ÇEVRE - 12 Mart 2026 Perşembe 09:54

Ege’nin kalbi Uşak’a 23 yılda 135 tesis kazandırıldı

A
A
A
Ege’nin kalbi Uşak’a 23 yılda 135 tesis kazandırıldı

Son 23 yılda Ege’nin kalbi Uşak için adeta yatırım seferberliği başlatan Tarım ve orman Bakanlığı, kente 13 milyar liralık yatırım yaparak 135 su tesisini vatandaşların hizmetine sundu. Bu tesisler sayesinde 117 bin 080 dekar araziye can suyu verilirken, bölge ekonomisine her yıl ortalama 2 milyar lira katkı sağlandı.



Tarım ve Orman Bakanlığı, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor.



Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır" dedi.


Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden Balta, "Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldı. Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz" dedi.



"Uşak yatırımlarla kalkınıyor"


Uşak ekonomisini Türk tarım sektöründe hak ettiği yere taşımayı hedeflediklerini kaydeden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "DSİ olarak Uşak için adeta yatırım seferberliği" başlattıklarını söyledi. Son 23 yılda kente 12 milyar 988 milyon liralık yatırım yaptıklarını ifade etti.


Genel Müdür Mehmet Akif Balta, "23 yıl önce Uşak’ta sadece bir barajımız vardı. Kentin ekonomik ve kültürel potansiyelini ortaya çıkarmak için başlattığımız çalışmalar kapsamında kente 135 su tesisi inşa ettik. Bunlardan 18’i baraj, 15’i gölet. 1’i de depolama tesisi. Bu tesislerde toplam 47 milyon m su depolayabiliyoruz. Uşak’taki toplam depolama hacmimiz ise 61 milyon m’e ulaştı" dedi.


2003 yılından bu yana Uşak’a 2 içme suyu tesisi kazandırdıklarını ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, bu tesisler sayesinde kente yılda 6 milyon m içme ve kullanma suyu temin ettiklerini hatırlattı.



"Uşaklı çiftçilerimize yılda 2 milyar lira kazandırıyoruz"


Uşak’ın toprak ve iklim şartları olarak özellikle endemik bitkiler konusunda çok geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olduğuna dikkat çeken Balta, Uşak çiftçisini kalkındırmak için rantabl ve etkin projeler ürettiklerini söyledi. Balta, "2023 yılından bu yana Uşak’ta 49 sulama tesisini inşa ederek, vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Toplam 117 bin 080 dekar araziyi modern sistem ile suluyoruz. Ülke ve Bölge ekonomisine bu tesislerimiz sayesinde yılda 1 milyar 998 milyon lira ek katkı sağlıyoruz" diye konuştu.



"Uşak’ın çehresini değiştirdik"


Uşaklı vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla kent genelinde 49 Taşkın Koruma Tesisi inşa ettiklerini kaydeden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, bu tesisler sayesinde kentin çehresinin de değiştiğini söyledi. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "Özellikle Uşak kent merkezinde tamamladığımız "Uşak Dokuzsele Projesi" ve Banaz ilçe merkezindeki "Banaz Çayı Islah Projesi" ile hem Uşaklı vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağladık. Hem de kentimize modern şehircilik anlamında önemli eserler kazandık. Dokuzsele Projemiz adeta Uşak’ın gerdanlığı oldu." diye konuştu.



"64 bin 130 dekar arazide tescil işlemlerini tamamladık"


Genel Müdür Mehmet Akif Balta, Uşak’ta tamamlanan 1 Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri (TİGH) Projesi ile 64 bin 130 dekar alanda tescil işlemlerinin tamamlandığını da açıkladı. Yıllık 62 milyon 719 bin liralık zirai gelir artışı sağlandığını duyuran Balta, "Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum." dedi.



Ege’nin kalbi Uşak’a 23 yılda 135 tesis kazandırıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum ESOB Başkanı Fırat’tan 12 Mart mesajı Erzurum Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (ESOB) Başkanı Rasim Fırat 12 Mart Erzurum’un Düşman İşgalinden Kurutuluşunun 108. yıl dönümü nedeniyle bir kutlama mesajı yayımladı. ESOB Başkanı Fırat, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Bugün Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıç noktası, İstiklal mücadelemizin yıkılmaz kalesi Erzurum’umuzun düşman işgalinden kurtuluşunun 108’nci yıl dönümünü kutluyoruz. Kurtuluş Savaşı’nda ortaya koyduğu mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda bir mihenk taşı olan Erzurum, 6000 yıllık tarihiyle yıkıcı bütün faaliyetlere karşı durmuş; barışın, huzurun, inancın, azmin, ilmin ve irfanın merkezi olmuştur. Tarih boyunca birçok saldırıya maruz kalan Erzurum, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda gösterdiği kahramanlığın rastlantı olmadığını, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği mücadeleyle bir kez daha ortaya koymuştur. Tarihi, şan ve şerefle dolu olan dadaşlarımız; yıllarca çektikleri acılara kurtuluş mücadelesiyle son vermiş ve 12 Mart 1918’de tekrar al bayrağımıza kavuşmuştur. I. Dünya Savaşı sonucunda Ruslar ve Ermenler tarafından işgal edilen Erzurum’da, ağır şartlara mahkûm edilen atalarımız istiklal ve istikballerinden ödün vermemiş, tarihe geçen kahramanlıklarıyla emperyalizm heveslilerini yurdumuzdan def etmiş, Erzurum Kongresi’nde Millî Mücadele’mizin meşalesini yakmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ilk tohumları şehrimizde atılmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yol da yine Erzurum’dan geçmiştir. Anadolu’nun işgalden kurtulmasında büyük rol oynayan kahramanların torunları olarak bizler onların bize emanet ettiği bu serhat şehri en değerli yadigâr gibi korumaya devam edeceğiz. Erzurum’un kurtuluşu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna da bir zemin oluşturmuştur. Aziz Erzurum’umuzun kurtuluş gününde bir kez daha bu vatanı bize aziz kılan, geriye baktığımızda bizlere şerefli bir miras bırakan ve her daim hatıralarıyla onurlandığımız milli şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’u da, 108’nci yılında minnet ve şükranla yad ediyor, Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy olmak üzere, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyoruz. Ecdat yadigârı, tarihin emaneti Erzurum; şehitlerimizin toprağa sızmış kanları ve havaya karışmış nefesleriyle bizimdir ve ebediyen bizim kalacaktır. Erzurumlu hemşerilerimizin "Kurtuluş Bayramını" tebrik ediyorum. Bugün 12 Mart, okunduğu her zaman gönlümüzü titreten, ruhumuzu coşturan İstiklal Marşı’mızın millî marş olarak kabulünün 108’nci yıl dönümü. Karanlık günlerin şimal yıldızı gibi ortaya çıkan, sözleriyle milletimize millî benliğini hatırlatan, İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un duasını hatırlatmak istiyorum: "Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın! "Allah bizlere, İstiklal Marşı’nın ilk sözünden aldığımız ilhamla yola devam etmeyi nasip etsin. İstiklal Marşı’ndan yansıyan inanç ve umut ışığı bizleri her zaman aydınlatsın. 12 Mart 1921"de TBMM’de millî marş olarak kabul edilen ve gözyaşlarıyla tekrar tekrar dinlenilen İstiklal Marşı’nı, aynı ruh, aynı heyecan ve aynı ülküyle seslendiriyoruz. Göğsündeki iman ile vatan sevgisini yoğuran ve bize ebediyete namzet bir kahramanlık destanı hediye eden Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve şükranla anıyorum."
Gaziantep Şef Tahir Tekin Öztan: "Yuvalama sadece bir yemek değil, bir sosyalleşme geleneğidir" Gaziantep mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olan yuvalama, geçmişten bugüne uzanan güçlü bir kültürel miras olarak öne çıkıyor. Şef Tahir Tekin Öztan, eski bayramların ve geleneksel mutfak kültürünün unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Öztan, yuvalamanın sadece bir yemek değil, aynı zamanda insanları bir araya getiren bir sosyalleşme geleneği olduğunu ifade etti. Eski bayramların günler öncesinden başlayan bir heyecanı olduğunu anlatan Öztan, çocukların bayram için yeni ayakkabı ve elbiseler almanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Bayram hazırlıklarının mutfaklarda başladığını belirten Öztan, özellikle Gaziantep’te yuvalamanın bayram sofralarının vazgeçilmez yemeklerinden biri olduğunu söyledi. Yuvalamanın oldukça zahmetli ve emek isteyen bir yemek olduğuna dikkat çeken Öztan, bu nedenle hazırlıkların çoğu zaman komşuların bir araya gelmesiyle yapıldığını anlattı. Eskiden pirincin havanda dövüldüğünü, etin hazırlandığını ve yuvalamanın komşularla birlikte yapıldığını aktardı. Yuvalama hazırlanırken sadece yemek yapılmadığını, aynı zamanda insanların sohbet ettiğini ve birbirlerinin halini hatırını sorduğunu vurguladı. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden birinin de lezzetinin yanında insanları bir araya getirmesi olduğunu ifade etti. Yuvalamanın eskiden genellikle yılda bir kez, bayramlarda yapıldığını belirten Öztan, bayram sabahlarının kendine özgü bir atmosferi olduğunu söyledi. Bayram namazından dönen aile büyüklerini evde sade yağ ve nane kokusunun karşıladığını, sofrada şehriyeli pirinç pilavı, sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemeklerinin yer aldığını anlattı. Bütün ailenin aynı sofrada buluştuğunu ve gurbette olan akrabaların da bayram için memlekete geldiğini ifade etti. "Yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir" Eski bayramları anlatan şef Öztan, "Biz aslında çocukluğumuzun bayramlarını anlatıyoruz ki geleceğe bir ışık olsun. Bu hatıralar kayıt altında kalsın istiyoruz. Bazen gençler bu konuya kızabiliyor. ’Eski bayramlar’ denildiğinde bunu gereksiz bulanlar oluyor. Oysa eski bayramları bilmeden yenisini anlamak mümkün değildir. Eskiden bayram heyecanı günler öncesinden başlardı. Küçükler için bayram demek yeni ayakkabı ve yeni elbiseler demekti. Bu heyecan evlerde günler öncesinden hissedilirdi. Mutfaklarda ise annelerimizin bayram hazırlıkları başlardı. Özellikle Gaziantep’te bayram denildiğinde akla ilk gelen yemeklerden biri yuvalamadır. Yuvalama hazırlanırken büyük bir emek verilirdi. Önceden pirinç alınır, havanda dövülerek un haline getirilirdi. Et alınırdı ve bu hazırlıklar çoğu zaman komşularla birlikte yapılırdı. Çünkü yuvalama yapmak oldukça zahmetli bir iştir. Öyle birkaç saatte hazırlanacak bir yemek değildir. Hem masraflıdır hem de ciddi bir emek ister. Bu yüzden komşular bir araya gelir, birlikte yuvalama hazırlamaya başlarlardı" dedi. "İnsanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi" Yuvalamanın önceden sosyalleşme aracı olduğunu söyleyen şef Öztan, "Yuvalama yapılırken sadece yemek hazırlanmazdı, aynı zamanda sohbet edilirdi. Komşunun hali hatrı sorulur, kimin oğlu askerde, kimin kızı gelin olmuş, kimin bir sıkıntısı var. Bunlar konuşulurdu. Yani insanlar bir araya gelerek sosyalleşirdi. Gaziantep yemeklerinin en önemli özelliklerinden biri de sadece lezzetli olmaları değil, aynı zamanda insanları bir araya getirmeleridir. Yuvalama da bu yemeklerin en güzel örneklerinden biridir. Eskiden yuvalama yılda genellikle bir kez, bayramlarda yapılırdı. Bayram sabahı babamız bayram namazından eve geldiğinde evin içi sade yağ ve nane kokardı. Sofrada yeni yapılmış şehriyeli pirinç pilavı, aslan sütlaç, kurabiyeler ve bayram yemekleri hazır olurdu. Bütün aile bir araya gelir, aynı sofrada bayram yemeğimizi yerdik. Bayram aynı zamanda akrabaların bir araya geldiği özel bir zamandı. Gurbette okuyan bir talebe varsa o gelirdi, başka şehirde çalışan varsa o da bayram için memlekete dönerdi. Herkes bir araya gelir, bayram birlikte yaşanırdı" ifadelerini kullandı. "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir" Yuvalamanın Gaziantepliler için önemine dikkat çeken Öztan, "Gaziantepliler için yuvalama çok önemlidir. Adeta bizim milli yemeğimiz gibidir. Yuvalama yapılırken önce pirinç dövülerek un haline getirilir. Bunun içine çiğ köftelik et, biraz soğan, karabiber ve tuz eklenir. Bu karışım güzelce yoğrulur. Daha sonra hamurdan çok küçük parçalar alınarak yuvarlanır. Bu yuvarlaklar nohuttan bile küçük olur. Hatta eskiler ’bir kaşığa kırk tane sığacak kadar küçük olacak’ derlerdi. Daha sonra kemikli et ayrı bir yerde pişirilir. Nohut haşlanır. Süzme yoğurt hazırlanır. Köfteler piştikten sonra yoğurt, et ve nohutla buluşturulur. Üzerine de sade yağda kızdırılmış nane eklenir. Böylece yuvalama hazır olur. Yanında mutlaka şehriyeli pirinç pilavı ve aslan sütlaç bulunur. Günümüzde ise fabrikasyon ürünler çoğaldı. Hazır yemekler arttı ve eski tatların bir kısmı kayboldu. Bunun en büyük sebebi de eski bayramların yaşanmıyor olmasıdır. Eskiden bayram denildiğinde insanlar bir araya gelirdi. Şimdi ise çoğu kişi bayram tatilini seyahat planı olarak görüyor" şeklinde konuştu. "Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir" Bayram tatilinin insanların bir araya gelmesi için olduğunu söyleyen Öztan, "Biz ise bu zamanı gezmek için kullanıyoruz. Emek vererek yapılan bir yemek ile hazır alınan bir yemeğin aynı olması mümkün değildir. Yuvalama da böyledir. Ne yazık ki bayramlarımız gibi yuvalamamız da zamanla yozlaşmaya başladı. Ancak yine de umudumuz var. Eğer bizler ve bizim gibi bu kültürü anlatan insanlar her bayram bu gelenekleri hatırlatmaya devam edersek, en azından bu değerler unutulmaz. Belki herkes yapmaz ama en azından hatıralarımızda ve kültürümüzde yaşamaya devam eder" diye konuştu.
Kütahya Başkan Kahveci: "Kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem veriyoruz" Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Kütahya İl Koordinatörü Dr. Birsen Karaaslan’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarete Belediye Başkan Yardımcısı Osman Ortaclı ile Su ve Kanalizasyon Müdürü Murat Yenidoğan da katıldı. Görüşmede Kütahya’da tarım ve kırsal kalkınma alanında yürütülen çalışmalar ile IPARD programı kapsamında sağlanan hibe destekleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette konuşan Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, tarım ve kırsal kalkınmanın sürdürülebilir gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, üreticilerin ve girişimcilerin destek programlarından en verimli şekilde yararlanmasının önemine dikkat çekti. Kahveci, Kütahya’da üretimi güçlendirecek ve kırsal kalkınmayı destekleyecek her türlü çalışmaya önem verdiklerini ifade etti. TKDK Kütahya İl Koordinatörü Dr. Birsen Karaaslan ise kurum tarafından Kütahya’da gerçekleştirilen yatırımlar ve sağlanan hibeler hakkında bilgi verdi. Karaaslan, tarım, hayvancılık ve kırsal ekonomik faaliyetlerin gelişmesine katkı sağlayacak projelerin desteklenmeye devam edeceğini belirtti. Karşılıklı iyi dileklerin paylaşıldığı ziyaret, iş birliği imkanlarının değerlendirilmesi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.