GÜNDEM - 15 Mart 2024 Cuma 09:52

14 Mart Tıp Bayramında 254 öğrenci beyaz önlük giydi

A
A
A
14 Mart Tıp Bayramında 254  öğrenci beyaz önlük giydi

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen tören Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmaları ile başladı.



Türk Tabipler Birliği Denizli Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç, “Bugün iki amaçla bir araya geldik. Fakültemizde eğitimle başlayan genç doktorlar beyaz önlüklerini giyecekler ve 14 Mart Tıp Bayramını kutlayacağız. 14 Mart adı bayram olarak anılmakla birlikte aslında bir saygı ve anma günüdür. Hem 1827 yılında Modern Tıp eğitiminin başlamasını hem de 1919 yılında işgal altındaki İstanbul’daki bir başkaldırışın yıl dönümüdür. Hem bilim hem özgürlük. Genç adaylarımıza verilebilecek en güzel iki hedef. Tıbbı bundan daha güzel simgeleyen başka kelimeler bulamazsınız. İyi doktor olmak için mevkiye, unvana, paraya ihtiyacımız yok. Bu iki kelime bizi iyi doktor yapar. Bu fakülte size bilimin kapılarını açacak, sizlerde bugüne kadar defalarca ispat ettiğiniz gibi çalışkan, azimli, yorulmayan gençler olarak bu kapıdan tıp bilimini durmaksızın geliştiren eğitimlere katılacaksınız" dedi.



PAÜ Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Onur Birsen ise yaptığı konuşmada; “Necdet hocamın söylediği gibi Tıp Bayramı ilk kez 1919 yılında İstanbul’un işgaline karşı bir tepki ve protesto eylemi olarak tıp öğrencileri tarafından kutlanılmıştır. Sadece Türkiye’de kutlanan 14 Mart Tıp Bayramı artık geleneksel hale gelmiştir. Her yıl fakültemizde büyük coşkuyla kutlanan bu tören Sayın Dekanımız sayesinde Beyaz Önlük Giyme Töreni ile taçlandırılmıştır. Değerli misafirlerimiz, bugün sağlık çalışanlarının sorunlarını dile getireceği, çözüm yollarının üretildiği aynı zamanda sağlıkta edinilen başarıların da söylendiği bir gündür. Başta doktorlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın çözüm bekleyen sorunlarının olduğu bir gerçektir. Sağlık sektöründe yaşanan sorunlar yalnızca doktor ve sağlık çalışanlarını değil tüm toplumu yakından ve derinden etkilemektedir. Bunların başında sağlıkta şiddet problemi gelmektedir. İnsan sağlığı konusunda onurlu bir vazife üstlenen sağlık çalışanlarına karşı şiddetin engellenmesi ve şiddetten arındırılmış bir çalışma ortamının oluşturulması için mücadelemiz devam etmektedir ve edecektir. Bu kutsal, saygın ve onurlu mesleği büyük bir fedakârlık ve özveriyle yerine getiren doktorlarımıza ve tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramını gönülden kutluyorum. Herkese saygılarımı ve sevgilerimi iletiyorum.” dedi.



“Türk hekimleri dünyaya örnek bir hekimlik göstermektedirler”


PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, törende yaptığı konuşmada şunları kaydetti: “14 Mart Tıp Bayramı dünyada sadece biz de kutlanmaktadır. En önemli iki özelliğinden birincisi İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edilmesine karşı o günkü tıp öğrencilerinin bu işgale karşı durmalarının günüdür. Vatan savunmasında öncü olmuşlardır. Diğeri ise Türk tıbbında modern tıpa geçişin günü olarak kutlanması onu ayrıcalıklı kılan özellikleridir. Hekimlik insanın bizzat kendisiyle uğraşan onun sağlıklı yaşamı, hastalandığında tedavisini ve gerektiğinde rehabilitasyonu ile ilgilenen kişi olarak toplumun vazgeçilmez mesleğidir. Türk hekimleri dünyaya örnek bir hekimlik göstermektedirler. Çanakkale Savaşı’nda imkânların olmadığı çok az olduğu zaman diliminde cepheden gelen yaralı askeri en kısa zamanda iyileştirip tekrar cepheye gitmesini sağlaması Türk hekiminin ne kadar pratik olduğunu ne kadar inançlı olduğunu gösterirken şu anda yetiştirdiğimiz hekimlerin dünyanın birçok ülkesinde aranıyor olması Türk hekimine olan güvenin ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir”



Tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını kutlayan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan ise şöyle konuştu:


“Doktorluk gerçekten hepimiz tarafından en üst seviyede ve insana en faydalı iş ve iş yapan olarak gördük bu güne kadar, itibarlıdır ve kutsaldır doktorluk. Doktorluk sadece bir iş değil gönülden yapılan bir iştir. Fedakârca ve kendinden vererek yaptığınız takdirde başarıya ulaşırsınız. Diğer türlü zaten o işi yapmak gerçekten çok zordur. Geçtiğimiz birkaç yıla dönüp baktığımızda kendimizde şahit olduk. Korona salgınında canını ortaya koyarak şifa vermek için hastasının yanına hiç tereddütsüz yaklaşan evladının, babasının cenazesine gidemediği dönemlerde doktorlarımız oradaki hastalarımızı şifa vermek için en yakınına kadar gelmekten çekinmeyen, fedakârca yapılan bir meslektir doktorluk. Aynı şekilde 6 Şubat’ta yaşanan depremde orada da bizzat şahit oldum. Biz Hatay Antakya’daydık. Orada Üniversitemizden gelen bir grubumuz vardı. Orada hastanede o arkadaşlarımızın, doktorlarımızın ne kadar fedakârca o yıkıma riski olan hasarlı olan hastanede hiç tereddüt etmeden içinde cesaretle çalıştığını gördük. Ülkemizin kurtuluşunda o ilk mesaiyi yapmada başlayan yürüyüş bugün yine ülkemizin ve insanımızın ihtiyaç olduğu durumlarda yine sapasağlam ayakta duran çok değerli doktor arkadaşlarımız, hekimlerimiz Tıp Bayramınız kutlu olsun”



14 Mart Tıp Bayramında 254  öğrenci beyaz önlük giydi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.