ASAYİŞ - 13 Eylül 2024 Cuma 16:19

Adalet Bakanı Bakan Tunç: "Narin’i katledenlerin en ağır cezaya çarptırılması hepimizin temennisi"

A
A
A
Adalet Bakanı Bakan Tunç: "Narin’i katledenlerin en ağır cezaya çarptırılması hepimizin temennisi"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Narin Güran ve Ayşenur Ezgi Eygi davalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Narin Güran dosyasının televizyon ve sosyal medyada yapılan değerlendirmelerin bir kısmının soruşturmanın selameti açısından sakıncalı olabileceğini ifade eden Bakan Tunç, “Narin kızımızı katledenlerin yargı önüne çıkarılıp kanunumuzdaki en ağır ceza ile çaptırılması hepimizin temennisi” dedi.


Bir dizi ziyaret ve açılış törenleri nedeniyle Denizli’de bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Denizli Valiliği ziyareti sırasında Türkiye gündeminde yer alan Narin Güran cinayeti ve Batı Şeria’da İsrail askerlerince öldürülen Ayşenur Ezgi Eygi hakkında açıklamalarda bulundu. Narin Güran cinayetinin tüm ülkeyi etkilediğini ifade eden Bakan Tunç, Narin Güran’ın canlı bedenine ulaşmak için devletin tüm imkanları ile seferber edildiğini ancak canlı ulaşılamadığını belirtti. Adli soruşturmanın Narin’in kaybolduğu andan itibaren başlatıldığını ve çok sayıda gözaltılar olduğunu, ifadeler alındığını söyleyen Bakan Tunç, aynı zamanda aramalar yapılarak deliller toplandığını kaydetti. Narin Güren cinayetinin soruşturmasında gelinen noktada 10 tutuklu ve 4 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildiğini ifade eden Adalet Bakanı Tunç, Narin’in cansız bedeninden 91 doku örneği alındığını ve bu örneklerin İstanbul ve Diyarbakır Adli Tıp Kurumlarında olduğunu belirtti. Yapılan incelemelerin zaman alacağını dile getiren Bakan Tunç, “İncelemeler neticesinde birtakım veriler ortaya çıkacak. İfadeler alındı tabii, bu ifadeleri savcılarımız değerlendirecekler. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığımız bu konunun üzerinde hassasiyetle, titizlikle incelemelerini devam ediyor. Titizlikle biz de takip ediyoruz” dedi.



“Narin kızımızı katledenlerin en ağır cezayı almasını temenni ediyoruz”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Narin Güran olayının başından beri üstün gayret gösterilmesini istediğini belirten Bakan Tunç, tüm Türkiye’nin Narin Güran’ı öldürenlerin bir an önce bulunması ve yargı önünde hesap vermesi beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Sosyal medya ve televizyon ekranlarında Narin Güran cinayetine ilişkin yapılan değerlendirmeler hakkında konuşan Bakan Tunç, “Şu anda adli soruşturma devam ediyor. Adli Tıp incelemeleri de devam ediyor. Burada delillerin tek tek titizlikle değerlendirilmesi ve incelenmesi gerekecek. İfadelerden yola çıkarak bir takım değerlendirmeler yapacak savcılarımız ama şunu özellikle istirham ediyoruz, soruşturma gizli ama tabii ifade tutanakları avukatlara verildiyse bunlar basında ve kamuoyunda televizyon ekranlarında değerlendirildiğini görüyoruz. Maalesef bazı değerlendirmeleri özellikle soruşturmanın selameti açısından sakıncalı olabileceğini de paylaşmak istiyorum. Burada soruşturmanın gizliliğini etkin bir soruşturma yapılabilmesi adli gerçeğin ortaya çıkarılması ve Narin kızımıza katledenlerin yargı önüne çıkarılıp kanunumuzdaki en ağır ceza ile çarptırılması hepimizin temennisi. Özellikle basın kuruluşlarımıza bunu ifade etmek istiyorum. İnşallah bir an önce bu soruşturma etkin hızlı bir şekilde tamamlanır ve Narin kızımızı katledenler, kıyanlar bulunur tespit edilir. Yargımız, Adli Tıp Kurumumuz ortaya çıkan deliller elde edilen araçlardan kimyasal veriler tüm bunların hepsini değerlendirilmesi yapıldıktan sonra burada gerçek ortaya çıkacak. Narin’e kıyanlar elbette ki cezasını alacaklar. Biz Narin evladımızın katillerini bulmak için yargımıza her türlü desteği vermenin gayreti içerisindeyiz. Narin evladımızı kıyanlar en ağır cezayı çarpıtılacaklardır. Ülke olarak millet olarak bizim büyük bir beklentimiz bu tür yüreğimizi yakan bizi derin bir acıyı boğan bu tür kötü hadiselerin bir daha olmaması içinde temenni ediyoruz. Milletçe duyarlı olmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.



“Acil olarak bu katillerin uluslararası yakalama kararını çıkartacağız”


Batı Şeria’da İsrail askerleri tarafından öldürülen Ayşenur Ezgi Eygi hakkını savunacaklarını ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ayşenur Ezgi’nin insan hakları savunucusu ve Türkiye vatandaşı olduğunu söyledi. Ayşenur Ezgi’nin öldürülmesine ilişkin ellerinde deliller olduğunu kaydeden Bakan Tunç, Türkiye olarak Ayşenur Ezgi’nin hakkını savunmak için takiplerini sürdüreceklerini belirtti. Dışişleri Bakanlığı, MİT Müsteşarlığı ve Adalet Bakanlığı olarak koordinasyon sağladıklarını dile getiren Bakan Tunç, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız bu konuda soruşturma başlattı. İç hukuktan kaynaklanan bir yetkimiz var. Vatandaşımız yabancı bir ülke sınırları içerisinde yabancı bir şahıs tarafından şehit edildi. Bu sebeple buradan bizim vatandaşımızın hakkını korumamız ve suçu işleyenlerin cezalandırılmasıyla ilgili gerekli soruşturmaları başlatmamız gerekiyordu ve başlattık. Uluslararası anlamda da yakalama kararları çıkartacağız. İç hukuk noktasındaki takiplerimizi de sürdürürken diğer yandan ulusal anlamda hukuk anlamında da Ayşenur’un hakkını savunmaya devam edeceğiz. Uluslararası adalet divanında devam eden davaya Ayşenur’un dosyasını da ibraz edeceğiz. Türkiye olarak oraya da katılmaya başvurmuştuk. Uluslararası ceza mahkemesinde devam eden soruşturmaya da Ayşenur’un dosyasını intikal ettireceğiz. Aynı zamanda insan hakları konseyine de başvurarak burada da Ayşenur’un katledilişinin hakkında rapor düzenleyip uluslararası mahkemelerde delil olarak kabul edilmesini takip edeceğiz. Ama biz hemen acil olarak bu katillerin uluslararası yakalama kararını çıkartacağız. Ayşenur’un takipçisiyiz. Yarın Ayşenur’un cenaze töreni var. Cenazesi İstanbul’a getirildi. Oradan İzmir’e gönderilecek şuan otopsi işlemleri yapılıyor. Otopsi akşama doğru bitecek. Deliler bizim muhafaza edeceğimiz, soruşturmada kullanacağımız deliler. Yarın da Didim’de gerçekleştirilecek olan cenaze töreninden sonra Ayşenur’u ebediyete uğurlayacağız” diye konuştu.



Adalet Bakanı Bakan Tunç: "Narin’i katledenlerin en ağır cezaya çarptırılması hepimizin temennisi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."