MAGAZİN - 13 Ekim 2022 Perşembe 12:40

2. Uluslararası Diyarbakır Kısa Film Festivali başladı

A
A
A
2. Uluslararası Diyarbakır Kısa Film Festivali başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla ve Diyarbakır Valiliği ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin paydaşlığında düzenlenen 2.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla ve Diyarbakır Valiliği ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin paydaşlığında düzenlenen 2. Uluslararası Diyarbakır Kısa Film Festivali başladı. 12 Ekim Çarşamba günü söyleşi, masterclass ve film gösterimleriyle başlangıcını yaparken, görkemli bir açılış töreniyle izleyicisiyle buluştu.


Geride kalan ilk gün heyecanının ardından üç gün boyunca festival çoşkusu yaşatacak olan 2. Uluslararası Diyarbakır Kısa Film Festivalinin ilk etkinliği, festivalde onur ödülüne layık görülen oyuncu Parla Şenol ile gerçekleştirilen masterclass oldu. Gazeteci Kıvanç Terzioğlu’nun yürüttüğü masterclassta Şenol, oyunculuk tecrübelerini katılımcılara anlattı. Söyleşi esnasında katılımcıların merak ettiklerini de cevaplayan Şenol, İran’da kadınların başlattığı saç kesme eylemine destek vererek bir tutam saçını kesti.



“Kültür için en önemli araç sinema”


2. Uluslararası Diyarbakır Kısa Film Festivalinin açılış töreni ise, Dicle Üniversitesi Kongre Merkezinde gerçekleştirildi. Geceye onur ödüllü oyuncu Parla Şenol, Kültür Bakanlığı temsilcisi oyuncu İpek Tuzcuoğlu, oyuncu-yönetmen Görkem Yeltan ve yönetmenler Ömür Atay ile Banu Sıvacı gibi sinema sektörü profesyonelleri katıldı. Görkemli bir açılış töreniyle sinemaseverlerin karşısına çıkan festivalin ilerleyen günlerindeki etkinlikler hatırlatıldı. Oyuncu Gizem Erman Soysaldı’nın sunuculuğunda gerçekleşen törende konuşan festival direktörü Serhat Gönen, Diyarbakır’ın kültür yapısına, estetik ve teknik gelişimine öncülük etmek adına harekete geçtiklerini ve festivali düzenlediklerini belirtti. Festivalin danışmanlığını üstlenen İpek Tuzcuoğlu, festivalin paylaşımcı olduğuna dikkat çekerek tüm katılımcılara açılış töreninde selamlayarak yarışmada olan herkesin şanslı olduğunu söyledi. Sevdiği şehirlerin kendini hep geri çağırdığını ve Diyarbakır’ın da bu özellikte olduğunu belirten Ulusal Kurmaca Jüri Başkanı Yönetmen Ömür Atay ise, ‘yaşasın sinema’ diyerek filmlerini paylaşan tüm yönetmen ve yapımcılara teşekkür etti.



Cezmi Baskın, Suna Selen ve Parla Şenol’a ödül


Festivalde emek ve onur ödülleri sahiplerine de ödülleri sunuldu. Sami Hazinses adına verilen Emek Ödülü sahibi Suna Selen, geceye sağlık sorunları nedeniyle katılamadı. Selen, geceye bir video göndererek tüm festival ekibine teşekkürlerini ve mutluluklarını sundu. Selen’in ödülünü gazeteci Kıvanç Terzioğlu teslim aldı. Sezai Karakoç adına verilen Emek Ödülü sahibi Cezmi Baskın da sağlık sorunları nedeniyle geceye katılamazken, Baskın bir video mesajıyla tüm katılımcılara selam gönderdi. Basın, videodaki konuşmasında tüm festival ekibine teşekkürlerini sundu. Baskın’ın ödülünü ise, sinema eleştirmeni ve sunucu Deniz Ali Tatar teslim aldı. Festival bünyesinde bu yıl ilk kez verilen Onur Ödülü ise, rol aldığı “Selena” dizisinde canlandırdığı ‘Müstesna’ karakteriyle gerçekleştirdiği performansıyla milyonların sevgisini kazanan başarılı oyuncu Parla Şenol’a sunuldu. Ödülü almak üzere sahneye çıkan Şenol, kendisini bu ödüle layık gören tüm festival ekibine teşekkürlerini sundu. Şenol ayrıca: “Diyarbakırlı gençlerle bir söyleşi yaptık, çok güzel oldu. Diyarbakır özel bir şehir ve bu tür festivaller insanların bir araya gelmesini, duygularını paylaşmalarını sağladığı için çok önemli. Bir parçası olduğum için mutluyum” dedi.



Sinemaya doyuracak etkinlikler


Festivalde düzenlenecek olan tüm etkinlikler, Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezinde sinema severlerle buluşmaya devam ediyor. Çekimleri Diyarbakır’da gerçekleştirilen “Suzan Suzi” filminin gösterimi yapılacak. Bedri Ayseli’nin yapımcılığını üstlenip başrolünde yer aldığı ve Ahmet Hoşsöyler’in yönettiği filmin gösterimi, 13 Ekim Perşembe saat 18.30’da başlayacak. Festival çerçevesinde yarışan kısa filmlerin gösterimi ise, iki salonda gerçekleştirilecek. Gösterimler, dört gün boyunca saat 13.00’da başlayacak ve 19.00’a kadar sürecek. Filmler günde dört farklı seansta izleyicilerle buluşacak.


13 Ekim Perşembe günü ise; saat 13.30’da yönetmen Selman Nacar’ın ‘İlk Film İlk Yönetmenlik’ söyleşisi, 15.00’da sinema eleştirmeni Rıza Oylum’un “İran Sineması’nda Kısa Film Kültürü” söyleşisi, 16.00’da TRT Sinema Müdürü Faruk Güven’in ‘TRT12 Punto Ortak Yapımı Filmlerin Proje Süreçleri’ söyleşisi ve 17.00’da menajer Tümay Özokur’un ‘Adım Adım Oyunculuk’ söyleşisi gerçekleşecek. 14 Ekim Cuma günü; 14:00’da yönetmen Ramazan Kılıç’ın ‘Kısa Film Yapımı’ söyleşisi, 15.00’da yönetmen Banu Sıvacı’nın “Fikirden Senaryoya Senaryodan Filme” söyleşisi, 17.00’da oyuncu Erkan Avcı’nın “Oyunculuk Sohbetleri” söyleşisi ve 18.00’da Alican Yücesoy’un “Sinemada Oyunculuk” konulu söyleşileri düzenlenecek. Ve festivalin son günü olan 15 Ekim Cumartesi günü ise; 13.00’da yapımcı Bulut Reyhanoğlu’nun “Bağımsız Sinemada Yapımcılık” söyleşisi, 14.00’da yönetmen Gözde Kural’ın “Senaryodan Beyazperdeye” söyleşisi ve 15.00’da Ulusal Kısa Film Jüri Başkanı yönetmen Ömür Atay’ın masterclass çalışması gerçekleştirilecek.



15 Ekim akşamı ödüller sahiplerini bulacak


2. Uluslararası Diyarbakır Kısa Film Festivalinde filmler; Ulusal Kısa Kurmaca, Ulusal Kısa Belgesel ve Uluslararası Kısa Film Yarışması olmak üzere üç ayrı kategoride 10 film yarışmada yer alıyor. Festivale başvuran ve ana seçkiye seçilen kısa filmler, toplam 15 ödül heykelciği ve 40 bin TL’lik ödül için yarışacak. Jüri üyeleri tarafından belirlenen sonuçlar, 15 Ekim akşamı saat 19.00’da İç Kale Eski Cezaevi’nde düzenlenecek olan ödül töreninde açıklanacak.


Yönetmen ve yapımcı Serhat Gönen’in direktörlüğünde gerçekleştirilen ve Diyarbakır Kültür Sanat ve Sinema Derneği (DİSİNEDER) tarafından organize edilen 2. Diyarbakır Uluslararası Kısa Film Festivali’nin koordinatörlüğünü ise Esra Güzel yapıyor. Ayrıca, meslek birliği BİROY’un temsilcisi olarak Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Destekleme Kurulu’nda iki yıl boyunca kurul üyeliği yapan ve 2022 yılı itibariyle Kültür Bakanlığı temsilcisi olarak görev yapan başarılı oyuncu İpek Tuzcuoğlu, festivalin bu yılki danışmanlığını üstleniyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Yetişkin’in sosyal medya paylaşımı duydulandırdı Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanan ve Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi’nde yaşama yeniden ‘Merhaba’ diyen bir anne ve kızının yaşamını anlatan video annelerin fedakarlığı, çocukların yaşama güvenle tutunabilmesi ve sevginin simgesi oldu. Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi, alanında uzman eğitimcileri, çağa ve bilime uygun sınıfları ve araç gereçleri ile yüreğinde sevgi dolu personeliyle yüzlerce aileye umut olmaya devam ediyor. İncirliova ilçesinde yaşayan Melis Ören ile kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’yle tanıştıktan sonra hikayesini anlatan video, "Anne olmak herkes için farklı bir yolculuk. Bizim yolumuz biraz daha sabır ve anlayış istiyor" sözleriyle başlıyor. Anne Melis Ören, ilerleyen saniyelerde kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’nde eğitim almadan önce yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı, "Derdini anlatamazdı. Derdini anlatamayınca ağlardı. Kendini yerlere atardı ve elimden hiçbir şey gelmiyordu. Çaresiz hissediyordum." Videonun devamında, Anne ve kızının birlikte Otizm Yaşam Merkezi’ne doğru umut yolculuğuna ait görüntüler yer alıyor. Daha sonra Otizm Yaşam Merkezi’ndeki ilk günlerini anlatan anne, heyecanının yüksek olduğunu ve her şeyi zamanla yaşayarak öğrendiklerini söyledi. Lina’nın merkezde çok güzel bir eğitim aldığını ve öğretmenlerin fedakârlıklarının sürece katkısından bahsetti. Mutluluk gözyaşlarının aktığı bir sonraki kesitte ise anne Ören, "Lina’nın annesi olmak paha biçilemez bir şey. Benim anneler günüm Otizm Yaşam Merkezi’nde başladı. Hediyem ise Lina’nın gözlerimin içine bakıp ‘anne’ demesi" sözleriyle yaşadıkları olumlu değişimi en güzel şekilde anlattı.
Kastamonu Çocukları için memurluğu bıraktı, kursta tanıştığı sanatla şimdi kadınlara umut oluyor Kastamonu’da yıllar önce çocuklarını büyütmek için memurluğu bırakan Seval Bahadır Koç’un kursta tanıştığı coğrafi işaretli taş baskı sanatı mesleği oldu. Kurduğu atölyede asırlardır devam eden geleneği yaşatan Koç, bir yandan da sanatını öğrettiği kadınları meslek sahibi yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 53 yaşındaki Seval Bahadır Koç, yıllar önce memur olarak atandığı mesleğini çocuklarını büyütmek için bıraktı. Çocuklarını büyüten Seval Bahadır Koç, 10 yıl önce farklı bir şeyler öğrenmek için Halk Eğitim Merkezi’ne gitti. Merkezde Kastamonu’nun coğrafi işaretli sanatı olan taş baskıyla tanışan Seval Bahadır Koç, çok sevdiği bu sanatı mesleği haline getirdi. Önce evinin bir bölümünü atölyeye çeviren Seval Bahadır Koç, taş baskı sanatıyla masa örtüsünden kıyafete, çantadan çeyizlik ürünlere kadar çeşitli ürünler yapmaya başladı. Kısa süre sonra eve sığmayan sanatını daha profesyonel hale getirmek isteyen kadın girişimci, Tarihi Yakup Ağa Külliyesi’nin karşısındaki eski sübyan mektebinde atölye açtı. Yıllardır atölyesinde asırlardır devam eden taş baskı geleneğini yaşatan Seval Bahadır Koç, bir yandan da farklı şehirlerden gelen kadınlara taş baskı sanatını öğreterek meslek sahibi olmalarını sağlıyor. "Kursun ardından bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim" Taş baskı sanatıyla tanışma hikayesini anlatan Seval Bahadır Koç, "Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı bir kursa katıldım. Kursun ardından da bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim. Önce evimde küçük bir atölye kurdum. Malzemeleri yavaş yavaş temin ettim. Daha sonra dükkan kadar malzeme birikince dükkan açtım. Dükkanımda satışlarımı ve imalatımı yapıyorum. Şehir dışında gelenlere de bu sanatı tanıtmaya çalışıyorum" dedi. "Baskı yapmak çok hoşuma gitti" ? Çocukları için mesleğini bıraktığını ve şimdiki işini çok sevdiğini dile getiren Seval Bahadır Koç, "Aslında ben memur olarak atanmıştım, oğlumu büyütmek için mesleğe başlamadım. Daha sonra çocuklar büyüyünce bir meşgale aradım kendim için. Tesadüfen Halk Eğitim Merkezinin açtığı kursa katıldı. O zaman taş baskı ilgimi çekmemişti. Ama baskı yapmak çok hoşuma gitti. Ayrı bir terapi. Baskıyı yaparken üretim moduna giriyorsunuz. Bir örtü yaparken kafanızda ikinci örtüyü tasarlıyorsunuz. Çok zevkli bir iş. Onun için dedim ki ben bu işi ileride sürdürebilirim. O şekilde başladım, şimdi de çok memnunum. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olduğu için birilerine aktarmak, bir yerlerde yapıldığını görmek çok iyi bir şey" diye konuştu. "Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor" Çok sayıda ilden kursiyerlerin geldiğini kaydeden Koç, "Kursiyerlerim var. Özel kurslar veriyorum. Değişik illerden kursiyerler geliyor. Öğrendikten sonra gidip memleketlerinde bu işi yapıyorlar, dükkanı olanlar var. Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor. Hem bir kadının emekçi olup para kazanması beni mutlu ediyor hem de Kastamonu’nun bir kültürünü başka şehirlere tanıtmak sevindiriyor" şeklinde konuştu. "Bine yakın kalıbım var" Sanatla ilgili bilgi veren Koç, yaptığı desenlerin kullandığı boya sebebiyle asla silinmediğini kaydederek, "Kalıpların her biri farklı bir desendir. Bir yerde çiçek deseni ya da geometrik bir desen gördüğümüzde hemen onun kalıbını yaptırıyoruz. Gördüğümüz her şeyin kalıbını yaptırmak zorunda hissediyorum. Şu an ne kadar kalıbım olduğunun sayısını bilmiyorum. Belki bine yakın kalıbım vardır. Çok kullandığım kalıplarımı göz önünde tutuyorum. Az kullandığım kalıplarımı ise kaldırıyorum, lazım olduğunda tekrar alıyorum. Bir örtüyü yapmam yarım saat, bir buçuk saat arasında tutuyor" ifadelerini kullandı.