KÜLTÜR SANAT - 05 Ağustos 2024 Pazartesi 12:31

Denizli’de 5 bin yıllık musalla taşı bulundu

A
A
A
Denizli’de 5 bin yıllık musalla taşı bulundu

Denizli’nin Baklan ilçesine bağlı Boğaziçi Mahallesi’nde yer alan tarihi camide bulunan musalla taşı üzerindeki yazılar, bölgenin 5 bin yıl öncesine dayandığı, bölgede eskiden Kaeto Memleketi olduğu ve Hristiyan bir toplumun yaşadığı tahmin ediliyor.



Denizli’nin Baklan ilçesindeki Boğaziçi Mahallesi’nin kültür ve geleneklerini yaşatmak için çaba sarf eden Çalkebir Kültür Derneği, tarihi Boğaziçi Camii’nde yer alan musalla taşı üzerindeki yazıların olduğunu gördükten sonra yetkililere bildirdiler. PAÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Eski Çağ ve Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kılıç yazıların tercümesinin ardından, eskiden Musalla taşının bulunduğu bölgenin kilise olduğu ve tarihi 5 bin yıl öncesine dayandığı ortaya çıktı. Musalla taşının hemen altında bulunan satırlarda ise zamanında Kaeto halkı tarafından yapıldığı ve 3 şahısın ismi kazındığı görüldü. Bir tanesi Eski Anadolu Kahramanlarından bir tanesi Sarpedon’un, ikinci şahısın ise tam bulanamadığı yani tarihteki varlığı ile ilgili bir bilgiye rastlanmadığı ve üçüncü kişi de İskenderiyeli Psikopos Athanasios’un ismine rastlandı. Yetkililer tarafından incelemelerin hala devam edildiği bildirildi.


“Köyün tarihi 5 bin yıldan da önceki dönemlere gidebiliyor”


Köylülerle birlikte yapı taşının altında yazılar gördüğünü ve bunu yetkili kişilere götüren ve Köyünün tarihi 5 bin yıldan da daha önceki dönemlere ait olduğunu belirten Çalkebir Kültür Derneği Başkanı Ahmet Akbay, “Bizim köyümüz tarihi geçmişi çok eski. Zaten camimizde Selçuklu Dönemi mimarisi var. Taşımız yüzyıllardır orada Musalla Taşı olarak değerlendiriliyordu. Geçen yıllarda üstünde yazı olduğunu gördük. Bu yazıyı biz nasıl okuyoruz diye düşündük ve araştırma içine girdik. Sağolsunlar Pamukkale Üniversitesi’nden Antik Çağ Tarihçisi Prof. Doktor Yusuf Kılıç hocamıza ulaştık. Onlarında bizlere yardım ve araştırmalarla bugün bu taştaki güzel bir tarihi köyün geçmişini meydana çıkarttık. Köyün tarihi 5 bin yıldan da önceki dönemlere gidebiliyor. Köyde Tunç Çağına ait bir tane höyük var. Bu höyük bugüne kadar arkeolojik bir çalışma yapılmadı. Burada bir çalışma yapılırsa hem Antik Çağ dönemi hem de Frigya dönemi hatta biz şöyle düşünüyoruz belki Lüfer döneminin ile ilgili olan o vadinin bir yerinde geçmişe dair izler rastlanabilir. Köyün tarihi eski biz bugün köyümüzü kültür köyü yapmak istiyoruz ve köyümüzdeki daha keşfedilmemiş tarihi yapıların olduğunu düşünüyoruz. Onları araştırıp gün yüzüne çıkartmak istiyoruz” dedi.


Daha öncesinde de yerleşkenin çevresinde arkeolojik incelemeler yaptığını belirten PAÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Eski Çağ ve Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kılıç, "Baklan Boğaziçi bölgesinde önceden beri yaptığımız araştırmalarda bu bölgede Çalkebir ismi verilen bir höyük varlığını biliyoruz. Bu höyüğün üzerinde yaptığımız incelemelerde arkeolojik keşifşer topladık. Arkeolojik keşiflerde höyüğün tarihine M.Ö. 3500 yıllarına kadar götürdü. Dolayısıyla Tunç döneminde itibaren iskan görmüş bir höyük. Bu höyüğe dayalı olarak biz artık köyün çevresinde tarihinin M.Ö. 5000 yıl öncesine başladığını biliyoruz. Ancak Musalla Taşına gelince, Milattan Sonra 5. Yüzyıla ait bir yapı taşı. Hatta Musalla Taşı ilk gördüğümde bunun bir kilise alanın olduğunu düşünmüştüm" dedi.


“Bu eser Kaeto halkı tarafından inşa edilmiştir”


Musalla Taşının alt kısmında 2 satır olduğu belirten Prof. Dr. Yusuf Kılıç, “Musalla taşının üst tarafının düz olduğu için Musalla Taşı olarak kullanmışlar. Alt tarafında ise 2 satır yazı var. Bu taşı ters çevirip üzerindeki iki satır Grekçe bir yazı ve tercüme ettiğimizde şöyle bir sonuca vardık, üst satırında “Bu bina Kaeto halkı tarafından inşa edilmiştir” yani kilise o dönemde bugünkü ismi Boğaziçi yerleşkesi olan yeri Kaeto halkı tarafından inşa edilmiştir. Alt satırlarında daha ilginç bir şey bulduk. 3 şahıs ismi geçmektedir. Bunlardan bir tanesi Eski Anadolu Kahramanlarından bir tanesi Sarpedon’un ismini bulduk. İkinci isim ise tam bulamadık yani tarihteki varlığı ile ilgili bir bilgiye rastlamadık ama üçüncü isim ise daha da kıymetliydi İskenderiyeli Psikopos Athanasios ismiydi. Hristinyanlığın kurucularından bir tanesi” ifadelerinde bulundu.


“Biz bunu okuduğumuzda buranın artık bir eski kilise yapısı olduğunu söyleyebiliriz”


Bu yapının eskiden bir kilise olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Kılıç, “Biz bunu okuduğumuzda buranın artık bir eski kilise yapısı olduğunu ve zamanla Türkler bölgeye geldiklerinde kendi inançlarına göre bunu kendi tapınak şeklinde çevirdikleri net bir şekilde net bir şekilde ortaya koymuş bulunuyoruz. Hatta bu tür bir buluştan sonra özellikle yöre halkının ve ÇalKebir derneğinin yetkililerin bana gönderdiği bir resim vardı. Burası cami olarak restore edilmeden önce buradaki bir dikmenin temelinde eski bir kilise yapısının bir taşı var ve üzerinde bir Hac işareti net bir şekilde ortada. Bu hac işaretinin anlamı baktığımız zamanda yine Mısır’daki Hac işaretine benzer özelliklere taşıdığını net bir şekilde söyleyebiliriz” dedi.


“Burada eskiden Kaeto Memleketi olduğu ve Hristiyan bir toplumun yaşadığını söyleyebiliriz”


Eskiden Hristiyan toplumun yaşadığı ve bu eserin Milattan sonra 5. Yüzyılda başlamış olduğu söyleyen Prof. Dr. Yusuf Kılıç, “Bütün bunlardan sonra artık Boğaziçi yerleşiminin şuana kadarki en eski adının Kaeto Memleketi olduğunu ve burada bir Hristiyan toplumun yaşadığını söyleyebiliriz. Bu toplumun Grekçe konuştuğunu ve yarıca buradaki kilisenin tarihinin de Milattan Sonra (MS) 5. Yüzyılda başlamış olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Yerleşkenin tarihi 500 yılından başlamak üzere buradaki kilisenin yapılış tarihi M.S. 5. Yüzyıl yani 1500 yılı geçkin bir tarihin olduğunu söyleyebiliriz” dedi.


(Bİ-MB-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla MTK’de yapay zeka ve dijital ebeveynlik paneli yoğun ilgi gördü Muğla Teknoloji Koleji ev sahipliğinde düzenlenen "Yapay Zeka Çağında Eski Köye Yeni Adet" panelinde yapay zekanın eğitime etkileri, dijital ebeveynlik ve oyunla öğrenme süreçleri uzman isimlerin katılımıyla ele alındı. Muğla Teknoloji Koleji (MTK) ev sahipliğinde düzenlenen panelde, yapay zeka, dijital ebeveynlik ve oyunla öğrenme süreçleri masaya yatırıldı. Uzman isimlerin katıldığı etkinlikte, teknolojinin eğitime entegrasyonu ve ailelerin değişen rolü ele alındı. Muğla Teknoloji Koleji, eğitim dünyasındaki dijital dönüşümü ve çocukların bu süreçteki gelişimini konu alan dev bir organizasyona imza attı. MUTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Yapay Zeka Çağında Eski Köye Yeni Adet" başlıklı panel, öğretmenler, veliler ve öğrenciler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Bilal Duman üstlenirken; eğitim dünyasının yakından tanıdığı Doç. Dr. Özgür Bolat ve Prof. Dr. Yavuz Samur konuşmacı olarak yer aldı. Uzmanlar, "Bilgiyi bilince nasıl dönüştürürüz?" sorusuna odaklanarak yapay zekânın eğitimdeki etkilerini, dijital ebeveynliğin sınırlarını ve çocukların dijital dünyayla kurduğu sağlıklı ilişkiyi farklı perspektiflerden değerlendirdi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan MTK Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özden Gürbüz, kurum olarak teknolojiyi sadece bir araç değil, eğitimin dönüştürücü bir gücü olarak gördüklerini vurguladı. Gürbüz; "Bugün bilgiye ulaşmak artık çok kolay; ancak asıl mesele o bilgiyi anlamlandırmak ve bilince dönüştürebilmektir. ’Eski köye yeni adet’ diyerek, köklerimizi ve insani bağlarımızı koruyarak yeni dünyanın gerekliliklerine uyum sağlamayı hedefliyoruz. Yapay zeka çağında çocuk yetiştirmek, sadece teknolojiyi bilen değil; düşünen, sorgulayan ve etik değerleri güçlü bireyler yetiştirmek demektir" dedi. Dijital ebeveynlik ve oyun dostu yaklaşım Hiçbir teknolojinin bir öğretmenin dokunuşunun veya ebeveyn rehberliğinin yerini tutamayacağını belirten Ali Özden Gürbüz, Muğla Teknoloji Koleji’nin vizyonuna dair "Biz sadece kendi çatımız altındaki öğrencilere değil, Muğla’nın tüm eğitim paydaşlarına hitap eden bir kurumuz. Şehrimizin eğitim seviyesini yukarı taşımak adına iş birliklerimizi artırarak sürdürmeye kararlıyız" ifadelerini kullandı. Etkinlik boyunca katılımcılar, dijital çağda çocukların gelişimi için nasıl bir yol haritası izlenmesi gerektiği konusunda önemli ipuçları aldı. Uzman konuşmacılar, yapay zekânın sunduğu fırsatların yanı sıra dijital dünyada bilinçli var olabilmenin yöntemlerini örneklerle paylaştı.
Ankara ‘Barış Anneleri’ heyeti Adalet Bakanlığına Öcalan’la görüşmek için dilekçe sundu ’Barış Anneleri’ ve DEM Partili milletvekillerinden oluşan heyet, Adalet Bakanlığına terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşme talebini içeren dilekçeyi sundu. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve beraberindeki ‘Barış Anneleri’ heyeti, Anneler Günü dolayısıyla Adalet Bakanlığı önünde bir araya geldi. Heyet, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşme talebini içeren dilekçeyi Bakanlığa sundu. Dilekçenin teslim edilmesinin ardından Doğan, sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. DEM Parti olarak ’Barış Annelerine’ yalnızca eşlik ettiklerini aktaran Doğan, "Bu süreçte kolaylaştırıcı olmaya ve sözlerini taşıyabilecekleri zemini oluşturmaya çalıştık. Müzeyyen anne, buradaki üç anne adına başvurdukları siyasi partilerden olumlu geri dönüş aldıklarını ve kendileriyle diyalog kurmaktan memnuniyet duydukları ifade etti. Binlerce anne adına buradalar, artık hiçbir annenin ağlamaması ve bu sürecin başarıya ulaşması için isteklerini taleplerini ilettiler. Bu sürecin asıl muhataplarından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’ın da sürece katkılarının daha etkine hale gelebilmesi için gerekenlerin yapılmasını ifade ettiklerini söylediler. Umutlarının tazelendiğini ve bu sürece dair de kararlılıklarının devam edeceğini ifade ettiler" dedi.