SAĞLIK - 21 Aralık 2023 Perşembe 13:53

Kalp deliği olan iki çocuk ameliyatsız sağlığına kavuştu

A
A
A
Kalp deliği olan iki çocuk ameliyatsız sağlığına kavuştu

Denizli’de kalplerinde delik olduğu tespit edilen iki çocuk, ameliyatsız edilmeden sağlığına kavuştu. Sağlığına kavuşan iki çocuk tedaviden bir sonraki gün taburcu edildi.



Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Polikliniğine üfürüm nedeniyle başvuran 10 yaşındaki E.N.G, ve 14 yaşındaki Nimet Açıkbaş, yapılan tetkikler sonucunda kalbin kulakçıklarında geniş delik olduğu belirlendi. Daha detaylı yapılan incelemelerde çocuk hastaların Atrial Septal Defekt işlemine uygun olduğu görüldü. Çocukların kalplerindeki delikler ameliyatsız yöntemle kasıktan girilerek kapatıldı. Denizli’de sadece Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nde uygulanan işlem Prof. Dr. Dolunay Gürses, Doç. Dr. Münevver Yılmaz, Uzm. Dr. Merve Oğuz ve Uzm. Dr. Emine Sayın tarafından oluşan çocuk kardiyoloji ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Çocuklar yaklaşık yarım saat süren işlemin ertesi günü taburcu edildi.



Rahatsızlığın çocuklarda belirti vermediğini, şüphe üzerine tespit edildiğini söyleyen Pamukkale Üniversitesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dolunay Gürses, ’’Bu rahatsızlık, kalpteki sol ve sağ kulakçıklar arasındaki duvarda delik olmasıdır. Çocukluklarda genellikle belirti vermez ve başka bir nedenle doktora gidildiğinde, muayenede kalpte üfürümün duyulması ile şüphelenilebilir. Kesin tanı, çocuk kardiyoloji doktoru tarafından yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur. Zamanında kapatılmayan delikler, ilerleyen yaşlarda nefes darlığı, ritim bozuklukları ve hatta kalp yetmezliğine yol açabilir” dedi.



Prof. Dr. Gürses hastalığın zamanında tanınması ve zamanında yapılacak girişimin, bu çocuklarda hayat kurtarıcı olduğunu belirtti ve erken tanının önemini vurguladı. Anjiyografi ile ameliyat olmaksızın kapalı bir şekilde bu deliklerin kapatılabileceğini ve işlemin çocuklar için güvenilir ve konforlu bir yöntem olduğunu belirtti.



Kalp deliği olan iki çocuk ameliyatsız sağlığına kavuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Makine teknisyenini eski merakı saat koleksiyoneri yaptı Burhaniye ilçesinde, emekli makine teknisyeni Hanefi Efe’yi eski merakı saat koleksiyoneri yaptı. Yüzlerce antikanın sahibi olan Efe’nin bin 700’lü yıllarda yapılmış duvar saatleri de yoğun ilgi gördü. Muğla’nın Fethiye ilçesinde makine imalatı yaparken emekli olan makine teknisyeni Hanefi Efe,16 yıl önce Burhaniye’ye taşındı. 2,5 yıl önce Taylı Caddesi’nde dükkan açan Hanefi Efe, bir taraftan eski eşyalar satarken, bir taraftan da elektrikli ev aletleri tamiri yapıyor. Efe, 70’li yıllarda başlayan eski saat merakı, binin üzerinde köstekli, kurmalı ve otomatik saatlerin yanı sıra onlarca tarihi duvar saatinin de sahibi yaptı. Eski saatlere gözü gibi baktığını anlatan Efe, işini severek yaptığını söyledi. Antikaları sevdiğini kaydeden 70 yaşındaki Hanefi Efe, "Muğla da 30 sene ikamet ettim. Makine ve mermer işleriyle uğraştım. Sonra 2010 yılında Burhaniye’ye geldim. O zamandan beri bende bu antika sevgisi var. Ben bunlardan ayrılamıyorum. Ben bunları o zamandan beri biriktiriyorum. Biriktirdikten sonra eve doldurdum. Ev artık almaz hale geldi. Sonra karar verdim. Burhaniye de Taylı caddesinde bu dükkanı açtık. Almaya’ dan Hollanda’dan saat getirmeye başladım. Bunlar bin 700 tarihli ilk saatler. Grand fadır denen saatler. Almanların gugukluları işte. Hislonlardan getirmeye başladık. Bu bizde bir tutku oldu. Sonra bu işin ticaretini yapmaya başladık. Para kazanmaya da başladık. Dolayısıyla para kazandıkça insanında hoşuna gidiyor hakikaten. Yaptığın emek boşa gitmemiş oluyor Ama, ben bunu çok seviyorum. Şu anda gençlerden de hevesli olanlar var. Buradan mezatlara katılıyorum Bursa’ya gidiyorum. İstanbul’a gidiyorum. Şimdi bizim yakın zamanda Bursa’ da Bandırma da gene Belediyenin açtığı mezat yeri olacak. Oraya da katılacağım. İzmir’e de gidiyorum. .Hakikaten gençlere de tavsiye ederim. Hem zevkli meslek. İnsan eskiyi anıyor, eskiden yaşanmışlıkları görmek güzel oluyor. Burhaniye’ de de bu işi şu anda devam ettiriyorum. Teşekkür ederim" dedi.
Antalya Yağlı Pehlivan Güreşlerinin efsane ismi Ali Gürbüz, Kepez Belediyesi’nde Dört kez Kırkpınar Yağlı Güreşleri şampiyonu olarak Altın Kemer kazanan Ali Gürbüz, 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde Kepez adına er meydanına çıkacak. Başpehlivan Gürbüz için, yarın Kepez Belediyesi hizmet binası önünde imza töreni düzenlenecek. Antalya’da ata sporu yağlı güreş heyecanı yeniden 12 yıl aradan sonra Kepez’de yeniden yaşanacak. Kepez’de düzenlenecek 10. Yağlı Pehlivan Güreşleri ile yeniden kurulacak olan er meydanı davul zurna eşliğinde pehlivanlar çayıra çıkacak. 12 yıl aranın ardından 19 Nisan Pazar günü Edip Akbayram Gençlik Parkı’nda gerçekleştirilecek olan 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde pehlivanlar kol bağlayacak. Yağlı güreşlerin efsane ismi Ali Gürbüz, 2026 sezonunda Kepez Belediyesi adına er meydanına çıkacak. Başpehlivan Gürbüz için, Kepez Belediyesi hizmet binası önünde imza töreni düzenlenecek. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kepez’de yağlı güreş geleneğinin yeniden hayat bulacağını belirterek tüm Antalyalıları bu anlamlı buluşmaya davet etti. Kocagöz, "12 yıl aradan sonra Kepez’de gelenek yeniden başlıyor. Davulun gür sesi ve pehlivanların yiğit adımları yeniden topraklarımızda yankılanacak. Ata mirasımız olan yağlı güreşler, yüzyılların cesaretini ve kardeşliğini bir kez daha dualı çayırda buluşturuyor" dedi.
Antalya Kontrol edilemeyen sınav kaygısı öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkilere sebep oluyor Kepez Belediyesi Antalya Bilim Merkezi’nde öğrencilerin ve ailelerin katılımıyla "Sınav Kaygısı" başlıklı bir söyleşi düzenledi. Söyleşide, sınav sürecinde öğrencilerde ve ailelerde ortaya çıkan kaygının nedenleri, etkileri ve bu sürecin sağlıklı bir şekilde nasıl yönetilebileceği anlatıldı. Kepez Belediyesi’nin düzenlediği Bilim Kafe etkinliklerinde bu hafta ‘Sınav Kaygısı’ konuşuldu. Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (PDRUAM) Müdürü Prof.Dr. Tuğba Sarı, deneyimlerini öğrenciler ve aileleriyle paylaştı. Moderatörlüğünü Av. Ayşe Evrim Zeybek Akçay’ın üstlendiği söyleşide, sınav sürecine ilişkin deneyimler aktarılarak, katılımcıların soruları yanıtlandı. Söyleşide sınav kaygısının temelinde "korku" duygusunun yer aldığı ifade edilirken, bu duygunun insanın doğasında bulunduğu ve doğru düzeyde olduğunda bireyi motive edici bir işlev gördüğü vurgulandı. Kaygının tamamen olumsuz bir durum olmadığını, aksine orta düzeyde yaşandığında performansı artırabileceği belirtildi. Fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturuyor Kontrol edilemeyen ve aşırı düzeye çıkan kaygının öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildiği söyleşide, bu durumun nefes darlığı, donma hissi, odaklanma güçlüğü ve performans düşüklüğü gibi sonuçlara yol açabileceği ifade edildi. Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden birinin, sınavın "hayatın tek belirleyicisi" olarak algılanması olduğuna değinilen söyleşide, öğrencilerin kendilerini "başarısızlık ve değersizlik" düşünce kalıplarına kaptırmalarının kaygıyı artırdığı belirtildi. Sınavın önemli bir süreç olduğu ancak hayatın tek belirleyicisi olmadığı vurgulandı. Ailelerin yaklaşımının da öğrencilerin kaygı düzeyinde önemli rol oynadığı ifade edilirken, iyi niyetle yapılan baskı veya aşırı beklentinin zaman zaman olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşım Çocuklarla kurulan iletişimde sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşımın önemine dikkat çekildiği söyleşide ailelerin çocuklarının ilgi ve yeteneklerini dikkate alarak yönlendirme yapması gerektiği, tek bir meslek veya hedefe zorlamanın öğrenciler üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi. Sağlıklı iletişimin ve ortak karar alma süreçlerinin kaygıyı azaltmada etkili olduğu ifade edildi. Program, sınav sürecinin yalnızca bireysel değil; öğrenci, aile ve eğitimcilerin birlikte yürüttüğü ortak bir süreç olduğu vurgusuyla sona erdi.