ÇEVRE - 29 Mart 2026 Pazar 09:50

Denizli’ye baharda yağan lapa lapa kar araçları yolda bıraktı

A
A
A
Denizli’ye baharda yağan lapa lapa kar araçları yolda bıraktı

DENİZLİ (İHA) – Denizli’de baharda düşen kar yağışı birçok ilçeyi beyaz örtüyle kapladı. Beklenmeyen kar yağışına hazırlıksız yakalanan sürücüler yolda kalırken, karın tadını yine çocuklar çıkardı.



Denizli’de son günlerde etkili olan soğuk ve yağışlı hava dalgası hayatı olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Dün etkili olan şiddetli futuna nedeniyle kent genelinde yüzlerce ağaç devrildi, çatılar uçtu ve araçlarda maddi hasar oluştu. Fırtınanın yaralarını sarmaya çalışan Denizli’de gece ise kar sürprizi yaşandı.



Kentin yüksek kesimli ilçeleri olan Çameli, Beyağaç, Kale, Tavas, Acıpayam ve Buldan’da etkili olan kar yağışı yerleşim yerlerini beyaz örtüyle kapladı. Kış aylarında kent merkezlerine düşmeyen karın, baharın ortalarına yaklaşılırken yaşanması vatandaşları şaşırttı. Gece yarısı olmasına rağmen sokağa çıkan çocuklar, kartopu oynayarak renkli görüntüler oluştu.



Kara yolda seyir halindeyken yakalanan sürücüler ise zor anlar yaşadı. Yerleşim alanları için beklenmedik şiddetli kar yağışına hazırlıksız yakalanan sürücüler, Denizli – Muğla karayolu başta olmak üzere ilçe bağlantı yollarında mahsur kaldı. Araçlarını yol kenarına park eden sürücüler, zincir takarak yollarına devam edebildi.



Denizli’ye baharda yağan lapa lapa kar araçları yolda bıraktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şırnak Şırnak’ta çocuklardan alkışlanacak hareket: Yolların açılması için günlerdir çalışan işçilere yemek götürüyorlar Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde çocuklar, yolların açılması için çalışan işçilere günlerdik sıcak yemek ve çay servis ediyor. 3 kilometre yol yürüyüp yemek ve çay götüren çocukların davranışı, alkış topladı. Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Beşağaç köyünde yaşayan 4 çocuk, günlerdir şiddetli yağışlar sonucu düşen çığ sonrası kapanan yollarda çalışan ekipleri yalnız bırakmıyor. İlçeye 35 kilometre uzaklıktaki köyün yakınlarında 5 gün önce düşen çığ yolun tamamını kapatmıştı. 5 gündür gece gündüz çalışan Beytüşşebap Kaymakamlığına bağlı İlçe Özel İdare ekiplerini yalnız bırakmayan çocuklar, günlerdir sıcak yemek ve çayı 3 kilometre yol kat ederek çığlı bölgeye taşıyor. Okullarına gitmeleri için yolun açılmasını sabırsızlıkla bekleyen çocuklar, yemeği sırtlayarak çalışanlara ulaştırıyor. Çocuklar daha sonra aynı yolu tekrar yürüyerek köylerinin yolunu tutuyor. Özel İdareye bağlı ekipler yolun açılması için günlerdir yoğun bir mesai harcıyor. Fırat Acer, Arafat Acer, Doğan Acer, Şehmus Acer isimli çocuklar 5 gündür hazırlanan yemekleri sırtlayarak getirip ekiplere teslim ettiklerini söyledi. Arafat Acer, okula gitmek için yolun açılmasını beklediklerini kaydeden Acer, ’’Günlerdir yol kapalı, ekipler burada çalışıyor, biz de yemek getiriyoruz. Okula gitmek için bu yolun açılması gerek’’ dedi.
Bursa Uzmanlardan pulmoner rehabilitasyon çağrısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, akciğer sağlığının yaşam kalitesi açısından temel bir rol oynadığını vurgulayarak "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir" dedi. Pulmoner Rehabilitasyon kapsamında açıklama yapan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kronik solunum yolu hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra pulmoner rehabilitasyonun hayati önem taşıdığını belirterek, "KOAH, astım, bronşektazi ve akciğer sertleşmesi gibi kronik hastalıklar milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkiliyor. Pulmoner rehabilitasyon, hastaların nefes kapasitesini artırarak günlük yaşamlarını daha bağımsız sürdürebilmelerini sağlar" dedi. "Amaç, hastaların aktif yaşamdan kopmamasını sağlamak" Bu yılın Pulmoner Rehabilitasyon sloganının "Sağlıklı Nefes, Aktif Yaşam: Her Adımda Güçlen!" olduğunu belirten Karadağ, "Bu slogan, hastaların yalnızca yaşamlarını sürdürmesini değil, aynı zamanda aktif bir yaşamın parçası olmalarını hedefliyor. Amacımız, nefes darlığı nedeniyle günlük aktivitelerden uzaklaşan hastaların yeniden hareketli bir yaşama kavuşmasını sağlamaktır" diye konuştu. "Pulmoner rehabilitasyon sadece nefes egzersizinden ibaret değildir" Pulmoner rehabilitasyonun kapsamlı bir tedavi yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Karadağ, "Bu süreç yalnızca nefes egzersizlerinden oluşmaz. Egzersiz programları, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek ile hastaların hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmesi hedeflenir" dedi. Hastaların çoğu zaman nefes darlığı nedeniyle hareket etmekten kaçındığını belirten Karadağ, "Hastalarımız genellikle ‘Nefesim yetmiyor, o yüzden hareket etmiyorum’ diyor. Oysa tam tersine, hareketsizlik nefes darlığını daha da artırır. Pulmoner rehabilitasyon ile bu döngüyü kırarak hastaların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebilmelerini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Pulmoner rehabilitasyon ilaç tedavisi kadar önemli bir destek yöntemidir" Pulmoner rehabilitasyonun kronik akciğer hastalıklarının yönetiminde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Karadağ, "İlaçlar hava yollarını açarken, rehabilitasyon vücudun oksijeni daha verimli kullanmasını sağlar. Kas gücünü artırır, dayanıklılığı geliştirir ve nefes darlığını azaltır" dedi. Bu tedavinin aynı zamanda hastaneye yatış oranlarını azaltabildiğini belirten Karadağ, "Doğru uygulanan rehabilitasyon programları, hastalık ataklarını azaltarak hastaneye başvuru ve yatış oranlarını düşürebilir. Bu da hem hastaların yaşam kalitesini artırır hem de sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltır" diye konuştu. "Psikolojik olarak da olumlu katkı sağlar" Kronik nefes darlığının zamanla psikolojik sorunlara da yol açabileceğini ifade eden Karadağ, "Uzun süre nefes darlığı yaşayan hastalarda kaygı, özgüven kaybı ve sosyal izolasyon görülebilir. Pulmoner rehabilitasyon, fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik dayanıklılığı da artırır ve hastaların sosyal yaşama yeniden katılmasına yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Nefes darlığı yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu değildir" Pulmoner rehabilitasyonun özellikle günlük yaşam aktivitelerinde zorlanan hastalar için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Karadağ, "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Doğru tedavi ve rehabilitasyon ile yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir" dedi.
Ankara Allı turnaların yuvası yok oluyor Her yılın Mart ayında Ankara’ya gelen allı turna sürülerinin konakladığı Sel Kapanı Baraj Gölü’nde, su seviyesi geçen yıla kıyasla neredeyse kurudu. Bu sene Sel Kapanı Baraj Gölü’nde hiçbir canlı gözükmedi. Her yıl Mart ayında göç eden allı turnalar, Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Sel Kapanı Baraj Gölü’ne gelerek burada beslenmekte ve sonbahara kadar konaklamaktaydı. Ancak bu yıl allı turnalar Sel Kapanı Baraj Gölü’nde gözlemlenmedi. Sadece allı turnalar değil, her yıl görünen pelikanlar, yüzlerce tür kuş türü de gölün çekilmesiyle kuraklıktan nasibini aldı. Kuraklık nedeniyle gölün su seviyesi geçen yıllara kıyasla neredeyse dibi gördü. Ayrıca gölün içerisinde adacıklar ortaya çıktı. Bu durum, allı turnalar başta olmak üzere, yüzlerce çeşit kuş türünün besin kaynaklarının azalmasına yol açarak yaşam alanlarını tehdit ediyor. Gölün civarında vakit geçiren Sezgin Şahin ise, bu yıl kuraklığın Sel Kapanı Baraj Gölü’nü ciddi bir şekilde etkilediğini ve bu durumdan dolayı hüsrana uğradığını belirtti. "Göl bayağı çekilmiş. Hatta neredeyse kurumuş" Her yıl bu zamanlar allı turnaları ve çeşitli kuş türlerini izlemek için Sel Kapanı Baraj Gölü’ne geldiğini belirten Sezgin Şahin, "Biz buraya her yıl arkadaşlarla keyif yapmaya geliyorduk. Gördüğünüz alan 2 yıl öncesine kadar gayet doluydu ve vatandaşların geldiği bir yerdi. Her sene vatandaşlar burayı ziyaret ederdi. Şu anda kimsenin olmadığını gördüm. Çok üzüldüm. Göl bayağı çekilmiş. Hatta neredeyse kurumuş. Burası çeşitli kuş türlerine ev sahipliği yapıyordu. Flamingolar (allı turna), pelikanlar ve bir sürü adını bilmediğimiz kuş türleri buraya geliyordu. Biz onları görmekten çok keyif alıyorduk. Galiba onlar da bu sene kuraklıktan dolayı gelmemişler. Çok üzüntü içerisindeyiz. Yetkililerin bir an önce çözüm bulması lazım diye düşünüyorum" diye konuştu.
Sivas Üniversiteyi yarıda bıraktı, dede mesleğini ileriye taşımaya başladı Sivas’ta yaşayan 20 yaşındaki Enes Öksüm, üniversite öğrenimini yarıda bırakarak çiftçiliğe başladı. Çiftçiliğin yanı sıra hayvancılıkla da uğraşan Öksüm, "Sevdiğiniz işi yapın, gerisi önemsiz" dedi. Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gürçayır Beldesi’nde yaşayan Enes Öksüm, YKS’ye girerek üniversite kazandı. Üniversite öğrenimine başlayan Öksüm, eğitimini yarıda bırakarak dede mesleği olan çiftçiliğe yöneldi. Çiftçilikle ilgili araştırmalar yapan Öksüm, Danimarka’dan Jersey sığırı getirerek yetiştirmeye başladı. Ailesinin yaptığı üreticiliği daha üst seviyeye taşımak isteyen Enes Öksüm, işlerin hem idari hem de saha kısmında yer alıyor. Kimi zaman resmi kıyafetler giyerek ticari konuların başında yer alan Öksüm, kimi zaman ise çizmesini giyerek ahıra giriyor. "Amacım sevdiğim işi yapmaktı" Küçük yaşlardan bu yana çiftçiliği sevdiğini söyleyen Enes Öksüm, "Üniversiteyi bırakmamın asıl sebebi sevdiğim işi yapmaktı. Sevdiğim işi yaparken üniversiteyi de bitirebilirdim ama erkenden, genç yaşta başlamak istedim. Hayvancılık serüveni bize dededen geliyor; dededen sonra babadan devam etti. Dedem yıllardır tarım ve hayvancılık yapardı, ben de çocuk yaştan beri onun yanında bu işleri öğrendim. Küçükken sevdiğim için çiftçi olmaya karar verdim. Çevremdekiler çiftçiliği küçük görmüştü ama bizim yaptığımız normal çiftçilik değil, modern çiftçilik; makineleşmeyle insan yükü tamamen bitti, tamamen makine üzerinde çalışmaya başladık" dedi. "Ülkelerin ekonomisini çiftçiler sağlar" Ülkede çiftçiliğin çok önemli bir yeri olduğunu söyleyen Öksüm, "Üniversiteyi bırakınca annem tepki gösterdi, babam ise karşı çıkmadı, tamamen destekçimdi; o da sevdiğim işi en iyi benim yapabileceğimi biliyordu. En rahat yönü saatimizin olmaması, izin alma durumunun olmaması; kendi işimizin patronuyuz. Evet, sorumluluk çok, tatil az ama kafamız rahat; hayvanlarla ve toprakla ilgileniyoruz. Ben sürekli şunu söylüyorum: Topraktan geldik, topraktan kazandık, toprağa gideceğiz. Yaşıtlarıma buradan söylemek istediğim şu: Eğer çiftçi olmak istiyorsanız ve aileniz karşı çıkıyorsa sevdiğiniz işi yapın, çiftçi olun; sevdiğiniz iş olsun, gerisi önemsiz. Ülkelerin ekonomisini çiftçiler sağlar. Üniversiteyi bıraktıktan sonra yabancı bir sosyal medya kanalı üzerinden Jersey ırkını gördüm; hayvanların insanlara yaklaşımını çok sevdim. Bu ırkı araştırdık ve Sivas’a getiren ilk kişiler biz olduk. Seri olarak süt satışı yapıyoruz ve Sivas’ta ilk olmanın gururunu yaşıyoruz. Irkımızın sütü yağ ve protein açısından zengin; yağ oranı yüzde 6,5 civarında. Sütümüz A2 süt olarak geçiyor, anne sütüne en yakın sütlerden biridir. Süt çok değerli ve biz de kendi alanımızda daha ileriye gitmeyi düşünüyoruz" şeklinde konuştu.