EKONOMİ - 04 Haziran 2024 Salı 11:16

-ÖZEL) Balkonda başlayan çikolata macerası

A
A
A
-ÖZEL) Balkonda başlayan çikolata macerası

Diyarbakır’da evinin balkonunda çikolata imalatı yapan aile, talep artınca işletme açarak Fransız mutfağına uzandı. Belçika’dan tedarik edilen hammadde ile müşteriler eşsiz çikolata tadıyor.


Diyarbakır’da bir işletmede 5 yıl çalıştıktan sonra ayrılan Gülhan Gül Budak, evinin balkonunda çikolata imalatı yapmaya başladı. Çikolataya talebin yoğun olmasıyla birlikte Budak, kız kardeşi Gülfer Esmer ve Fransız pastacılığı eğitimi alan oğlu Emre ile birlikte Kayapınar ilçesinde “Gül Chocolate” isimli butik kafe açtı.


Balkonda başlayan maceranın işletmeye dönüştüğünü söyleyen Gülfer Esmer, yeğeni Emre’nin ustalığını yaptığı işletmede tamamen orijinal Belçika çikolatası kullandıklarını söyledi.


Esmer, “Ablam Gülhan daha önce bir firmada çikolata ustası olarak çalışıyordu. Daha sonra oradan ayrılınca evinin balkonunda çikolata yapmaya başladı. Evinin balkonunu resmen çikolata imalathanesine çevirmişti. Bir zaman sonra da imalat yeri açmaya karar verdik. Gül Çikolata isimli yer açtık biz de. Balkonda başlayan bir macera iş yerine dönüştü. Ablamın oğlu Emre de Fransız okulundan gördüğü pasta yapımı ile ilgili eğitimini tamamladıktan sonra mezun oldu. İş yerinde usta olarak başladı” dedi.


“Hedefimiz yurtdışı”


Şu an birkaç ülkeyle ihracat konusunda temaslarının olduğunu ifade eden Esmer, “Çikolatalarımız tamamen doğal. İçerisinde hiçbir şekilde katkı maddesi bulunmuyor. Belçika çikolatası. Pastalarımızın hepsi Fransız usulü. Diyarbakır’da kolay kolay bulunamaz tarifleri müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Her gün bu çeşitlerin üzerine yenisini ekliyoruz. Aynı zamanda yurtdışıyla temaslarımız bulunmakta. Hedefimiz yurtdışında birçok ülkeye ihraç sağlamak. Biz sadece Belçika çikolatası sattığımız için fiyatlarda elimizden geldiğince müşterilerimize yardımcı oluyoruz. Kardan çok insanlarımızın bu çikolataları tatmasını istiyoruz. Çünkü Diyarbakır’da bu kadar kaliteli çikolata yok diyebiliriz” diye konuştu.


İmalathanede usta olarak çalışan Emre Gül Budak, hiçbir zaman kaliteden şaşmayıp sürekli Belçika çikolatası üzerine yürüdüklerini belirtti.


Budak, “Ben küçüklüğümden beri meraklıydım bu mesleğe. Ailem her zaman beni mühendis olarak büyütme üzerine bir eğitim almamı istedi. Hiçbir zaman da mühendisliğe merakım olmadı. Şansıma ki annem bir pastanede işe başladı. 5 yıl boyunca orada mesleğini sürdürdü ve çikolata ustası olarak ayrıldı. Evimizin minik bir balkonunda kendi işletmemizi kurarak çikolata yapıp satışa sunmaya başladık. Talep artınca yer açmak istedik. Biz de ufak bir butik kafe açmaya karar verdik. Hiçbir zaman kaliteden şaşmayıp sürekli Belçika çikolata üzerine yürüdük” diye konuştu.


Çikolatanın yanı sıra Fransız pastacılığı üzerine almış olduğu eğitimle çeşitli pastalar ürettiğini dile getiren Budak, “Eğitimini almış olduğum Fransız pastacılığından sonra da çok güzel ürünler yapmaya başladık. Bunlardan birkaçı; tiramisu, magnolia, san sebastian, victoria sponge kek. Bunların her biri tamamen Fransız pastacılığı üzerine yürütülüyor. Herhangi bir bitkisel yağ kullanmıyoruz. Tamamen tereyağı ile ürünlerimizi yapıyoruz. Zararlı hiçbir gıda maddesi kullanmadan, müşterilerimize en yüksek kalitede, fiyat performans olarak da en düşük aralıkta hizmet sağlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz" Kas-iskelet sistemi ağrıları, sinir sıkışmaları, boyun ve bel kaynaklı şikayetlerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında öne çıkan hidrodiseksiyon yönteminin, ağrıyı baskılamaktan çok sorunun kaynağına yönelik bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Hidrodiseksiyon tedavisinin ultrasonografi eşliğinde uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemde amaç; sinir, fasya ve yumuşak dokular arasında gelişen yapışıklıkları açmak, sıkışan dokuları serbestleştirmek ve bölgedeki hareket kabiliyetini yeniden kazandırmaktır" dedi. "Ağrıyı değil, nedeni tedavi etmeyi hedefliyoruz" Birçok hastada yalnızca geçici rahatlama sağlayan yöntemler yerine, problemin kaynağına yönelmenin önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hidrodiseksiyon yönteminin özellikle kronik ağrılarda neden odaklı modern tedavi seçeneklerinden biri haline geldiğini kaydetti. Hangi hastalıklarda kullanılıyor Hidrodiseksiyon tedavisinin uzman değerlendirmesi sonrası uygun hastalarda uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Karpal tünel sendromu ve diğer sinir sıkışmaları, boyun ve bel fıtığına bağlı yayılan ağrılar, siyatik sinir irritasyonu, omuz ağrıları ve hareket kısıtlılıkları, tenisçi dirseği, topuk ağrısı ve tendon sorunları, kas spazmları, miyofasiyal ağrı sendromu, ameliyat sonrası gelişen yumuşak doku yapışıklıkları, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviye rağmen devam eden kas-iskelet sistemi ağrıları" dedi. "Kortizonsuz uygulanabilmesi önemli avantaj" Birçok vakada işlemin kortizon kullanılmadan yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Koca, "Özellikle diyabet hastaları, kortizon kullanmak istemeyen bireyler ve tekrarlayan enjeksiyonlardan kaçınmak isteyen hastalar açısından bu önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. "Aynı gün günlük yaşama dönüş mümkün" İşlemin poliklinik şartlarında ve kısa sürede uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, genel anestezi gerektirmeyen yöntemde hastaların çoğu zaman aynı gün günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi. "Kişiye özel planlama ile etkili sonuçlar alınabiliyor" Tedavi öncesinde detaylı muayene ve değerlendirme yapıldığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Her hastanın ağrı nedeni farklıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kişiye özel planlama ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.