EKONOMİ - 24 Mart 2026 Salı 08:26

Türkiye’den dünyaya e-ihracat konferansları Denizli’de

A
A
A
Türkiye’den dünyaya e-ihracat konferansları Denizli’de

Türkiye’den Dünya’ya E-İhracat Konferansları "Go Global Prime" buluşmaları Denizli ile devam ediyor.



25 yılı aşkın e-ticaret tecrübesi, 45 ‘ den fazla B2C ve B2B global pazaryerindeki ürün satışlarıyla Biggbrands, Türk barkalarını dünyayla buluşturmaya devam ediyor. Ticaret Bakanlığı tarafından E-İhracat Konsorsiyumu olarak yetkilendirilen firma,


hizmet verdiği Türk markalarını kendi geliştirmiş olduğu özel e-ticaret yazılımları ve


Istanbul, Köln, New York, Dubai, Riyad ve şimdi de Londra ‘ daki ofis ve lojistik merkezleri üzerinden uluslararası alıcılarla buluşturuyor. Amazon, Walmart, Wayfair, Otto, Kaufland, Noon, Carrefour, Jumia, Faire, Range Me, Ankorstore ve Tradeling gibi dev pazaryerlerinden alınan siparişler firmanın alt yapısı üzerinden müşterilere gönderiliyor.



25 Mart 2026 Çarşamba günü, Denizli İhracatçılar Birliği’nde düzenlenecek konferansta firma yetkilileri; Türk markalarının küresel pazarlara erişimini hızlandıran çok kanallı B2C, B2B ve D2C iş modelleri, global lojistik çözümleri, yapay zekâ destekli büyüme stratejileri ve finansal çözüm modelleri gibi detayları Denizli’nin üretici iş insanları ile paylaşacak.



Her biri kendi alanında uzman konuk konuşmacılar Ticaret Bakanlığı teşvikleri, Eximbank ihracatçı kredileri ve sınır ötesi teslimatlarda e-ihracatın püf noktalarını anlatacak.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Bayındır Çiçek Festivali için geri sayım başladı Bayındır ilçesinde geleneksel hale gelen ve her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali için geri sayım başladı. Bu yıl 27’ncisi düzenlenecek olan festival, 30 Nisan ile 1-2-3 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Türkiye’nin önemli süs bitkisi üretim merkezlerinden biri olan Bayındır’da düzenlenen festival, hem üreticileri hem de doğa ve çiçek tutkunlarını bir araya getirecek. İlçe genelinde kurulacak stantlarda, rengarenk çiçekler, süs bitkileri, peyzaj ürünleri ve fide çeşitleri sergilenecek. Üreticiler, yıl boyunca büyük emekle yetiştirdikleri ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunarken, aynı zamanda satış imkânı da bulacak. Festival süresince ilçe adeta çiçek bahçesine dönüşecek. Cadde ve sokaklar rengarenk süslemelerle donatılırken, ziyaretçiler görsel şölenin keyfini çıkaracak. Özellikle fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler sunan festival, sosyal medyada da yoğun ilgi görmesiyle dikkat çekiyor. Etkinlik programı kapsamında konserler, halk oyunları gösterileri, sergiler, atölye çalışmaları ve çeşitli yarışmalar düzenlenecek. Her yaştan katılımcıya hitap eden festivalde çocuklar için özel etkinlik alanları da oluşturulacak. Ayrıca yerel sanatçılar ve zanaatkârlar da festival alanında ürünlerini sergileyerek kültürel zenginliği ziyaretçilere aktaracak. Festivalin, bölge ekonomisine de önemli katkı sağlaması bekleniyor. İlçedeki esnafın iş hacmini artıran organizasyon, aynı zamanda Bayındır’ın tanıtımına da büyük katkı sunuyor. Otel ve konaklama tesislerinde doluluk oranlarının artması beklenirken, çevre il ve ilçelerden de yoğun ziyaretçi akını öngörülüyor. Yetkililer, festival süresince yoğunluk yaşanabileceğini belirterek ulaşım ve konaklama planlamalarının önceden yapılması gerektiğini vurguladı. Güvenlik ve düzen konusunda gerekli tüm önlemlerin alındığını ifade eden yetkililer, vatandaşları aileleriyle birlikte bu renkli ve keyifli festivale katılmaya davet etti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da doğa ile iç içe, renklerin ve kokuların buluştuğu eşsiz bir atmosfer sunacak olan Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali, ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor.
Kütahya Eğitimci-Yazar Turan Akbulut’un yeni kitabı okurlarıyla buluştu Kütahya’da 29 yıllık eğitimcilik hayatına sayısız başarı sığdıran şair ve yazar Turan Akbulut, yeni eseri "Yeni Şeyler Söylemek Lazım" ile okurlarını derin bir karakter inşasına davet ediyor. Kütahya Simav Fen Lisesi’nde öğretmenlik görevini sürdüren Akbulut, aynı zamanda Millî Eğitim Bakanlığı Materyal Geliştirme Genel Müdürlüğü bünyesindeki MEBİ Biyoloji ekibinde yer alıyor. Yazar, kitabında insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil; ahlaki, ruhsal ve toplumsal yönleriyle ele alıyor. "Bir iddiadan ziyade bir dertleşme" olarak tanımlanan eser, modern dünyanın karmaşasında yönünü kaybeden bireyin kendi iç sesini yeniden duymasını hedefliyor. Akbulut’un fikri yolculuğunda, düşünür-yazar Abdüsselam Semre’nin etkisi dikkat çekiyor. Kitapta sabır, azim, niyet ve vefa gibi kadim değerler günümüz diliyle harmanlanırken, özellikle gençlere yönelik yol gösterici tespitler yer alıyor. Eserde öne çıkan başlıklardan biri olan "mücadele" vurgusu, okuyucuyu pasif bir bekleyişten aktif bir çabaya yönlendiriyor. Akbulut’un "Gerçek yenilgi skorda değil, vazgeçiştedir" sözü, onurlu mücadelenin önemini gözler önüne seriyor. Yazar ayrıca, bilginin ancak yaşandığında "hikmet"e dönüşeceğini belirterek dijital çağın yüzeysel bilgi birikimine dikkat çekiyor. "Okursan bilirsin, yaşarsan bulursun" ifadesiyle tecrübenin vazgeçilmezliğini vurguluyor. Eserde, köklerinden kopan bireylerin yönünü kaybedeceğine dikkat çeken Akbulut, geçmişin bir yük değil, geleceğe yön veren bir rehber olduğunu ifade ediyor. Mevlana’nın "Şimdi yeni şeyler söylemek lazım" sözünden ilham alan kitap, geçmişin değerleriyle geleceğe sağlam adımlarla ilerlemenin önemini anlatıyor.
Samsun ’İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor’ Dünyada her yıl 1 milyon kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Her bir intihar, yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir" dedi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Mehmet Çevik, ’intiharlar’ konusunda bilgilendirmelerde bulundu. Dr. Çevik, "Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişi intihar nedeniyle ölmektedir. Bu değer kabaca her 40 saniyede 1 ölüm demektir" ifadelerini kullandı. "Kaybedilen her hayat onlarca kişinin yakınını temsil ediyor" Her 25 intihar girişiminden 1’inin ölümle sonuçlandığını, bundan çok daha fazla kişinin de intiharla ilgili ciddi düşünceleri olabildiğini işaret eden Uzm. Dr. Çevik, "Kaybedilen her hayat birinin eşini, çocuğunu, ebeveynini, arkadaşını veya meslektaşını temsil etmektedir. Her bir intihar yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir" diye konuştu. "İntiharı önlemek büyük oranda mümkündür" Toplumun bir üyesi olarak, çocuk olarak, ebeveyn olarak, arkadaş olarak, meslektaş olarak veya komşu olarak kişilerin hayatında bir fark oluşturmanın mümkün olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çevik, "İntihar davranışını önlemek için her gün yapabileceğiniz birçok şey var. Örneğin, her fırsatta konuyla ilgili farkındalığı artırabilir, intihar nedenleri ve intihar amaçlı uyarı işaretleri hakkında kendinizi ve başkalarını eğitebilir, çevrenizde sıkıntı yaşayanlara şefkat gösterebilir, yine kendi çevrenizdeki kişilerin intihar, intihar davranışı ve ruhsal sağlık sorunları ile ilgili ön yargılarını onlara fark ettirebilirsiniz" şeklinde konuştu. "İntiharın önlenmesinde kilit oyuncu olabilirsiniz" "Eğer bir kişinin intihar düşüncesi olduğuna inanıyorsanız bunu kişiyle konuşmaktan korkmayın" diyen Uzm. Dr. Çevik, açıklamasını şöyle tamamladı: "Kişiyi yargılamadan, sevecen ve basit bir biçimde kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığını sorun. İntihar girişiminde bulunmuş kişiler genellikle ölmek istemediklerini, bunun yerine birinin kendilerine müdahalede bulunup onları durdurmasını istediklerini belirtirler. Çoğu, umutsuzluklarını hisseden ve onlara iyi olup olmadığını soran birilerini aradığını söyler. Nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir."
Elazığ Devletten aldığı destekle ikinci çiftliğini açtı Elazığ’da besicilik işiyle uğraşan ve büyükbaş hayvan çiftliğini devletten aldığı destekle açan Ömer Erdem, oradan kazandığı para ve devletten aldığı destekle tavuk çiftliği açtı. Erdem açtığı çiftlikle ülkeye yıllık 360 ton beyaz et desteği sağlıyor. Elazığ’da yaşayan 3 çocuk babası Ömer Erdem (49), merkeze bağlı Alaca köyünde 2015 yılında devletten yüzde 60 destekle 300 büyükbaş hayvan kapasiteli çiftlik kurmasının ardından kazandığı para ve devletin de destekleriyle büyükbaş hayvan çiftliğinin yanında bir de tavuk çiftliği açmaya karar verdi. 2020 yılında Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumuna başvuran Erdem, yetkililerin incelemesinin ardından yüzde 60 destekle 10 dönümlük alan üzerine 25 bin kapasiteye sahip tavuk çiftliği kurdu. Yılda 6 dönem olmak üzere 40 günde civciv üretimi gerçekleştiren Erdem, yıllık 360 ton beyaz et üretimi sağlayarak ülkenin beyaz et ekonomisine katkı sağlıyor. Devletten aldığı destekler sayesinde böyle bir işletmeyi açtığını belirten işletme sahibi Ömer Erdem, "Devlet desteği olmadan çiftçilerin bu tür işletmeleri hayal dahi edemeyeceğini" söyledi. ‘Tavuklara kesinlikle ilaç kullanılmıyor’ 2015 yılında besi işletmesini açtıktan sonra orada kazandığımız parayı bu sefer 2020’de TKDK’nın desteğiyle tavuk çiftliği açmaya karar verdik. Sağ olsun TKDK üretimde başarılı olanın hep yanında duruyor. 2020 yılında burayı açtık. Şuan da burası yıllık 6 dönem olmak üzere 40 günde bir civciv üreterek yaklaşık 25 binlik kapasiteye sahip. Burası her dönem yaklaşık 60 ton civarında beyaz et üretiyoruz. Yılda 6 defa döngü şeklinde devam ediyor. Burası 10 dönüm üzerinde yapılan bir işletme. Yaklaşık 200 bin Euro’nun yüzde 60’nı destek olarak almıştık. Tavuk çiftliğinde en dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi hijyendir. Tarım ve Orman Bakanlığı zaten bu konuda her dönem tavuklardan numune alıyor. Tavukların kamuoyunda hormonlu olduğu algısı var fakat bu tavukların ırkı, et ırkı olduğu için çok çabuk gelişiyor. 24 saat içerisinde 5-6 saat uyku onun dışında sürekli yüksek proteinle besleniyorlar. Kesinlikle ilaç kullanılmıyor. İnsanlarımız beyaz eti, akıllarında bir şüphe olmadan tüketebilirler. Devlet desteği olmasa bizim gibi çiftçilikten gelen insanların böyle işletmeler kurması hayal dahi değil. Allah nasip etti. Rabbim devlete zeval vermesin, tekrar söylüyorum devletin desteği olmazsa bu işletmeleri büyük şirketler açar ama bizim gibi topraktan gelen çiftçiler, bu tür işletmeleri açması hayal bile edilemez. Burada firma bize civcivi getirir, biz sadece bakıcılığını yapıyoruz. 42 günde yetiştiriyoruz. Şirket tekrar gelerek tavukları alıp kesimhaneye götürerek kesimlerini yapıp pazara sunuyorlar" dedi.