GENEL - 20 Nisan 2012 Cuma 17:59

DİYARBAKIR`DA İKİ SAОLIK ÇALIŞANINA DARP İDDİASI

A
A
A
DİYARBAKIR`DA İKİ SAОLIK ÇALIŞANINA DARP İDDİASI

Diyarbakır Kadın Doğum Hastanesi`nde görevli bir kadın doktor ile engelli sağlık çalışanının darp edildiği iddia edildi.
Gaziantep`te Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ersin Arslan`ın (26) bir hasta yakını tarafından öldürülmesinin ardından bugün de Diyarbakır`da iki sağlık çalışanının darp edildiği iddia edildi. Diyarbakır Kadın Doğum Hastanesi önünde toplanan sağlık çalışanları, yaşanan saldırıları protesto etti. Grup adına basın açıklaması yapan Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Baykal Ertürk, sağlık hizmetine karşı siyasetin genel saldırısının bugün artık sağlık ortamında sağlık çalışanlarına fiili bir saldırıya
dönüştüğünü söyledi. Daha 3 gün önce Gaziantep`te bir doktor arkadaşlarını görevi başında sağlık hizmeti verirken şehit verdiklerini belirten Ertürk, "Bugün 3 gün geçti. Gün geçmiyor ki sağlık ortamında sağlık çalışanlarına karşı yeni bir şiddetle karşılaşılmasın. Bugün sağlığı planlayanlar ve sağlığı yönetenler hayal bir gerçeklik yarattılar. Sanki sağlık ortamında hiçbir sorun yok, yaşanan tüm sorunlar o esnada sağlık hizmeti aldıkları hekimlerin ve sağlık çalışanlarının ihmallerinden
kaynaklanıyor. Gün geçmiyor ki arkadaşlarımıza karşı yeni bir şiddetle karşılaşmayalım. Biz de sağlık ortamında ciddi sorunların yaşandığının farkındayız. Ama bunlar ne bizim ne de sizin sorununuz. Sistem bugün dayattığı sağlıkta dönüşüm adı altında yarattığı, bir pazarlamaya dönüştürdüğü sağlık hizmetini insanları mağdur edecek bir aşamaya getirdi. Ne yazık ki bir öfke var ve öfke yanlış kişilere dönüyor, yanlış bir şiddet algısı oluyor. Kadına şiddet, sağlık ortamında sağlıkçıya şiddet, içselleşmiş bir
şiddetle karşı karşıyayız. Ve hesap sorucu değil, sonuç alıcı değil, kör bir şiddetle karşı karşıyayız. Sağlık emekçileri olarak eğer bu şiddet devam edecekse biz üretimden gelen öz gücümüzle buna karşı duracağız. Şiddeti kınıyoruz" dedi.
"GÜNDE YAKLAŞIK YÜZ HASTA VE 50 SONUCA BAKIYORUZ"
Darp edildiği iddia edilen Kadın Doğum Hastanesi`nde görevli Dr. Berrin Balsak ise, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Kapıda saat 9`da işime başladım. Yaklaşık yüz hasta ve 50 sonuç var elimde. Hastaları içeriye dörtlü dörtlü almaya başladım. Muayene hastalarını saat 11`e kadar eritmeye çalıştım. Saat 11`den sonra 4 hasta, 4 sonuç almaya çalışıyorum. Muayene etmeye ve şikayetlerini dinlemeye çalışıyorum. Saat 11.30 sularında bir hastamı aldım, ultrasonda bakacağım. Kadının karnı açıkken birden biri içeri saldırdı. Hasta bakıyorum, hastanın karnı açıktı. Baktım bir genç 28, 30 yaşlarında. `Sen kimsin ulan, hastama
bakacaksın` diye. Ben anlamadım ne olduğunu. Arkasında teyzeyi gördüm, sonra karakolda teyzenin oğlu olduğunu öğrendim. `Sen kimsin ulan, hastaya bakacaksın, şerefsiz` dedi. Bir de beni dövmeye yeltendi. Araya bizim iki üç otomasyoncu arkadaş girdi. O olmasa benim suratım darmadağın olacaktı. Ben `Çıkın, hastanıza bakacağım` dedim. 4 hastam var. Onları eriteyim, senin hastanla konuşacağım dedim. Bu, `Şerefsiz, ulan ben sana gösteririm`, el kol sallamalar, yumruk sallamalar, vuramadı tabii arkadaşlar
engellediği için. Zor bela kapının dışına ittik, kapıyı kilitledik. Ben içerde bekledim görevliler gelinceye kadar. Çıkamadım da dışarı görevliler gelene kadar. Şikayetçi oldum. İfadeler alındı. Kendisi de benden şikayetçi olmuş. Salındı. Sonucu bekliyorum. Takip edeceğiz. Ben kapıda fiş almadığı halde bekleyen bir teyze gördüm. Bu teyze normalde ameliyat planladığımız bir hastaydı. Bazı işlemleri vardı devam eden. Aciliyeti yoktu. İki aydan beri teyze gidip geliyordu. Eksik evrakı vardı, eline yazdım bunu
alıp getireceksin diye. Otomasyoncu arkadaşlara eğer teyze gelirse bekletmeyin öne alın dedim, ameliyat hazırlığı yaptığım bir hasta. Yaşlıdır bir şey olmaz dedim. Bu saldırıyı yapan da teyzenin oğluymuş, sonra öğrendim."
"O KADAR İDEALİST BAŞLAMIŞTIM Kİ BU MESLEОE BÜTÜN İDEALLERİM YIKILDI. BELKİ BİR GÜN İSTİFA EDECEОİM"
Günde 80`den aşağı hastaya bakmadıklarını aktaran Balsak, öğle aralarını çoğu kez kullanmadıklarını dile getirdi. Balsak, daha önce de başından bir darp olayının geçtiğini anlatarak, "Asistandım doğum salonunda çalışıyordum üniversitede. Kadını masaya alacağız doğuracak. Muayene ediyorum iki adam pat içeri girdi. Uyarıyoruz adamı. Bak doğum yapacağız, kadının üstü açık gelme. `Siz kimsiniz şerefsizler köpekler.` Pat ben omzuma darp yedim. Dayak yedim, kaç gün darp izi vardı bende. Ondan da bir şey
çıkmadı yani. Ben o kadar idealist başlamıştım ki, bütün ideallerim yıkıldı. Şu an sadece işimi götürüyorum, belki bir gün istifa edeceğim. Yapmak istemeyeceğim artık bu işi. O kadar severek yapmaya başlamıştım ki. Bütün ideallerim yıkıldı benim. Psikoloji falan zaten kalmadı, altüst oldu. Ben çocuğumu, babamı, annemi, kocamı her şeyimi bıraktım, hiç kimse ile ilgilenmiyorum, kimsenin beklentisi yok, aman hastaya yetişeyim kaygısı taşıyorum. Buna rağmen bizim maruz kaldığımız muameleye bakın" diye
konuştu.
Aynı hastanede görevli engelli sağlık çalışanı Mehmet Demir de, "Ben özürlü haldeyken milletime hizmet etmek amacıyla buraya gelmişim. Sosyal hizmetler yararına görev yapıyorum. Darp ettiler, beni boğacaktılar hasta yakınları. Bu olayı kınıyor ve protesto ediyorum" diyerek tepkisini dile getirdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Prof. Dr. Hatice Kumcağız’dan sosyal medya uyarısı: "Sosyal medya bıçak gibidir" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın evliliğe etkisi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın çiftler arasında kıskançlık oluşturduğunu, bu nedenle evliliklerin zedelendiğini vurguladı. Kumcağız, boşanmalarda sosyal medyanın da bir nebze etkisi olduğunu ancak sosyal medyanın çiftler arasında iletişim sağladığını da söyledi. "Evliliklerin yıpranmasına neden oluyor" Sosyal medyadaki pırıltılı yaşamın çiftlerin evliliklerinin yıpranmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "Araştırmalar, Türkiye’de bireylerin 3 ila 5 saatini sosyal medyada geçirdiklerini göstermektedir. Bu durumda çiftler aynı evde, aynı odada, aynı koltukta oturdukları halde uzun süre birlikte olmalarına rağmen fiziksel olarak birlikte, ancak ruhsal olarak birlikte değillerdir. Bu da ilişkilerin zamanla kopmasına vesile olmaktadır. Evlilik birliğinin zedelenmesine, evlilikteki eşlerin birbirlerinden uzaklaşmasına neden oluyor. Sosyal medyadaki o pırıltılı yaşamı zamanla kendi evlilikleriyle kıyaslamaktalar ve gerçekte kendi evliliklerinde böyle bir durum olmadığını gördüklerinde bu, zamanla ilişkilerin yıpranmasına neden olmaktadır" diye konuştu. "Sosyal medya kıskançlık duygusu oluşturuyor" Sosyal medyanın eşlerin birbirini kıyaslamasına neden olduğunu vurgulayan Kumcağız, "Eşler arasında sosyal medyada paylaşılan içerikler zamanla kıskançlık duygularının yaşanmasına neden oluyor. Burada başkalarından gelen beğeniler, hikayelerde bırakılan notlar, başkalarının yorumları vesaire, eşlerin birbirine karşı olumsuz düşünceler içerisinde olmalarına yol açıyor. Çünkü eşlerin birbirleriyle kıyaslama yapmaları, ister istemez zamanla evlilik birliğinin çatırdamasına ve sonlanmasına doğru giden bir sürece çiftleri götürebilir" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri var" Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "TÜİK verilerine göre 2025 yılında boşanma oranı binde 2,26 oranında artış gösterdi. Bu, son 25 yıl değerlendirildiğinde yüksek bir oran olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu boşanmalarda tabii ki sosyal medyanın doğrudan etkisi yoktur ancak dolaylı olarak sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri vardır" dedi. "Sosyal medyanın iyi yanları da var" Sosyal medyanın olumlu yanlarına da vurgu yapan Hatice Kumcağız, "Sosyal medya hep kötü ve olumsuz bir şey olarak ifade edilmemelidir, böyle bir algı oluşmasını istemem. Örneğin uzun süre birbirinden ayrı kalan ya da farklı şehirlerde çalışan çiftler, birbirlerine gönderdikleri mesajlar ve videolarla ‘seni düşünüyorum, seni önemsiyorum, seni seviyorum’ mesajını iletmektedirler. Bu da çiftler arasındaki iletişime önemli katkı sunmaktadır." diye ifade etti. "Sosyal medya bir bıçak gibidir" Sosyal medyanın dikkatli kullanılması gerektiğini söyleyen Kumcağız, "Burada en temel kural, dijital dünya ile gerçek dünya arasında bir sınır çizmektir. Bunun için belirli zamanlarda sosyal medya detoksu yapılabilir. Aile üyelerinin bir arada olduğu zamanlarda, özellikle akşam yemeklerinde ve yatak odalarında sosyal medya kullanılmamalıdır. Kısacası şunu söylemek isterim: Sosyal medya bir bıçak gibidir; onunla bir ekmek de kesebilirsiniz, elinizi de kesebilirsiniz." dedi.