu yıl güzel gitti. Köprübaşı çileğinin en büyük özelliği aroma ve tadı. Başka yerlerin aroma ve tatları bu çileğin tadını tutturamıyor. Barajın da dolmasıyla üretim arttı. Su hayat demektir" dedi.
İstanbul Balık sezonu sona erdi, Balıkçı Kenan hamsiye "madalya" taktı Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nin kurucusu Balıkçı Kenan Balcı, bereketli geçen balık sezonunun şampiyonunu açıkladı. Bu yıl hamsi bolluğu yaşandığını söyleyen Kenan Balcı şampiyon hamsiye madalya taktı. Balıkçı Kenan, bu yıl denizlerin cömert davrandığını belirterek hamsi miktarında son 20 yılın en yüksek seviyelerine ulaşıldığını ifade etti. Geçtiğimiz sezonlarda azlığı nedeniyle fiyatı yüksek olan hamsinin, bu yıl halkın her kesimine ulaştığını söyleyen Balcı, çarpıcı rakamlar verdi: "Geçen yıl tezgahta 200-300 lira bandında seyreden hamsi, bu sezon bolluk sayesinde 50 liraya kadar geriledi. Bu sadece bir fiyat düşüşü değil, hamsinin enflasyona karşı açtığı bir savaştır. Vatandaşın mutfağına giren en ucuz ve en kaliteli protein hamsi oldu. Biz de bu başarısından dolayı hamsiyi bu yılın şampiyonu ilan ettik ve sembolik olarak madalyasını taktık" Hamsinin sağlık açısından faydalarına değinen Balcı, "Hamsi aslında bir fikir gıdasıdır. İçeriğindeki Omega-3 ve minerallerle beyni besler. Çocuklarımızın gelişimi için paha biçilemez bir kaynaktır. İçinde hiçbir katkı maddesi bulunmayan, doğanın bize sunduğu en saf besin balıktır. Kan dolaşımını hızlandırır, kemik yapısını güçlendirir. Bu yıl halkımız balığa doydu. 1 ton sattığımız dönemleri geride bıraktık, bu yıl tonlarca satış gerçekleştirdik. Adeta bir balık bayramı ilan ettik" ifadelerini kullandı. Büyük gırgır ve teknelerin av sezonunu tamamlayarak bakıma girmesiyle birlikte denizlerde "dümenlerin değiştiğini" belirten Balcı, balık arzının kesilmeyeceği müjdesini verdi. "Endüstriyel balıkçılık yerini kıyı balıkçılığına bıraktı" diyen Balcı, küçük teknelerin, el emeğiyle atılan ağların ve oltaların sahnede olduğunu söyledi. Kıyı kaptanlarının Marmara ve Karadeniz’de taze balık avına devam edeceğini, vatandaşın sofrasından taze balığın eksik olmayacağını belirtti. "Büyük gemilerin karaya çıkması bizi daha çok mutlu ediyor diyen Balcı, "Gemiler karaya çıkıyor. Bu sayede balıklar çoğalıyor. Balık türlerinin üreme ve yumurtlama dönemleri korunuyor. Nesillerinin devamını sağlanıyor. Deniz ekosisteminin sürdürülebilirliğini korunuyor. Bu dönemde balıkların rahatça çoğalıyor. Bizlerde bu sayede her dönem bir öncekine göre daha çok balık yiyoruz" şeklinde konuştu. "Türk balığı dünya sofralarında" Türkiye’nin deniz kaynaklarının sadece ülke içine değil, tüm dünyaya yettiğini belirten Kenan Balcı, ihracat rakamlarındaki artışa da dikkat çekti. Türk balıkçılığının küresel bir güç haline geldiğini ifade eden Balcı, sözlerini şöyle tamamladı: "Sadece kendi insanımızı değil, artık dünyayı balığa doyuruyoruz. Avrupa’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanına Türk karasularında tutulan balıkları ihraç ediyoruz. Bu yıl ihracat hacmimiz geçmiş yılların çok üzerine çıktı. Denizlerimiz ülkemiz için hem sağlık hem de büyük bir ekonomik katma değer üretmeye devam ediyor."