ÇEVRE - 11 Aralık 2024 Çarşamba 11:02

Zeytin fidanı desteği başvuru süresi uzatıldı

A
A
A
Zeytin fidanı desteği başvuru süresi uzatıldı

Denizli Büyükşehir Belediyesinin kent genelinde çiftçilere 50 bin adet sertifikalı zeytin fidanı desteği müracaat süresi yoğun başvurular nedeniyle 23 Aralık 2024’e kadar uzatıldı.



Denizli Büyükşehir Belediyesinin kent genelindeki çiftçilere sertifikalı zeytin fidanı desteği müracaat süresi yoğun başvurular nedeniyle uzatıldı. Büyükşehir Belediyesi geçen ay Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun çiftçi ve üreticilere söz verdiği kırsal kalkınma projeleri kapsamında, 50 bin adet sertifikalı zeytin fidanı desteği için başvuru sürecini başlatmıştı. www.denizli.bel.tr ve DESKİ ilçe hizmet birimlerinden online yapılan müracaatlarda yaşanan yoğunluk nedeniyle başvuruların 23 Aralık 2024’e kadar uzatıldığı duyuruldu.



Başvuru şartları


Zeytin fidanını, 1 dekarın altında alana dikecek üreticilerin tüm ilçelerden başvuru yapabileceği belirtilirken, söz konusu üreticilerin en fazla 5 adet fidan alabileceği kaydedildi. 1 dekarın altında alana dikilecek zeytin fidanlarının yüzde 100’ünün hibeli olduğu ifade edilirken, 2025 yılına ait Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) belgesinin başvuru formuna eklenmesi gerektiği işaret edildi. Zeytin fidanını 1-10 dekar arası alana dikecek olan üreticilerin, zeytin yetiştiriciliğine uygun olan Acıpayam, Babadağ, Bekilli, Beyağaç, Buldan, Çal, Çameli, Güney, Honaz, Kale, Merkezefendi, Pamukkale, Sarayköy ve Tavas ilçelerinden başvuru yapabilecekleri açıklandı. Bu kişilerin en az 25 en fazla 125 adet fidan desteği alabileceği belirtilirken, 1-10 dekar arası alana dikilecek zeytin fidanlarının yüzde 75’inin hibeli olduğu belirtildi. Söz konusu üreticilerin 2025 yılına ait ÇKS belgesini ve fidanları dikeceği alanın tapusunu başvuru formuna ekleyeceğine dikkat çekilirken, fidanların dikileceği alanın kira olmaması gerektiği açıklandı. Uygun görülen başvurular için bilgilendirme mesajı gönderileceği kaydedilirken, başvuruların 50 bin adedi aşması durumunda dağıtımın, arazisi en az olan üreticiden en fazla olan üreticiye doğru yapılacağı ifade edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Didim 2. Ege Lezzetleri Festivali sürüyor Ege mutfağının köklü geçmişi ve zengin tatlarını bir araya getiren 2. Didim Ege Lezzetleri Festivali, renkli görüntülere sahne olmaya devam ediyor. Didim Belediyesi tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen festival, eşsiz lezzetleri ve kültürel zenginlikleriyle katılımcılardan büyük ilgi görüyor. Festivalin ikinci gününde Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçiler ve üreticiler bir araya gelirken, stantlarda sergilenen yöresel ürünler ve geleneksel tarifler büyük beğeni topladı. Etkinlik boyunca düzenlenen tadım etkinlikleri, atölyeler ve gösteriler, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Etkinliğin 2.gününde gerçekleştirilen, Michelin Anahtar Sahibi Ömer Özcan ve Şef Orçun İdiz eşliğinde Mavraki: Didim’in Gizli Balığı Sahneye Çıkıyor isimli Workshop, Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Nihal Kadıoğlu Çevik tarafından gerçekleştirilen Kökten Geleceğe: Gelenek mi, Gelecek mi? isimli Workshop, Prof. Dr. Hüseyin Üreten, Doç. Dr. Sedat Akkurnaz, Dr. Fatma Buse Akkurnaz tarafından gerçekleştirilen Workshop - Miletliler Ne Yerdi? Merveilleux Patisserie & Shortcut Artisan Şef Merve Burcu Akbulut eşliğinde Workshop - Bugün Bir Tatlı Yapmıyoruz Sadece Onu Bu Coğrafyanın Kimliğine Dönüştürüyoruz, Şef Damla Uğurtaş eşliğinde Akköy’den Michelin Çıkar mı? ve Ege Otu ve Gurme Restoran İkilemi isimli workshop katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü Festival alanında Ege’nin birbirinden özel yemekleri, zeytinyağlıları, ot yemekleri ve deniz ürünleri ziyaretçilerin beğenisine sunulurken, yerel üreticiler de ürünlerini tanıtma fırsatı buluyor. Katılımcılar hem lezzet yolculuğuna çıkıyor hem de Ege kültürünü yakından tanıma imkânı elde etti. Festival Göz Dolduruyor Didim Ege Lezzetleri Festivali, sadece gastronomi tutkunlarını değil, aynı zamanda kültür ve sanat meraklılarını da kendine çekiyor. Renkli görüntüler, samimi atmosfer ve zengin içerik, festivali bölgenin en dikkat çekici etkinliklerinden biri haline getiriyor. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay yaptığı açıklamada, festivalin her geçen yıl büyüyerek daha geniş kitlelere ulaştığını vurgulayarak, "Ege’nin eşsiz mutfak kültürünü ve yerel değerlerimizi tanıtmak amacıyla hayata geçirdiğimiz Didim Ege Lezzetleri Festivali’nin ikinci yılında da yoğun ilgi görmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Bu festival sadece lezzetleri buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda üreticilerimizi destekliyor, kentimizin tanıtımına katkı sağlıyor. Halkımızı bu güzel atmosferi paylaşmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ege’nin bereketini ve misafirperverliğini en iyi şekilde yansıtan festival, Didim’in tanıtımına da önemli katkı sağlarken, katılımcılara unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor.
İstanbul İTO Başkanı Avdagiç, iş dünyasının gündemini değerlendirdi İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Ekonomi yönetimi başarılı bir kurgu ve risk yönetimi yaptı. Kazanımlarımızı yok saymak mümkün değil. Gelinen aşamada ise savaşın getirdiği şartlarla birlikte iş dünyasının beklentileri de dikkate alınarak bugüne kadar finans ağırlıklı, rezerv ağırlıklı, baskılanmış kur ağırlıklı sürdürülen politikaya birkaç noktada güncelleme gelmesi gerektiğini düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, gazetecilere yaptığı açıklamada iş dünyasındaki güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Avdagiç, ekonomi yönetiminin üç yılı aşkın bir süredir başarılı çalışmalarıyla Türkiye’nin döviz rezervlerinde sıkıntılı bir tablodan oldukça makul bir noktaya gelindiğini, dışarıdan fon tedarik konusunda önemli bir hedefe ulaşıldığını vurguladı. Savaşla ortaya çıkan gelişmelerle birlikte meseleye geniş bir çerçeveden bakılmasının doğru olacağı görüşünü dile getiren Avdagiç, "Biraz daha büyük resme bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Ekonomik programın hedeflerini realize etmek için iş dünyası olarak elimizden gelen katkıyı vermeye çalıştık. Bunun için ciddi bir bedel de ödedi iş dünyası" ifadesini kullandı. "Savaş dengelerde değişikliklere yol açtı" Avdagiç, 2026’nın ikinci yarısına doğru daha makul bir döneme geçilmesinin öngörüldüğü bir sırada çıkan bölgesel savaşın yurt içi ve yurt dışı dengelerde değişikliklere yol açtığını söyledi. Şekib Avdagiç, "Buna dikkat etmek lazım. Konuya sadece basit bir faiz artışı ya da sabit kalması zaviyesinden bakmanın çok doğru, gerçekçi ve sonuç odaklı olacağını öngörmüyorum. Bütüncül olarak ekonomi süreçlerinin, iş dünyasının sürdürülebilirliği açısından gözden geçirilmesi gereken bir döneme girdiğimizi öngörüyorum" değerlendirmesini yaptı. Avdagiç, şöyle devam etti: "Ekonomi yönetimi başarılı bir kurgu ve risk yönetimi yaptı. Kazanımlarımızı yok saymak mümkün değil. Gelinen aşamada ise savaşın getirdiği şartlarla birlikte iş dünyasının beklentileri de dikkate alınarak bugüne kadar finans ağırlıklı, rezerv ağırlıklı, baskılanmış kur ağırlıklı sürdürülen politikaya birkaç noktada güncelleme gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Şüphesiz program dinamik bir süreç içeriyor. Evet burada enflasyonla mücadeleyi kenara koymayacağız ama bir ince ayar ile programdaki kur politikasını, ihracat rejimini, ithalat rejimini gözden geçirmemiz lazım. Hepsini içeren bir süreci kurgulayıp çok hızlı hayata geçmemizin gerektiğini düşünüyorum." "Türkiye’deki mal ihracatı, ithalatın yüzde 75’inin altına düşmemeli" Avdagiç, Türkiye’nin ithalatın cazip, ihracatın zorlaştığı bir konumda bulunduğunu belirterek, "Türkiye’deki mal ihracatı ‘asla ve asla’ ithalatın yüzde 75’inin altına düşmemeli. 2026’da yüzde 69 seviyesinde bulunuyor" uyarısında bulundu. İTO olarak döviz kuru ile enflasyon arasındaki korelasyona uzun süredir dikkat çektiklerine işaret eden Şekib Avdagiç, sadece yılın ilk çeyreğinde döviz kurunda yaklaşık yüzde 3’lük artışa karşılık enflasyonda kümülatif yüzde 10’luk bir artış yaşandığını aktardı. Avdagiç, "Geriye doğru gittiğiniz zaman bu makasın daha da arttığını ve ihracatın zorlaştığı, ithalatın kolaylaştığı bir döneme girdiğimizi görüyoruz" dedi. Avdagiç, 2026 için mal ve hizmet ihracatında ortaya konulan 410 milyar dolarlık hedefe dikkat çekerek, "Bu hedefe ulaşmamız çok önemli, değerli ve başarılması gereken bir hedef. Bunu çok önemsemeliyiz" ifadesini kullandı. "Teşviklerin tabanı genişletilmeli" Sanayide dönüşümün dünyanın hiçbir ülkesinde kısa vadede sağlanamayacağına işaret eden Avdagiç, yatırım kararından ürünün piyasaya sunulmasına kadar geçen sürenin 1,5 ile 3 yıl arasında değiştiğini vurguladı. Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) ve HIT30 gibi teşvik paketlerinin ülke menfaati açısından doğru çalışılmış konular olduğunu, uygulamada ise büyük oranda en üst ölçeğe odaklandığını ifade eden Avdagiç, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na KOBİ’lerin OBİ’lerine (orta-büyük işletmeler) yönelik bir düzenleme önerisinde bulunduklarını aktardı. Avdagiç, "Bu gelir paketinin yüzde 30’unu OBİ’lere vererek orta ölçek firmalara yönelmek yararlı olur. Sadece en büyükler üzerine kurgulanmış bir yapıyla bu konuda netice almak çok uzun zaman alacaktır. Tabanın genişletilmesi doğru olacaktır" diye konuştu. "Gümrük Birliği’nin güncellenmesi vizeden de önemli" Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerde "Made in EU" düzenlemesinde 3 aşamalı bir sürecin ilk aşamasının olumlu geçildiğini belirten Avdagiç, "Ticaret Bakanlığımız bu konuda titiz bir çalışma gerçekleştirdi ve önemli bir başarı elde etti. Bununla birlikte daha önümüzde epey meşakkatli, zor bir yolumuz olduğu da muhakkak" dedi. Gümrük Birliği güncellemesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Avdagiç, bu konunun vizeden de önemli olduğunun altını çizdi. Avdagiç, Türkiye’nin ithalat tarafında AB rejimine tabi olduğunu ancak ihracat tarafında AB’nin sahip olduğu avantajlardan yararlanamadığını aktardı. Avdagiç, "AB Hindistan’la anlaşma yaptı. Biz Hindistan’ın Avrupa Birliği’ne sattığı şartlarla Türkiye’ye ithal etmek zorundayız. Ama AB’nin Hindistan’a sattığı şartlarla Hindistan bizden mal almak zorunda değil. Türkiye’nin mutlaka ithalat ayağında AB regülasyonlarına tabi olduğu gibi ihracat tarafında da tabi olması lazım" dedi. Savunma sanayii ve enerjide yerli üretim vurgusu Savaş sürecinin çok dinamik ilerlediğini belirten Avdagiç, yaşananların ABD-Çin arasındaki rekabetin bir yansıması olarak okunmasının daha doğru olabileceğini söyledi. Türkiye’nin enerjide çeşitlendirme ve yerli üretim konusunda aldığı mesafeye dikkat çeken Avdagiç, "Yurt içinde güneş enerjisine, rüzgar enerjisine yapılan yatırımlarda Avrupa’da biz en önde gelen ülkelerin başında geliyoruz. Güneş panelleri üretiminde ve rüzgar türbini kanatları üretiminde yerli üretim önemli bir aşamaya geldi. Bazı günler yenilenebilir enerji yüzde 50’yi geçti. Çok ciddi bir rakam" dedi. Avdagiç, doğalgaz ve petrolde yerli üretimin belli bir miktara ulaşıldığını belirterek, enerjide birçok ülkede konuşulan felaket senaryolarının Türkiye’de gündeme gelmediğini kaydetti. Avdagiç, Almanya’da benzinin son dönemde euro bazında yüzde 40’a varan oranda arttığını hatırlatarak, Türkiye’de eşel mobil uygulamasının domino etkisini önlemesi bakımından psikolojik olarak çok önemli olduğunu vurguladı. Savaşın, harp konseptini de değiştirdiğini dile getiren Avdagiç, "Bu savaştan sonra dünya harp konsepti çok ciddi bir dönüşüme uğrayacak. Savunma sanayinde yaptığımız yatırımların ne kadar önemli ve değerli olduğu ortaya çıktı. Şirketlerimiz hemen gaza basmaya başladı. Birikmiş bir altyapı var. Üretim kabiliyeti var" dedi. "Asgari ücrette mevcut sürecin muhafaza edilmesi makul olur" Büyüme dinamiklerinde iki ana kaleme dikkat çeken Avdagiç, ihracatın ve yatırımların büyümeye katkısının belirleyici olduğunu belirtti. Savaş şartları nedeniyle Körfez ülkelerine yönelik ihracatta azalma yaşandığını ve bu kaybın savaş sona erse dahi kısa sürede yerine gelmeyeceğini belirten Avdagiç, dünya genelinde tüketim ve zaruri olmayan mal alım kararlarının ötelendiği bir dönem yaşandığını söyledi. Avdagiç, asgari ücrette ara zam beklentilerine ilişkin bir soruyu da "Asgari ücret yılda bir defa düzenleniyor. Şu anda mevcut sürecin muhafaza edilmesi makul olur" yanıtını verdi.
Malatya Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi Malatya’da yaşayan 64 yaşındaki ayakkabı tamircisi Muharrem Han, 45 yıldır baba mesleği ayakkabı tamirciliğini ilk günkü özenle sürdürüyor. 1962 Malatya doğumlu Muharrem Han, yıllardır baba mesleğine hayat veriyor. Ayakkabı tamirciliğine 16 yaşında başlayan usta Han, "Babam hem devlet memuruydu hem de bu işi yapıyordu. Ben de onun yanında yetiştim. Yıllardır bu işi yapıyorum ve mesleğimden memnunum" dedi. Deprem sürecinde iş yerlerinin zarar gördüğünü ifade eden Han, devletin ve yetkililerin hızlı müdahalesi sayesinde yaraların sarıldığını dile getirdi. Yapılan çalışmalardan memnuniyet duyduğunu belirten Han, "İş yerlerimizi kısa sürede yaptılar. TOKİ konutları da hızlı bir şekilde teslim edildi. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun" şeklinde konuştu. "Çırak yok denecek kadar az" Yılların ustası Han’a göre mesleğin en büyük sorunu ise çırak yetişmemesi. Gençlerin üniversite dışında da bir meslek öğrenmeleri gerektiğini belirten Han, "Türkiye genelinde çırak yok denecek kadar az. Herkesin bir meslek sahibi olması gerekiyor. Küçük yaşta öğrenilirse daha iyi olur" ifadelerini kullandı. Ayakkabı tamirine olan talebin değiştiğini de aktaran Han, artık daha çok bakım ve onarım işleri yaptıklarını belirterek, "Eskisi kadar yoğunluk yok. Genelde ayakkabılar bakıma geliyor" diye konuştu.
Malatya Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi Malatya’da yaşayan 64 yaşındaki ayakkabı tamircisi Muharrem Han, 45 yıldır baba mesleği ayakkabı tamirciliğini ilk günkü özenle sürdürüyor. 1962 Malatya doğumlu Muharrem Han, yıllardır baba mesleğine hayat veriyor. Ayakkabı tamirciliğine 16 yaşında başlayan usta Han, "Babam hem devlet memuruydu hem de bu işi yapıyordu. Ben de onun yanında yetiştim. Yıllardır bu işi yapıyorum ve mesleğimden memnunum" dedi. Deprem sürecinde iş yerlerinin zarar gördüğünü ifade eden Han, devletin ve yetkililerin hızlı müdahalesi sayesinde yaraların sarıldığını dile getirdi. Yapılan çalışmalardan memnuniyet duyduğunu belirten Han, "İş yerlerimizi kısa sürede yaptılar. TOKİ konutları da hızlı bir şekilde teslim edildi. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun" şeklinde konuştu. "Çırak yok denecek kadar az" Yılların ustası Han’a göre mesleğin en büyük sorunu ise çırak yetişmemesi. Gençlerin üniversite dışında da bir meslek öğrenmeleri gerektiğini belirten Han, "Türkiye genelinde çırak yok denecek kadar az. Herkesin bir meslek sahibi olması gerekiyor. Küçük yaşta öğrenilirse daha iyi olur" ifadelerini kullandı. Ayakkabı tamirine olan talebin değiştiğini de aktaran Han, artık daha çok bakım ve onarım işleri yaptıklarını belirterek, "Eskisi kadar yoğunluk yok. Genelde ayakkabılar bakıma geliyor" diye konuştu.