ÇEVRE - 07 Mayıs 2025 Çarşamba 09:32

Nesli tükenmekte olan gökkuzgun Sırbistan’dan Denizli’ye uçtu

A
A
A
Nesli tükenmekte olan gökkuzgun Sırbistan’dan Denizli’ye uçtu

Denizli’de tarlasında çalışırken yaralı bir kuş bulan Eşref Eşbah, uluslararası öneme sahip bir doğa olayına tanıklık etti. Sırbistan’da halkalanan gökkuzgunu, göç yolculuğunda Türkiye’ye ulaşarak bilim dünyası için değerli bir veri sundu.


Denizli’nin Çal ilçesinde doğanın olağanüstü bir misafiri tespit edildi. İlçeye bağlı Denizler Mahallesi’nde tarlasını kontrol eden vatandaş Eşref Eşbah, yerde hareketsiz yatan rengârenk bir kuş fark etti. Yaklaştığında kuşun uçamadığını gören Eşbah, durumu hemen Çal Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen zabıta ekipleri ve Belediyenin sözleşmeli veterineri, kuşu teslim alarak ilk müdahaleyi gerçekleştirdi. Yapılan incelemede kuşun, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan göç yollarında nadiren rastlanan ve koruma altındaki türlerden biri olan "Gökkuzgun" (Coracias garrulus) olduğu anlaşıldı. Yaralı gökkuzgunu tedavi altına alınırken, kuşun ayağında bulunan metal halka büyük dikkat çekti. Halka üzerinde yazan "Museum Belgrade 3X16338" ibaresi, kuşun Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da bilimsel amaçlarla halkalandığını ortaya koydu. Bu, gökkuzgununun Sırbistan’dan yola çıkarak Türkiye’ye kadar göç ettiğini kanıtlayan önemli bir doğa olayı olarak kayıtlara geçti.


Yapılan ihbar üzerine nesli tükenmekte olan gökkuzgun kuşunun bulunduğunu ve özenle tedavisine başlandığını belirten Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, "Bugün ilçemiz Çal’ın Denizler Mahallesi’nde, duyarlı bir vatandaşımızın ihbarı sayesinde çok özel ve nadir bir kuş türü olan gökkuzgun ile karşılaştık. Bu kuş, küresel ölçekte nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir tür ve yapılan incelemelerde Sırbistan’ın Belgrad kentinde halkalanmış, yani kayıt altına alınmış bir birey olduğu tespit edildi. Veterinerimiz Ediz Bey olaya hızlıca müdahale etti. Kendisine bu konudaki bilgisi ve duyarlılığı için yürekten teşekkür ediyorum. Aynı zamanda Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürümüz Sayın Taner Bey ile irtibat kurarak gerekli süreci başlattık. Bu kıymetli canlıyı sağlığına kavuşturduktan sonra, doğal yaşam alanına güvenle geri bırakacağız. Belediye olarak doğaya, çevreye ve tüm canlılara karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bu olay bir kez daha gösterdi ki, vatandaşlarımızın duyarlılığı ve kurumlarımızın iş birliği sayesinde güzel işler başarabiliyoruz. Ben bu örnek davranışlarından dolayı hem ekibimize hem de duyarlı yurttaşımıza teşekkür ediyor, bu türün korunmasına katkı sağlamaktan Çal halkı adına büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Doğaya ve canlılara sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır" dedi.



Ayağındaki halka yolculuğunu anlatıyor


Gökkuzgununun ayağında bulunduğunu ve bu halkanın önceden bilim insanları tarafından takıldığını dikkat çeken Veteriner Hekim Ediz Zeybek, "Halkayla yolculuğunun izlendiğini, kuşun ne zaman, nerede halkalandığını ve izlediği rotayı bilim insanlarına bildiriyor. Bu halkalama sistemi sayesinde kuşların göç yolları, popülasyon değişimleri ve iklim değişikliğine tepkileri bilimsel olarak izlenebiliyor" ifadelerini kullandı.


Kuş, ilk tedavisinin ardından Doğa ve Milli Parklar Denizli Şube Müdürlüğüne teslim edildi. Buradan da doğal yaşam alanına geri salınacağı ve gözlemin uluslararası halkalama veri tabanlarına bildirileceği belirtildi.



Nesli tükenmekte olan gökkuzgun Sırbistan’dan Denizli’ye uçtu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.