POLİTİKA - 12 Eylül 2025 Cuma 13:59

Bakan Bayraktar: "AK Parti olarak her daim sahada olmanın çok önemli olduğunu inanıyoruz"

A
A
A
Bakan Bayraktar: "AK Parti olarak her daim sahada olmanın çok önemli olduğunu inanıyoruz"

Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Denizli’ye gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Biz AK Parti olarak her daim sahada olmanın çok önemli olduğunu inanıyoruz. Bu işleri sahada görmek, sahada sizlerle olmak ve sizlerden bazı şeyleri dinlemek bizim için çok daha büyük bir katkı sağlıyor" dedi.


Bir dizi ziyaret kapsamında Denizli’ye gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Denizli İl Başkanlığında partililer ile bir araya geldi. Bakan bayraktar, kentteki ilk durağında gündeme dair açıklamalarda bulundu.


AK Partili milletvekilleri ile Denizli ve ilçelerinde yoğun bir çalışma yapacaklarını ifade eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Türkiye Yüzyılı Buluşmalarının iki özelliği var. Bir tanesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu yeni yüzyılda Türkiye tasarrufumuz, hedefimiz, idaremiz ve sürecimizin ne olduğunu vatandaşlarımıza birebir buluşmak suretiyle anlatmak. Türkiye yüzyılı inşallah Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çıktığımız yolda ülkemizin çok daha güçlü, çok daha büyük, ekonomik anlamda refah düzeyi yükselmiş bir ülke olarak çocuklarımıza, torunlarımıza daha ayrı bir gelecek getireceğimiz bir yüzyıl olacak. Dolayısıyla neyi hedefliyoruz, neyi amaçlıyoruz ve bunları nasıl yapacağız, nerede neye ihtiyacımız var bunları sizlerle yani vatandaşlarımızla anlatmamız açısından önemli bir buluşma. Biz AK Parti olarak her daim sahada olmanın çok önemli olduğunu inanıyoruz. Milletvekillerimiz, il başkanı arkadaşlarımız, ilçe başkanlarımız ile çok sık bir şekilde Ankara’da bir araya geliyoruz. Bu işleri sahada görmek, sahada sizlerle olmak ve sizlerden bazı şeyleri dinlemek bizim için çok daha büyük bir katkı sağlıyor. Bugün dolu dolu bir Denizli günü için buradayız" dedi.



"İhracata yaklaşık 4,5 milyar dolar bir katkısı olan Denizli bizler için çok önemli"


Denizli’nin Türkiye’nin önemli enerji kentlerinden bir tanesi olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, "Denizli ülkemizin göz bebeği şehirlerinden bir tanesi. Enerji için önemli bir yer. Denizli, enerji ürettiğimiz önemli illerden bir tanesi. Türkiye’nin ekonomi için lokomotif illerinden bir tanesi. Bunu söylerken rakamlara bakarak söylüyorum. 2002 yılında Denizli’de elektrik tüketimi bugüne geldiğimizde 6 kat artmış durumda. Nüfus artışı ve ekonomik, ticari aktiviteleri arttı. Denizli’nin özellikle sanayisi, imalat sanayi ve tekstil sanayisi çok önemli bir ihracat yapan üretim yapan bir yer haline geldi. Dolayısıyla Türkiye’nin ekonomisini bu kadar lokomotif bir yeri olan, istihdama katkısı olan bir yer. İhracata yaklaşık 4,5 milyar dolar bir katkısı olan Denizli bizler için çok önemli. Hem Türkiye yüzyılı buluşmaları kapsamında biz enerjide neyi hedefliyoruz konusunda vatandaşlarımızla paylaşacağız. Enerjideki sorunlar nasıl çözüm yolları bulabiliriz konuşacağız. Sanayicilerimizle istişare edeceğiz. Bu konuları ilk başta teşkilatımızla bir araya gelip detaylı bir şekilde konuşacağız. Türkiye yüzyılı buluşmaları bizlere hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.


Açıklamaların ardından basına kapalı devam eden programın sonrasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Denizli Valiliğini ardından ise Denizli Sanayi Bölgesinde bulunan DOSTEK Kolejini ziyaret ederek, Denizlili sanayicilerle bir araya gelecek.



Bakan Bayraktar: "AK Parti olarak her daim sahada olmanın çok önemli olduğunu inanıyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Aldemir: "Limon ithalatında vergi düzenlemesi hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyacak" AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine yönelik yapılan yeni düzenlemenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını söyledi. Başkan Aldemir yaptığı açıklamada, tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve piyasada oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığının önemli bir adım attığını belirtti. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere yüzde 10 olarak yeniden düzenlendiğini ifade etti. Mersin’in, Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önemli olduğunu dile getirdi. Aldemir, "Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar yüzde 54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır" dedi. Hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini belirten Aldemir, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Eskişehir "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti. "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor. "Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir" Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor. "Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün" Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."