SAĞLIK - 20 Nisan 2026 Pazartesi 09:57

Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi

A
A
A
Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi

Denizli’de çölyak hastalığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Glütensiz Buluşma" etkinliği, kortej yürüyüşüyle kenti harekete geçirdi. Gazi İlkokulu’ndan Çınar Meydanı’na uzanan yürüyüşte yükselen sloganlar, çölyaklı bireylerin sesini duyururken; meydanda yapılan konuşmalarda erken tanının önemi, güvenilir glütensiz gıdaya erişim ve toplumsal farkındalık çağrısı öne çıktı.



Denizli Çölyak Derneği öncülüğünde, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve Dr. Schar sponsorluğunda düzenlenen "Glütensiz Buluşma" etkinliği Denizli’de geniş katılımla gerçekleştirildi. İki gün süren programın ilk günü bilimsel oturumlarla başladı.


Hekim ve diyetisyen toplantısıyla Çölyak Hastalığı her konusuyla irdelenirken, çölyak farkındalığına dem vuran Hayal Perdesinin sahneye koyduğu ‘Sana Rağmen’ tiyatro oyunu büyük beğeni topladı. Etkinliğin ikinci gününde ise, farkındalığın Denizli sokaklarına indiği kortej yürüyüşü, Çınar Meydanında gerçekleşen konuşmalar ve Çamlık’ta glütensiz piknik etkinliği ile devam etti.



Çölyak Hastalığına dikkat çekmek, farkındalığı arttırmak amacıyla Denizli’nin tarihi Gazi İlkokulu önünden başlayan ve Çınar Meydanı’nda sona eren kortej yürüyüşü renkli görüntülere sahne oldu. 7’den 70’e onlarca kişinin katıldığı yürüyüşte, "Çölyak için yan yanayız" ve "Glütensiz hayat için buradayız" sloganları atıldı. Katılımcılar, çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek farkındalığı şehir merkezine taşıdı. Kortej boyunca taşınan pankartlar ve atılan sloganlarla, glütensiz yaşamın bir tercih değil zorunluluk olduğu vurgulandı. Yürüyüş, çölyak hastalarının görünürlüğünü artıran en güçlü anlardan biri oldu.



Kortejin ardından Çınar Meydanı’nda düzenlenen programda, çölyak hastalarının yaşam mücadelesi ve beklentileri dile getirildi. Denizli Çölyak Derneği Başkanı Keziban Uçar, "Çölyak Hastalığı günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir durumdur. Hâlâ yeterince anlaşılmamaktadır. Birçok çocuk, erken tanı alamadığı için sağlığından olmaktadır. Oysaki erken tanı ve doğru beslenme ile tamamen sağlıklı bir yaşam mümkündür" dedi.



"Çölyak bir yaşam biçimidir"


Uçar, glütensiz beslenmenin tek tedavi yöntemi olduğunu vurgulayarak, "Çünkü Çölyak bir hastalık değil, yaşam biçimidir. Tek tedavisi ömür boyu glutensiz beslenmedir. Bir tercihtir. Bugün burada yalnız olmadığımızı göstermek ve toplumun her kesimine çağrıda bulunmak için bir aradayız" ifadelerini kullandı.



"Türkiye’yi stratejik bir üst haline getirdik"


Dr. Schar Türkiye Genel Müdürü Özgür Erdoğan ise konuşmasında hem küresel deneyimi hem de Türkiye’de yürütülen çalışmaları detaylı şekilde aktardı. Şirketin yapısını ve Türkiye’nin konumunu aktaran Erdoğan; "Yüzyılı aşkın süredir özel beslenme alanında faaliyet gösteren, glutensiz ürünlerde ise yaklaşık 40 yıllık deneyime sahip bir markanın temsilcisiyiz. Bugün 18 ülkede aktif olarak faaliyet yürütüyor, 100’den fazla ülkeye ürün ulaştırıyoruz. Türkiye’de 2022 yılında üretime başladık ve çok kısa sürede ülkemizi sadece iç pazar için değil; Orta Doğu, Balkanlar, Asya ve Kuzey Afrika’yı kapsayan geniş bir coğrafya için stratejik bir üretim ve dağıtım üssü haline getirdik. Bu bizim için olduğu kadar Türkiye adına da önemli bir kazanımdır" dedi.



"Glutensiz ürünlerde güven olmalıdır"


Glütensiz üretimde hassasiyetin altını çizen Erdoğan, "Glutensiz ürün söz konusu olduğunda en küçük bir hata dahi kabul edilemez. Bu nedenle bizim üretim anlayışımızın merkezinde güvenilirlik yer alıyor. Üretim hatlarımızda glutensiz ürün dışında hiçbir üretim yapılmıyor. Çapraz bulaşma riskini ortadan kaldıracak şekilde tüm süreçler kontrol altında tutuluyor. Açık bir şekilde ifade etmek gerekirse; gluten bizim üretim alanımıza giremez. Çünkü bu konu, doğrudan insan sağlığıyla ilgilidir" dedi.



"Piyasada ciddi bir risk var"


Erdoğan, piyasadaki denetim sorunlarına dikkat çekerek,


"Yapılan bazı akademik çalışmalarda, ‘glutensiz’ etiketiyle satılan ürünlerin bir kısmında gluten tespit edildiği görülüyor. Bu da şu anlama geliyor; tüketici marketten güvenle aldığını düşündüğü bir üründe riskle karşı karşıya kalabiliyor. Basit bir örnekle anlatmak gerekirse, birkaç ürün aldığınızda bunlardan birinde gluten çıkma ihtimali söz konusu olabiliyor. Bu durum çölyak hastaları için son derece ciddi bir sorundur ve üzerinde hassasiyetle durulması gerekir" ifadelerini kullandı.



"Bu sadece beslenme değil, yaşam kalitesi"


Glütensiz ürünlerde lezzetin önemine de değinen Erdoğan, "Glutensiz beslenme sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir unsurdur. ‘Yeter ki doysun’ yaklaşımı gerçekçi değildir. İnsanlar nasıl günlük hayatlarında lezzetli ürünler tüketmek istiyorsa, çölyaklı bireyler de aynı beklentiye sahiptir. Bizim hedefimiz, ürettiğimiz glutensiz ürünlerin lezzet açısından da en az standart ürünler kadar güçlü olmasıdır ve bu alanda önemli bir noktaya ulaştığımızı söyleyebilirim" dedi.



"Erişilebilirlik herkes için olmalı"


Erişilebilirlik ve toplumsal bilinç vurgusu yapan Erdoğan, şöyle konuştu:


"Erişilebilirlik iki boyutludur. Birincisi ürüne ulaşabilmek, ikincisi ise o ürünü satın alabilecek ekonomik şartlara sahip olmak. Türkiye’de üretime başlamamızla birlikte özellikle fiyat konusunda önemli bir iyileşme sağladık. Hedefimiz, ithal ürünleri azaltarak yerli üretimi artırmak ve daha fazla insanın glutensiz ürünlere ulaşabilmesini sağlamak. Farkındalık çalışmalarında iki temel hedefimiz var. Birincisi teşhis sürecinin hızlanması; insanların yıllarca bu hastalıkla yaşamak zorunda kalmaması. İkincisi ise toplumun empati kurabilmesi. Çölyaklı olmayan bireylerin de bu yaşamın zorluklarını anlaması ve buna göre davranması gerekiyor. Bu süreçte derneklerle yapılan iş birlikleri bizim için son derece kıymetli"



Özgür Erdoğan, Denizli’de düzenlenen etkinliğin yalnızca bir buluşma olmadığını vurgulayarak; "Denizli’de ortaya konan bu güçlü birliktelik, çölyak konusunda farkındalığın ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde hem erken teşhis bilinci artıyor hem de glütensiz yaşamın toplumsal karşılığı güçleniyor. Bizim hedefimiz sadece ürün sunmak değil, çölyaklı bireylerin hayatını kolaylaştıracak bir ekosistem oluşturmak. Denizli’de gördüğümüz bu katılım ve duyarlılık, doğru yolda olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu" ifadelerini kullandı.



Çınar Meydanı’ndaki programın ardından etkinlik, Çamlık Piknik Alanı’nda düzenlenen glütensiz piknik organizasyonuyla devam etti. Katılımcılara glütensiz ikramlar sunulurken, çocuklara yönelik etkinliklerle gün boyu süren buluşma sosyal dayanışma ortamına dönüştü.



Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Ezine’de 3. Gıda, Hayvancılık ve Tarım Teknolojileri Festivali’ne yoğun ilgi Çanakkale’nin Ezine ilçesinde "3. Gıda, Hayvancılık ve Tarım Teknolojileri Festivali" binlerce katılımcıyı ağırladı. 4 gün sürecek festival, bölgesel ekonomiye katkı sağlayacak. Ezine Kaymakamlığı, Ezine Belediyesi desteğiyle Ezine Ziraat Odası tarafından Kapalı Pazaryeri’nde düzenlenen festival binlerce kişiyi ağırladı. Festival alanında yöresel ürünlerin yer aldığı stantlar kuruldu, yeni tarım makinelerinin tanıtımı yapıldı. Açılış töreni saygı duruşu, İstiklal Marşı’nın okunması ve halk oyunları gösterisiyle başladı. Festivalin açılış programına, Vali Yardımcısı Dr. Polat Kara, Ezine Kaymakamı Yusuf Kaptanoğlu, Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Demirhan, Ezine Ziraat Odası Başkanı Serkan Zehir, daire müdürleri, çiftçiler, üreticiler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Protokol üyelerinin kurdele kesimiyle 25 Nisan’a kadar sürecek "3. Gıda, Hayvancılık ve Tarım Teknolojileri Festivali" başladı. Açılışın ardından protokol üyeleri festival kapsamında kurulan stantları gezdi, Ezine başta olmak üzere diğer ilçelerin yöresel ürünlerini tattı ve inceledi. Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel, "Ezine denildiği zaman her zaman akla gelen Ezine peynirinin ne kadar şehrin lokomotifi olduğunu söylesek de, tarıma bir yön veren şehir. Bu bölgenin hem Kaz Dağları’ndan aldığı güneşin doğduğu, Bozcaada’da güneşin battığı bir şehirden bahsediyoruz. İnşallah bundan sonra devamı gelen güzel işler yaparız" dedi. Ezine Ziraat Odası Başkanı Serkan Zehir ise, "Burada amacımız çiftçimizi tarımla, teknolojiyle buluşturmak. Yerel üreticilerimizin ürettiği gıdaları, çevre il ve ilçelerimizden gelen konuklarımıza pazarlamak hem de Ezine’mizi tanıtma amacıyla düzenlediğimiz bir festivaldir. Bu sene 4 gün sürecek festivalimize 40 binin üzerinde katılım bekliyoruz" diye konuştu. 4 gün sürecek festival kapsamında buzağı emzirme yarışmaları, koyun ırk tanıtılması, koyun kırkma yarışmaları ve traktör ile penaltı yarışmaları düzenlenecek. Yarışmalarda dereceye girenlere çeşitli ödüller verilecek. Festival kapsamında katılımcılara ayrıca çiftçiler tarafından hayır yemeği de dağıtılacak.
Muğla Başkan Acar: "Çocuklarımızın güvenle büyüdüğü bir geleceği kurmak hepimizin sorumluluğudur" Çocukların, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü; "Çocuklarımızın güvenle büyüdüğü bir geleceği kurmak hepimizin sorumluluğudur" dedi. Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Ünlü mesajında "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla büyük bir onur ve gurur hissediyoruz. 23 Nisan 1920, yalnızca bir tarihten ibaret değildir, millet egemenliğinin ilan edildiği, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin ve Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı tarihi bir dönüm noktasıdır. En zor şartlarda dahi halkın iradesi esas alınmış, Milli Mücadele ortak akıl ve kararlılıkla yönetilmiş, milletimizin sesi zafere ulaşmıştır. Egemenlik, kayıtsız şartsız millete verilmiştir. Bu yönüyle 23 Nisan, milletimizin kendi geleceğine sahip çıkma kararlılığının en güçlü simgelerinden biridir. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesi ise geleceğe duyduğu inancın en kıymetli göstergesidir. Çocuklarımız, barışın, kardeşliğin ve umut dolu yarınların temsilcisidir. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen çocukların dil, din ve renk fark etmeksizin aynı duygularda buluşması, 23 Nisan’ın evrensel anlamını daha da güçlendirmektedir. Ancak bu yıl 23 Nisan’da içimizde büyük bir burukluk ve acı var. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarında yitirdiğimiz evlatlarımızın ve Ayla Kara öğretmenimizin acısıyla ve çocuklarımızın tedirginliğiyle bayramı yaşıyoruz. Tüm bu duygular bize aydınlık bir gelecek için çocuklarımızın huzur ve güven içinde olması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, eşit ve özgür bir geleceği kurmak hepimizin sorumluluğudur. Bizler de bu bilinçle çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle anıyor, hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Mirel Radoi, Gaziantep FK’daki görevine iddialı başladı: "Türkiye’ye meydan okumaya geldim" Gaziantep Futbol Kulübü, Rumen teknik adam Mirel Radoi ile 1,5 yıllık resmi sözleşme imzaladı. İmza töreninde açıklamalarda bulunan Mirel Radoi, "Dünyadaki ligleri arasında Türkiye 9. sırada. Bu da demek oluyor ki Türkiye Ligi gerçekten çok güçlü bir lig. O yüzden Türkiye’ye gelmek tabii ki de kolay değil ama bu benim için bir meydan okuma" dedi. Gaziantep Futbol Kulübü, takımın başına getirdiği Rumen teknik adam Mirel Radoi için Gaziantep Büyükşehir Stadyumu’nda imza töreni düzenledi. Gaziantep FK Başkanı Memik Yılmaz ve yönetim kurulu üyelerinin katıldığı imza töreni ile Mirel Radoi 1,5 yıllık sözleşmeye imza atarak resmen göreve başladı. "Hocamızı da 2-3 aydır da takip ediyorduk" Gaziantep Futbol Kulübü Başkanı Memik Yılmaz, imza töreninde yaptığı konuşmada proje takımı olarak Türk futbolu adına güzel şeyler yapmak için mücadele edeceklerini söyledi. Yılmaz, anlaştıkları teknik adamı 2-3 aydır takip ettiklerini de belirterek, "Gaziantep Futbol Kulübü olarak depremden sonra bir evrim geçirdik. Her ne kadar gözle gözükmese de yaş ortalamamızı aşağıya çektik. Yıldan yıla takımımızı güçlendirerek bu hale getirdik. Bir süredir bir proje hocası arayışı içerisindeyiz. Bu arada bizle çalışan hocalarımız, Bu takım için güzel şeyler kattı gittiler, emeklerine, yüreklerine sağlık. Hocamızı da 2-3 aydır da takip ediyorduk. Prensipte anlaşmıştık. Bizleri kırmadan, tercih edip buraya geldiği için de kendisi ve ekibine de ayrıca teşekkür ederim. Kötü bir takım değiliz. İnşallah bundan sonra da bir proje takımı olarak Türk futbolu adına güzel şeyler yapmak için mücadele edeceğiz. Buna inanıyoruz. Her zaman için zafer inananların. Allah utandırmasın bizi. Hocamızla bir buçuk yıllık bir sözleşme imzalıyoruz ve hocamdan beklentimiz yüksek" dedi. "Her takımın bir B planı olması lazım" Selçuk İnan ve Burak Yılmaz’ın takıma çok şey kattığını söylerine ekleyen Yılmaz, "Öncelikle herkesin bir B planı denen ikici bir planın olması lazım. Çünkü Türkiye’de futbol sisteminde sizler de çok iyi biliyorsunuz ki 4-5 maç kötü gittiği zaman önce hocayı gönderdiler. Peşinden hocayı göndermezsen 4-5 maç kötü giderse yönetimle başkanı gönderirler. Bu değişmez bir kural gibi. Onun için biz her zaman için sağ olsun bize Selçuk İnan, Burak Yılmaz şehrimize ve takımımıza çok şeyler kattılar. Çok teşekkür ederim. Emeklerine sağlık" ifadelerini kullandı. "Burak hocamıza da teşekkür etmek istiyorum" İmza töreninde konuşan Gaziantep FK Teknik Direktörü Mirel Radoi ise önceki teknik direktör Burak Yılmaz’a teşekkür etti. "İstifa etmese belki ben burada olmazdım" diyen Radoi, "Burada olduğum için gerçekten çok mutluyum. Bana verdiği bu güvenden ötürü başkanımıza teşekkür ederim. Tabii ayrı bir teşekkürü de şaka olacak belki ama Burak hocamıza da teşekkür etmek istiyorum. İstifa etmese belki ben burada olmazdım. O yüzden tabii onlardan daha önceki çalışan hocalara da teşekkür ediyorum. Onların çalıştığı dönemlerdeki bilgiyi ve istatistikleri de tabii aldım. Ama güzel şeyler yaptıklarını da biliyorum. Tabii eski kulübüme de çok teşekkür etmek istiyorum. Bana fırsatı verdikleri için, bana izin verdikleri için, buraya gelebilmeme yardımcı oldukları için. Arabistan’daki kulüplere de teşekkür ediyorum. Onlar da anlayışla karşıladılar. Çok üstelediler belki ama ben yaz döneminde oraya gitmeme kararı almıştım. Burada olduğum için gerçekten mutluyum" ifadelerini kullandı. "Ben sihirbaz değilim ama bu benim için bir meydan okuma" Futbolcu ve teknik adam olarak Türkiye’de çok karşılaşmaya çıktığını vurgulayan Radoi, Gaziantep FK için elinden geleni yapacağını söyledi. Radoi, "Ben bir sihirbaz değilim. Çok çalışan bir insanım. Çok çalışmayı seven bir insanım. Her insan gibi ben de hatalar yapacağım. Belki takım içerisinde, belki çalışanlarla hatalarınız olacaktır ama bu hataların hiçbiri benim isteğim içinde olmayacaktır. Son birkaç ay içerisinde buraya gelmemde gerçekten çok ısrarcı oldular. O yüzden ben de buradaki şartların el verdiği için fitness’ı, takımın şartları da gelecek, gidecek oyuncularla ilgili bütün bilgileri aldığım için buraya gelme kararı verdim. Tabii Türkiye Ligi’yle ilgili şunu söylemek istiyorum. Milli takımda futbolcu iken Türkiye’ye karşı oynadım, Türkiye’yi biliyorum. Şampiyonlar Ligi’ndeyken de Galatasaray’a karşı oynamıştık. Hoca olarak da, teknik adam olarak da konferans liginde Başakşehir’e karşı oynamıştık. Onları elemiştik zaten. Lig sıralamalarına baktığımız zaman dünyadaki ligleri arasında Türkiye 9. sırada. Bu da demek oluyor ki Türkiye Ligi gerçekten çok güçlü bir lig olduğunu biliyorum o yüzden Türkiye’ye gelmek tabii ki de kolay değil benim için ama bu benim için bir meydan okuma" dedi. "Avrupa’da tekrardan oynamak için Türkiye’yi tercih ettim" Türkiye ile Romanya’nın geleneksel ve futbol anlamında benzer olduğunu söyleyen Mirel Radoi, iki ülkede de tutku ve bağlılığın ön planda olduğunu ifade etti. Hem güçlü bir ligde kalmak hem de Avrupa’da tekrardan oynamak için bu ligi ve Türkiye’yi tercih ettiğini belirten Radoi, "Suudi Arabistan’dan gelen bir teklif vardı, somut teklif değildi. Sadece soyut bir teklifti. Sadece görüşmeler vardı yaz transfer dönemiyle ilgili. Ama Türkiye Ligi’nin gerçekten çok güçlü bir lig olduğunu biliyorum. O yüzden de belki hem güçlü bir ligde kalmak için hem de belki Avrupa’da tekrardan oynamak için bu ligi Türkiye’yi tercih ettiğini söyleyebilirim" şeklinde konuştu. "Bütçemize göre planlı proje yapacağımızdan eminim" Transfer sezonuna yönelik konuşan Radoi, "Transferlerle ilgili planlı bir stratejimiz olacaktır ama şu an için onu konuşmak istemiyorum. Çünkü eğer alacağımız pozisyonları ya da takipçi pozisyonları söylersek futbolcuların fiyatları artacaktır. O yüzden pek bir şey söylemek istemiyorum ama beraber başkanımızla zaten bütçemize göre bir planlı proje yapacağımızdan eminim" dedi. "Taraftarlarımızla aynı hedefte olmamız lazım" Konuşmasında taraftarlara da mesaj veren Rumen çalıştırıcı Radoi, "Taraftarlarla ilgili ise şunu söylemek istiyorum. Tabii onlar da bizi her zaman destekledikleri sürece, beraber hareket ettiğimiz sürece burada başarı kaçınılmaz olur. Ama biz bir yola çıkmışsak eğer, birimiz sağa birimiz sola gidiyorsak başarı gelmez. Çünkü aynı hedefte olmamız lazım, aynı yolu takip etmemiz lazım. Bunu yaptığımız sürece de başarı gelecektir, buna inanıyorum" diye konuştu.